Bugün Ne Oynayalım Ailece Oyunlar

29 Nisan 2016


Çocuklar her durum ve ortamda oynayacak bir alan ve oynayacak bir şeyler bulurlar. “Oynamayan tay, at olamaz.” demiş atalarımız. Bu nedenle fiziksel, sosyal, duyusal, duygusal, zihinsel ve dil alanlarındaki gelişimlerini tamamlayabilmek ve hayata hazır olabilmek için çocukların mutlaka oyun oynamaları gerekmektedir.
Çocuğun hayatında bu denli önemli yer edinen oyun faaliyeti maalesef teknolojik aletlerin yoğun bir şekilde kullanılması (TV, Tablet, Bilgisayar , Cep Telefonu…) nedeniyle kısıtlanmaktadır. Gerek güvenlik kaygısıyla, gerek uygun oyun alanları olmaması nedeniyle çocuklar vakitlerinin çoğunu evde geçirmektedirler. Bu durumda; anne, babanın ve çocuğun Tv ve telefonla zaman harcadığı iletişim ve ilginin zayıf olduğu aile profillerini ortaya çıkarmıştır. Ailesiyle geçirdiği zamanın kalitesinden yoksun olan çocuğun gelişim alanlarında sorunların çıkması ise kaçınılmaz olmaktadır.
Çocukları tabletteki oyunlardan ve gün boyu izlemek zorunda kaldıkları televizyondan kurtarmak , anne-babayı harekete geçirerek hep birlikte ailece oyunlar oynayarak kaiteli zaman geçirmelerini sağlamak için hazırlanan Bugün Ne Oynayalım Ailece Oyunlar kitabı içinde bulunan birbirinden güzel oyunların oynanması suretiyle çocukların gelişimlerine katkıda bulunmaktadır.
220 sayfa, tamamı renkli ve kuşe kağıda basılı “Bugün Ne Oynayalım Ailece Oyunlar” kitabında; “Çocuk Gelişimi ve Aile”, “Çocuk Gelişimi ve Kaliteli Zaman”, “Kaliteli Zaman Etkinlikleri”, “Çocuk Gelişimi ve Oyun” gibi konulara yer verilirken, aynı zamanda 2 yaş ve üzeri her çocuğun aileleri ve arkadaşlarıyla oynayabilecekleri 150 eğlenceli oyuna da yer verilmektedir. Bu oyunların yer aldığı bölümde; oyunu oynayacak oyuncuların yaş sınırı, oyunda kullanılacak malzemeler, oyunun nasıl oynanacağı ve en önemlisi o oyunun çocuğa ne kazandıracağı eğlenceli bir üslupla anlatılmakta ve görsellerle desteklenmektedir.
“Bugün Ne Oynayalım Ailece Oyunlar” kitabında yer verilen 30 etkinlik ve 150 oyun, ailelere hitap etmekle beraber, öğrencileri ile oyun oynamak isteyen okul öncesi öğretmenleri ve sınıf öğretmenlerine, özel gün ve gecelerde (yılbaşı, doğum günü, bayram, kutlama v.s.) arkadaşlarıyla eğlenceli vakit geçirmek isteyen yetişkinlere de hitap etmektedir.

“Bugün Ne Oynayalım Ailece Oyunlar” kitabının uzun, yoğun ve yorucu bir süreçten sonra yayınlanması neticesinde gerek ilkokullarda gerek anaokullarında yapmış olduğum söyleşilerde olumlu geribildirimlerde bulunulması yaşanan tüm yorgunluğa değdiğini göstermekteydi. Anokullarında , ilkokulda öğrencilerle oynanan oyunlar ve sınıfça coşku içinde sevinmeleri tarif edilmez bir sevinç sunmaktaydı.

Aileler ile yapılan söyleşilerde aslında çocuklarıyla beraber oyun oynamanın kendşlerinin ve çocuklarının hayatlarında çok güzel bir renk katacağını fark etmelerini sağladı. Bu söyleşiler sırasında ailelerde kitaptaki oyunları oynama imkanı buldular. Eeee çocukla oyun oynayacaklarsa önceden ısınmaları hakları tabi.

Bu seminerlere katılan bir annenin göndermiş olduğu videoda kızı ile eşinin neşe içinde oyun oynamaları vardı. Resmin altındaki şu not ise aslında ailece ihtiyaç duyuılan şeyin beraber kaliteli zaman geçirmek olduğunu göstermekteydi: "Bugün Ne Oynayalım harika oyunların olduğu bir kitap. Murat Atila emeğinize sağlık. Tabletleri, telefonları çekmeceye kaldırdık, Tv kapadık. Yaşasın oyun oynamak”



“Bugün Ne Oynayalım Ailece Oyunlar” kitabının uzun, yoğun ve yorucu bir süreçten sonra yayınlanması neticesinde gerek ilkokullarda gerek anaokullarında yapmış olduğum söyleşilerde olumlu geribildirimlerde bulunulması yaşanan tüm yorgunluğa değdiğini göstermekteydi. Anokullarında , ilkokulda öğrencilerle oynanan oyunlar ve sınıfça coşku içinde sevinmeleri tarif edilmez bir sevinç sunmaktaydı.

Yazının devamı...

Okul öncesi eğitim çocuğun akademik başarısını nasıl etkiler?

8 Nisan 2016

Bireyselcilik kötü bir şey gibi görünse de, eşit fırsatlara sahip bireylerin hedeflerine ulaşmak ve başarılı olmak iiçin kişisel çaba göstermeleri gerektiğine dair genel bir kanı vardır. Ancak akademik ve mesleki başarı kazanmak için, çevrenin etkisi, katkısı ise yadsınamaz bir gerçektir. Aslında avantajlı ve dezavantajlı durumlar doğumdan itibaren başlar. Örneğin ; ebeveyn eğitimi ve ebeveynlerin sosyo-ekonomik düzeyleri çocukların akademik başarıları üzerinde önemli, bir etkiye sahiptir.

Bu varsayıma göre; sosyo-ekonomik düzeyi düşük bir ailede yetişen çocuk gündüz bakım evine yada anaokuluna başladığı sırada sosyo-ekonomik düzeyi yüksek,ebeveyn eğitimi alan akranlarına göre dezavantajlı durumdadır.

Çocuk Psikolojisi ve Psikiyatrisi Dergisi'nde yayımlanan bir makalede; Montreal Üniversitesi'nden bir ekip 1998 doğumlu 1863 çocuğun akademik performansını değerlendirerek çocuklardaki dezavantajlı durumların okul öncesi eğitim ile kalkıp kalkmadığını araştırdılar.

Sonuçlar

-Beklendiği gibi sınırlı eğitime sahip ebeveynlerin çocukları, eğitim düzeyi iyi olan ailelerin çocuklarına nazaran daha düşük puan aldılar.

-Ancak, anaokuluna yada kreşe devam eden dezavantajlı çocukların performanslarının önemli ölçüde arttığı belirlenmiştir. Buna karşılık yüksek eğitime sahip ebeveylerin çocuklarının dezavantajlı çocukların gösterdiği gelişim kadar ilerleyemedikleri gözlenmiştir.

-Buna karşılık Anaokulu veya Kreşlerde alınan özel tedbirler ve olumlu yaklaşımların çocukların akademik performansına ciddi katkıda bulunduğu tespit edilmiştir.

Satır içi resim 1

Yazının devamı...

Çocuğunuzun Obez Olmasını İstemiyorsanız Bunlara Dikkat Etmelisiniz.

22 Mart 2016

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) verileri çocukluk çağı obezite oranlarının son 10 yıl içinde önemli ölçüde arttığını gösteriyor. Kurumun açıklamasına göre obez çocukların tıpkı yetişkin obezler gibi diyabet, kalp, felç, kanser gibi sağlık sorunları yaşamaları olasılığı yüksek.

Obezite hastalığının başlamasını önlemek yine evde başlar ve ebeveynlere büyük görevler düşer. Çocuğa sağlıklı alışkanlıklar ve düzenli beslenme alışkanlığı kazandırmak önemlidir.

TV’ye Sınır Koyun

Çocuğunuzun TV karşısında fazla zaman harcaması, gün içinde ara sıra fiziksel aktivite yapsa da kilo almasına neden olabilir. 2005 yılında Fiziksel Aktivite ve Sağlık Dergisi’nin yaptığı bir araştırmaya göre televizyon başında hareketsiz şekilde 2 saat geçiren çocukların, fiziksel aktivite yapan çocuklara göre daha fazla kilo aldıkları saptanmıştır. Çocuğunuza TV izlerken zaman sınırı koyun ve fiziksel aktiviteler yapmasını teşvik edin.

Şekerli ve Asitli İçecekler İçirmeyin

Kalori miktarı fazla olan şekerli ve asitli içeceklerin (meyve suyu, kola…) bol miktarda tüketilmesi çocuğunuzun obez olma riskini arttırabilir. Halk Sağlığı ve Beslenme Derneği’nin 2014 yılında yaptığı çalışmada; haftada 4 adet şekerle tatlandırılmış içecek içen çocukların, bu içecekleri içmeyen çocuklara nazaran daha fazla OBEZ olma riski taşıdıklarını ortaya konmuştur.

Teşvik Edin

Çocuğunuzu fiziksel aktivite yapmaya teşvik edin ve destek olun. Basketbol, futbol, yüzme, yürüyüş, bisiklet binme gibi sportif faaliyetlere yönlendirin ve bu sporlara devam etmesi konusunda teşvik edin. Onu takdir ederek, bu spor alanlarında başarılı olmasına katkıda bulunun.

Yazının devamı...

Çocuğunuzu Engellemeyin! Bırakın Yapabileceği İşleri Kendisi Yapsın

11 Mart 2016

Çocuklar, basit günlük işlerin nasıl yapılacağını öğrenebilir. Her yaşta çocukların yardımla yada bağımsız yapabilecekleri basit işler vardır. Bu görevlerin nasıl yapacakları yetişkinler tarafından gösterilmeli ve öğretilmelidir. Çocuklara kendilerinin yapabilecekleri işleri için fırsat ve zaman verin. Başardıkça kendilerine olan güvenlerı artacaktır. Çocuklarınızı engellemeyin , bırakın zorlansa bile birşeyler için çaba harcasın. Başarabilmenin tadını alsın. Onun yapabileceği işi siz yaparsanız çocuk büyüdüğünde özgüven eksikliği yaşayan ve dışa bağımlı bir karektere sahip olabilir. Anne babaya düşen görev ise, çocuğun hangi yaş döneminde neleri yapabileceğine dair bilgilere sahip olmaktır. Böylece çocuklarına, hangi gelişim ödevini nasıl kazanabileceklerine dair yardımcı olabilirler.

Öz-bakım becerilerinin gelişmesini sağlamak için, nasıl yapmaları gerektiğini öğretirken çocuğun beceri düzeyine dikkat ediniz. Açık, net ve basit talimatlar verin. Başarılarını övün ve onları cesaretlendirin.

Çocuğunuza yardımcı olabilmek için yaşlarına göre yapabilecekleri günlük rutinleri öğrenmenizde fayda olacaktir.

Çocuklar Hangi Yaşta Neleri Kendileri Bağımsız Olarak Yapabilir?

8 - 18 AY
Bir bardağın içine kaşık koyabilir ve karıştırabilir.
Yardım alarak soyunabilir, kutuya ayakkabı yada elbise koyabilir
Tercihlerine ulaşmak için çaba gösterir.
Yatma zamanlarını rutin hale getirin.
Sesleri ve hareket taklit eder.
Zannettiğimizden daha iyi anlarlar.
18- 36 AY
Yardım ile ellerini yıkayabilir.
Pipetle içecek içebilir.
Giysilerini nereye koyacağını sorar.
Kaşıkla yemek yemeye çalışır.
Oyuncakları dağıtır ve toparlar, kutulara koyar.
Tuvalet kullanmayı öğrenir.
Basit eylemleri taklit eder.
Kolay sinirlenir.
Görevleri kendi yaptığında ve başardığında bundan hoşlanır.
Elbiselerini çıkarabilir.
Su yada kum ile oynamaktan keyif alırlar.
Basit ve açık kurallar öğrenme başlar.
3 YAŞ
Yardımla diş fırçalayabilir.
“Şimdi” , “ Yakında” ve “Daha Sonra” kavramlarını anlamaya başlar.
Çamaşır sepetine kirli giysilerini koyabilir.
Dolaptan ayakkabı alabilir.
Bağları olmayan ayakkabılar giyinebilir.
Kolay şarkılar söylemektan hoşlanır.
Daha dikkatli dinler.
Bazen başkasını ebeveynine tercih eder.
Evcilik Oyunundan Hoşlanır.
Taklit eder.
Lavaboya kırılgan olmayan tabakları koyabilir.
Çöp kutusuna çöp atabilir.
Yardımı ile vücudunu yıkayabilir.
Yardımla ellerini yıkar ve kurular.
4 YAŞ
Bir kaşık, çatal kullanabilir.
Yardım olmadan elbise düğmelerini ilikleyebilir. Kendi giyinir, soyunur, fermuarını çeker. Bildiği nesnelerin resmini çizer. Farklı cinsiyet rollerini bilir. 10’a kadar sayabilir; bazı şekilleri tanır.
Hızla yeni kelimeler öğrenir.
Net ve Basit kuralları anlar.
Paylaşmayı ve sıra beklemeyi öğrenir.
Küvetin içinde kendini yıkayabilir. (Gözlem altında)
Dişlerini fırçalayabilir.
Ellerini yıkar ve kuralar.
5 YAŞ
Ev kurallarına uyar. ( Ellerini yıka, dişlerini fırçala, pijamalarını giy, ..)
“Başlangıç” , “Orta” ve “Son” kavramlarını anlar.
Başkalarının duygularını anlamaya başlar.
Özbakım becerileri gelişir.
Sağ ve sol kavramını anlar. 10’a kadar sayabilir.
Engeli olan çocuklara yardım gerekebilir. Aşağıdaki konularda yardımcı olabilirsiniz.
- Çocuğun görevinin belli bir kısmını yapması için yada başlaması için bekleyin, zorlandığı kısımda yardımcı olun.
- Çocuğunuzun başladığı işi bitirmesini bekleyin bu konuda cesaretlendirin.
- Farklı talimatlar uygulayabilirsiniz. Resimli, oklarla v.s
- İşini tamamlaması için ekstra zaman verin.
Kaynak : http://csefel.vanderbilt.edu/documents/teaching_routines.pdf
Murat ATİLA
Klinik Psikolog/Aile Danışmanı

Yazının devamı...

Sizin Stiliniz Hangisi? Eşler Arası Duygu İfade Stilleri

9 Mart 2016

Eşler arası çatışma sırasında çiftler birbirilerine farklı biçimlerde duygularını ifade ederler. Bu duygu ifade stili çatışmanın devamını ya da sonlandırılmasını belirler. Duyguların doğru ifade edilmesi ve doğru anlaşılmak çatışmayı sonlandırabilir. Ancak duyguların yanlış ifade edilmesi ya da yanlış anlaşılmak ise çatışmayı arttırabilir.
KIZGINLIK DUYGUSU İFADE BİÇİMLERİ1-Yaygın Kızgınlık

Bu ifade biçiminde; kişiler eşlerini suçlayarak, bağırarak ya da hakaret ederek ilişkiye zarar veren yıpratıcı davranışlar göstermektedirler “Eşime karşı sesimi yükseltirim, bağırıp çağırırım”
2- Pasif KızgınlıkBu ifade biçiminde; kişiler kızgınlığını sözlerinden çok tavır ve hareketleri ile belli etmektedir. Diğer bir deyişle, yıkıcı fakat pasif davranış örüntüsü sergilemektedirler. “Eşime küserim, bir süre sessiz kalırım”3- Kaçınmacı DavranışBu ifade biçiminde; kişiler, kızgınlıklarını kendi içlerini atıp tartışmadan geri durmayı tercih etmektedirler. Bu kişiler genellikle kendilerini savunmayı reddederek, kızgın olduklarını inkâr etmeyi tercih etmektedirler “Sorun hakkında konuşmayı ertelerim ya da konuyu kapatmaya çalışırım”4- Olumlu-Bütünleyici KızgınlıkProblem çözme ve sorunu olumlu bir şekilde halletmeye yönelik davranış biçimlerini içermektedir. “Eşimle mutlaka konuşup sorunu halletmeye çalışırım, onunla uzlaşmaya çalışırım”ÜZÜNTÜ DUYGUSU İFADE BİÇİMLERİ1-Sessiz Kalma/Bastırma“Eşimle bunu konuşmamayı tercih ederim, benim için bunu konuşmanın bir anlamı yok”2- Yapıcı ve Olumlu İfade“Ne hissediyorsam ona açıkça söylerim, konuşmaya, ifade etmeye çalışırım”3- Depresif Duygu Durumu“Depresif olurum, kendimi değersiz hissederim”4- Sosyal Destek Arama/Eşe Bağımlı Davranış“Sessiz ve düşünceli olurum, onun benimle ilgilenmesini beklerim”5- Dikkat Dağıtıcı Etkinliklere Girmek“Tartışma ortamından uzaklaşır, Başka şeylerle ilgilenirim, başka uğraşlarla meşgul olurum”6- Yıkıcı ve Olumsuz Davranış“Ne yaparsa yapsın kabul etmem, olayı uzatırım”SUÇLULUK DUYGUSU İFADE BİÇİMLERİ1-Özür Dileme/Açıklama Getirme“Haksız, hatalı olduğumu ve pişmanlığımı ifade ederim”2- Ödün Verme/Affettirme“Telafi etmek için onun hoşuna gidecek, seveceği bir şeyler yaparım, şımartmak, jest yapmak gibi”3-İnkâr Etme

“Hatamı kabul etmem, suçsuzmuş gibi üste çıkmaya çalışırım, suçu bastırırım”

Kaynak:

“Evlilikte Kızgınlık, Üzüntü ve Suçluluk Duygularının İfade Biçimlerinin Ölçümü” Türk Psikoloji Yazıları, Haziran 2013, 16 (31), 36-55

Murat ATİLA

Klinik Psikolog/Aile Danışmanı

Yazının devamı...

Duygusal Zekayı (EQ) Geliştirmenin Yolları

8 Mart 2016

EQ, duyguları anlama ve onları yönetme yeteneği gerektirir.Uzmanlar duygusal zekanın aslında Zihinsel zekayı da etkilediğini belirtmişlerdir. Peki duygusal zekayı geliştirmek mümkün müdür? Duygusal Zeka alanında yazmış olduğu kitapları çok satanlar arasına giren Psikolog /Yazar Dr. Daniel Goleman Duygusal zekayı geliştirmek için 5 yol önermektedir:

1- Öz Farkındalık

Öz Bilinç, kendi duygularının farkında olma ve anlamayı içerir. Ve bu yetenek Duygusal Zekanın önemli bir parçasıdır. Sadece kendi duygularını anlamanın yanında sergilemiş olduğu davranışların başkalarına ne hissettireceğini hesaplamayı öğrenmek gerekir. Sergilenen davranış karşısındaki, diğer tarafın duygularını da anlamaya çalışılmalıdır. Öz Farkındalık'a sahip olabilmek için kişinin kendi duygularını anlama ve nasıl tepkiler verdiğini fark etmesi gerekir. Kendi güçlü ve zayıf yönlerini iyi bilmelidir. Diğer insanların kendilerini nasıl algıladıklarını da bilmelidirler.

2- Öz Düzenleme

Bireyin kendi duygularının farkında olmasının yanı sıra, duyguları yönetebilmeyi de öğrenmek önemlidir.Duyguları gizlemek yerine, duyguları yerinde ve zamanında uygun biçimde ifade edebilmeyi öğrenmek gerekir. Bu yönü gelişen kişiler tartışma ve çatışmalarda daha esnek olabilirler.Bu yönü gelişenler kendi sorumluluklarını almaktan çekinmezler.

3-Sosyal Beceriler

Başkalarıyla etkileşim içinde olmak duygusal zekanın önemli bir parçasıdır. Gerçek duygusal anlayış kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlamadan daha fazlasını içerir.Sosyal beceriler, etkin dinlemeyi , sözlü , sözsüz iletişim becerilerinin gelişimini de içerir.

4-Empati

Yazının devamı...

Bu Özelliklere Sahipseniz Duygusal Zekanız (EQ) Düşük Demektir

3 Mart 2016

Duygusal zeka; duyguları değerlendirme ve anlama yeteneğini ifade eder. Duygusal zeka başkalarıyla kurulan sosyal ilişkide önemli bir yere sahiptir. Sağlıklı ilişkiler kurmak ve bu ilişkileri sürdürebilmek yüksek duygusal zeka gerektirir. Bireylerin duygusal zekaları düşük ise bu durum sosyal ilişkilerine, aile, iş ve eşleri ile olan ilişkilerine olumsuz olarak yansıyabilir. Sosyal iletişim zayıf olunca da ilişkilerin çıkmaza girmesi yada sona ermesi kaçınılmaz olabilir. Bu nedenle düşük duygusal zeka belirtilerini bilmek ve bu belirtileri ortadan kaldırmak için çaba göstermek, düşük EQ ye sahip bireyler için önemlidir.

1- Her ortamda tartışmaya girebilirler

Çoğu zaman ailesinin, akrabalarının, arkadaşlarının ve hatta yabancıların yanında eşiyle, arkadaşıyla tartışmaktan ve onları rencide edici tutum sergilemekten çekinmeyebilirler.

2- Başkalarının ne hissettiğini anlamazlar

Düşük EQ'lü insanlar genelde diğer insanların duygularından habersizdirler. Onlardan diğer insanların ne hissettiklerini anlamalarını bekleriz ama, bunu yapmaları çoğu zaman mümkün değildir.

3- Diğer İnsanların aşırı hassas olduklarını düşünürler

Duygusal zekası düşük olan insanlar çoğu zaman, uygun olmayan ortamlarda gereksiz şakalar yapabilirler. Örneğin bir cenazede fıkra anlatma, yada espiri yapma davranışında buluabilirler. Bu tutumları da eleştirilince de insanların gereğinden fazla duygusal olduklarını ve durumu abarttıklarını söyleyebilirler.

4- Başka bakış açılarına kapalıdırlar

Yazının devamı...