Kuşatma altında...

4 Şubat 2020

Sonunda korkulan oluyor… Suriye’de Türk ordusu ile Suriye ordusu karşı karşıya geliyor... İdlib’de 6 askerimizin şehit olması üzüntüsüne savaşın tırmanmasından doğan endişeler ekleniyor...

Türkiye, Astana mutabakatı sürecinde, Suriye’nin dışından İdlib’e gelen cihatçı teröristleri temizlemeye, Halep’ten Şam’a ve Lazkiye’ye uzanan kara yollarının güvenliğini sağlamaya söz vermişti.

Ancak süre uzadıkça bunu gerçekleştirmek güçleşti. Suriye atağa kalktı.  Günümüzde Rusya desteğinde Suriye birlikleri İdlib içerisinde ilerlemekte, savaştan kaçan yüz binlerce Suriyeli sınırımıza dayanmaktır.

ABD ve dış güçler gizli ve açık kışkırtmalarını sürdürürken...

Rusya da artık hoşgörülü davranmamakta, Libya sorununa ek olarak, İdlib meselesi, Moskova ile ilişkileri zora sokmaktadır.  Öte yanda Libya’da Hafter güçleri ve onun arkasındaki Mısır, BAE, Fransa gibi devletlerle karşı karşıya gelmiş durumdayız. Doğu Akdeniz’de Yunanistan- İsrail- Güney Kıbrıs cephesiyle aramızdaki gerginlik sürüyor.  Ankara, Yunanistan’ın 16 ada’yı anlaşmalara aykırı biçimde silahlandırdığını ilan ederken, Fransa Yunanistan’a savunma yardımı olarak bölgeye savaş gemilerini göndereceğini açıklamış bulunuyor.    

Gelişmeler her zamankinden daha kritik görünüyor.

ASKER

Bedrettin Akalın 59 yaşında 5 çocuk babası emekli bir hat sanatçısı… Kütahya Hava Er Eğitim Tugayı’nda bedelli askerlik yapıyor...14 ve 18 Ocak’ta iki kez rahatsızlanıyor. İkisinde de revirden ilaç yazıp yolluyorlar. 22 Ocak’ta hastaneye kaldırılıyor. İki gün içinde vefat ediyor. Teşhis zatürre...

Yazının devamı...

AFAD’a bağışlar...

1 Şubat 2020

Medya patronu Acun Ilıcalı, Elazığ depremiyle ilgili kampanya yapmış ve toplanan 73 milyon liranın AFAD’a bağışlandığını açıklamıştı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ilginç bir açıklama yaptı, 73 milyon liranın AFAD’ın hesaplarında görünmediğini iddia etti. AFAD ise yaptığı açıklamada gelen paraların peyderpey hesaba geçtiğini, toplanan 82 milyon liranın içinde Acun’un topladığı 73 milyon liranın da bulunduğunu bildirdi.

Tartışma nereye varır bilmiyoruz. Ancak şunu kaydedelim... Milliyet ve kimi başka gazeteler geçmişte bu tür kampanyalar düzenlediler. Bu kampanyalarda vatandaşların yaptığı yardımlar günü gününe adlarıyla ve bağışladıkları miktarla birlikte yayımlandı. Toplanan paranın tamamı her gün açıklandı.

AFAD’ın internet sitesini gözden geçirdik. Filistin, Sudan, İdlib başta olmak üzere pek çok mağduriyet bölgesi için hesap açılmış, banka hesap numaraları verilmiş. Ancak toplanan miktarlar belirtilmediği gibi, kimin ne kadar yardımda bulunduğu da işlenmemiş...

AFAD olsun, Kızılay gibi dernekler olsun topladıkları miktarları bağışçıların adlarını vererek internet sitelerinde ilan etmelidirler.

En azından 50-100 lira gibi rakamların üzerinde verenlerin adları ilan edilmelidir. Böylelikle bu tartışmaların önüne daha baştan geçilmiş olur.

AFAD’ın Elazığ çalışmalarını takdirle izledik. Yardım toplama konusunda da aynı ciddiyet ve özeni göstermesi beklenir.

Diplomatlar kaygılı

Yazının devamı...

Faiz problemi...

21 Ocak 2020

Diyanet İşleri Başkanlığı, TOKİ tarafından uygulanan sosyal konut projesinde faize izin verdi. Ancak şu açıklamayı ekledi:

“İslam’da faiz kesin olarak haram kılınmıştır. Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak da vermek de caiz değildir. İş kurmak veya genişletmek; ev, araba satın almak üzere kişi, kuruluş veya bankalardan alınan faizli krediler de bu kapsamdadır ve caiz değildir.”

Böylece Türkiye’de parasını vadeli mevduata yatıran ya da faizle iş gören yüz binlerce yurttaş haram yemiş oluyor. Kutsal kitabın indiği dönemdeki faiz ile bugün uygulanan banka faizi aynı şey midir? Diyanet’e göre aynıdır. Bu tür fetvalar yüzünden İslam dünyası ticarette geri kalmış, Osmanlı’da azınlıklar zenginleşmiş, Müslümanlar fakirleşmiş ama din çevreleri bu yıkıcı yorumu değiştirmemiştir.

Son yıllara kadar çok sayıda Müslüman parayı bankaya yatırıyor ama günah diye faizini almıyordu. Hâlâ da böyleleri vardır. Bu fetvalar fakiri cezalandırdı, bankaları zenginleştirdi.

Anayasa ve yasalar faize izin veriyor. Ekonominin gerekleri faizi zorunlu kılıyor. Koşullar böyle olunca Diyanet’in günlük hayata müdahalesi ve faiz yorumu saf Müslümanları zarara sokmaktan başka işe yaramıyor. Üstelik inançlı ve sağduyulu insanları ikileme sokuyor, dine saygıyı aşındırıyor. Hâlâ bu yolda devam mı?

TOPRAĞA KAVUŞTU...

Ağaç, toprak, orman, doğa, özetle çevre denince akla ilk gelen isimlerden Hayrettin Karaca’yı kaybettik. TEMA Vakfı’nın kurucusu, “Toprak Dede” lakaplı Karaca tam bir çevreciydi. Erozyonla mücadele başlıca uğraşıydı. Doğa için en büyük kötülüğün gereksiz ve aşırı tüketim olduğunu sadece sözleriyle değil davranışlarıyla da gösterirdi. Örneğin... Çok zengin olmasına karşın hep aynı kırmızı kazağı giyer, eskiyen gömleklerin yakalarını değiştirip yeniden kullanır, ayakkabılarına pençe yaptırırdı. Sebebi sorulduğunda şu yanıtı vermişti.

“O dediklerinizin tamamının yenilerini alacak param fazlasıyla var ama buna hakkım yok. Fazladan aldığımız her bir tüketim malının doğaya bedeli var.”

Yazının devamı...