Çocuklar da depresyon

7 Ağustos 2022

Çocuklar da depresyona girer mi?

Depresyon genel anlamıyla kişinin kendini çökkün hissetmesi sonucu hayattan zevk alamaması, hayata karşı ilgisiz olma halidir. Depresyon duygu durumu yetişkinlerde görüldüğü gibi çocuklarda da görülebilir. Çocukları gamsız, dertsiz algılama eğilimi 1970’lere kadar çocuklarda depresyon olamayacağı görüşünü hâkim kılmıştır.

Çocuklarda depresyon olabileceği anlaşıldıktan sonra çocukluk depresyonunun yetişkin depresyonundan ayıran yanları üzerinde durulmuştur. Çocuklar genelde kendilerini üzgün, isteksiz, değersiz, mutsuz hissettiklerini sözel olarak ifade etmezler. Bunun yerine sürekli mutsuz görünme, arkadaş ilişkilerinden uzaklaşma, ders başarısında düşme görülür. Çocukluk depresyonunun izleri yetişkinlikte aşırı duyarlılık, depresif kişilik bozukluğu, alkolizm şeklinde kendini gösterebilir.

Aileler çoğu zaman çocuktaki depresyonun farkına varmazlar. Onların içe kapanık halleri karakterleri olarak algılanabilir. Aile içinde yaşanan çatışmalar, ihmal, istismar, şiddet, hastalıklar ve yas çocukluk depresyonunun nedenleri arasında yer alan en önemli etkenlerdir.

Problemli ailelerde ise çocuk problem çıkardığında suçlanır ve kapanmaya daha çok itilir. Çocuğun ihtiyaçları karşılanmaz, sevgi pek gösterilmez. Çocuklar aileden ayrılamadıkları için kendilerini mutsuz hissetseler. İlgisiz ve problemli aileleri ile yaşamaya devam etmek zorunda kalırlar. Öğrenilmiş çaresizlik duygusu içinde olan çocuk, yaşam karşısında da kendisini çaresiz hissetmeye başlar. Hayata karşı umudu ve beklentisi azalmaya başlar. Büyüdüğünde de zorluklarla mücadele etme arzusu da kalmaz. Yaşadığı her olumsuzlukta içe kapanmayı tercih edebilir. Bu nedenle çocukluk depresyonu, erişkin döneminde görülen depresyonların en belirleyicisidir.

Çocukluk depresyonu yaşayan erişkinler yaşanan olumsuzlukların faturalarını kendilerine çıkarmaya alışık olduklarından dolayı kendilerini suçlarlar ve özgüven eksikliği yaşarlar. Çocukluk depresyonu nedeniyle hayata tam tutunamama hali yetişkinlikte de devam edebilir.

Ebeveynlerin depresyon hastası olması da çocukların depresyona girme riskini arttırabilir. Özellikle annenin depresyonu çocuğu daha çok etkiler. 1300 çocuk ve ailesiyle yapılan bir araştırmada zor bir evlilik yaşayan ve depresyona giren kadınların duygusal ve fiziksel açıdan sağlıksız çocuk doğurma oranının, huzurlu, mutlu olan kadınlara göre %237 daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Depresyonda olan anne ilgisiz, neşesiz, içe kapanık olabilir. Yapılan gözlemlerde depresyondaki annelerin çocuklarının öz bakım ihtiyaçlarını karşılamalarına rağmen duygusal ihtiyaçlarını karşılamadıkları görülmüştür. Annenin bu hali, bebeğin donuklaşmasına, huzursuz ve tedirgin olmasına, dışa karşı ilişki kurma çabası göstermemesine neden olabilir. Bebeğin duygusal ihtiyacının karşılanmaması çocukluk ve yetişkinlik döneminde depresif karakter geliştirmesinde etkili bir unsur olabilir.

Yazının devamı...

Stresi azaltan sakinleştirici 15 nefes egzersizi

23 Mart 2022

Stres bazı olumsuz durumlardan etkilenen bireyin bu durumlara karşı vermiş olduğu psikolojik ve fiziksel tepkidir. Stresin yoğun yaşanması bireyin yaşam kalitesini düşürebilir. Psikosomatik rahatsızlıkları tetikleyebilir. Bu nedenle stresin minimize edilmesi ruh sağlığı açısından önemlidir.

Stresle başa çıkma yolları ile ilgili birçok yazı okumuşsunuzdur. Bu yazılarda birbirinden önemli öneriler ile karşılaşmış olabilirsiniz. Bu öneriler içerisinde doğru nefes almak mutlaka yer almıştır. Doğru nefes almak fizyolojik yararlarının yanında gevşemeyi sağladığı için stresin ve anksiyetenin azalmasına da katkı sağlar. Doğru nefes almak güçlü bir meditasyon uygulamasıdır. Meditasyon ve Yoga rahatlamak ve zihinsel dinginliği sağlamak için yapılır.

Stres ya da anksiyete durumunda vücudumuz anormal tepkiler verebilir. Kan basıncımız ve vücut ısımız yükselir. Nefesimiz hızlanır ve kısa kısa nefes solumaya başlarız. Stres, kaygı ve öfke düzeyi gittikçe artar. Bu nedenle nefesinizin yoğunlaştığı o anda nefesinizi tutarak sakinleşmenin ilk adımını atmış olursunuz. Ve sonrasında nefes egzersizlerinden birini yaparak sakinleşebilirsiniz.

Nefes egzersizlerini anksiyete, stres ve öfkenizin arttığı anlarda yapabileceğiniz gibi hayatınızın günlük bir rutini haline getirebilirsiniz. Bunun için öncelikle sakin ve sessiz bir ortam seçmelisiniz. Nefes egzersizleri sırasında gözlerinizi kapatmak nefesinize daha kolay odaklanmanızı sağlayabilir. Gözleriniz kapalıyken kendinizi olmak istediğiniz huzurlu bir ortamda hayal edin. Nefes alırken huzur ve mutluluğu içinize çektiğinizi, nefes verirken de içinizdeki stresi ve huzursuzluğu dışarı attığınızı hissedin. Nefes egzersizlerini kendinizi iyi hissedene kadar devam ettirebilirsiniz. Nefes egzersizlerini günde birkaç kere yapabilirsiniz. Unutmayın, nefes istemsiz bir şekilde soluduğumuz havadır. Beynimiz nefes ile beslenir ve beyin düşüncelerimizin merkezidir. Bu egzersizlerle nefese odaklanarak kısa bir süreliğine nefesinizi kontrol altına alabilirsiniz. Hazırsanız başlayalım.

-Derin Nefes Alma Tekniği

Gevşeyin ve rahatlayın. Yatağa ya da yumuşak bir zemine uzanın. Ya da başınızı yaslayabileceğiniz bir koltuğa oturun. Burnunuzdan uzunca bir nefes alın ve ciğerlerinizin havayla doldurun. Sonra burnunuzdan nefesinizi geri verin. Burundan nefes alırken bir elinizi karnınızın üstüne diğer elinizi de göğsünüze koyun. Nefes alırken karnınızın yükseldiğini, nefes alçaldığını hissedin. Bu şekilde üç kere derin nefes alın.

-Eşit Süreli Nefes Egzersizi

Sık sık ve kısa kısa nefes almaya alışkın olduğumuz için nefesinizi alıp verme süreleriniz eşit olmayabilir. Bu egzersizde nefes sürelerini eşitleyerek daha doğru ve rahatlatıcı nefes alabilirsiniz.

Yazının devamı...

Düşük benlik saygısını yükseltmenin yolları

11 Mart 2022

Benlik saygısı kişinin kendisine verdiği değeri ifade eder. İdeal (yüksek) benlik saygısına sahip olmak bireyin yaşama bakışını da olumlu etkiler. Kendine güven, kişisel gelişim, hedefler koyma, üretme, olumlu bakış açısı vb. yaklaşımların gelişmesine katkıda bulunur.

Düşük benlik algısı ise yaşam kalitenizi olumsuz etkileyebilir. Genetik faktör, kötü çevre, fiziksel görünüm, sağlık, düşük sosyo-ekonomik durum, zorbalık, şiddete maruz kalmak, başarısızlık, hayal kırıklıkları, travmalar gibi olumsuz deneyimler düşük benlik algısı geliştirmenize neden olabilir. Düşük Benlik saygısına sahip kişilerde depresyon, anksiyete bozukluğu, zararlı madde kullanımı, çekingenlik ve sosyal fobi gibi davranış problemleri de görülebilir.

Bu olumsuzluklara rağmen düşük benlik saygısını İdeal Benlik saygısına dönüştürmek mümkündür. Benlik saygısının zaman içinde değişebilmesi düşük benlik saygısının da yükseltilmesinin mümkün olduğunu göstermektedir. Benlik saygısı hayat boyu aynı seviyede kalmaz ve inişli çıkışlı bir seyir izleyebilir. Ancak ideal benlik saygısının daha yoğun olması yaşam kalitesinin iyi olması açısından da önemlidir. Düşük benlik saygısını ideal (yüksek) benlik saygısına dönüştürmek için harekete geçmek gerekir.

Düşük benlik saygısını ideal (yüksek) benlik saygısına yükseltmek için neler yapabilirsiniz:

-Kendinize Değer Verin

Milyarlarca insanın olduğu bu dünyada sizden bir tane daha yok. O yüzden bir tane olan benliğinize karşı daha anlayışlı ve şefkatli olun. Olumsuz yargılamalar ve kötü etiketlerle onu yargılamayın. Hatalarınızdan dolayı kendinize yüklenmeyin. Affedici ve şefkatli olun. Hatalarınızdan ders çıkarın.

Kendinize değer verin. Siz kendinize değer vermezseniz, çevreniz de size değer vermez. Kendinize değer verdikçe yapabilecekleriniz ve başarabilecekleriniz şeylere dair inancınızda da artar. Olumsuz düşünce ve etiketlerin yerini olumlu düşünce ve etiketler aldıkça kendinize olan güveniniz artacak ve zamanla pekişecektir. Başkalarına verdiğiniz değeri kendinize verin. Değerli olmayı başkalarının size vereceği değere endekslemeyin.

-Kendinizi Tanıyın

Yazının devamı...

Benlik saygısı nedir?

11 Şubat 2022

Benlik saygısı bireyin kendine verdiği değeri, saygıyı ve sevgiyi tanımlar. Kişinin kendi psikolojisini, becerilerini, özelliklerini ve kazanımlarını değerlendirmesidir. Amerikan Pediatri Derneği'ne göre benlik saygısı, bireyin benlik kavramında yer alan niteliklerin olumlu olarak algılanmasıdır (1). Özgüven, kimlik, güven duyma, ait olma, yeterlilik benlik saygısını oluşturan bileşenlerdir.

Benlik saygısını etkileyen birçok unsur bulunmaktadır. Yaş, fiziksel görünüm, sosyo-ekonomik durum, sağlık ve engel durumu, çevre, kariyer, aile, ilişki, meslek, olumlu ve olumsuz deneyimler, yetenekler, hobiler, düşünce kalıpları vs. diye sıralanabilir. Benlik saygımız da karar vermemizi, ilişkilerimizi, işlerimizi, yaşam motivasyonumuzu, ruhsal sağlığımızı ve toplumdaki yerimizi etkiler.

Benlik saygısını üç gruba ayırabiliriz:

1. Düşük Benlik Saygısı

2. Aşırı Benlik Saygısı

3. Sağlıklı Benlik Saygısı

Düşük Benlik Saygısı

Düşük benlik saygısı, bireyin kendisi ile ilgili olumsuz algısını içerir. Bu kişiler kendilerini değersiz hissederler. Özgüvenleri düşük, atılganlık becerileri zayıftır. Eleştirilmekten korkarlar. Düşük benlik saygısına sahip olan bu bireyler; yetenekleri hakkında sağlam duruşları olmadığı için yapmaları gereken bir işte yeterli motivasyonu yakalayamazlar. Hedeflerini gerçekleştireceklerine dair inançları yoktur. İlişkilerinde kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. Yoğun bir başarısızlık duygusu içindedirler. Hayır demekte ve sınır koymakta zorlanırlar. Olumsuz bakış açısına sahiptirler. Başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önünde tutarlar. Genellikle içe kapanık ve çekingendirler.

Yazının devamı...

Fiziksel egzersiz depresyon ve anksiyete semptomlarını azaltır mı?

3 Ocak 2022

Depresyon, sürekli üzüntünün, çökkünlük hislerinin eşlik ettiği, tükenmişlik halinin de olduğu duygu durum bozukluğudur. Anksiyete ise sürekli endişe hali içinde olup günlük hayatta karşılaşılan durumlara karşı korkuyu da içerir.

Depresyon ve anksiyete tedavilerinde bazı sosyal ve fiziksel aktivitelerde önerilmektedir. Bu fiziksel aktivitelerin arasında en çok tavsiye edilen ise sportif faaliyetlerdir. Yapılan birçok çalışma da düzenli fiziksel egzersizin depresyon ve anksiyete belirtilerini azalttığını ortaya koymuştur.

1214 üniversite öğrencisi üzerinde Fiziksel Egzersiz Anketi, Depresyon-Anksiyete Ölçeği ve Dayanıklılık Ölçeği materyalleri ile yapılan araştırmada fiziksel egzersizin olumsuz duyguları direkt etkilemekle kalmayıp olumsuz duyguları da yavaşlatarak zihinsel sağlıklarını geliştirdikleri bulundu. Daha yüksek fiziksel egzersizi daha az olumsuz duygu ile ilişkilendirildi.(1)

Anksiyete ve strese bağlı bozukluk tanısı olan 242 yetişkin üzerinde yapılan bir başka çalışmada ise elde edilen verilerin egzersizin anksiyete semptolarını iyileştirmede etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular anksiyete ve strese bağlı bozukluğu olan bireylerde egzersizin etkili bir tedavi seçeneği olduğunu göstermektedir. (2)

Avrupa'daki 11110 ergen üzerinde okul temelli yapılan bir başka çalışmada günde 60 dakika egzersiz yaptırılan öğrencilerde hem erkeklerde hem kızlarda daha fazla iyilik hali ve daha düşük depresyon, anksiyete belirtileri görüldü. (3)

İrlanda'daki 281'i erkek, 200'ü kız olan ergenler üzerinde yapılan bir başka araştırmada ise orta ve yüksek dereceli egzersizlerin depresyon ve anksiyete semptomları önemli ölçüde azalttığı görülmüştür. (4)

Fiziksel egzersiz ile sosyal etkileşimin artması depresyonu önleyebilir. Şiddetli fiziksel egzersiz yapmanın depresyon semptomlarının azalması ile ters ilişki göstermiştir. (5) Burada önemli olan egzersizin uzun süreli olması değil egzersiz sırasında sağlanan sosyal etkileşimdir.

Japonya'da şirket çalışanları üzerinde yapılan bir başka çalışma da ise sadece fiziksel etkinliğin depresyon belirtilerini azaltmada doğrudan etkisinin olamayacağı bunun sosyal destek ve dayanıklılık ile dolaylı olarak azaltabileceği tespit edilmiştir. (6)

Yazının devamı...

Sosyal medya kaynaklı tik salgını

21 Kasım 2021

Almanya’da ve Kanada’da birbirini tanımayan gençlerin aniden ortaya çıkan ve tekrarlayan istemsiz hareketler sergileme şikâyeti ile hastaneye başvurmaları dikkat çekici bir durumdur. Tik patlaması yaşayan gençler ile yapılan mülakatlarda, tiklerini videoya çeken içerik üreticilerini, yoğun bir şekilde izlediklerini tespit edilmiştir. Youtube TikTok benzeri sitelerde yayınlanan tik videolarının artışıyla birlikte Tourette Sendromu benzeri istenmeyen tiklerde de artışlar gözlemlenmiştir. Bu videoları izleyen ve Tourette benzeri tik hareketleri sergileyen gençlerin daha önce tik sendromu öyküleri yoktu, çoğunluğu genç kızlardan oluşmakta ve videosunu izledikleri kişilerin tiklerini birebir tekrarlıyor, onların sıklıkla kullandıkları sözleri benzer tonlarda kullanıyorlardı. Yapılan tetkiklerde nörolojik kaynaklı bulgulara da rastlanmamıştı. Psikiyatri Profesörü Muller-Vahl bu tik patlamasını sosyal medya kaynaklı kitlesel bir olay olarak yorumlamış ve bu hastalığı Fonksiyonel Hareket Bozukluğu olarak tanımlamıştır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bu hastalığın kaynağının sosyal medya olmasıdır.

Sosyal medyanın aşırı ve bilinçsiz kullanımı, tiklerin gösterildiği popüler videoların yoğun bir şekilde izlenmesi ve taklit edilmesi bu istemsiz hareketlerin gençler arasında yayılmasına neden olabilir. Fonksiyonel Hareket Bozukluğu olarak tanımlanan tiklerin gençler arasında yaygın olarak görülmesinin başlıca sebebi sosyal medyanın yoğun bir şekilde kullanılması ve trend olan videoların daha kolay yayılabilmesidir. Torette Sendromu olan ve tik videoları paylaşan Jan Zimmermann 2 milyonun üstündeki abone sayısına çok kısa sürede ulaşarak Almanya’nın en popüler sosyal medya fenomenlerinden biri oldu. Henüz 22 yaşında olan ve sadece tiklerinin sergilendiği videolar ile bu konuma gelmesi fenomen olmak isteyen gençlerin Zimmermann’a hayranlık duymalarına, onu ve davranışlarını içselleştirmelerine neden olmuş olabilir. Bazı gençler de bu videolardaki tikleri ve tekrarlayan sözleri taklit ederek fenomen olmak istemiş olabilirler. Hastaneye başvuran gençlerin kendi tiklerini videoya çekip sosyal medyada paylaşmış olmaları da bu ihtimali güçlendirmektedir.

İzlediği videodan etkilenerek videoda yer alan kişinin tekrarlayan sözlerini ve tiklerini kontrolsüz bir şekilde yapıyor olmak bile başlı başına araştırılması ve üzerinde durulması gereken bir vakadır. Sosyal medyada meydan okuma videolarının ne kadar kolay ve hızlı yayıldığı bilinen bir gerçektir. Tik patlaması olarak adlandırılan Fonksiyonel Hareket Bozukluğunun kaynağı sosyal medya olduğuna göre bu mecrayı yoğun bir şekilde kullanan Z kuşağının tik salgını tehdidi ile karşı karşıya olduğu açıktır. Tourette Sendromuna benzer tik patlaması vakalarının şu an için kontrol altında olduğu bilinse de #tourette etiketli paylaşımların milyarlarca kez izlendiği ortadadır. Sosyal medya kaynaklı kitlesel tik sendromlarının yerel bir alanla sınırlı olmaması ve internetin bulunduğu her yerde görülebilecek olması da ayrıca bir tehdit unsuru olarak gençlerin karşına çıkmaktadır.

Taklit ederek veya model alarak öğrenme tekrar eden davranışların öğrenilmesinde ve uygulanmasında etkili bir yöntemdir. Saatlerce Tourette Sendromlu bireyin tik ataklarını içeren videolarını izlemek bir süre sonra izleyicinin istemsizce tekrarlayan hareketler yapmasına neden olabilir. Bu öğrenme biçiminin yanında videoyu paylaşan fenomene duyulan hayranlık neticesinde onun gibi olma isteği, tiklerini beğenmek, sempatik bulmakta davranışları tekrarlamaya özendirebilir.

Pandemi döneminde sosyal hayatın kısıtlanması ile sosyal medya kullanımının artması, Covid-19 ile beraber gelen sağlık kaygıları, içe kapanmak zorunda kalmak gibi faktörler çocuklar üzerindeki anksiyete ve stresi arttırdı. Bu baskı durumu psikosomatik tepkileri arttırabilir. Ayrıca stres tiklere yatkın olana gençlerin bu durumunu da tetiklemiş olabilir. Tik vakası görülen bu gençlerin kontrolsüz hareketlerinin stres ve baskı unsurunun hakim olabileceği okullarında artarken, evlerine döndüklerinde yada hoşlandıkları bir iş yaptıklarında azaldığı görülmüştür. Bu tespit Tourette benzeri tik patlamalarının stres kaynaklı olabileceğini desteklemektedir.

Pandemi döneminde içe dönmek zorunda kalan gençler bunaltıcı noktaya gelen kaygılarına karşı savunmasız kalarak dışa dönük fiziksel ve sözel tepkileri aniden ve kontrolsüzce sergilemiş olabilirler.

Pandemi döneminde izole olmak zorunda kalmak Z kuşağının dikkat çekme ve ilgi görme isteğini arttırmış olabilir. Tiklerinin paylaşan bireylerin dikkatleri üzerlerine çekmiş olmaları da gençlerin tikleri taklit ederek dikkat çekmek istemelerine neden olmuş olabilir.

Tourette sendromunda tikler kızlara nazaran erkeklerde daha fazla görülmektedir. Fonksiyonel Hareket Bozukluğunda ise tikler kızlarda daha fazla görülmektedir. Kızlarda sosyal medyayı etkin kullanma ve ilgi görme isteğinin erkekler göre fazla olması kısa süre de tiklerini sergileyenlerin fenomen olma durumlarına özenmelerine neden olmuş olabilir. Almanya’da Torette sendromu şüphesi ile başvuran hastalarla yapıla görüşmelerde genç kızların semptomlar başlamadan önce #torette etiketi içinde yer alan videoları yoğun bir şekilde izlediklerini ifade etmişlerdir. Bazı genç kızlar kendi tik videoları paylaştıklarını ve izleyicilerden destek ve kabul gördüklerini söylemişlerdir.

Yazının devamı...

Youtube Kids ebeveyn ve çocuklara neler vadediyor?

11 Haziran 2021

Bu soruların cevaplarına geçmeden önce şunu bilmelisiniz ki internet dünyası çocuklarınız için güvenli bir ortam değildir. Çocuklarınız sizin denetiminize, rehberliğinize ve yönlendirmenize ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle Youtube Kids gibi çocuklara özgü uygulamaları tercih etmelisiniz. Çocuğunuzun yetişkinlere özgü videoların bulunduğu Youtube ve benzeri sosyal medya uygulamalarına erişimini kısıtlamalısınız. Telefonunuza uygulama kilitleme programı kurmalısınız (Applock, Norton App Lock vs.). Böylece çocuğunuz yaşına uygun olmayan uygulamalara giremez. Girmek istediğinde şifre ya da telefon sahibinin parmak izini okutmasını gerekir. Bu önemli noktaya değindikten sonra Youtube Kids’in renkli dünyasını tanımaya ve sizlere neler vadettiğinden bahsetmeye geçebiliriz:

Kullanışlı ara yüz

Youtube Kids sade ara yüzü ile kullanımı oldukça kolay bir uygulamadır. Karmaşık olmayan bu arayüz sayesinde kolaylıkla uygulamayı öğrenebilirsiniz.

Tamamen ücretsiz

Youtube Kids uygulaması hiçbir ücret talep etmemektedir.

Farklı yaş kategorileri

Youtube Kids uygulaması üç farklı yaş grubuna hitap etmektedir. Bu özellik çocuğunuzun yaşına uygun kategoriyi seçmenizi sağlamaktadır. Çocuğunuzun yaşı Okul öncesi 4 yaş ve altı, 5-7 yaş, 8- 12 yaş kategorilerinden hangisine uygunsa o kategoriyi seçebilirsiniz.

Farklı ekranlarda izleyebilme

Yazının devamı...