Paşinyan “bin pişman...”

Azerbaycan kuvvetleri 6 gündür işgal altındaki Karabağ’da ilerliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün “Karabağ’da birçok yerin Ermenistan işgalinden kurtulduğunu” söyledi.

Henüz bir harita yayımlanmadığı için sahadaki tam durumu bilemiyoruz.

Ama “epeyce yerin işgalcilerden temizlendiğini” söyleyebiliriz.

“Azerbaycan’ın bu başarısında Türkler var” diyor Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan.

Evet...

Paşinyan “perişan...”

Rusya’dan umudu da -neredeyse- kesilmiş.

Putin yardım yerine...

Hapisten yeni çıkan bir önceki Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a “doğum günü kutlama mesajı” göndermiş.

Oysa...

Paşinyan, Koçaryan’ı yolsuzlukla suçlatarak hapishaneye attmıştı.

Baskılar sonrası da tahliye ettirmişti.

Paşinyan dünyadan da umduğu desteği bulamadı.

“Paşinyan bin pişman” diyebiliriz.

BÜYÜK TAARRUZ

Ortada hiçbir neden yokken...

Ve de...

“Gücünün, kuvvetinin Azerbaycan’ın yanında esamesi okunmazken, Paşinyan iç politikada sıkışınca Azerbaycan’la silahlı çatışma” macerasına girmişti.

Herhalde...

“Azerbaycan’ın birkaç yerleşim bölgesine top atışları yapar biraz da çata pata çıkarırım, kamuoyunun dikkatlerini dağıtırım nasıl olsa 1-2 günde bu işin ateşi düşer, küllenir” diye düşünmüş olmalı.

Ama...

İç politika hesaplı bu saldırı kalkışımı hiç de beklediği gibi olmadı.

Azerbaycan hazırlıklıydı.

Sağlam, disiplinli ve iyi eğitimli ileri teknolojiye dayalı bir ordu oluşturmuştu.

Özel kuvvetleri bugünler için yetiştirilmişti.

Paşinyan’ın “Birkaç çata patadan sonra küllenir” sandığı saldırı Azerbaycan’ın büyük taarruzunu tetiklemiş bulunuyor.

TÜRK DOSTLAR

Paşinyan’ın “Türkler de savaşıyor” söylemi gerçek dışı.

Fakat...

Türk komutanların bugünkü Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin oluşumunda büyük katkısının olduğu ise “bilinen sırdır.”

Yani resmen açıklanmamakla birlikte bilinen gerçektir.

Şöyle ki...

1992 yılında “Azerbaycan Özel Kuvvetleri’ni oluşturmak için Binbaşı Kaşif Kozinoğlu ve Yüzbaşı Levent Göktaş komutasında 12 kişilik bir tim” Azerbaycan’a gönderildi.

Değişik rütbelerde başka komutanlar da kara birliklerini oluşturmak ve eğitimlerini vermek amacıyla gönderildi.

Askeri okullarda, eğitim merkezlerinde generalinden küçük rütbelisine kadar TSK personeli görev aldı. (*)

Adını verdiğim iki komutan için bir parantez açayım.

Kaşif Kozinoğlu Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda istihbarat subaylığı yaptı. Özel Harp Dairesi’nde binbaşı rütbesiyle Orta Asya’dan sorumluydu.

Suriye, Bosna Hersek ve Afganistan’da da görev yaptı.

Levent Göktaş ise emekli albaydır.

Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesinde görev almıştı.

Özel Kuvvetler bünyesinde alay komutanlığı yaptı.

Üç adet üstün cesaret ve feragat madalyasına sahiptir.

DEMİRBULAK, ILGAZ, ALAN

Bu arada FETÖ kumpasıyla bir süre Ergenekon davasından hapiste kaldığını da belirteyim.

Bu seçkin askerlerin ötesinde Hava Kuvvetleri İstihbarat Dairesi eski başkanı Tümgeneral Yaşar Demirbulak, emekli Tümgeneral, Barış Harekâtı gazisi Osman Ilgaz, Özel Kuvvetler Komutanlığı da yapan emekli Korgeneral Engin Alan da Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin bu düzeye gelmesinde emeği olan değerli komutanlardır.

Zaten daha 1993 yılında bile 10-12 bin mevcutlu, iyi eğitilmiş, ileri teknoloji donanımlı Azerbaycan ordusu oluşmuştu.

....................

Evet...

Paşinyan “perişan...”

Paşinyan “bin pişman...”

...................

(*) Saygı Öztürk’ün ‘Azerbaycan ordusuna emek verenler’ başlıklı güzel araştırma yazısından da yararlandım.

Paşinyan “bin pişman...”

FAZIL SAY’IN YÜRÜYEN KÖŞKÜ

Uluslararası büyük müzik değerimiz Fazıl Say’ın CD kapağında Atatürk’ün “Yürüyen Köşk”ünün iskelesi...

Fazıl şöyle yazdı:

 Doğa sevdalısı devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’ün nefis anısıdır, benim de bir besteme konu olan...

Bugün yurt dışında bir “oda müziği” albümümüz çıktı.

Dünyaca ünlü “CASAL QUARTETT” ile, (bir yaylı sazlar dörtlüsü, iki keman, viyola ve çello) “Atatürk anısına YÜRÜYEN KÖŞK” eserimin “piyanolu quintet versiyonunu” pek çok konserde çaldık, CD’yi tüm mecralarda dinleyebilirsiniz. SCHUMANN’ın çok meşhur piyanolu kenteti, ve benim bu grup için uyarladığım “Kumru”, “Nazım” ve “Mount İda” baladları da ayrıca mevcut.

YÜRÜYEN KÖŞK BELGESELİ

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e 1930 yılında Yalova’daki yazlık köşkünün çatısına çınar ağacı dallarından birinin değdiği ve kesilmesi gerektiği bildirilir. Atatürk, ağaç dalının kesilmesi yerine köşkün ileri taşınmasını ister. İstanbul’dan getirilen tramvay rayları, binanın temellerinin altına yerleştirilir ve bina rayların üzerine oturtulur. Bu yöntemle köşk 4 metre 80 santim kaydırılır. Atatürk’ün bizzat katıldığı çalışmalar tamamlandığında ise hem yapı yıkılmaktan, hem de çınar kesilmekten kurtulur. Bu tarihten sonra ise iki katlı bina “Yürüyen Köşk” olarak anılmaya başlar.

....................

Yürüyen Köşk’ün, dönemin şartlarında taşınma hikâyesi belgesele konu oldu.

Filmin yönetmenliğini -bugüne kadar uluslararası ödüllü belgesel filmlere imza atan- yapımcı ve yönetmen Fehmi Gerçeker üstlendi.

“Çevreci Atatürk” mesajını veren filmin İngilizce, Almanca, Fransızca ve Japonca da seslendirilmesi öngörülmüştür.

Paşinyan “bin pişman...”