ADALET KULESİ

İstanbul siluetinde simge olmuş üç kuleyi hemen herkes bilir: Galata Kulesi, Beyazıt Kulesi, Kız Kulesi. Bir de dördüncü kule vardır ki adı daha az bilinir: Adalet Kulesi.

Bu kule, Topkapı Sarayı’nın en yüksek noktasıdır.

Tek katlı Saray İstanbul’un her yanından görülmüyorsa da o kuleyi nereden baksanız görmeniz mümkündür.

Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiştir.

Kulenin Osmanlı sultanının adaletini sembolize etmesi, uzaktan bakıldığında herkesçe görülmesi ve sultanın adaletinden emin olunması istenmiştir.

Divanı Hümayun, yani zamanın bakanlar kurulu, bu kubbenin altında toplanır, en önemli kararlar bu kulenin altında alınırdı.

Giriş kapısının üzerindeki kitabede şu yazı okunur:

“Padişahın bir gün adaletli davranması yetmiş sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.”

ATIN GÖZLERİ

Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ağırlandı. Onuruna Beştepe’de davet verildi. Haberleri okurken aklımıza Asya Türk Cumhuriyetlerinde bizim devlet başkanları onuruna verilen davetler geldi. Hele de Süleyman Demirel onuruna verilen bir yemek vardır ki... Yavuz Donat “Off The Record” adlı kitabında anlatır. 

“...Orta Asya’daydık. Türk Cumhuriyetlerinden birinde... Cumhurbaşkanı Demirel akşam yemeğine davetliydi. Karşılama... Sohbet... Sonra da muhteşem bir salonda yemeğe geçildi. Masada bir tek kuş sütü eksikti. Servis mükemmel. Yemek sohbeti de öyle... 

Derken sıra ana yemeğe geldi. Masaya koskoca bir gümüş tepsi içinde bir atın kellesi getirildi. 

Evet evet... Pişirilmiş... Atın gözleri kellenin üzerinde... Dili dışarıda... Kocaman kelle... 

Ev sahibi devlet başkanı ayağa kalktı. Elinde kadeh... Konuşmaya başladı: 

- Hörmetli prezident. Bu atın iki gözü var. Birini siz yiyesez, ötekini de ben yiyem. Ki bu iki gardaş millet birbirine kötü gözle bakmaya... 

Ev sahibi gözlerden sonra atın kulağını ve dilini de birlikte yemeği teklif eder... Bizim heyet şokta... 

Süleyman Demirel eline çatalı bıçağı almadan önce ayağa kalkıp teşekkür konuşması yapar: 

- Hörmetli prezident, bu yahşi yemek için çok teşekkür ederim. Ama muhteşem yemeği görünce çok üzüldüm. Buraya eşimle gelecektim. Hasta olduğu için gelemedi. Keşke o da burada olsaydı da bu muhteşem yemeği görseydi. Sizden ricam... Bu atın kellesini Türkiye’ye götürsem ve eşimle birlikte yesem... Bunu nasıl karşılardınız...” 

Masada o anda bir alkış kopuyor. Nazmiye Hanım için geçmiş olsun dilekleri birbirini izliyor. Atın kellesi paketlenmek üzere içeri götürülüyor. 

Kelle sonra ne mi oluyor? Tahmin etmişsinizdir... 

NÜKLEERE DOĞRU

Finlandiya’nın hanımların çoğunlukta olduğu hükümetinin NATO’ya üyelik için başvuruda bulunacağını açıklaması, İsveç’in de benzer bir adıma hazırlanması Rusya’nın karşı tepkisine yol açtı. 

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, Finlandiya’nın bu kararının Rusya tarafından verilecek “simetrik yanıtlara gerekçe oluşturduğunu” kaydetti. 

Finlandiya’nın Rusya ile 1300 kilometrelik sınırı bulunuyor. 

Rusya, Finlandiya’nın NATO üyeliği halinde sınıra yakın Kaliningrad’a nükleer füzeler koyabileceğini daha önce gündeme getirmişti. . 

NATO ve Batı gelişmelerden şimdilik memnun. Zelenskiy’i barışmak yerine savaşa devam etmesi için teşvik ediyorlar. Yüklü silah yardımı yapıyorlar. Hedef Putin’i devirmek... Peki, Putin bu savaşı kaybedeceğini anlarsa ne yapar? Teslim bayrağını mı çeker, yoksa nükleer silaha mı sarılır? İkinci şık da büyücek bir ihtimaldir. 

Sonuçta dünya üçüncü büyük savaşa doğru gidiyor… Batı ve NATO’nun Putin’i devirmek için çıktığı yolun sonu aydınlık görünmüyor. 

TAHRİBAT

Sık kullanılan kimi sözcükler özellikle kulaklarımızı tırmalıyor. 

Örneğin, mevduat, tahribat, mühimmat... 

Bunlar zaten çoğul kelimeler. 

Sonlarına “lar” eklemeye gerek yok. 

Cümle içinde “lar” eklemeden kullanınız. 

Meramınızın ifade edildiğini göreceksiniz.