ABD uçakları İsrail’e yakıt vermediyse bu neyi değiştirir?

18 Eylül 2025

Dikkatli bir okuyucu kadar gazeteciyi doğru yolda tutan başka bir unsur var mıdır? Sanmam.

Geçen pazartesi, Stratfor analiz ve araştırma enstitüsünü kuran ve şimdi, aynı amaçla kurduğu Geopolitical Futures’ı yöneten George Friedman’ın, İsrail’in Doha saldırısı konusunda Trump’ı temize çıkarttığını öne sürmüştüm. ABD’nin Katar saldırısındaki suç ortaklığını da ABD ve İngiliz uçaklarının, Doha’ya 1700 kilometrelik uçuşlarında İsrail uçaklarına yakıt takviyesi yaptığı gerçeğini gizlemesinin açıkça gösterdiğini ifade etmiştim.

Hristiyanlığın, sonradan yazma metinlerle ve özellikle bazı Musevi tarikatları ve Siyonizmin çabasıyla Evanjelikliğe döndürülmesine karşı çıkan Amerikalı bir okuyucu-dostum var. Trump’ın Siyonizm’e de Evanjelik Hristiyanlığa da inanmadığını, ama ABD’deki İsrail lobisinin siyasal ve parasal desteğini (son seçim kampanyasında kâğıt üzerinde 200 milyon, el altından 2 milyar dolar Yahudi bağışı almıştı) sürdürebilmek için her şeyi

Yazının Devamı

Cevabını bilmediğin soruyu sorma!

15 Eylül 2025

2009 yılında, şu satırlarını okuduktan sonra bu kişinin yazdıklarını elimden bırakmadım:

“2010’larda ABD ve İslamcı köktendinciler arasındaki çatışma ortadan kaybolacak ve ABD ile Rusya arasında ikinci bir Soğuk Savaş olacak. Bu dönemde Rus jeopolitik tehditleri sebebiyle Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ABD’ye yakınlaşacaklar. 2020’lerde Rus tahakkümünün çökmesi ve Çin’in parçalanması Avrasya’yı genel bir kaosa sokacak; Çeçenistan ve diğer Müslüman bölgeler ve Tibet bağımsız olurken, Tayvan Çin’e karşı etkili hali gelecektir… 2030’larda Avrasya’da üç ana güç ortaya çıkacak: Türkiye, Polonya ve Japonya. Türkiye, nüfuz alanını genişletecek ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde olduğu gibi bölgesel bir güç haline gelecektir. Türk nüfuz alanı, eski Osmanlı toprakları ve kuzeyde Rusya ve diğer eski Sovyetler Birliği ülkelerine giderek parçalanmış Arap dünyasına uzanacaktır.”

İnsan boş yere George Friedman olup, bu satırları

Yazının Devamı

Kuduran köpeğin zevali yakındır

11 Eylül 2025

Israil Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Profesör Yigael Yadin, tarih ve dini metinlerle ilgili olanların tanıyabileceği bir isim, çünkü Ölü Deniz Parşömenleri diye bilinen bazı Tevrat elyazmalarını bulan ve yayınlayan kişi. “Profesör” sıfatına ve İsrail’in eski başbakanı David Ben-Gurion ile kazı alanlarında ağzında pipoyla fotoğraflarına bakınca kendisini gerçekten “bilim adamı” sanmak mümkün.

Oysa kendisi “Sizi uyarıyorum; derhal bu köyü terk edin, aranızdaki koleraları temizlerken, sizi, karınızı, çocuğunuzu da öldürebiliriz. Bakın uyarıldınız; gidin! Günah bizden gitti” cümlesini Filistin köylerini kuşatan Yahudi milislerinin komutanı olarak kim bilir kaç kere hoparlörle tekrar etmiştir. (“Kolera” İbranice argoda “pislik” anlamına geliyordu.)

1947 yılında, üniversite öğrencisiyken, Yadin, dönemin başbakanı David Ben-Gurion tarafından aktif göreve çağrılmış ve Harekât Dairesi’nde görevlendirilmişti. Yadin, BM’nin 1947’de

Yazının Devamı

Trump’a bir şeyler oluyor…

8 Eylül 2025

ABD Başkanı Trump, ABD Savunma Bakanlığının adını “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirdi. Gerçi bu bakanlık, 1789’da ilk başkan George Washington seçilip göreve başladığında kurduğu hükumette bu isimle yer aldı ve bu isim 158 yıl geçerli olarak kaldı; ama şu anda sadece ve sadece ABD’nin silahlı kuvvetleri ve ilgili kurumları Savaş Bakanlığı adlı bir hükumet kurumuna bağlı!

“Ne var bunda?” veya “Bunun bizi ilgilendiren tarafı ne?” diyebilirsiniz. Tabii sadece bir kamu dairesinin adı olarak alırsak, bize ne ABD’nin Savaş Bakanlığı’ndan!

Ancak perspektifimizi biraz genişletelim: Şu anda ABD dışında sadece üç ülkede, Afganistan’da Taliban hükumetinin resmi adı “savunma bakanlığı” olan kurumuna Taliban yetkilileri “Savaş Bakanlığı” diyor. Aynı durum Yemen’de de var, Husiler bakanlığa “Savaş”, El Hadi’ye ve DAEŞ’e bağlı gruplar “Savunma” adını veriyor. Somali’yi bölerek bağımsızlık ilan eden Somaliland de İngilizce haberlerinde Savaş Bakanlığı ifadesini kullanıyor; ama bakanlığın resmi adı

Yazının Devamı

Yeni dünya düzenine hoşgeldiniz

4 Eylül 2025

Bir karede Erdoğan Şi’ye doğru yürüyor; Şi, Erdoğan’a doğru. Eller sıkılıyor. Bir başka karede Hindistan Başbakanı Modi, Erdoğan’a uzanıyor; iki lider el sıkışıyorlar. Şi ve Putin’in dev heyetlerle, Erdoğan’ın da o kadar kalabalık bir heyetle katıldığı Çin ve Rusya görüşmelerinden sonra, her üç lider de ülkelerinin sadece ikili değil uluslararası konuları da ele aldığını söylüyorlar. Putin, “Türkiye’yi güvenilir, zaman içinde kendini kanıtlamış bir ortak olarak görüyoruz” diyor.

Çin’de Şanghay İş birliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde, o kadar çok, o kadar akılda kalan kare var ki! Türkiye, Azerbaycan ve artık Ermenistan’ın da ortak olduğu Zengezur Koridoru ile Çin’in Kuşak ve Yol girişiminin uyumlaştırılması ortak gündeme giriyor. Pakistan ve Ermenistan dışişleri bakanları görüşüyor ve iki ülkenin diplomatik ilişki kurması kararlaştırılıyor. Azerbaycan ve Ermenistan liderleri de Tianjin’de bir araya geliyorlar. Bu buluşmanın gerçekleşmesinde ilk adım olan

Yazının Devamı

Bir ‘Yahudi Devleti’ gerekli mi?

1 Eylül 2025

Bu soruya cevap ararken, şu soruyu da bir kenara yazalım: Artık bir Birleşmiş Milletler’e gerek var mı?

“Yahudi Devleti” veya diğer adıyla “Yahudiler için bir yurt” kavramı, tüm Avrupa’da her zaman var oldu. II. Murad (1466) zamanında Fransa, Yavuz Sultan Selim (1470) zamanında Bavyera, II. Bayezid (1492) zamanında İspanya, IV. Mehmed (1660) zamanında Polonya ve Ukrayna; 1772’den 1815’e kadar da Belarus, Moldova Litvanya ve Finlandiya’daki sürgünler, katliamlar, onbinlerce Musevinin Osmanlıya sığınmasına sebep oldu. Ölümden veya Hristiyan olmaktan kurtulup da Osmanlı’da insanca yaşama kavuşanların hepsi uyum göstermiş; aralarında padişahın doktoru, her düzeydeki okullarının profesörü, rektörü olanlar olmuştu.

Gelemeyenler ise Avrupa’da kamu hizmetlerinden yararlanamıyor; mal-mülk satın alamıyorlardı. Kendilerine ayrılan mahallelerde oturuyorlar; bu bile yetmiyor, her ülkede sürekli Museviler aşağılanıyor, dışlanıyor ve rutin olarak öldürülüyordu. Uzatmayayım; 1897’de “Yahudiler için Yurt” sloganı

Yazının Devamı

İsrail’i durdurmanın iki yolu mu var?

28 Ağustos 2025

Birçok uluslararası gözlemci de söyledi; ben de o kanıyı ifade ettim: 1947’de BM’nin Filistin topraklarını ikiye bölerek İsrail’i kurma kararı daha iyi, daha adil olabilirdi; ama liderleri Ben Gurion’dan en aşağıdaki katliamcı erlere kadar tüm Siyonistler zaten bu karara uyma niyetinde değildi. Ne var ki aradan geçen neredeyse 80 yıl boyunca İsrailli Yahudiler arasında Siyonistlerin oranı azaldı. Hala Siyonizm’in İsrail için “anlamlı olduğuna” inananlar yüzde 80’e yakın. Ancak Siyonizm’i geçerli saysalar bile artık İsrailliler büyük oranda Gazze’ye savaşın sona ermesini istiyorlar. Bunu, sadece Hamas’ın elindeki rehinelerin kurtarılması için istiyorlar belki; ama bu İsrail’in geleceğiyle ilgili diyaloğun başlamasını sağlayabilir. Böyle bir diyalog ise, Filistin’in geleceğinin yeniden konuşulması anlamına gelir. 

Özetle, İsrail içindeki Netanyahu aleyhtarı akımın güçlenmesi, Siyonistlerin Gazze’yi haritadan silme planını durdurabilirdi. Ama bu akım bir türlü güçlenemiyor;

Yazının Devamı

‘Halkı Olmayan Ülke’

25 Ağustos 2025

Ahnaf Ibn Kays, Bengalli bir Müslüman yazar; internette abone olunan bir sitesi var (substack.com/@ahnafibnqais), belli ki şair de... Kendisini “Batı’nın uzun çöküşünün izini süren uygarlık analisti” diye tanıtıyor. Son yazısı “Halkı Olmayan Ülke” başlığını taşıyor; “Saatler ya da kalabalıklar yok; sadece asla geri dönmeyen hayaletler için provası yapılan ritüeller kaldı” diyor:

“Ufukta ne şehir ne dua ne de herhangi bir tanık var. Sadece sonun manzarası, hafızanın sessizliğe evrildiği ve sessizliğin de kendini yuttuğu bir alan. Burada, Halkı Olmayan Ülke’yi buluyoruz. Ne sıçrıyor ne de direniyor, sadece başından beri onu bekleyen uçuruma batıyor.”

“Sonun manzarası.” Yani bitişin, yok oluşun tablosu. Yazının yer aldığı sayfada bir Gazze fotoğrafı var. Hani şu İsrail’in boş bulunup engelleyemediği bir insansız hava aracının çekebildiği tek havadan Gazze fotoğrafı. Göz alabildiğine yıkıntı, toz rengine bulanmış bir iki ağaç gördüğümüz, “Görmez olaydım!” dedirten o Gazze

Yazının Devamı