2020’lerin gençlik ateşi olarak nostalji

Şu ara Londra radyolarında en popüler parçalardan biri, bir dans parçası olan “Summer 91”. Los Angeles’ta yerleşik Noizu’nun (Japonca gürültü demek) 1991 yazına gönderme yapan nostaljik parçası 80’ler sonu, 90’lar başı house müziğinde çok moda olan piyano riff’leriyle giriyor. Şarkı yine o yıllarda çok popüler olan Detroit techno tipi beat’lerle donanmış. Bir yandan sanki Inner City’den bir parça dinler gibi oluyoruz bir yandan da parçada sample’ları kullanılan Jocelyn Brown’ın “Love’s Gonna Get You” adlı şarkısındaki kısacık vokal ile (teknik olarak sadece
“ye yeee yee” kısmı) nostalji denizine açılıyoruz. 

Noizu ince çalışmış çünkü buradaki “ye yeee yee” vokal sample’ı o dönem ergen olanlar için bir nostalji sireni etkisi yaratıyor. Ben araba radyosunda parçanın piyano intro’sunu işittiğimde kulak kesildim “Aaa bu neydi?” diye. Ardından “ye yeee yee” kısmıyla adeta paralize oldum, kilitlendim. Eski bir şarkı çalıyor sandım. Ama şarkı anlayış olarak yepyeniydi. Aceleyle Shazam’ı açayım derken az daha kaza yapıyordum. Ardından, ister inanın ister inanmayın, hemen sağa çekip (burada sola) parçanın adına baktım ve “Summer 91” olduğunu anlayınca burada ne yapılmak istendiğini ve bayağı iyi başarıldığını anladım.

Geçen temmuzda yayınlanan parça pandemi dönemi ve kapanmalarla birlikte düşününce daha mı anlamlı acaba? Bu parça yayınlandığında henüz aşı yoktu, uluslararası seyahatler sıfırlanmıştı, tatil hafızalarda uzak bir anıydı, herkes evinde kapalı oturuyordu.

Noizu ve Insomniac Records acaba bütün bunları düşünerek mi nostalji temalı bu dans parçasını internete koymuştu?

Şarkının çok basit ve bir tekerleme gibi kendini tekrar eden sözlerini kabaca tercüme etmeye çalışırsam şöyle: 

“Yaşadığın anın farkına varamadığında, ta ki o an bir anı olana kadar... 

Geçmişe bakmadan yapamıyorum. 

Ne yapsam olmuyor. 

Geçmişe bakmadan duramıyorum. 

Geçmişe bakmadan yapamıyorsun.”

Bu tip, devamlı kendini tekrar eden, tekerleme gibi sözleri olan dans parçalarında dilbilgisi dersindeki gibi birbirini takip eden anlamlı cümleler beklememek lazım. Neticede şarkıda neden bahsedildiğini anladığımızı düşünüyorum.

Peki, soru şu: Biri bana neden 20’lerindeki bir DJ’in 2020’de böyle bir parça yaptığını ve bütün radyoların delirmiş gibi bu parçayı çaldığını açıklayabilir mi? Neden 20’lerindeki insanlar 30 yıl önceki bir yazı hatırlamaya çalışan bu parçayı deli gibi stream ediyor? Neden hiç yaşamadıkları, muhtemelen henüz doğmadıkları 1991 yazını hatırlayarak nostaljik hislere dalıyorlar?

Nostalji 2020’lerin yeni gençlik ateşi. Hiç yaşamadığın, sana ait olmayan güzel anıları hatırlayarak dans etmek. Olay ilk bakışta pandemide eve kapanmak ve çarçur olup giden bir buçuk seneyle ilgili gibi. Muhtemelen önümüzdeki bir yılı daha çarçur edeceğiz ve gece hayatı, konserler, festivaller, tatil, gezip tozmalar uzakta kaldılar. 

Ama bence dahası var. Dünya çok ama çok büyük bir hızla değişiyor. İnsanlar daha bugün ne yaşadıklarını anlamadan (şarkının ilk dizesi) pat diye o an geçmiş oluyor. Al sana taptaze 2020 usulü nostalji. Normalde, büyürsün, yetişkin olursun, 40’larına falan gelirsin ve 20’lerini hatırlarsın. Sen fark etmeden her şey değişmiştir. 20 yıl öncesinden bir ses bir görüntü sana bunu kanıtlar. Herkesin bildiği (!) bir şeyden bahsedersin ama insanlar sana boş boş bakmaya başlar. Hop nostalji. Ne dediğini anlayan birilerinin yanında olmak istersin o anda. Nostalji girdabı seni ele geçirmeye başlar.

Bu süreci yaşamak için şu anda 20 yıl değil 2 yıl yeterli oluyor. Dünyanın değişim hızıyla alakalı. 

Her neyse, Noizu parçasını şöyle anlatmış: “Geçen yıl kapanmanın dorukta olduğu zamanlarda insanlar hiçbir yere hareket edemezken dans camiasının hislerini yansıtmaya çalışan bir parça yapmak istedim. İnsanlar eski güzel anılarını düşünmeden, özlemeden yapamıyorlardı. Nostaljik dans unsurlarını kullanıp sözleri de buna göre yazdık. Bu parçayı geçen sene hiçbir yerde canlı çalamadım. Bu yıl yeni versiyonu çalmak için (parçanın daha fazla vokal ve lyric olan yeni versiyonunu kastederek) ufukta biraz daha fazla umut var.”

Hadi, biraz umutlanalım bu pazar, hep beraber, umut kırıcılar görevlerinin başına dönmeden...