Örtü aralandı

Taliban’ın üst düzey komutanı Vahidullah Haşimi soru işaretlerinden bazıları üzerindeki örtüyü araladı.

Şöyle ki...

Soru:

Yeni ilan edilen “Emirliği” kim ya da kimler yönetecek?

Cevap:

Şeriat kanunlarına göre bir konsey yönetimi olacak.

Hareketin dini lideri Heybetullah Ahundzade ise başkan.

Soru:

Nasıl bir sistem?

Cevap:

Demokratik sistem olmayacak. Afganistan’da ne tür bir siyasi sistem olmalıdır tartışmadık, tartışmayacağız çünkü açık.

Şeriat kanundur ve bu kadardır.

Soru:

Ya kadınların durumu?

Cevap:

Kadın haklarına din kuralları çerçevesinde saygı gösterilecek.

Soru:

Mesela...

Burka mı giyecekler?

Cevap:

Kadınların ne giyeceği gibi konular

İslam âlimlerinden oluşan bir konsey tarafından belirlenecek.

.........

Bu satırlar dünkü Washington Post’ta yayımlandı.

Vahidullah Haşimi Reuters Ajansı muhabirine konuşmuş.

Okuduklarımdan yaptığım çıkarıma göre diğer kadın hakları konularında da “İslam âlimlerinden oluşan konsey” önemli rol oynayacak.

Yani...

“Kızların okula gitmeleri, kız ve erkek çocuklarının aynı okulları, aynı sınıfları paylaşıp paylaşamayacağı, kadınların hangi meslekleri icra edebilecekleri, yalnız sokağa çıkabilmeleri, yalnız seyahat edebilmeleri ve bunun

gibi bir dizi düzenleme...”

Örtü aralandı

.........

Teğel dikiş

Ancak...

Dün Kabil’de Taliban tarafından ilan edilen “Emirlik” için “diğer ülkeler tarafından tanınmak, meşru devlet statüsünü kazanmak” sorunu var.

Bunu sağlamak için en azından ilk zamanlarında “insan haklarında ve -bu bağlamda- kadın haklarında ılımlı görünmek zorunda.”

Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid düzenlediği basın toplantısında işte bu “ılımlı” algısını -mümkün olduğunca- yaratmak çabasındaydı.

Söylemlerinden seçmeler yapayım.

Şöyle ki...

- Savaş bitti, intikam almayacağız.

- Tüm devlet yetkilileri için “genel af” ilan ettik.

- Kadınları din esaslarına göre çalıştırmaya kararlıyız. Sağlık sektöründe ve diğer ihtiyaç duyulan alanlarda çalışabilecekler.

- Afganistan, dünyanın geri kalanı için asla bir tehdit kaynağı olmayacak. (DAEŞ, El Kaide ve diğer örgütleri barındırmayacağız diye isim vererek bir açıklama yapsaydı daha inandırıcı olurdu. GC)

- Afganistan artık küresel afyon üretiminin kalbi olmayacak. Alternatif mahsulleri teşvik etmek için uluslararası desteğe ihtiyacımız var.

Medya faaliyetlerini sürdürecek.

Ancak üç koşulla.

1Hiçbir program İslami değerlere aykırı olmamalı.

2Haberciliktarafsız olmalı.

3Hiç kimsenin ulusal çıkarlarımıza aykırı bir yayın yapmasına

izin verilmeyecek.

.............

Eski Taliban dönemine göre hayli farklı olsa da bu güvenceler gene de sağlam bir “çift dikiş” değil.

Kolayca sökülebilecek “teğel” gibi.

Örneğin...

“12 yaşından büyük kızlara okul yasağı” konusunda sözcü Mücahid tek kelime söylemedi.

“Kadınların İslam esasına göre çalışacakları” yolundaki sözleri, yazının başlarında yer alan “Kadınların giysileri için İslam alimleri karar verecek” kelimelerinin gölgesinde kalıyor.

Medyanın faaliyetleri için bir yorum yapmama hiç gerek yok.

Mücahid’in dile getirdiği üç şartı bir daha okuyun, yeter.

Taliban’ın kuracağı yönetim -direnişteki- “kuzey ittifakına” kapatılmış.

Bu durumda Taliban’ın ülkeye egemen olması çok zor.

İç savaş uzak ihtimal değil.

“Eroinde dünya lideri” olan Afganistan’da “uyuşturucu” Taliban’ın finans kaynağıydı.

“Afganistan artık uyuşturucunun kalbi olmayacak” ifadesi gerçekten önemli.

Batı “alternatif ürün için yardım” çağrısına mutlaka olumlu tavırla harekete geçilmeli.

Yeni imaj Taliban algısı nasıl yankılanıyor?

Le Monde gazetesine göre, “pragmatik olmak zamanı...”

Yani...

9. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in söylemiyle, “Dün dündür,

bugün bugündür...”

Yanda işte bu “dün dündür” durumunu anlatıyorum.

Dün dündür

Le Monde’a göre, “yeni Taliban” yönetimiyle karşı karşıya kalan Batı “pragmatik çekim yörüngesine” girdi.

Yani...

“Bugünün gerçeklerine” göre tavır alıyor.

Demirel’in söylemiyle “Dün dündür, bugün bugündür” durumu...

Bir ufuk turu yapalım.

Örtü aralandı

...........

- Avrupa Birliği diplomasisinin

başındaki Josep Borrell, ABD dışişleri bakanlarıyla bir toplantı düzenledi.

Ardından basına yaptığı açıklamada “gerektiğinde Taliban’la en kısa sürede görüşüleceğini” söyledi.

“Çünkü savaşı kazandılar ve Taliban’la kuracağımız bu diyalog insanidir. Potansiyel bir göç felaketini de önleyecektir. Taliban ülkenin çoğunu kontrol ederken bir iktidar boşluğu dünya için de iyi olmaz” dedi.

- Taliban, salı günü Birleşmiş Milletler’e bir çağrıda bulundu.

“İnsani yardım çalışmalarının devam etmesini” istedi.

Böylece kurumsal olarak BM Genel Sekreterliği ile de diyalog adımı atmış oluyor.

- ABD zaten daha 2020’den önce Taliban’la barış görüşmelerine başlamıştı.

Taliban liderlerinden Baradar ile dönemin ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Doha’da çekilmiş fotoğrafını sayfaya koydum.

Yıllarca hapis yatan Baradar’ın, Doha’da kaldığı lüks oteldeki yaşamına dünya medyasında mizah göndermeleri yapılmakta.

Kadınlara burka giydiren Taliban liderinin, otelde sık sık bikinili kadınlarla karşılaştığı, renk vermemeye çalıştığı yazılıyor.

- Rusya da geçen yıllarda Taliban’la diyalog kurmuştu.

Taliban önde gelenlerini zaman zaman Moskova’da ağırlıyordu.

Taliban’ın Afganistan’ı yeniden ele geçireceği, anlaşılan Moskova’da öngörülmüştü.

- “Devlet zekâsı” için “Yönetmek, öngörmektir”  denir.

- Taliban heyetiyle Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un o ziyaretlerde çekilmiş fotoğraflarını da sayfaya koydum.

Örtü aralandı

.......

- Çin zaten Taliban’la hep dirsek temasında oldu.

Fotoğraf değil ama bu gerçeği gösteren karikatürü de görüyorsunuz.

Çin lideri Şi Cinping ile Taliban

yöneticileri ve komutanları bir arada...

........

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Belki bir Taliban liderini kabul edebilirim” söylemi gerçekçidir.

Hatta...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da meslektaşları Pompeo ve Lavrov gibi daha iktidara gelmeden aylar önce Taliban yöneticileriyle konuşsaydı keşke.

Belki de Dışişleri ya da başka düzeylerde temaslar olmuştur.

.......

ABD Başkanı Biden “Tüm Amerikalıları getirinceye kadar Kabil’de kalacağız.

31 Ağustos’tan sonraya da sarkabilir” dedi.

Türk askerinin Kabil Havaalanı’nda görev süresi bu söylemin ışığında da değerlendirilmeli.