Babalarıyla Vakit Geçiren Çocukların Zekaları Daha Fazla Gelişiyor

29 Şubat 2016

Çocuklar aileleriyle vakit geçirmek ve onlarla beraber etkinlik yapmak isterler. Bir babanın çocuğuyla geçirdiği kaliteli zamanlar, çocuğunun gelişimine büyük katkı sağlar. Özellikle özgüvenli ve IQ seviyesi yüksek bir birey olmasında etkili olur.
İngiliz araştırmacı Daniel Nettle ve arkadaşlarının yaptıkları araştırmaya göre; babalarıyla vakit geçiren çocukların IQ (Zeka Puanı) seviyelerinin daha fazla geliştiğini göstermiştir.
42 yaşında olan 11bin ingiliz katılımcının, ebeveynleri ile yapılan çalışmada çocuklarının babaları ile kaliteli zaman geçirme durumları, beraber oyun oynamaları, gezilere gitmeleri ile ilgili sorular sorulmuştur. Bu sorular neticesinde babalarıyla daha çok vakit geçirmiş olan çocukların, diğer çocuklara göre IQ'lerinin yüksek ve aynı zamanda kariyerlerinde daha başarılı oldukları saptanmıştır.
Araştırmayı yöneten Dr. Daniel Nettle'nin yaptığı açıklamada;
"Babalarıyla kaliteli zaman geçiren bireylerin yüksek zekaya sahip olmaları ve kariyerlerinde başarılı olmaları şaşırtıcı bir durum değildi.
Bu bireylerin ikinci çocukluk dönemi olan ergenlik döneminde daha üretken ve girişken olduklarını da ortaya koymuştur. "
Araştırmacılar ayrıca babanın kız çocuktan ziyade erkek çocuklarla ilgilenmeye daha yatkın olduğunu da belirmektedirler."
Araştırmalarda göstermektedir ki çocuk gelişiminde aile katılımı oldukça önemli özellikle babanın çocukla vakit geçirmesi ayrıca bir önem arzetmektedir.
Kaynak: Journal of Evolution and Human Behaviour (Nettle et al., 2016).
Murat ATİLA
Klinik Psikolog/Aile Danışmanı
www.psikoist.net
atillamurat@gmail.com

Yazının devamı...

0-6 Yaş Arasındaki Çocukların Oyun Oynama Becerileri Nasıl Gelişir?

25 Şubat 2016

Murat ATİLA
Klinik Psikolog/ Aile Danışmanı

Anne baba çocuğu ile geçireceği her anı kaliteli zamana çevirebilir. Günlük işlerin yanı sıra ailece planlanan oyun akşamları çocuğun sosyal, duygusal ve bilişsel becerilerinin gelişimini desteklediği gibi, aynı zamanda aile içi iletişimi de güçlendirir. Beraber sofrayı kurmak, kıyafetleri dolaba yerleştirmek, alışveriş yapmak, hikaye okuyup onun üzerine konuşmak gibi etkinliklerle zamanı eğlenceli hale getirebilirler. Bu nedenle çocukla yapılacak etkinlik ya da oyunların faydalı olabilmesi için çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun etkinlik ve oyunların seçilmesi önemlidir.

0-2 Yaş Dönemi

0-2 yaş arası dönem, çocuklar için güven ve bağlanma duygularının geliştiği, hareketlerini kontrol edebildiği ve amaca yönelik istemli eylemler sergileyebildiği bir dönemdir. Bu dönemde çocuğun sözel ve bedensel gelişimi hızlıdır.

0-2 yaş arası çocuklarla oyun oynarken ebeveynin başka bir işle ilgilenmesi ya da oyunu yarıda bırakıp ayrılması, çocuğun ebeveyni ile kurduğu güven ilişkisini zedeleyebilir. Bu dönem çocuklarının güven duygusunu arttırmak için, oyunlar sırasında çocuklara başardıklarını fark ettirmek ve olumlu geri bildirimde bulunmak önemlidir. 1 yaşından sonra çocuk, aile içi konuşmalara kendi seslenmeleri ile dahil olmaya başlar. Bu dönemde gücünü kullanabileceği oyuncakları tercih eder. Merak içinde etrafı keşfetmek ve fiziksel becerilerini pekiştirmek ister. Oyunlarında tekrarlardan hoşlanır, genellikle yeni edindiği becerilerini pekiştirirler. Genelde oyuncaklarını; atma, ses çıkarma, vurma gibi işlevler için kullanır. Çocuğun dil gelişimine katkı sağlamak için onunla konuşmanın ağırlıkta olduğu etkinlikler yapılmalıdır.

Çocukla sevdiği bir müzik parçasını açarak birlikte dans etme, plastik geometrik şekilleri kutuya atma, yerden karşılıklı top yuvarlama, ellerle çocuğun yüzü kapatılıp sonrada eller açılarak ceee diye seslenme veya su, kum ve iç içe geçen kaplarla oyunlar oynama gibi etkinlikler tercih edilebilir.. Az sayfalı, büyük resimli hikâye kitaplarını birer cümle ile çocuğa anlatılabilir. Hayvan resimleri gösterilerek hayvanların çıkardıkları sesler taklit edilebilir. Çocuğun bir oyuncağını örtü altına saklayıp, nerde olduğunu sorularak, biraz bekledikten sonra örtüyü açabilirsiniz.

3-4 Yaş Dönemi

3 yaş döneminde çocuk özerkliğini ilan etmeye çalışır. Bireyselleşmenin ilk adımları atılır. Çocuk kendi kararlarını vermek ister. Oyunlarda çocukların cesaretlendirilmesi, inisiyatif almalarına imkan verilmesi ve kendilerini kontrol etmelerinin desteklenmesi, çocuğun kendine güven duymasına katkı sağlar.

Yazının devamı...

Etkili Ebeveynlerin Dikkat Çeken 9 Özelliği

22 Şubat 2016

Anne ya da baba olmak bir insanın yapabileceği en zor işlerden birisidir. Çünkü bir çocuğun geleceği ebeveynlerinin elindedir. Ona gösterecekleri sevgi, anlayış ve verecekleri eğitim çocuğun tüm gelişimini etkiler. Bu kadar önemli bir görev üstlenen anne babaların harekete geçmeleri ve çocuklarının gelişimine katkı sağlamak için aktif ve etkili birer ebeveyn olmaları şarttır. Aslında hiçbir anne ve baba doğuştan ebeveynlik becerisiyle dünyaya gelmez. Ama iyi bir çocuk yetiştirmek için çevrelerindeki aileleri gözlemleyerek ve onların tecrübelerinden faydalanarak, çocuk gelişimi ile ilgili kitapları okuyarak, deneyerek ve sağduyuyla etkili birer anne baba olabilirler. Bu gayret içinde olan ebeveynler zamanla bazı özellikler kazanırlar. Etkili ebeveynlerin sahip oldukları bazı özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

1-İyi Gözlem Yaparlar

Etkili ebeveynler iyi birer gözlemcilerdir. Çocuklarını kucaklarına aldıkları ilk andan itibaren bu izleme ve takip durumu başlamış olur. Çocuklarının ağlamasını, gülmesini, hırçınlığını ya da uysallığını gözlemler ve bunların ne zaman ortaya çıktığını anlamaya çalışırlar. Anne babanın bu tutumu da çocuklarını daha iyi tanımalarını sağlar.

2-Çocuklarını İyi Tanırlar

Etkili bir anne-baba çocuğunu çok iyi tanır. Gelişim özelliklerini bilir, onu dinler ve anlamaya çalışırlar. Herşeyden önce çocuklarıyla ilgilenir ve onunla vakit geçirirler. İhtiyaçlarını, duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, tutumlarını, sevdiği ya da sevmediği şeyleri, kapasitesini iyi bilirler. Bu ebeveynler çocuklarını o kadar iyi tanırlar ki, onun jest ve mimiklerinden dahi ne anlatmak istediğini anlarlar. Çocuklarından yapabileceğinden fazlasını beklemezler. Böylece çocuklar her yaşın getirdiği gelişim aşamalarını ailenin desteği ve bilgisiyle sağlıklı bir şekilde atlatırlar.

Bu ebeveynler, gününün çoğunu okulda geçiren çocuğunun ders başarısını, öğretmen ve arkadaş ilişkilerini, sevdiği sevmediği dersleri, katıldığı sosyal etkinlikleri hakkında bilgi sahibidirler. Çocuğun okul yaşantısını ve kişisel gelişimini yakından takip ederler. Öğretmenleri ile diyalog halindedirler. Çocukları ile kurdukları güçlü iletişim sayesinde çocuklarının okul başarısına da katkı sağlamış olurlar.

Çocuklarının kendine has bir yapısı ve kişiliği olduğunu bilirler. Bu nedenle onu tanımaya ve anlamaya çalışırlar. Çocuklarının kendilerini ifade etmelerine, duygularını dışa vurmalarına fırsat verirler. Gelişim dönemine göre çocuğun yaşadığı zorlukları anlarlar. Diş çıkarırken yaşadığı huysuzluk ya da ergenlik döneminde gösterdiği değişimlerin çocukta oluşturduğu kaygı ve korkuyu anlarlar. Böylece çocuklarıyla sağlıklı bir ilişki kurmuş olurlar. Çocuğu olmasını istedikleri gibi değil, olduğu gibi kabul ederler, çocuklarının kendisi olmasına fırsat verirler.

Etkili ebeveynler, iyi bir anne baba olmak için sürekli bilgi edinmeye çalışır, çocuklarının fiziksel ihtiyaçları, kişilik gelişimi, dil gelişimi gibi tüm alanları araştırarak ve okuyarak öğrenirler. Öğrenilen bilgilerin gerçek hayatta uygulamaya çalışarak çocuklarını hayata en iyi şekilde hazırlarlar.

Yazının devamı...

Evliliğinizi Bitirmek İstemiyorsanız Bu Davranışlardan Uzak Durun

22 Şubat 2016

Evliliğinizde yolunda gitmeyen bir şeyler mi var? Eğer aşağıdaki davranışları sergiliyorsanız evliliğinizi bitme noktasına götürüyorsunuz demektir.

1-Yıkıcı Eleştiri Yapmayın

Evliliğe en çok zarar veren davranışların başında yıkıcı eleştiri geliyor. Evliliğin kötü gitmesine neden olan davranışların başında gelir. Eşinize karşı yapmış olduğunuz sert eleştiriler ve yargılamalar, eşinizle aranızda soğuk rüzgarların esmesine neden olabilir. Tartışma sırasında hakaret içeren cümleler kullanmak, geçmişte yapılan hataları her tartışma sırasında tekrar gündeme getirmek evliliği süratle ayrılığa götüren bir neden olabilir.

2-Eşinize Baskı Kurmayın

Eşlerin birbirini sürekli sorgulayıcı ve yargılayıcı tutum içinde olmalarıda evliliğe zarar verebilir. eşlerin kıskanç davranması, özgürlik alanlarını kısıtlamaları, birbirlerine yada karşı tarafa üstünlük kurma çabası içinde olması, aradaki güven ve saygı bağını zedeler. Bu durumda evliliğin bir uçurumun kenarına kadar sürüklenmesine neden olabilir.

3-Büyük Beklentiler İçinde Olmayın

Her çiftin evliliklerinden beklentileri vardır ve bu beklentileri karşılamak için bir yuva kurarlar. Ancak bu beklentilerin karşılanabilir ve gerçekçi olması oldukça önemlidir. Eşlerin aşırı bir beklenti içinde olmaları sonucunda eğer bu beklentiler karşılanamazsa ilişkide hayal kırıklıklarıyla birlikte mutsuzluk ve tatminsizlikte baş gösterir. Büyük beklentiler içerisine girilmeden, gerçeklik içerisinde yürütülen ilişkiler, daha sağlıklı yürür.

4- Monotonluktan Kurtulun

Yazının devamı...

Mutsuzluğa Neden Olan 8 Olumsuz Tutum

19 Şubat 2016

1-Olumsuz Varsayımlar

Olumsuz varsayımlar; kişinin bardağın hep boş tarafını görmesi, hisse senedi alan birinin mutlaka zarar edeceğini düşünmesi, gibi olumsuz varsayımlar oldukça yaygın otomatik düşüncelerdir.

Yağmurlu bir günde ıslanan birinin havayı suçlaması, fatura yatırmak üzere bankaya giden birinin kalabalıktan şikayet ederek olumsuz varsayımlarda bulunması, “hep böyle oluyor” , “şansım yok ki” gibi olumsuz düşünceler içinde olması kendisini mutsuz hissetmesine neden olmaktadır.

Elbetteki trafik, yağmur, kalabalık gibi durumlarla karşılaşacağız.Bu durumlara aslında olumlu yada olumsuz değildir. Bunları olumlu yada olumsuz olarak niteleyen otomatik düşüncelerimizdir. Değiştirmemizin mümkün olmadığı ortamlara kendimizi mutlu ya da mutsuz hissedebilmemize neden olacak düşünceler ve bakış açıları çok önemlidir.

Aynı durumlar göz önüne alındığında rahatlatıcı bir müzik dinlemek yada nefes egzersizi yapmak, yağmurlu bir günde elde kahve ve kitap eşliğinde yağmurun tadını çıkarma, fatura için daha erken ödeme yapmayı planlamak gibi gerçekçi eylemlerde önemlidir.

2-Kendisini Başkalarıyla Olumsuz Karşılaştırma

Kronik mutsuzluğa sahip bireylerin kendilerini başkalarıyla olumsuz bir biçimde karşılaştırmaları oldukça yaygındır. Kendilerini yetersiz gördükleri için keyifsiz ve mutsuz olabilirler. Bizden daha başarılıları, daha fazla para kazananları ya da Facebook arkadaş sayısı çok olanları kendimizle kıyaslayabilir ve başarısız ya da sevilmemiş hissedebiliriz.

Kendinizi başkalarının sahip olduklarıyla kıyaslarsanız, kıskançlık ve yetersizlik duygularının etkisine girersiniz, bu durumda sizi mutsuz kılar.

Yazının devamı...