Abdülhamid’in Romanı

Zülfü Livaneli 3 yıldır Abdülhamid hakkında yazılmış olan hemen hemen her şeyi okumuş.

Bir “Abdülhamid romanı” geliyor.

Livaneli imzalı…

Ertuğrul Özkök köşesinde bu romanın adını açıkladı:

“Kaplanın Sırtında…”

Özkök, ayrıca İlber Ortaylı’yı referans göstererek “Abdülhamid’in içki içtiğini, Batı müziği dinlediğini” de yazdı.

Abdülhamid’in Romanı

TORUNU ANLATIYOR

Abdülhamid’in torunu Osman Efendi’yle New York Manhattan’daki apartman dairesinde bir TV söyleşisi yapmıştım.

Önce, İlber Ortaylı’nın “Abdülhamid içki içerdi” söylemine   bir açıklık getireyim…

Osman Efendi’ye

o söyleşide bu içki konusunu sormuştum.

“R” harflerini “Ğ” olarak telaffuz eden Osman Efendi şu cevabı vermişti:

“Evet içki içeğdi efendim.

Ama…

Ğom (Rom) içeğdi. (Konuşmamızın bundan sonraki bölümünü “r” harflerini “ğ” ile değiştirmeden sürdürüyorum. G.C)

‘Alkollü içki günah değil mi, neden içiyorsunuz’ diye sorulduğunda (belki de kendisi ya da kardeşleri sorduğunda) ‘ben rom içiyorum. Bu şeker kamışı suyu. Günah değil’ derdi.”

Yani…

Abdülhamid rakı ya da şarap değil rom içermiş.

Abdülhamid’in Romanı

OPERAYI DEĞİŞTİRİRDİ

Gene Osman Efendi’den dinlediklerimle devam…

Abdülhamid gerçekten Batı müziğini, klasik müziği severmiş.

Yıldız Sarayı’na yaptırttığı konser salonu malum.

Sanatçılar orada ünlü operaları seslendirirmiş.

O söyleşide Osman Efendi dedesinin “sonu kötü biten” operalarda aşırı duygulandığını anlattı.

“Eğer salonda tek başınaysa operaların sonunu değiştirerek” sunarlarmış artistler.

Acıklı son yerine “mutlu sonla” bitirirlermiş.

Ama… Yabancı büyükelçiler Abdülhamid’in davetlisi olarak salondaysalar operaların sonları hiç değiştirilmez olduğu gibi oynanırmış.

………………

Osman Efendi “dedesinin yufka yürekli olduğunu” da anlatmıştı.

Şöyle dediğini hatırlıyorum:

“Dedem kimseyi öldürtmezdi. Kendisine isyan edenleri komplo yapanları da sadece sürgüne gönderirdi.”

………………..

Osmanlı hanedanının çoğu yoksul düşmüştü.

Hatta Osman Efendi’den önceki ailenin reisi Paris’teki bir mezarlığın bekçiliğinden emekli olmuştu.

Neden?

Osman Efendi “aslında hiçbirinin yoksulluk çekmemesi gerektiğini” söylemişti.

TV kayıtlarımdan yansıtıyorum:

‘Dedem, (Abdülhamid) bütün çocuklarına içi değerli taşlarla dolu kutular vermişti.

Babam dikkatli davrandı.

Dedemin verdiği serveti çarçur etmedi.

Gayet güzel hayat yaşadı.

Kendini klasik müziğe verdi.

Hatta babama Batılı devletler Arnavutluk krallığı teklif ettiler istemedi geri çevirdi.

Suriye krallığı teklif ettiler onu da

geri çevirdi.

“Siyaseti sevmiyorum, ben sanatla uğraşacağım” dedi ve ömür boyu hiç de sıkıntı çekmedi.

Ben de sıkıntı çekmedim.

Güney Amerika’da maden işleri yaptım.

Şimdi de Amerika’da iyi bir hayat yaşıyorum.

…………………

Biz Viyana’ya yerleşmiştik.

Babama piyano çalarken eşlik eden bir hanım gelirdi.

Onu getiren çok konuşkan biri vardı.

Ellerini kollarını sallayarak hep bir şeyler anlatırdı bize.

Babama “bu adam çok hoş sohbet biri.

Neden kapı girişinde tutuyorsunuz, yanınıza almıyorsunuz” diye sorduğumuzda babam, “o iyi bir adam değil” cevabını vermişti.

Sonradan öğrendik ki o adam Hitlermiş.’

Abdülhamid’in Romanı

ABD BÜYÜKELÇİSİNİN KIZI

Osman Efendi Yeniköy’deki Yalı’da doğmuş.

Ama o doğmadan çok önce babası bekarken dönemin Amerikan Büyükelçisinin kızı flört ile ediyormuş.

Beraber at binerek Belgrat ormanlarına giderlermiş.

Aralarındaki aşk alevlenince ABD Büyükelçisi, Abdülhamid’e gidip “bu gençleri evlendirelim” diye önermiş.

Abdülhamid çok hiddetlenmiş, kesinlikle karşı çıkmış ve Amerika’dan da büyükelçiyi İstanbul’dan geri çekmesini istemiş…

………………

Gerçekten Abdülhamid’in iyi

incelenmiş ve gerçeklere dayanan hayatı, Zülfü Livaneli’nin kaleminden müthiş bir roman olur.

Merakla bekliyorum.

Ertuğrul Özkök’ten okuduğuma göre Livaneli kitabın son halini yayın evine vermek üzereymiş.