İki kilometre yolu bir saatte alıyoruz

Bu sözler okurumuz Enis Fakioğlu’na ait. Nedenini ise şöyle anlatıyor:
“İzmir’de son zamanlarda yaşanan trafik problemlerini, yanlış parkları, saygısız -duyarsız taksiciler ile bazı sürücülerle ilgili şikayet ve önerileri yetkilileri arayarak dile getirdim. Ancak hiçbirinden somut bir cevap alamadım. İlki şöyle: Mithatpaşa Caddesi’ndeki tek yönlü trafik uygulamasının 1 Aralık’ta değişmesi sonucu 2 kilometrelik yolu artık bir saatte alıyoruz. Bu İzmir için bir ayıptır. Bazı taksiciler, akşam saatlerinde Talatpaşa Bulvarı’nda özellikle Sevinç Pastanesi önünde sırayla duruyor. Taksiciler, yüzünden zaten yoğun olan akşam trafiği iyice kilitleniyor. Bazen o bölgede motorlu trafik polisleri duruyor ama genellikle polis olmuyor. “

Denetimler artırılmalı
Okurumuz tespitlerini şöyle sürdürüyor: “Hayati bir problem gibi görünmese de, yakın gelecekte bu davranışların önüne geçilmediğinde İstanbul’daki kanlı -bıçaklı trafik kavgalarının benzerleri İzmir’de de yaşanacak. Peki, bunlara rağmen İzmir’e ‘Yaşanacak şehir, marka şehir’ diyebilir miyiz? Trafik ekiplerinin denetimlerini artırmalarını ve İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Celil Anık’ın da taksici esnafını uyarmasını istiyorum.”


İZSU’nun kanalı gürültü yapıyor
Vatandaşlar, Bornova Profesörler Sitesi’ndeki Tansaş’ın bulunduğu binanın önündeki kanalın üzerine konulan demir ızgaraların dert yanıyor. Okularımız şunları dile getirdi:
“İZSU, geçen yıl Evka -3 çıkışındaki eski 124 Sokak, yani Taha Carım Caddesi’ne yağmur suyu kanalı yaptı. İyi oldu. Çünkü, Evka-3’den gelen yağmur suları binamızın civarını dere haline getiriyordu. Yağmur suyu kanalının üstüne de 1 metre genişliğinde kaynaklı sistemle koca bir ızgara monte edildi. Tabii trafik yoğunluğu yaşanan bu yoldan geçen araçlar ızgaraları yerinden oynattı ve kaynakları patlattı. Mayıs 2010’daki şikayetimiz üzerine onarıldı. Şu anda bu ızgaralar yerinden oynamış olacak ki, her araç geçişinde gürültü kirliliği yaşıyoruz. O zaman da Karşıyaka ve Çınarlı Meslek Lisesi civarınaki gibi kalıcı ‘vidalı sistemli’ ızgara yapılmasını istemiştik. Kaynak yapılıp gidildi. Biz bu gürültü kirliliğini yaşamak zorunda mıyız?”

Faytoncular için çözüm istiyoruz
Alsancak’tan arayan bir grup okurumuz, “İzmir Büyükşehir Belediyesi kent için her şeye çözüm üretiyor üretmesine de, Kordon’daki pislik içinde ve görüntü kirliliği yaratan faytonculara çözüm getiremiyor. Sidik ve dışkı kokusundan evlerimizde oturamıyoruz. Ayrıca mevsim itibariyle rüzgar çoğunlukla deniz tarafından estiğinde de Kordon’da yemek yiyip, bir şeyler yudumlarken kokudan duramıyoruz. En önemlisi de faytoncuların görüntüsü ile kaba ve küfürlü konuşmaları İzmir’e hiç mi hiç yakışmıyor” diyor.

Yeşilova seyyar satıcı işgalinde
Bornova Yeşilova 172 (4172) Sokak sakinlerinden Sırrı Paçalı, “Ben bir iş yerinde vardiyeli olarak ekseriyetle geceleri çalışıyorum. Sabah saatlerinde evime geliyor ve yatıyorum. Ayrıca 7 aylık da bir çocuğum var. Tabii ne ben ne de çocuğum uyuyuyoruz. Çünkü seyyar satıcının biri gidiyor, diğeri geliyor. Gevrekçilerle başlayan gürültü kirliliği sebze meyve satıcıları, arabalı bohçacılar, halıcılar, tencere ve elektrikli ev aletleri satıcıları ile hurdacılarla devam ediyor. Özellikle hoparlörlü her satıcı geçtiğinde 7 aylık çocuğum yerinden hoplayarak uyanıyor. Bornova Belediyesi’ne defalarca şikayette bulundum ama ilgilenen olmadı. Yeşilova’daki seyyar işgaline son verilmesini istiyorum” diye dert yandı.

GIDA ÇARŞISI TRAFİĞİ DERT
Bu sözler Eyüp Çelik’e ait.Okurumuz bu sözlerini şöyle ifade ediyor: “Sorunlarımıza el attığınız için teşekkür ederim. Ben işim gereği hergün Halkapınar’dan Gıda Garşısı’na giriş çıkışım oluyor. Bilmiyorum kent yöneticilerinin yolu oralara düşer mi? Aman Allahım, Gıda Çarşısı’na doğru gitmesi bir dert, geri dönüşü ise tam bir felaket. Ama ne felaket. Trafik arap saçı gibi, hele benzin istasyona girip çıkan, oradan 1.Sanayi Sitesi’ne gitmek isteyenler, yani kimin ne tarafa gittiği, kimin nereden geldiği belli değil. Büyükşehir Belediyesi’ndeki ilgililerden hiç kimse oralara gitmiyor mu acaba? Yol yapmak için kıyamet gibi yer var. Nedendir bilinmez insanlara eziyet etmek acaba? Yoksa adetten midir?”


Bu iki senaryoyu aklınızda tutun
Hüseyin Sarıoğlu, “Bu önemli iki duyurunun bilinmesinde yarar var” diyor ve iki uyarıyı okurlarımıza iletmemizi istiyor. İlki şöyle: Akşam üzerleri eve dönerken, battaniyeye sarılmış bir çocuğun yol kenarında terkedildiğini gördünüz. Siz siz olun sakın durmayın. Durursanız kendinizi her an bir soygun ve taciz olayının içinde bulabilirsiniz. Özellikle bayanlar asla durmasın. Bazen bebek araba koltuğuna oturtuluyor ve araç ıssız yol kenarına terkediliyor. Arabanızdan indiğiniz anda saldırılıyor, üzerinizdeki ve aracınızdaki kıymetli eşyalar alınıyor ve dövülüyorsunuz. Hatta ölüme terkediyorlar. Asla durmayın.

İkinci uyarı ise şöyle: Arabanıza bir köşede çiğ yumurta atılıyor. Aracınızı kontrol etmek için bile olsa sakın durdurmayın. Çünkü, yumurtayı atanlara yem olursunuz. Dövülür, soyulur ve hele hele bayansanız bir de cinsel tacize uğrarsınız. Bir önemli ayrıntı da, cam sileceklerinizi asla çalıştırmayın, su veya cam suyu sıkmayın. Çünkü, yumurtadaki yapışkan madde camınızı yüzde 90 görünmez hale getirir. Yolunuza devam edip güvenli bir yerde durun. 155 Alo Polis’i arayın ve başınıza gelenleri yer ve saatiyle aktarın.”

SORUNUNA SAHİP ÇIK
Sokağınızdaki, mahallenizdeki, kentinizdeki aksaklıkları ve yaşamınızda karşılaştığınız sorunları sorumlulara duyurmak, şikayetlerinizi onlara iletmek ve çözüm bulmalarını sağlamak istiyorsanız, 0555-253 52 52 numaralı telefonumu 24 saat arayabilir; ayrıca kemal.onderoglu@milliyet.com.tr elektronik posta adresine iletebilirsiniz.