Marjinal Teoriler

22 Temmuz 2018

Cahit Kayra’nın “Marjinal Teoriler Ansiklopedisi” Tarihçi Kitabevi tarafından yayınlandı. Kayra, ‘marjinal’ deyimini ‘farklı ayrışık olan; yani bütünü oluşturan değerler içinde farklı olanlar’ olarak tarif ediyor. Kayra’nın tarifine göre, kişi olarak marjinalseniz içinde bulunduğunuz bütündeki değerlerden farklısınız. Küstah, terbiyesiz olabilirsiniz ya da marjinalsiniz ama sevimlisiniz.

‘Mülkiye’li Cahit Abimiz bugüne kadar 100’e yakın ekonomi, maliye, yönetim, seyahat, hatıra kitabı yayınladı. İki yıldır ise ‘Marjinal Teoriler’ geliştiriyor. Dört yıl önce değişik konularda yayınladığı ‘Marjinal Teoriler’ gene Tarihçi Kitabevi tarafından basılmıştı.

Marjinal Teoriler Ansiklopedisi’nde, sanattan, ekonomiye, terörizmle mücadeleden, savaş teorilerine, hukuktan, eğitime farklı konulardaki marjinal teorilerden söz ediyor.

Sayın okuyucularıma Cahit Kayra’nın Marjinal Teoriler Ansiklopedisi’nin ‘Savaş yapma, savaş yap’ başlıklı bölümünden aktarma yapmak istiyorum.

Atlı Süvariler Teorisi

Tanklar, zırhlı arabalar icat edilmeden önce bir ordunun en vurucu gücü atlı süvarilerdi. O zamanlar meydan savaşları yapılırdı. Bu savaşlarda binlerle asker, ellerinde kılıç, topuz, şeşper, kama mama ne varsa birbirlerine saldırırlardı. Bu hengamede bir de bakarsınız düşman sizi, sağ veya sol cenahtan ya da arkadan süvarilerle sarmış. Hapı yuttunuz. Mesela bizim Kurtuluş Savaşı’nda, Büyük Zafer uygulamasında süvarilerimiz Ahır Dağları’ndan inip düşmanın sağ cephesine saldırınca adamların işi bitti. Peşinden bir de kovalamaca... Yani o zamanlar süvariler sayesinde savaşlar böyle kazanılırdı.

Ama günümüzde meydan savaşları olmuyor, büyüklerimiz eskisi gibi savaşmıyorlar. Daha önce de anlattığımız gibi, seçtiklerini birbirine düşürüp uzaktan seyretmekle yetiniyorlar. O arada iyi dövüşsünler diye iki tarafa da silah, tank, zırhlı araba veriyorlar. Mesela karşı taraftan düşman geliyor, yüz tane tank ve yüz tane zırhlı araba... Önlerinde, arkalarında askerler... Onlarda da tüfek, makineli, bomba filan var. Diyelim bizim de var, ama onlarınki kadar değil. Yani herifler bizi haşat edecekler.

Yazının devamı...

ORTA VADELİ PROGRAM NEDİR?

16 Temmuz 2018

Başkanlık (Cumhur-başkanlığı) Hükümeti Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, hükümetin, 2019 - 2021 Orta Vadeli Program’ın (OVP) hazırlığına öncelik verdiğini açıkladı.

Bakan Albayrak, “Hem ulusal ekonomide, hem de küresel düzlemde belirsizlik ve volatilitenin yükseldiği bir dönemde OVP, her zamankinden daha gerekli hale gelmiştir. Dolayısıyla programın zamanlaması uygundur” diyor.

OVP, kalkınma planları, stratejik planlar ve genel ekonomik koşulların gerekleri doğrultusunda, mayıs ayı sonuna kadar hazırlanması beklenen ve makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri kapsayan bir belgedir. Bütçe hazırlıklarının ilk aşması sayılır.

Eski Hükümet zamanında Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanıyordu. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı’nın Başkanlık Hükümeti’nde Sanayi Teknoloji Bakanlığı bünyesine katıldığı biliniyor.

Büyük olasılıkla, 2019 - 2021 OVP’yi, Başkanlığa (Cumhurbaşkanlığına) bağlı, Bütçe ve Strateji Başkanlığı hazırlayacak veya hazırlanıyor.

Geleceği planlamak

2019 - 2021 yılı OVP’si hazırlanırken, 2017 yılı gerçekleşme sonuçlarına, 2018 gerçekleşme tahminlerine dayalı olarak 2019 - 2021 yılların ait temel büyüklükler tahmin edilecek. OVP, kabaca bir kaynaklar harcamalar dengesidir:

Önce ekonominin temel ekonomik büyüklükleri belirlenir. Milli Gelir tahmini yapılır. Dış kaynak ihtiyacı eklenerek bulunan toplam kaynakların toplam yatırımlar ve tüketim olarak, yatırımların ise kamu ve özel sektör yatırımları olarak dağılımı yapılır.

Yazının devamı...

Büyük kaza bela atlattık

15 Temmuz 2018

Anadolu anlatımı ile 15 Temmuz’da “Büyük kaza bela atlattık.” Yıllar boyu ülkenin her köşesinde, her müessesesinde yuvalanmış şer kuvvetlerinin hedeflerine ulaşmasını millet canı pahasına önledi. 15 Temmuz’un ekonomiyi nasıl etkilendiğini, 15 Temmuz’u izleyen günlerde İktisatçı Dr Alaattin Aktaş şöyle anlatmıştı;

“15 Temmuz darbe girişimi Türkiye ekonomisini birçok kanaldan olumsuz yönde etkiledi. Üretimimiz düştü, ihracatımız geriledi, konut satışları başta olmak üzere alışveriş sekteye uğradı, insanlar geleceklerini daha bir puslu görmeye başladı, bu yüzden de “Ne olur ne olmaz” düşüncesi ağır bastı ve harcamalar kısıldı. Daha az turist geldi, daha az döviz kazandık, işsizlik her zamankinden daha yüksek düzeylere tırmandı. Tam bir zincirleme olumsuz reaksiyon oluştu adeta. Hemen her kesimde moraller bozuldu, “İşler acaba ne zaman yoluna girer, normalleşme ne zaman sağlanabilir” sorusu sorulmaya başlandı.

Olumsuzluğu iki türlü yaşadık. Yurtiçinde yaşadıklarımız, ekonomideki bozulma bize yeter de artardı. Ama bir de Türkiye’ye bakışın, olumsuza dönmesi yönüyle yaşadığımız sorunlar oldu.

Yabancılar en azından bir süre Türkiye’ye borç vermede daha nazlı davrandılar, borç verenler de daha yüksek faiz istediler. Bu olumsuzluk tümüyle geride kalmış da değil. Çünkü en büyük sorunu aşmış değiliz, öyle çok kısa sürede de aşabilecek değiliz.

Şunu kabul etmemiz gerekiyor; yurtiçinde sorunların üstesinden, tahminlerden daha çabuk geldik. Üretim de normale döndü, ihracat da, piyasadaki alışveriş de... Üstesinden gelemediğimiz ve kolay kolay gelebilecek gibi görünmediğimiz bir sorun var. Hem zaten bu sorun 15 Temmuz darbe girişiminden aldığımız en büyük yara! Yurtdışındaki Türkiye algısı bozuldu. Türkiye’ye bakış değişti...”

‘Unutamayız...’

İktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez ise, l5 Temmuz’un ekonomiye etkisini farklı açıdan değerlendiriyor;

Yazının devamı...