‘Neden başka gezegene gideyim? Ben burayı seviyorum’

Açıkçası, ne zaman insanlığın geleceğinden söz edilse Mars’a gitmeye mecbur olduğumuzdan bahsediliyor. Mars’a gitmezsek neslimiz devam etmeyecek. İyi de Mars’ta ne şartlarda devam edecek? Nasıl bir hayat olacak, buna eğer hayat denebilirse... Bu konular ne zaman yazılıp çizilse, çok basit, naif bir düşünce olabilir ama ben böyle düşünüyorum ve dünyaya bir kez daha bağlanıyorum. Herkes gitse de ben burada kalırım gibime geliyor. Üstelik ilk fırsatta buradan Mars’a ya da Ay’a taşınmak isteyenleri de gözüm tutmuyor. İnsan yüz binlerce yıllık evini bir çırpıda böyle satar mı? 

Burada asıl mevzu Mars’a taşınmaya mecbur olmayacağımız bir yaşam kurmak olmalı. Sömürüp, yok edip, yaşanmaz hale getirdikten sonra sömürecek başka gezegen aramak makul ve mantıklı bir çözüm mü? Sürdürülebilir mi? 

Dün BBC Breakfast News’a konuşan David Attenborough benzer şeyler söyledi. Bugün İngiltere’de bütün medyada bu konuşuluyor. Bu bile bir şeydir.

“Ben burada kalıp sinek kuşlarının dansını seyretmeyi tercih ederim” diye konuşmuş ünlü doğa tarihçisi ve televizyon programcısı. Çevre, iklim gibi konularda son yıllarda en önemli kamu önderlerinden biri Attenborough ve yıllardır iklimle ilgili acil önlemler alınmazsa dünyanın geleceğinin karanlık olduğunu söylüyor. 

Attenborough röportajda son 5 yılda bu konuda ilk kez umut veren adımların atıldığını da söylemiş. Bunu genç kuşağın bilinçlenmesine bağlıyor. Bu kuşakla daha doğrudan iletişime geçmek için ilk kez Instagram hesabı açtığından da bahsediyor. Hemen girip baktım dört video konmuş. Takibe almanızı tavsiye ederim. Şimdiden 4.5 milyon takipçisi var bu hesabın. Attenborough çevre ve dünyanın geleceği gibi konularda artık muhatabın gençlik olduğunu anlamış. Mevcut yöneticilerin gerekli değişimi yapamayacağını düşünüyor. 

Gelecekten umutlu muyum bilmiyorum. Belki pandemi sırasında insanlar dünyanın kalan kısmından bağımsız bir varlık olmadıklarını anlamışlardır. Belki Kovid, insanın dünyasız bir kurtuluşunun olmayacağını anlamasına yaramıştır. Belki artık kendimize içinde dünyanın olmadığı bir gelecek hayal etmekten vazgeçmişizdir. 

İkinci dalgaya karşı yeni takip sistemi

İngiltere koronavirüsle mücadelede en başarılı ülkelerden biri değil. Açıkçası, gördüğüm kadarıyla, bu kadar maskesizliğe son günlerde açıklanan yeni vaka sayısındaki artış az bile. Türkiye’ye geldiğimde beni en çok şaşırtan şeylerden biri maske takmadaki bilinç oluyor her defasında. 

İnsanlar maske takmayanları hemen uyarıyor, maske çok umurunda olmayanlar da maskeyle ilgili olarak ceza yemekten korktuklarından bu konuda hassas davranıyorlar. 

İngiltere’de ikinci dalgayla birlikte ancak bu bilinç düzeyine ulaşılabiliyor. Bu konuda İngiltere bizi geriden takip ediyor diyebiliriz. Şu ara herkes birbirine maske taktırıyor. İkinci dalgayla birlikte gelen önlemler arasında restoranlar ve geceleri açık benzeri mekânlar için en geç 22.00’de kapanma kararı çıkmıştı. 

Yeni dalga önlemlerden biri, Ulusal Sağlık Hizmeti NHS’in ücretsiz uygulaması “NHS Covid-19”u telefonlara indirmek ve her gittiğiniz yerde kapıdaki ya da masadaki barkodları bu uygulamaya okutarak check-in yapmak. Tıpkı foursquare gibi, girip çıktığınız mekânlar kaydediliyor ve herhangi bir pozitif vaka tespit edildiğinde kimlerin risk altında olduğu bu haritalardan takip ediliyor.

Şu anda bütün gazeteler, radyolar ve televizyonlarda yaygın olarak bu uygulamayı kullanmamızı tavsiye eden bir kampanya başladı. 

Türkiye’deki sistemin nasıl işlediğin bilmiyorum ama bu şekilde bir uygulamayla çok daha etkin bir takip sağlanması mümkün. Türkiye’de bir sürü yetenekli yazılımcı var, bu şekilde bir uygulamayı hızlıca tasarlayıp sunmak çok zor olmamalı. 

Kahveler

Kahvelerde kâğıt oyunlarının yeniden başlaması için her yeni oyunda yeni deste açılsın önerisi literatüre geçmiş olmalı. Acaba her şarkıdan sonra bütün salona kolonya döksek, konserin ikinci yarısını kutusundan yeni çıkan gitarla çalsak, giriş çıkışları uçaklardaki gibi sırayla yapsak, maskemizi hiç çıkarmasak, konser salonları yeniden açılabilir ve konserler başlayabilir mi?

Müzik emekçileri için -firmalar ya da sektör demiyorum, emekçiler için- acilen önlem ve destek paketleri açıklanmalı. Kültürdeki gerileme başka hiçbir alandakine benzemez. Sonuçları daha ağır ve kalıcı olur.