Lider ve ‘ilk’ yol arkadaşları

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un son kitabından birkaç satırı tekrar tekrar okudum ve düşündüm.

Mustafa Kemal İzmir suikastı davasından sonra kader arkadaşları için “Komutanlarımı kurtardım” diye yazmıştır.

Onlardan biri olan Refet Paşa’ya bir araya geldiklerinde “Beni öldürmek istediğinize hiçbir zaman inanmadım” der.

Ardından “Ama bana isyan ettiniz” gibi bir serzenişte bulunur.

Refet Paşa’nın cevabı “İsyan etmedik, içimizden birini kıskandık” olur.

....................

Refet Paşa’nın bu itirafı bütün zamanların “lider ve yola çıktığı yakın arkadaşları ilişkilerini” açıklayan psikolojik etkeni ortaya koyuyor.

Yola çıkarken lider “eşitler arasında birincidir.”

Ancak...

Zaman içinde lider çok öne çıkar.

Artık “eşitler arasında birinci” konumu geçmişte kalır.

Lider “tek adam” statüsünü kazanır.

Halkın gözünde ve kalbinde zirvededir.

Yola beraber çıktığı arkadaşlar bu karizmaya ve etkinliğe elbette sahip değillerdir.

Lider kararlarını alırken onlara daha az danışır.

Bazen danışmaz.

Yeni isimler yakın çevre oluşturur.

Onlarla daha fazla görünür.

Onların fikirlerini alır.

Yola beraber çıktığı, “eşitler arasında birinci olduğu” ilk kader arkadaşları muğberiyet, burukluk, kenarda kalmışlık duygularına kapılırlar.

Aralarındaki makas giderek açılır.

Hatta Refet Paşa’nın itiraf ettiği “kıskançlık” bile oluşur.

.....................

Tarihteki hemen hemen bütün liderlerin yaşamında bu psikolojik durumun etkisiyle kopmalar, yol arkadaşları arasında karşı karşıya gelişler gözlemlenebilir.

Fransız İhtilali’nden kalma “İhtilaller önce kendi öz çocuklarını yer” söylemi de -bir bakıma- bu gözlemle örtüşüyor.

Mustafa Kemal Atatürk özelinde bakarsak yola birlikte çıktığı kader arkadaşlarından Refet, Kazım Paşa’larla ve Rauf Bey’le aralarında açı genişlemesi, soğukluk, kopukluk için bu psikolojinin bir ölçüde etken olduğu düşünülebilir.

Onlar gerçek vatanseverlerdi.

Daha Erzurum’dan başlarsak Kazım Karabekir Paşa, padişah fermanını dinleyerek üniformasını çıkarmış sivil Mustafa Kemal’i tutuklasaydı tarihin seyri ne olurdu?

Mustafa Kemal Paşa’nın şahsında başlayan İstiklal Savaşı daha oracıkta noktalanır mıydı?

Oysa...

Kazım Karabekir Paşa, sivil Mustafa Kemal’in önünde selam çakmış, “Emrinizdeyim Paşam” demiştir.

Ama...

Zamanla yukarıdaki satırlarda anlattığım süreç yaşanmış, en önemli kararlarda Karabekir ve diğer “ilk” yol arkadaşları kendilerini dış çemberde hissetmişlerdir.

Cumhuriyet’in ilanı sırasında hiçbiri Ankara’da değillerdi.

Bundan alınmışlardı.

Fakat...

Hiçbir zaman Atatürk’ü öldürmeyi, bir suikastın içinde yer almayı akıllarının kenarından bile geçirmediler.

Mustafa Kemal Paşa da zaten onların İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmaları ve beraat etmeleri sonrası “Onların suikast içinde olabileceklerine hiçbir zaman inanmadım” demiş bulunuyor.

......................

Kimseyi Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’le asla kıyas etmem.

Ama...

Bir genelleme kuralına en açık kanıt olarak yazdım.

Bugün AK Parti’de en üst düzeyde görev yapanlar arasında kaç kişi hâlâ Recep Tayyip Erdoğan en yakınında?

Büyük kısmı devre dışı.

Ve...

Bazıları da siyasi parti kurarak karşısında yer alıyor.

Elbette bazı gerçekçi bakış açıları farkı ve nedenleri olabilir, ama belirttiğim “psikolojiyi” de bir kenara yazın.