Ya uzaktakiler...

29 Şubat 2020

Aslan gibi 33 Mehmetçiğimiz şehit oldu, bir o kadarı yaralandı, milletin yüreği acıyla, hüzünle kavruldu. Toplum kederler içine düştü.

Burada farklı bir konuya değineceğiz.

Önceki akşam ekranlarda şehit haberlerini biz büyük üzüntüyle izlerken... Ekran başında bizden çok daha endişeli aileler vardı. İdlib’de cephedeki askerlerimizin yakınları, anaları, babaları, kardeşleri, eşleri, çocukları elbet tarif edilmez kaygı ve endişeyle izliyordu haberleri. Acaba yakınları şehit mi oldu, yaralandı mı, hastaneye mi kaldırıldı? Ekranlarda isim yoktu, sadece sayı vardı. Oysa... Fikrimizce... Şehitlerin adları açıklanmalıydı. Evet, ailelerinde şok yaratmaması için şehit isimleri anında açıklanmıyor. Ama açıklanmayınca tüm asker yakınları endişeye kapılıyor. Ayrıca yaralıların isimleri verilmeli, hangi hastanelerde yattığı bildirilmeliydi. Aileler elbet bu haberler üzerine harekete geçerlerdi. Yaralısı olan Hatay’a doğru yola çıkabilirdi. Veya oradaki bir yakınını harekete geçirebilirdi. Diğer asker yakınlarının içi ferahlardı. Bir başka yöntem... Bir özel hat kurulabilir, asker yakınları bu özel hattan bölgedeki karargâhı arayarak ölen ve yaralananların isimlerini öğrenebilirdi. Ne yazık ki bunlar olamadı. Asker yakınları bütün geceyi endişeler içinde geçirdi. Ama bundan sonrası için düşünülmeli bu yöntem.

NOT: Hatay Valiliği dün öğle saatlerinde şehit ve yaralı aileleri için şu telefon hattını açtı: (0326 214 02 63). Geç ama olumlu bir adım...

Önemli cephe

Atatürk düşmanla mücadelede üç kuvvetin tayin edici olduğunu söyler: 1. Milletin kendisi, 2. Meclis 3. Silahlı Kuvvetler. Bu üç kuvvet iki cephede savaşır: 1. İç cephe 2. Dış cephe.

Gerisini Nutuk’tan okuyoruz:

Yazının devamı...