Trump yine asker çekiyormuş

Hiçbir ülkenin halkının oyuyla seçilmiş meşru devlet başkanıle alay etmek aklımın ucundan bile geçmez. ABD’nin, üç ay sonra tarihten bir yaprak olacak olan başkanı Trump da bu kurala dâhildir.

Obama’dan Trump’a devredilmiş bir “devlet politikası” var idi ise o da ABD başkanlarının “Şuradaki buradaki birliklerimizi şöyle azaltacağız, böyle azaltacağız!” demeçleri verdikten sonra sözünü ettikleri birliklerin sayısını azaltmak şöyle dursun, artırmaları olmuştur dersek, hiç yanılmış olmayız. Bu sütunda, çok değil sekiz hafta önce, Trump’ın Almanya’daki 12 bin ABD askerini geri çekeceği haberine nasıl sevindiğimizi ifade etmiştik. Başka vesilelerle Irak’taki, Suriye’deki ABD askerlerinin geri çekileceği açıklamalarını da sevinçle ele almıştık.

Neden? Çünkü bu çekilme haberleri, Obama’nın sonra yalan olduğu anlaşılan birçok açıklaması gibi, ABD’nin kendinde varsaydığı “dünya jandarması” misyonunun artık kalmadığının belirtisiydi. Böylece dünya ülkelerinin silahla, IMF ile, ekonomik ve ticari yaptırımlarla dize getirildiği “güç siyaseti” düzeninin bittiği, gerçekten karşılıklı bir güvene dayanan bir küresel barışın tesis edileceği bir döneme adım atıldığı sanısına kapılıyorduk.

Acı olan, daima, bunun bir “sanı” değil, ne yazık ki olmayan, olmayacak bir şeyin hayaline kapılmak olduğunu idrak etmemizdi.

James Jeffrey’yi hatırlarsınız. ABD’nin önce Arnavutluk, ardından Türkiye, daha sonra Irak büyükelçiliklerinde bulunmuş, Beyaz Saray’da Başkan (oğul) Bush’un Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı olmuş ve Trump tarafından DAEŞ ile mücadele ve Suriye Özel Temsilcisi olarak atanmıştı. Defalarca Ankara’ya geldi; adeta Suriye’den çok Türkiye’de oturdu. Bu zat, Cumhurbaşkanı Erdoğan ne zaman şu ya da bu vesileyle ABD’ye gitse ve Trump ile görüşse, daima o toplantıda hazır bulunurdu. Erdoğan’ın Trump ile görüşmelerinde, tabiatıyla DAEŞ ve PKK-YPG teröristleriyle mücadele, ABD askerlerinin Suriye demokratik Güçleri kisvesine büründürdükleri PKK-YPG teröristlerine koruyuculuk yapmalarından duyulan rahatsızlık dile getirilirdi. DAEŞ ile mücadele ediliyor gibi gösterilenin gerçekte bir hiç olduğu da Erdoğan tarafından çok kereler ifade edildi. Bu rahatsızlıkları dinleyen Trump’ın vardığı sonuç daima ABD askerlerini geri çekmek ve DAEŞ ile mücadele de dâhil tüm görevleri Türkiye’ye devretmek oldu.

Hem de bir kere değil iki kere. Şimdi bu Jeffrey, herhalde yeni Başkan Biden’dan daha esaslı bir görev bekliyor olsa gerek, Suriye temsilciliğinden istifa etti, sağa sola demeçler vermeye başladı. Bu demeçlerden biri savunma konulu bir dergide çıktı. Jeffrey diyordu ki:

“Trump ne zaman Suriye’deki kuvvetlerimizi geri çekmeye kalksa, onun her bir delilini en az beş karşı delille çürütüyorduk. Suriye ve Irak’taki kuvvetlerimizin gerçek sayısını ona hiçbir zaman söylemedik.”

Trump, Afganistan’daki askerlerin sayısını azaltacağını açıklamış. Jeffrey orada yok ama Trump çevresini hep bu adamlarla kuşattı. Ve kaybeden kendisi oldu.