KOÇ’UN SIRLARI

28 Nisan 2022

İş adamı Vehbi Koç anlatıyor:

“Bazı kişiler benim Antalya’da sahibi olduğum Talya Oteli’ne gitmeyip de daha mütevazı olan Erdek’teki Pınar Oteli’ne gidişime hayret etmektedir. Ben de onlara:

“Talya oteli pahalı, onun için Erdek’e gidiyorum” şeklinde cevap verince işi cimriliğime getirip doğru söylediğime inanıyorlar. Halbuki benim Erdek’e gidişimin başka sebepleri var.

Üniversitelerimizden genç asistanlar, doçentler, subaylar, pilotlar ve Almanya’dan gelen işçiler genellikle Erdek’teki otellerde ve kamplarda tatillerini geçiriyorlar. Bu vesile ile onlarla sohbet edip görüşlerini öğreniyorum. Gençler bana daima yeni şeyler söylüyorlar, onlardan çok şeyler öğreniyorum.”

Vehbi Bey 90 yılı aşkın süre yaşadı. Ömrünün sonlarında da başındaki gibi gençti. Gençliğini kuşkusuz düzenli yaşamak kadar yukarıda anlattığı kimi ilkelerine de borçluydu. Tıbbın kabul ettiği ilke şudur: İnsan beyni tekdüzelik içine girdiğinde tembelleşiyor, çabuk yaşlanıyor. Yeni bilgiler edinmek beyni hareketlendiriyor, insanı gençleştiriyor.

Dostlardaki çeşitlilik iş yerlerinde de geçerli.

Modern dünyada bir iş yerinde çalışanların farklı ırk, etnisite, yaş, cins, deneyim sahibi olmalarına önem veriliyor. Bu şekilde hem kişisel hem kurumsal gelişmenin daha hızlı ilerlediği gözlenmiş.

Sonuç... Siz de dostlarınızı çeşitlendirin. Yarattığınız monoton çevreye takılıp kalmayın.

Yazının devamı...

DAVULUN SESİ

16 Nisan 2022

Kentlerimizde davul sesi pek duyulmaz oldu. Ancak bazı semtlerde ramazan davulu hâlâ çalınıyor olmalı ki şikâyetler yükseldi, valilerden davulu yasaklamaları istendi.

Aslında İskoçların gaydası, İspanyolların kastanyeti gibi davul da bizim milli çalgımız sayılır. Çalgının da ötesinde, mesajları, tarihimize uzanan anlamları vardır.

Eski zamanlarda davul yalnız sahur vaktini değil iftar vaktini de haber verirdi. Bayram sabahlarında da davulla uyanırdık.

Köy düğünleri, pehlivan güreşleri, at yarışları, yolcu karşılamaları, asker uğurlamaları, zafer kutlamaları davul eşliğinde yapılırdı.

İftar vakitlerinde davulcular bazen askere çağırılan tertipleri de ilan ederler, analar babalar oğullarının askere gideceğini önce davulculardan öğrenir, hüzünlenirlermiş.

Ormanlarda çocuk, büyük biri kaybolduğunda aramaya davulla çıkılır, kaybolan kişi davulun sesine doğru gelir, böylece onu arayanlara kavuşurmuş.

Refik Halid Karay, 1948 yılındaki bir yazısında davulun kentlerde unutulmaya yüz tutmasını üzüntüyle kaydediyor ve şöyle diyor:

“Milletin elinde böyle aslan gibi kükreyen, yeri göğü sarsan, insana orduların yürüyüşe geçtiği, topların patladığı hissini veren iptidai fakat pervasız ve mert nağmeli bir musiki aleti mevcut olup da bunu kullanmaması ve gelecek nesilleri bundan mahrum bırakması adeta bir suçtur. Bizim davulumuzda dünyayı yerinden oynatmış bir tarihin sesi saklıdır.”

Yazının devamı...

FABRİKA OKULU

12 Nisan 2022

Turhal Şeker Fabrikası’nın kuruluş yıllarını anlatan yazımız çok ilgi çekti. Bu vesileyle Sümerbank’a da göz atalım. Sinan Meydan’ın “Anahtar” adlı son kitabında 1933’te kurulan Sümerbank ve onun fabrikalarının öyküsü de yer alıyor. Mesela:

“Her Sümerbank fabrikası aynı zamanda bir okuldu. Fabrikalarda okuma-yazma, meslek kursları, fabrika ilkokulları, fabrika kreşleri açıldı. Her fabrikada kütüphane, hastane veya revir bulunurdu.  Tedavi ve ilaçlar ücretsizdi. Fabrikalarda işçilere ücretler dışında evlenme, çocuk, hastalık, vb. başlıklar altında ek ödemeler yapılır, yemek ve giyecek verilirdi. Dokuma fabrikaları yılda bir kez işçilere ücretsiz basma dağıtırdı. İşçilerin dinlenmesi için her yıl Kuşadası gibi yerlerde fabrika kampları düzenlenirdi. Her fabrikanın işçi, memur konutları, bir misafirhanesi ve bir hamamı vardı. Fabrikalarda kadınlı erkekli balolar düzenlenirdi. Bazı fabrikaların temsil ve müzik grupları vardı. Fabrikalarda öğle yemekleri klasik müzik eşliğinde yenirdi. Bazı fabrikalarda fabrika radyosu vardı. Her fabrikanın spor altyapısı ve spor tesisleri vardı. Nazilli Basma Fabrikası kendi santralinden Nazilli’ye elektrik verirdi.”

FERMUAR

Fermuar giysi ve eşyada önemsiz görünen ama önemli bir parçadır. Bavuldan çantaya, balık adam giysisinden paraşüte, çizmeden monta her yerde işe yarar. Fermuar bozulursa eşya işe yaramaz olur. Bir hanım Facebook’ta anlatıyor:

- Oğlumun montunun fermuarı bozuldu. Tamiri için bir alışveriş merkezinin alt katındaki terziye telefon ettim. Fermuarı 300 liraya değiştireceğini söyledi. İnternete girip araştırdım, karşıma “fermuarhastanesi.com” çıktı. Aradım, telefona Vehbi Bey çıktı. Durumu anlattım, montun fotoğraflarını istedi. Fiyat sordum. “8 lira yeni fermuar, 30-40 lira da dikim, en fazla 50 liraya hallolur” dedi. Üşenmedim, kalktım Maslak’tan Üsküdar’a gittim.

Yeni fermuara bile gerek kalmadı, Vehbi bey fermuarı tamir etti ve 10 lira aldı. Daha fazla vermek istedim, kabul etmedi.

Hastane lafın gelişi, küçücük bir dükkânmış burası. Aklınızda bulunsun.

PAROLA

Yazının devamı...