Arap Baharı’nın 10’uncu Yılı

Gerçekten bir Internet Devrimi mi idi? Gerçekten yoksulluk ve ümitsizlik Arap halkının canına tak mı etmişti? Gerçekten Arap krallarına, emirlerine ve diktatörlerine karşı bir demokratik halk ayaklanması mı idi? Gerçekten ayaklanma mı idi?

Evet gerçekten milyonlarca Arap sokağa dökülmüştü; yakıp yıkıyor, kırıp döküyordu. Mektup yollama ve telefon aboneliğinde dünya listelerinin sonunda olan bu insanlar, Internet üzerinden örgütleniyor, SMS ile haberleşiyor, bir kent içinde değil, koca ülkelerin içinde, hatta Afrika’nın bir ucundan ötekine, ülkeler arasında eşgüdüm sağlıyorlardı.

Bu gösterilerin sonunda Mübarekler, Kaddafiler, Bin Ali’ler yıkılıyordu ve yerlerine gelecek kişileri belirlemek için seçimler yapılıyordu.

Bu işin bu kadar “düzgün” oluşu, bırakın planlandığı gibi gitmesini planlanıyor, düzenleniyor, başarılıyor olması bile en baştan beri bütün olaylar dizisini bazı kişilerin gözünde “şüpheli” kılıyordu.

Ben de onlardan biriyim. Orta Doğu’daki her olayın arkasında illa bir batı, en azından bir İsrail komplosu olduğuna inanmıyorum elbette. Ama “lidersiz bir Arap ayaklanması başından beri ortada “henüz tamamen araştırılmamış” bir mesele” ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Eğer ortada bahar gerektiren bir durum var idi ise, ortaya 1 milyon kurban ve 6 milyon mülteci bırakan baba-oğul Esatların rejimi yıkılmalı değil miydi? Arap Baharı ülkelerinin hiçbirinde Suriye’deki kadar okumuş-yazmış ve silahlı muhalefet yoktu. Bu ülkelerin hiçbirinde, (önce Sovyetleri, şimdi Rusya’yı saymazsak) yıkılan rejimlerin dayandığı dikta, bir azınlık diktası değildi. Aslına bakarsanız, Arap Baharı denen ayaklanmanın temeli Şam Kan Davası denen isyan kadar eski ve örgütlü değildi.

10 yıldır cevap bekleyen soru, dolayısıyla, şudur: Bu ayaklanmayı kim düzenledi, kim başlattı? Komplo teorilerini özetleyen çok yazı var. Gazete yazıları ve bilimsel makalelerden, kitaplara varıncaya kadar 10 yıldır nerede ise 1917 Sovyet İhtilali üzerine üretilenler kadar eser üretildi. Ama hemen hiçbirinde, bu baharın anhasına-minhasına inen, soruları cevaplayan bir açıklama yok. Bir kere bu bir Facebook Devrimi değildi. Mısır’da Internet olayların başlamasından çok önce kesildi ve Mübarek devrilinceye kadar da geri gelmedi. Bu bir “İslam Devrimi” değildi ve Bahar’ı bir “İslam Kışı” izlemedi. Olayların getirdiği çözüm, tedavi ettiği öne sürülen dertten daha iyi değildi. Yemen ve Libya’ya bakın. Ne çözülmüş oldu? Hangi soruna çare bulunmuş oldu?

Arap Baharı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük insanlık dramına yol açmadı mı? Bir devrim ütopyası var idiyse de şu anda varılan nokta bir demokrasi distopyası oldu.

Peki, ne olabilirdi?

Daha temelli bir soru soralım: Fransız devrimi, 1917 Komünist Devrimi, Çin, Küba, hepsi, daha örgütlü daha planlı oldukları halde ne kadar yaşadılar? Baharla, ayaklanmayla, isyanla hangi halk nereye kadar gidebilmiş ki?

Arap Baharı’nın 10’ncu yılında cevaptan çok sorunun kalması, belki de işin temelinde var.