Babalar Günü

Bir Anneler Günü değil elbette Babalar Günü. Anneler Günü gibi esaslı, anlamlı, derinliği olan, herkesin içinde koşulsuz yeri hazır “kutsal” bir gün değil. Babalar Günü bana her zaman biraz, “Babaların da bir günü olsun ayıp olur şimdi” günü gibi gelmiştir. Baba olunca bunu daha da iyi anladım. İtiraf edelim, biraz ikinci sınıf ebeveynlik günü bugün.

Çünkü şöyle düşünelim, dünyada kutlanacak tek bir ebeveyn günü olsa bu hangisi olmalı anketinden biz babaların galip çıkması imkânsız. Hatta birçok babanın da anneler için oy vereceğinden eminim.

Ebeveynlerin çocukları tarafından karikatürleştirilmesi macerasından hem anne hem babalar payına düşenleri eşit bir şekilde alıyor. Sosyal medya anne baba mizahıyla dolu. Çocuklar anne ve babalarının yaptığı gayet sıradan ve normal şeyleri mizah konusu gibi paylaşmaya bayılıyor: “Babam Türkçe rap dinliyor, kesin bilgi.”

Hah hah, çok komik. Pardon neden dinlemesin ki? Bu ne kibir. Benden duymuş olmayın ama babanız da insan. Sizden önce de bir hayatı vardı.

Dünyanın kendisiyle başladığını sanan her kuşak için normal bir davranış türü aslında. Ben de zamanında aynısını yaptığımdan çok iyi biliyorum. Ama şu anda her iki tarafını da biliyorum işin ve her iki tarafla da empati kurabiliyorum.

“Dad jokes” var. Baba esprisi. Yani basit kelime oyunlarına dayanan kötü espri demek. Espriye değil, esprinin kötülüğüne gülmeye başlarsınız ya, işte buna çoğunlukla “dad jokes” deniyor. Sosyal medyada bu baba esprilerini paylaşan hesaplar var. Cidden çok kötü espriler. Bunu yapan baba, bunu da yaptı şeklinde sonsuz bir sarmala düşülebilir.

Baba kazağı var mesela. Kötü, amorf, trend olmayan kazak. Baba bardakları var. Kahve bardağı. Üzerinde bir numaralı baba, dünyanın en iyi babası gibi şeyler yazıyor. Bir de barbekü var. Mangal yani. Baba fügürü mangal başında hayal ediliyor herhalde her kültürde. Bütün dünyada babalar olarak kazak, esprili kahve kupası, kötü şaka, mangal tekeline sahibiz. Bu da önemli bir güç. (Arabalar da var ama o ayrı konu.)

Baba müzikleri var. Daha çok çağdaş Batı toplumunda babalara yakıştırılan klasik eski usul rock müzik anlatılmak isteniyor. Bunun adına da “dad rock” denmiş. Eski, demode tınlayan, günümüzdeki gençlik kültürünün komik ya da sıkıcı bulacağı farz edilen, eskiden babalarımızın dinlediği müzikler demek. Benim kuşakta babası mesela Neil Young dinleyen insan sayısı kaçtır bilemiyorum. 10 kişi falandır herhalde. Ama günümüzde “babalarımızın dinlediği müzikler” konsepti Türkiye’de de anlaşılır. Şu anda yaşları 30-50 arası babalar bayağı iyi müzik dinledi arkadaşlar. İyi kötü ayrı mevzu ama en azından ortada tartışılacak bir konsept var gibi. Bundan sonra siz de baba müzikleri tartışabilirsiniz.

Geçenlerde New York Times’ta çıkan bir yazıda yazar Lindsay Zoladz, babasının dinlediği müzikleri nasıl belli bir yaştan sonra sevmeye başladığını açıklamaya çalışıyordu. Onun örneğinde Steely Dan vardı. Kendini Steely Dan dinlerken buluyor, bu müziği hem babasını ve çocukluğunu hatırlattığı için hem de içinden gelen anlamlandıramadığı bir dürtüyle beğenmeye başladığını düşünüyor. Birçok arkadaşının benzer bir durumda olduğunu anlatmış yazar. Yani babalarının dinlediği müzikleri bir şekilde çok da bilinçli olmadan dinlemeye başlayan 30’luklar.

Konu bir kez daha müziğe bağlandığından mutluyum elbette. Babalar, çocuklar, babaların dinledikleri, çocukların dinledikleri, anılar, duygular, müziklerin çağrıştırdıkları. Bu konular üzerine ne çok söylenecek söz var.

Müzikli, keyifli, günlük dertlerin azıcık unutulduğu bir Babalar Günü diliyorum. Eğer mümkünse...