Sosyal medya kullanımı çocuğunuzu depresyona sürükler mi?

21 Nisan 2021

Depresyon bir duygu durum bozukluğudur. Bireyin günlük faaliyetlerine eşlik eden üzüntü, çökkünlük, öfke ve işlevsizlik duyguları olarak ifade edilebilir. Depresyon yetişkinlerde görüldüğü gibi çocuklarda da görülmektedir. Oldukça yaygın ve tedavi edilebilir olan bu hastalığa neden olan birçok faktör bulunmaktadır. Genetik yatkınlık, beyindeki bazı kimyasallardaki farklılıklar, özgüven eksikliği, yaşam koşullarının zorluğu, karamsar kişiliğe sahip olma, stres, şiddet görme, ihmal ve istismar gibi faktörler depresyon riskini arttırabilir. Depresyona sürükleyen çevresel faktörlerden biri de hayatımıza giren sosyal medya uygulamalarıdır. Yapılan birçok araştırma sosyal medyanın aşırı kullanımının çocuklarda ve yetişkinlerde depresyona neden olabileceğini ortaya koymaktadır.

Selçuk Üniversite’sinden Prof. Dr. Şükrü Balcı ve Araştırma Görevlisi Enes Baloğlu tarafından 300 üniversite öğrencisi ile yüz yüze görüşme tekniği ile yapılan bir çalışmada sosyal medya bağımlılığı ile depresyon arasında pozitif anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Şiddetli depresyon belirtisine sahip olanların, düşük ve orta düzeyde depresyon yaşayanlara oranla, daha yüksek sosyal medya bağımlılık puanına sahip oldukları görülmüştür (1).

Pittsburg Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan bir araştırmada bu tespiti doğrulamaktadır. Pittsburg Üniversitesi tarafından yapılan bu araştırmaya göre genç yetişkinlerde sosyal medya kullanımı arttıkça depresyona girme olasılığı da artmaktadır. (2) Ayrıca akranların kıskançlık uyandıracak paylaşımlarda bulunduklarını görmek depresyonun gelişmesine neden olabilir. Bazı kullanıcılar, arkadaşlarının yaşam standartlarının kendi hayat standartlarından daha iyi olduğunu gördüklerinde daha karamsar ve umutsuz olabilirler. Sosyal medya yüz yüze etkileşimi azaltarak çocukların yalıtım duygularını arttırmaktadır. Arkadaşlarının öz çekimlerini, birlikte yaptıkları bir etkinliği, birbirlerini etiketlemelerini gördüklerinde kendilerini depresif hissedebilirler. Çocukların özellikle İnstagram’da idealize edilmiş fiziksel görünüm ve yaşantı ile kendilerini kıyaslamaları çoğu zaman çocukları yetersiz ve kötü hissettirebilir.

Montreal Üniversitesi’nde 2019 yılında yapılan bir araştırmada sosyal medya kullanımının video oyunlarında nazaran çocuğun depresyona girme ihtimalini arttırdığı görülmüştür. Bu araştırmada 3800 civarı öğrenci 2012’den 2018’e kadar geçen süre boyunca incelendi. Bu sürede çocuklardan günde ne kadar sosyal medya kullandıklarını not etmeleri istendi. Geçen süre içerisinde sosyal medya ve TV kullanımı arttıkça çocuklardaki depresif belirtilerinde arttığı tespit edildi. (3)

Psikoloji profesörü olan Patricia M. Greenfield’in yaptığı bir çalışmada, öğrenciler dijital detoks kampına alındılar. Kampta bulunan çocukların mobil cihaz kullanan çocuklara nazaran yüz mimiklerini okuma ve sözel olmayan duygusal ifadeleri okuma becerilerinde kampta kaldıkları beş gün içerisinde önemli bir ilerleme kaydettikleri görülmüştür. (4)

Harward Tıp Fakültesi’nde Çocuk ve Ergen Psikiyatrristi Dr. Neha Chaudhary gençlerin sosyal medya kullanımının kaygı, depresyon, yalnızlık hissi ve düşük öz güven ile ilişkili olduğunu söylemektedir. Araştırma Bilimci Linda Charmaraman’ın Teknoloji ve Ergen Ruh Sağlığı konulu makalesinde gençlerin %21’inin sosyal medyada vakit geçirdikten sonra kendilerini “kötü hissettiklerine yer vermiştir. (5)

Kaspersky Lab’ın yaptığı araştırma sonuçlarında sosyal medyanın birçok kullanıcıyı mutsuz ettiği sonucu çıktı. Bunun sebebi ise beğenilme isteğiydi. Sosyal medya kullanan Türkiyede’ki kullanıcıların %41’i arkadaşlarının paylaşımlarının kendi paylaşımlarından daha çok beğenilmesi karşısında kıskançlık duygusuna kapıldıklarını söylemişlerdir. % 53’ü ise arkadaşlarının tatil fotoğraflarını görmelerinin kendilerini mutsuz hissettirdiğini belirtmişlerdir. Bu araştırmaya göre Türkiye’de sosyal medyaya kullanma nedenlerinin en başında %71 ile eğlenceli ve komik paylaşımlar görmek, % 68 ise arkadaşlarıyla iletişim kurabilmek yer almaktadır.

Sosyal medya paylaşımlarının etkileşim oranı ve beğenilme sayıları çocuklardaki Narsizmi arttırabilir. Bu çocukların duygu durumları sosyal medyada ne kadar beğenildiklerine bağlıdır. Bekledikleri ilgiyi görmediklerinde endişeli olabilirler. Popüler bir hesaba sahip olmak bu çocukların her şeyin kendi etraflarında döndüğü yanılgısına düşürebilir. (6) Ayrıca sosyal medya fenomeni olma isteği ve bunun için yapılan bazı paylaşımların yeterince talep görmemesi de çocuğun kendini kötü hissetmesine ve depresyona girmesine neden olabilir.

Yazının devamı...

Sosyal medya bağımlısı çocuğunuzu bu durumdan nasıl çıkarabilirsiniz?

5 Nisan 2021

Ebeveynlerin çoğu çocuklarının akıllı telefon isteklerine karşı koyamayıp çocuklarına akıllı telefon almak zorunda kalabilirler. Akıllı telefon alınmadan önce çocuğa şartlar koşulur, sözler alınır. Ancak bir süre sonra bu sözler tutulmaz ve çocuklar telefonlarından ayrı bir an bile geçiremez hale gelirler. Gerçek hayattan kopup tüm zamanını sosyal medyada geçirmeye başlarlar. Sosyal medya uygulamalarında gereğinden fazla zaman harcamak bir süre sonra çocuğu sosyal medyaya bağımlı hale getirebilir. Sosyal medyada aşırı zaman geçirmenin sonucunda çocukların akademik başarısında düşme, uyku düzeninde bozulma, karşı gelme vb. sorunlar görülmeye başlar. Bu sorunların artmasıyla birlikte ebeveynlerin çoğu çocuklarına akıllı telefon aldıkları için pişman olurlar. Çaresizlik hissedip çocuklarını telefonları ile baş başa bırakmak zorunda kalabilirler. Pes etmek yerine sosyal medyayı aşırı kullanmanın çocuğunuza verdiği zararlardan onu kurtarmak için bir yol haritası belirleyebilir ve bazı tedbirler alabilirsiniz.

Sosyal medyayı aşırı kullanan çocuğunuzu bu durumdan kurtarmak için aşağıda sıralanan yol haritasını hayata geçirebilirsiniz. Bu süreçte kararlı, net ve tutarlı olmanız gerekmektedir. Eşinizle, ev sakinleriyle işbirliği içinde hareket etmelisiniz.

Çocuğunuzun Yaşına Uygun Olup Olmadığına Bakın

Sosyal medya kullanımı aile gözetiminde 13 yaşından sonra başlamalıdır. Çocuğunuz 18 yaşına girene kadar sizin sorumluluğunuzdadır ve sosyal medya bağımlılığı geliştirmek üzere olan çocuğunuza karşı gerekli tedbirleri almak zorundasınız. Bu çocuğunuz için açı bir reçete bile olsa gerekeni yapmalısınız.

Çocuğunuzun 18 yaşına girene kadar sosyal medya hesabı açmasına, telefon kullanmasına izin de vermeyebilirsiniz. Ancak çocuğunuzu soyutlasanız dahi er ya da geç sosyal medya uygulamalarını kullanacaktır. Teknolojik aletlerin yaygınlaştığı bu zamanda çocuğunuzu bu durumdan soyutlamak yerine bilinçli ve ölçülü sosyal medya kullanımı konusunda rehberlik edebilir, yardımcı olabilirsiniz.

Çocuğunuz 13 yaşından küçükse ve sosyal medya hesabı açmışsa bu hesabı kapatın. Sosyal medya kullanımına erken yaşlarda başlamanın çocukların psikososyal gelişimlerine zarar verebileceğini unutmayın. Birçok sosyal medya platformu çocukların 13 yaşından sonra ebeveyn denetiminde hesap açmalarına müsaade etmektedir. Aslında çocuğunuz bir sosyal medya hesabı açacaksa en uygun yaş 16 ve üzeridir. Bu yaşlarda sosyal medyayı bilinçli kullanma ihtimalleri daha fazladır. Ancak 13-16 yaş arası çocukların ebeveyn denetimi olmadan sosyal medya kullanmaları sosyal medyanın zararlı etkilerine maruz kalmalarına neden olabilir. Bu nedenle 13-16 yaş arası çocuklar ebeveyn denetimine ihtiyaç duyarlar. Çocuğunuza hesap açtıktan sonra aşağıda sıralanan adımları uygularsanız çocuğunuz daha bilinçli bir sosyal medya kullanıcısı olabilir. Çocuğunuz 13-16 yaş arasında sosyal medya hesabı açmak isterse sizin denetiminizde hesap açabilir. Sizin de tanıdığınız 10-15 civarı arkadaş ekleyebileceğini ve sadece bir sosyal medya uygulaması kullanabileceğini belirtin.

Çocuğunuz 16 yaşından büyükse sosyal medyayı tek hesap üzerinden devam etmelerini, paylaşacakları her paylaşımın kendilerini bağlayacağını günün birinde iş ve kariyer planlamalarında karşılarına çıkabileceğini hatırlatın.

Çocuğunuzun Farkındalık Kazanmasını Sağlayın

Yazının devamı...

Çocuğunuz sosyal medya bağımlısı mı?

30 Mart 2021

Sosyal medya sağlayıcısı olan şirketlerin amacı kullanıcılarının sosyal medyada olabildiğince fazla zaman geçirmelerini sağlamaktır. Çünkü sosyal medya uygulamaları ürün satmazlar. Onların ürünleri de tüketicileri de kullanıcılarıdır. Bu nedenle sosyal medya platformunda zaman geçirmeniz için beğeni butonları, emojiler, filtreler, geri bildirimler ve yaptıklarınız hakkında raporlar kullanırlar. Kullanıcısını kendisine bağımlı yapmak sosyal medya platformlarının hedeflerindendir. Hiçbir işletme müşterisinin azalmasını istemez. Müşterileri kendilerine ne kadar bağımlı olursa bu onlar için daha çok reklam geliri para demektir. Bu bağımlılık tuzağına düşen müşterilerden biri de çocuğunuz olabilir. Sosyal medyanın renkli hayatı çocuğunuzun sosyal medya bağımlılığı geliştirmesine neden olabilir.

Nottingham Trent Üniversitesi’nde Davranış Bağımlılığı Profesörü olan Mark D. Griffiths’e göre sosyal medya kullanımının bağımlılık sayılması için bazı kriterler bulunmaktadır: (1)

Belirleyicilik: Sosyal medya kullanımı bireyin hayatındaki en önemli aktivite olup, kişinin duygu, düşünce ve davranışlarında belirleyici olması. Sosyal medyada vakit geçiremediği zamanlarda bile sosyal medyaya gireceği zamanı düşünmek

Ruh Hali Değişikliği: Aşırı sosyal medya kullanımı neticesinde kişide kendini gereğinden fazla iyi hissetme ya da hissizleşme hali

Tolerans: Sosyal medya kullanımı sırasında hissettiği iyi olma halini tekrar tekrar yaşamak için sosyal medyada geçirilen süreyi arttırma

Yoksunluk Semptomları: Sosyal medyaya erişememe durumunda yaşanılan olumsuz duygu durumları, karamsarlık ve sinirlilik hali yaşama

Çatışma: Bireyin sosyal medya aşırı kullanımı neticesinde çevresindeki kişilerle ve/veya ilgi alanları ile kendi içinde yaşadığı çatışmalar

Döngü:

Yazının devamı...

Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki olumlu etkileri

16 Mart 2021

İnternete erişimin yaygınlaşması ile beraber sosyal medya uygulamaları da hayatımıza girmiş oldu. İçinde birçok içerik bulunan bu uygulamalar çocukların da dikkatini çekmektedir. Çocuklar zamanlarının büyük bir bölümünü bu uygulamalarla geçirebilmektedirler. Bu uygulamaların çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olduğu gibi olumlu etkileri de bulunmaktadır. Çocukların sosyal medyayı bilinçli ve ölçülü kullanması sosyal medyanın olumlu etkilerini arttırabilir. Bu sayede çocuklar ve gençler önemli teknik ve sosyal beceriler kazanabilirler.

Pew Ressearch Center (Pew Araştırma Merkezi) tarafından 2018 yılında yapılan ve sosyal medyanın gençlerin yaşamları üzerindeki etkilerinin sorulduğu anket çalışmasında, 13-17 yaş aralığında yer alan ve bu soruya cevap veren gençlerin %31’i bu etkinin olumlu, %24’ü olumsuz , %45’i ise olumlu ya da olumsuz bir etkisinin olmadığını belirtmiştir. Sosyal medyanın yaşamlarını olumlu etkilediğini düşünen gençlerin çoğu başkalarıyla bağlantı kurmanın; iletişim halinde olmalarına ve başkalarıyla etkileşime girmelerini sağladığını, aile ve çevreleriyle iletişim kurmayı ve yeni insanlar tanıdıklarını, sosyal medyanın haber ve bilgilere erişimlerini kolaylaştırdığını, eğlendiklerini, kendilerini ifade edebildiklerini, başkalarına destek olabildiklerini ve yeni şeyler öğrenebildiklerini söylemişlerdir. (1)

Çocukların dijital dünyaya uyumlu bir birey olmaları için sosyal medya uygulamalarını kullanmaları gerekebilir. Çocuğunuzu teknolojik gelişmelerden tamamen soyutlayamazsınız. Ona, teknolojinin sunduğu imkânlardan en iyi şekilde faydalanması hususunda rehberlik etmelisiniz. Çocuğunuzun dijital dünyaya adapte olabilmesi için temel teknik becerileri öğrenmesi gerekmektedir. Sosyal medya kullanımı bu teknik becerilerin öğrenilmesine katkı sağlayabilir.

Sosyal medya akranların buluşma yeri gibidir. Çocuklar birbirlerinden bir şeyler öğrenmeye daha eğilimlidirler. Çocuklar sosyal ağlar ile etkileşimde bulunurlar ve birbirlerinden bir şeyler öğrenirler. Çocuklar ve gençler öğrenme araçlarını ve bilgilerini kolayca paylaşabilmekte ve öğrenme için işbirliğine girmektedirler. Sosyal medya ve görüntülü konuşma uygulamaları çocukların çevrimiçi eğitim almalarına, Youtube’da yer alan eğitim içeriklerine erişerek ders çalışmalarına da katkı sunmaktadır. Bilgiye ulaşmak artık çok kolay ve yetişkin bilgi kaynağının yerini kolayca ulaşılan bilgi kaynakları- Google, Wikipedia, Youtube vs…- aldı. Aynı ilgi alanına sahip gençler bir araya gelerek kurdukları gruplar sayesinde iletişim kurmakta, etkinlik paylaşımı yaparak gerçek hayatta organize olabilmektedirler. ( Kamp, konser, sosyal sorumluluk projesi, ders içeriği paylaşımı vb.)

Çocuklar sosyal medya aracılığıyla dünyadaki diğer kültürleri tanıyabilmekte ve başka ülkedeki akranları ile iletişime geçerek yabancı dillerini geliştirebilirler.

Sosyal medya kullanımı ile çocuklar daha fazla iletişim kurar ve etkileşime girerler. Çocukların, sosyal medyadaki arkadaşlıkların gerçek dünyadaki arkadaşlıkların yerini dolduramayacağını bilmeleri de gerekir. Teknoloji çağı gerçek dünyanın yanına sanal bir dünya getirdi. Bu iki dünyanın dengeli ve uyumlu bir şekilde yaşanması gerekir.

Sosyal medya uzun zamandır görmediğiniz bir tanıdığınızla ya da gerçek hayatta görüşme imkânınız olmayan biriyle tanışma imkânı sağlar. Ayrıca günümüzün yoğun temposu nedeniyle yüz yüze görüşme imkânı olmayan arkadaşlarınızla iletişim kurmanıza yardımcı olur. Çocuğunuzda sosyal medya sayesinde arkadaşları ile uzun yıllar irtibat kurabilir ve arkadaşlıklarını daha uzun yıllar devam ettirebilir.

Arkadaşlarının doğum günlerini hatırlayıp kutlarlar. İyi günlerinden mutluluklarını paylaşıp, kötü günlerinde yanlarında olurlar. Fiziksel olarak bir araya gelemedikleri zamanlarda sosyal medyada bir araya gelip birbirlerine destek olabilirler.

Yazının devamı...

Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri

5 Mart 2021

Çocukların hayatında etkili olan birçok popüler sosyal medya uygulamaları (Facebook, İnstagram, Snapchat, Youtube, Tik Tok vb.) bulunmaktadır. Bu popüler uygulamaların yanına önümüzdeki yıllarda yeni uygulamaların eklenme ihtimali de oldukça yüksek görünüyor.

Sosyal medya uygulamalarının çocuklar ve gençler tarafından yoğun bir şekilde kullanılması, çocukları ve gençleri olumsuz açıdan etkilemektedirler. Sosyal medyanın aşırı kullanımı ile ortaya çıkan ekrana bakma süresinin uzunluğu çocukların psikolojik, fiziksel ve sosyal gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Sosyal Medyanın Aşırı Kullanımının Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Pew Research Center tarafından çocuklar ve gençlerin sosyal medya kullanım alışkanlıkları üzerine yapılan bir çalışmada sosyal medyanın hayatlarını olumsuz yönde etkilediğini düşünen gençlerin çoğunluğu siber zorbalıktan bahsetmişlerdir. Ayrıca kişilik onurunu incitici dedikodularında hayatlarını olumsuz etkilediğini söylemişlerdir. Sosyal medyanın gerçek olamayacak kadar iyi yaşamları göz önüne serdiğini ve bu durumun hayatlarına gerçekçi olmayan bir açıyla bakmalarına neden olduğunu, sosyal medyanın çok zaman aldığını, psikolojik sorunlara yol açabildiğini savunmuşlardır.(1) Sosyal medya kullanan çocukların değindiği bu sorunlara ve değinmedikleri diğer olumsuzlukları biraz açalım.

Ruh Sağlığını Olumsuz Etkileyebilir

Sanal dünyada gereğinden fazla vakit geçirmek çocukların ruh sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. IZA Çalışma Ekonomisi Enstitüsü’nün 2016 yılında yayınlanmış olan rapor, sosyal medyada günde 1 saat bile vakit geçirmenin çocuğun olumsuz etkilenmesine yeteceğini öne sürmüştür.(2)

Sosyal medya içeriklerinin çeşitliliği, siber zorbalık riski, gerçek hayattan kopuş vb. durumlar çocukların ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. The Lancet Child and Adolescent Health tıp dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, sosyal medyanın aşırı kullanımının kız ve erkek çocuklarda daha sonrasında ruhsal ve fiziksel sağlıklarını kötü yönde etkilediği görülmüştür. Kızların uykusuzluk ve siber zorbalığa maruz kalma açısından erkeklere nazaran daha muzdarip oldukları tespit edilmiştir. (3)

Amerikan Pediatri Akademisi tarafından yayınlanan başka bir çalışma sosyal medyanın aşırı kullanımının çocukları nasıl etkilediğine dair bize birçok ipucu vermektedir. Araştırmacı Dr. Linda Charmaraman ve arkadaşları tarafından yayınlanan “Dijital Yaşam ve Gençlerin Refahı, Sosyal Bağlılık, Empati ve Narsizm” başlıklı araştırmada, sosyal medya kullanımının, benlik saygısını azaltabileceğini, ergen baskısının ise siber zorbalık aracılığıyla arttırabileceğini belirtmiştir. (4)

Yazının devamı...

Evinizde ailece kaliteli zaman geçirmenizi sağlayacak öneriler

3 Ekim 2020

Aşağıda sıralanan etkinlikleri çocuklarınızla beraber yaparak, evde geçirdiğiniz zamanın kalitesini arttırabilirsiniz.

Yapboz

Parçadan bütüne gitmenin güzel örneklerinden olan yapboz, çocuk ve yetişkinler için oldukça faydalı bir etkinliktir. Yapboz çocukların dikkatlerini toplama, motive olma, görsel hafıza, el-göz koordinasyonu sağlama, akıl yürütme ve problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağlar. Çocuğunuzun yaşına uygun yapboz alarak işe başlayabilirsiniz. Ailece yapboz parçalarını bir araya getirerek bitirdiğiniz görseli çerçeveleterek evinizin bir duvarına asabilirsiniz.

Masabaşı Kutu Oyunları

Yılbaşı akşamlarında veya özel günlerde oynanan oyunları çoğumuz hatırlarız. Amiral battı, tombala bu oyunların ilk akla gelenleridir. Günümüzde ise ailece oynayabileceğiniz birçok masa başı kutu oyunları bulunmaktadır. Bu oyunlar, çocukların stratejik düşünme, akıl yürütme, sırasını bekleme ve takip etme, oyun içi eğitici bilgileri öğrenme, kazanma ya ada kaybetme duygusunu yaşama gibi kazanımların gelişmesine yardımcı olur. Aile içi iletişimin güçlenmesi ve zamanın kaliteli geçmesini sağlar.

Karaoke

Ailece müzik eşliğinde eğlenmeye ve sevdiğiniz şarkıları çocuklarınızla beraber söylemeye ne dersiniz. YouTube video oynatma sitesinin arama kısmına karaoke yazdığınızda birçok şarkının karaoke formatında hazırlandığı göreceksiniz. Sonrasında da size şarkınızı seçmek ve ailece eğlenmek düşecek.

Egzersiz

Yazının devamı...

Benimle Boşanır mısın?

12 Şubat 2018

Benimle Boşanır mısın? Kitabı Çıktı !!!

Kitabın kapağında yer alan Benimle Boşanır mısın? sorusu size ironik gelebilir. Evlenmeden önce her genç kızın duymak istediğibir sorudur: “Benimle Evlenir misin?” İşin özünde bu sadece salt bir ev paylaşma teklifi değil, bu aslında bir hayatı paylaşma teklifidir. Hayat içinde neler vardır: İyilik- kötülük, güzellik- çirkinlik, sağlık- hastalık, zenginlik- fakirlik, sevinmek-üzülmek, çalışmak –pes etmek, sevmek- nefret etmek, affetmek- ayrılmak ve daha nice birbirinin zıddı duygular ve olaylar. Aile olmak vardır. Bireyin kendi özeli vardır, bu özeli paylaşan sevdikleri, ailesi vardır. İşte Benimle Evlenir misin? sorusuna evet demek, iki kişinin özelini birleştirip yeni bir hayat kurmaları ve bu hayatı paylaşmaları demektir.

“Evlilikleri mutsuz kılan sevginin eksikliği değil, arkadaşlığın eksikliğidir.”
Nietzsche

Benimle Boşanır mısın? sorusu ise Benimle Evlenir misin? sorusu gibi heyecan verici ve etkileyici değildir. Çoğu zamanda böylesine kibar ve naif bir yanı da yoktur. Sert ve acımasızdır boşanma teklifi. Evlenme teklifi gibi içine almaz, ısıtmaz ve sarıp sarmalamaz. Soğuk bir yüzü vardır. Tüm çabaları, fedakârlıkları, yaşanmışlıkları, resimleri, anıları bir kâğıdı buruşturup çöpe atmak gibidir. Mış gibi yapmaktır, mazide kalan ne varsa hiç yaşanmamış gibi silip atmaktır. Eşleri yıpratır çoğu zaman, bazende rahatlatır. Kimine kötü gelir kimine iyi. Evlilik sürecinin eşlere hissettirdiği duygulara göre değişir ayrılık sürecinin etkisi. Ama ne hissetirse hissettirsin şarkıda dendiği gibi “Her ayrılık bir vurgundur. ”Kimse vurgun yemek, acı çekmek, üzülmek ve yıpranmak istemez. Bir yuva kurarken herkesin genel arzusu; mutlu olmak ve sevdiği insanla bir ömür boyu birlikte yaşamak, birlikte yaşlanmaktır.

“Eğer evliliğinizin yürümesini istiyorsanız lekeye değil, her zaman güzelliğe bakmayı bilmelisiniz..."
Steven W. Vannoy

Hayaller , umutlar, güzel dilekler vardır evlilik yolunda.. Bazen bu hayaller kırılır, umutlar tükenir ve ilekler gerçekleşmez. Kurulan aile yuvası ortadan ikiye çatırdamaya başlar. Eşler arasında mesafeler girer, soğuk rüzgarlar eser evin içinde.. Onca emek, onca çaba yapılan hatalar yüzünden boşa gider. Bir yazarında dediği gibi: “Başkalarının hatalarından dersler çıkarın. Çünkü insan tüm hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor.”

Her ilişki ve evlilik özeldir. Ancak hatalar benzerlikler gösterebilir. Bazen hatalardan ders çıkarmak için o hatayı tecrübe etmeye gerek olmayabilir.

Benimle Boşanır mısın? kitabında birbirinden farklı ve ayrı zamanlarda yaşanmış beş hayat hikayesi yer almaktadır. Bu hikayeler ve yaşanmışlıklar size çok yabancı gelmeyecek. Kendinizden ve çevrenizden izler bulabileceksiniz. Zira evliliklerin bitmesine genel olarak tekrarlanan aynı hatalar neden olabilmektedir.

Yazının devamı...

Reklamlar Çocukları Nasıl Etkiliyor?

2 Ekim 2017

Reklam; bir şeyi geniş kitlelere tanıtmak, beğendirmek ve o şeyin satın alınmasını, satılmasını sağlamak için söz, yazı ve benzeri araçlarla yapılan her türlü tanıtma çabasını ifade eder. Günümüzde ise bu tanıtma çabaları hayatın her alanında daha çok kendini gösteriyor. Başımızı çevirdiğimiz her yerde karşımıza çıkan reklamlardan çocuklarda nasibini alıyor. Çocukların aileler üzerindeki tesiri ve ürün seçimindeki ısrarlı davranışlarını göz önüne alarak hazırlanan reklamlar karşısında ebeveynler kimi zaman çaresiz kalıyor ve çocuklarının isteklerini yerine getirmek zorunda kalıyorlar.

Reklamların çocuklar üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri bulunuyor. Bu nedenle ebevenlerin çocuklarını olumsuz etkileyebilecek reklamlara karşı dikkatli olmaları gerekiyor.

Reklamların çocuklar üzerindeki olumlu etkilerini şöyle sıralayabiliriz:

1. Reklamlar çocukları dış dünya ve sosyal hayat hakkında bilgilendirmektedir. Reklamlarda yer verilen tanıtıcı ve doğru bilgiler çocuğun bilgi kapasitesinin armasına katkı sağlar.

2. Reklam izleyen çocuk yetişkin dünyasına ait nesnelerle yakınlaşması açısından önemlidir. Yeni neselerle yakınlaşma çocuğun sosyal gelişiminide olumlu etkiler.

3. Reklamlarda olumlu davranışlar sergilemesine yönelik mesajlar verilmesi ( ellerini yıka, dişlerini fırçala v.b.) çocuğun davranışlarında değişiklik göztermesini sağlar.

4. Reklamlarda çocukların bir tiyatro yada spor gösterisi yapmaları, sosyal sorumluluk projesinde yer almaları, bu reklamı izleyen çocuklarında bu tip faaliyetlere katılmalarını teşvik etmiş olur.

5. Reklamlarda sağlıklı besinlerin kullanılması ( balık, süt, yoğurt v.b.) teşvik edilmesi, çocukların beslenme alışkanlıklarını sağlıklı olmasına katkı sağlamış olur.

Yazının devamı...