Pandemide kitap satışları neden patlama yaşadı?

Pandemin dünyada hüküm sürdüğü son bir yılda pek çok alışkanlığımız değişti. Hayata bakışımız değişti. Hayatla başa çıkma yönetmelerimiz değişti. İnsanlarla ilişkilerimiz değişti. Tatil anlayışımız değişti (bitti). Yolculuklar sona erdi. Ofisler değişti. Evimiz değişti. Bunların bir tanesi bile bayağı fazla değişiklik demek. Hepsi birden değişti.

İlk başta çok bariz göze çarpan değişiklikleri oldu. Ofisler hayatımızdan büyük ölçüde çıktı. Evde yaşamaya başladık. Dışarı çıkamayınca yerini evde yapılacak şeylerle doldurduk. Ekmekler yaptık (yaptım), spora verdik kendimizi (vermedim). Televizyona dadandık. Stream çıldırdı. Ne bulursak izledik, ne varsa dinledik (evet bunu da yaptım). 

Bunları artık herkes biliyor ama gözden kaçan bir şey var. Evde oturmak sadece izlemeyi ve dinlemeyi yani sadece stream’i coşturmadı. Kitap satışları da çıldırdı. ABD’de pandeminin ilk aylarında kitap satışları yüzde 50’ye yakın arttı. Çocuk kitabı satışlarında yüzde 66 artış oldu. Nedeni elbette okulların kapanması ve çocukların evde kalması. 

İngiltere’de de daha 2020 Nisan itibarıyla kitap satışlarında büyük artış yaşandı. 2019’a göre 2020’nin ilk altı ayında kâğıt kitap satışları yüzde 16 oranında artmış. Toplam satışların yüzde 53’ü basılı kitap, yüzde 47’si dijital kitap. Roman ve hikâye (fiction) satışları yüzde 16 oranında artmış. İnternette BBC, Bookseller, World Trade Organisation ve daha pek çok kurumun ve medya kuruluşunun haberlerinde yer alan raporların ayrıntılarını inceleyince sadece roman ve hikâye değil eğitim kitaplarının da her zamankinden fazla sattığı ortaya çıkıyor. Yetişkin ve çocuk eğitim kitaplarından söz ediyorum.

Bütün bu tabloya bakınca ortaya çıkan sonuç açıkçası bize son yıllarda ezberletilenlerden farklı. Kitap ölecekti. Ölmedi, aksine, uygun şartlar oluştuğunda kitap satışları patlama yaşıyor. Onlarca farklı stream imkânı bulunan internet bağlı evlerimizde bunun olmaması beklenirdi. Herkes film izleyecek, “on demand” medya hayatı ele geçirecekti. Ama hayır, pandemi dönemi çok önemli bir gerçeği ortaya çıkardı, insanlık kitaptan vazgeçmiş değil. 

Öte yandan, Türkiye’deki son kapanmada bazı süpermar-ketlerin kitap reyonlarının kapalı olduğu görüldü. Bu uygulamanın mantığını anlamak cidden zor. Mesela İngiltere’de bugüne kadar gerçekleşen muhtelif kapanmalarda kitapçılar (2020 Nisan’dan sonra) hizmet vermeye devam ettiler. Kitapçı dükkânlarına alışveriş için girilemiyordu ama internetten sipariş verip kitabınızı kitapçının kapısından teslim almak mümkündü. Ne gerek var demedi insanlar. Kitapçıların kapısına dahi gidip durmak bir tür ihtiyaçtı. Eve kapanmış bir dünyada yapılacak heyecanlı bir şeydi. 

İngiltere’de günlük yeni hasta sayısının 70 binlere dayandığı 2021’in ilk aylarında ben bu şekilde çalışan kitapçıların kapılarında kuyruklar görünce kendimi inanılmaz iyi hissediyordum. İnsanların hastalıkla mücadelesinde önemli bir zihinsel eşik olarak görüyordum bunu. Bu elbette benim hissim, herkesin böyle hissetmesi beklenemez ama burada anlatmak istediğim kitabın bir temel ihtiyaç olduğu. 

Zaten satış rakamlarındaki artış da insanların bu şekilde düşündüğünü doğruluyor. Açıkçası, ben kitaba olan ilginin, az önce belirttiğim gibi, sadece evde okumaya zaman bulmakla da açıklanamayacağını düşünüyorum. Pandemide her şey çok kötü giderken ve insanlar hem sağlıkları hem de kendilerinin ve çoluk çocuklarının geleceğiyle ilgili endişeliyken kitaplara ihtiyaç duydular. Bu hem umut, hem kaçış, hem dayanma gücü verdi. Başka insanların hikâyeleri, insanlara, dayanma gücünü ve sabrı öğretti. 

Bu lafları gelişigüzel kullanmıyorum. Bugün İngiltere’de pandemiyle ilgili en önemli başlıklardan biri hastalığın kendisinden sonra belki de ikinci başlık olan ruh sağlığı. Bu konuda çok büyük kampanyalar yürütülüyor, pek çok yapım televizyonlarda (popüler medyada ve popüler formatlar altında da) yer almaya başlıyor. 

Dünya insanlığın ruh sağlığını bu şekilde açıkça tartışmaya yeni başlıyor. Galiba hepimizin hayatının farklı dönemlerinde yaşadığı ve hep içine attığı ruhsal sorunları konuşmaya uygun bir ortam oluşacak önümüzdeki dönemde. Kitaplara olan ilginin daha da artacağına inanıyorum.