Netameli ‘çatışma söylemi’

İsrail medyası ilk kez “Türkiye ile çatışma olasılığına” işaret etti.

Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan şu satırlar düşündürcü:

“Türkiye, donanmasını Gazze’ye göndermek istiyor. İsrail, Münhasır Ekonomik Bölgesi’ni savunmak için yeni Sa’ar 6 korvetler satın alıyor. Türkiye’nin Gazze’ye deniz yoluyla desteğini artırması, İsrail ve Türkiye’yi askeri bir çarpışma rotasına sokabilir.”

Bu “netameli” söylemin nedeni “Türkiye’nin, Gazze’ye Libya modeli uygulayacağı” kuşkusu ya da kaygısı...

Emekli Amiral Doç. Cihat Yaycı’nın başında bulunduğu BAU DEGS (Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi) tarafından önerilen “Filistin’e Libya modeli” projesi çok ses getirdi...

“Türkiye’nin Akdeniz kıyılarından Gazze kıyılarına uzanan deniz koridoru” iki tarafın kıta sahanlıklarını birleştiriyor. Münhasır Ekonomik Bölge oluşturuyor. Türkiye’nin “Mavi Vatan” alanını daha da genişletmenin yanı sıra Yunanistan ve İsrail arasında Münhasır Ekonomik Bölge’yi de kesiyor. Yunanistan’ın “Info Gnomon Politics”in yayınında bu proje için “Kuluçkadaki gri kurt mutludur” başlığı atılmış. (Herhalde “bozkurt” denilmek istenmiş.)

Bu projenin “İsrail’in Kıbrıs ve Yunanistan’la doğal gaz boru hattı planına darbe vuracağı” da iddia edilmekte.

Gazze, KKTC ve Tayvan

Peki, hukuk açısından Gazze’yle böyle bir anlaşma mümkün mü?

Şöyle bir değerlendirme yapılıyor.

“Türkiye, KKTC’yi ayrı bir bağımsız devlet olarak tanımayı” planlamakta. Uluslararası tanınmasa da “bağımsız KKTC ile anlaşma imzalayabileceği” görüşünde. 

Tayvan ve KKTC gibi, Filistin’de bir anlaşmanın tarafı olabilir.

Bu da -muhtemelen- “Hamas’la anlaşmakanlamına geliyor.

Ayrıca...

“East-Med üyeliği”, Filistin’in Doğu Akdeniz’de başlı başına uluslararası bir birim olduğunun göstergesidir. 

Netameli  ‘çatışma söylemi’

Biden ile zor...

Pazar günü 48 Demokrat senatörden 28’i “İsrail ile Hamas arasında acil ateşkes” çağrısı yaptı. Oysa Demokrat Parti bir zamanlar İsrail’in sorgusuz sualsiz, kayıtsız şartsız dostuydu.

Demokrat senatörlerin yarısından fazlasının bu tavrı, artık bir şeylerin değişmekte olduğunu gösteriyor. Dahası...

10 Yahudi Demokrat senatörden 3’ü de bu çağrıya imza atmıştı.

Bu “bölünme/kırılma” Biden üzerinde baskı oluşturmakta.

Washington Post gazetesinde Henry Olsen sadece üst yapı senatörlerde değil Demokrat seçmende de İsrail’e bakışın değiştiğini” yazdı. 2019’daki PEW anketine göre “Demokratların yüzde 35’i” İsrail’e olumsuz bakıyor.

Henüz yeni yapılan (mart ayında) Gallup anketi ise Demokratlarda İsrail aleyhine çizginin sürdüğünü” gösteriyor.

İsraillilere sempati” yüzde 43’e düşmüş, “Filistinlilere sempati” ise yüzde 38’e yükselmiş.

Henry Olsen, Demokratların çoğunluğunun şu anda ABD’nin İsrail’e Filistinlilerle uzlaşma için baskı yapmasını istediğini” yazdı.

Noktayı şöyle koydu:

“Biden Demokratlar arasındaki bu bölünmeyi görmezden gelemez. Orta yol izlemeli. İsrail’i, İran’la nükleer anlaşma ve bağımsız bir Filistin devletine olumlu konuma sokmanın bir yolunu bulmalı.”

.......

Biden, demeçlerinde “İsrail kendini savunma hakkını kullanıyor” tavrını koysa da, Netanyahu ile telefon konuşmasında -kapalı devre diyalogda- “Filistin’de ateşkes istediğini” söylemek zorunda bırakıldı.

Sağ yükselişte

İsrail sağa kayıyor. Bu nedenle de Biden ve “Filistin’le barış” isteyen Batılı devlet adamlarının, kanaat önderlerinin işi zor.

Washington Post’a göre, “İsrail, 2000 yılındaki İkinci İntifa’dan bu yana çarpıcı ivmeyle sağa kaydı.”

İsrailli gençler büyük ölçüde sağla özdeşleşiyor.

Dini hukuk emirlerini içeren “Halaha”ya sıkı sıkıya bağlı Haredi (ortodoks) Yahudi nüfusu, İsrail’in geri kalanına göre iki kattan fazla oranda artıyor. Yani “İsrail sağının gelecekte daha da büyüyeceği” görülmekte.

Sonuç...

İsrail demografisi ile Demokrat Parti seçmen duyguları arasındaki makas açılmakta.

Netameli  ‘çatışma söylemi’
Netameli  ‘çatışma söylemi’

Damat çıkmazı

NYT’ye göre (New York Times) Trump’ın Yahudi damadı Kushner’in “absürt barış planı” başarısız oldu.

Trump “İbrahim anlaşmalarını” yaptırmak için Araplara büyük ödün verdi. (NYT yazarı Michelle Goldberg “ödün”  yerine “rüşvet”  kelimesini kullanıyor.) Şöyle ki:

- BAE’yle muazzam bir silah anlaşması yaptı.

- Fas’ın “Batı Sahra’yı ilhakını” destekledi.

- Sudan’ı “ABD’nin terörizm sponsoru devletler listesinden” çıkardı.

Ama... “Filistinlileri yok farz eden ve sadece bir emlak anlaşmazlığına indirgeyen” Trump ABD’si bu son çatışmalarla “damat çıkmazına” girdi.

Ve... En kötüsü, İsrail’in içindeki Yahudiler ve Filistinlilerin çatışmaları büyüyor.

Lod’da en az 4 sinagog yakıldı. The Times of Israel, “Yahudi çeteleri Tiberias ve Hayfa sokaklarında dolaşarak saldıracak Arapları arıyor” alarmı verdi.

Yangın İsrail’in içine de sıçramış oluyor.