Ankara’nın NATO’da en az 3 kozu var

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı çıkan Türkiye’nin, bunu eyleme dökebilmesi için elinde en az üç kozu bulunuyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal harekâtı sonrası İskandinav ülkelerinden Finlandiya ve İsveç, NATO’ya tam üyelik için Kuzey Atlantik Konseyi’ne başvuruda bulunmaya hazırlanıyor. Her iki ülke de, ulusal parlamentolarından, NATO’ya üyelik başvurusu için yetki aldı. Ancak Türkiye, Finlandiya ile İsveç’in terör örgütü PKK gibi Türkiye aleyhinde faaliyette bulunan örgütlere verdiği destekten dolayı bu işe sıcak bakmıyor. Zira Türkiye’ye silah ambargosu uygulayan Helsinki ile Stockholm, Ankara’nın iadesini talep ettiği 33 teröristin Türkiye’de yargılanmalarına da izin vermiyor.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, Türkiye’nin sert tutumunun, yapıcı müzakerelerle çözülebileceğini savunurken, İsveç ise, bir yandan Ankara ile diplomatik müzakere yürütüp diğer yandan da PKK’nın Suriye’deki uzantısı konumunda bulunan PYD, YPG ve sözde kadın kollarının temsilcileriyle Stockholm’de resmi toplantı düzenlemeye devam ediyor. Hatta bölücü terör örgütü, İsveç’in başkentinde Türkiye aleyhine bir yürüyüş düzenleyerek adeta Stockholm ve Ankara’ya gözdağı verme çabasına bile girişti. İsveç dışişleri bakanı Ann Linde’nin Türkiye aleyhindeki küstah açıklamaları da cabası...

Nasıl bir yol?

Bu çerçevede İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliğine sıcak bakmayan Ankara, iki ülkenin başvurusunu en az üç aşamada reddedebilir...

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e İttifak’a katılma isteklerini resmen bildirecek olan Finlandiya ve İsveç’in talepleri Kuzey Atlantik Konseyi toplantısına sunulacak. Türkiye, burada iki ülkenin üyeliği konusunu yokuşa sürebilir, hatta gündeme alınması ve değerlendirilmesini de engelleyebilir. İkinci aşamadaysa Ankara, iki ülkenin katılım belgelerinin hazırlık sürecinin ertelenmesini sağlayabilir ya da onaylanmasını askıya alabilir. Zira iki ülkenin üye olabilmeleri için, Madrid Zirvesi’nde imzaya sunulacak üyelik senedi taslaklarının hazırlanması gerekiyor. Her iki ülkenin de kendilerine has kısıtlamaları, Kuzey Atlantik Antlaşması’nın lahikasında yer alacak.

Üçüncü aşamaysa, Madrid Zirvesi. Zira Türkiye, bu zirvede, bir ülkenin veya her iki ülkenin üyelik senedini imzalamama hakkına sahip. Şayet Finlandiya ve/veya İsveç’in üyelik senetleri imzalanırsa, genel mütalaa, belgelerin bu kez de ulusal parlamentoda kabul edilmesi yönünde. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi, dilediği taktirde iki ülkenin üyelik belgelerini onaylamama hakkına sahip.

Diplomatik kaynaklar, Finlandiya’nın Türkiye’nin kaygılarını gidermek amacıyla bir çaba içerisine girdiğini dile getirirken, İsveç’in bu konuda sorunlar yaşadığını dile getiriyor.