CHP şarkıları...

İktidar yanlıları, kimi söylemlerden “darbe iması” çıkarıyor.

İma etmekle darbe olmaz.

Hem darbeyi kim yapacak? Görünürde darbe yapacak bir güç mü var?

CHP’ye gelince... CHP’liler de bize göre ikide bir “Bu iktidarın sonu geldi”, “Yakında gidecekler” gibi söylemlerle gereksiz bir gerilim yaratıyor!

Neden mi gereksiz?

Çünkü 2023’e kadar seçim istemeyeceğiz diyen CHP’nin kendisidir.

CHP seçim istemediğini açıkça söylediği gibi bir kaza sonucu iktidar olduğu takdirde ne yapacağını da bilmemektedir. Partinin bir iktidar programı, projesi yoktur. Bu yönde bir hazırlık da yapmamaktadır.

Aklı başında adamlar: “AKP’ye laf yetiştirecek yerde oturun da bir iktidar programı yapın” diye çağrı yapıyor. Ancak laf dalaşıyla vakit geçirmek CHP’nin kolayına geliyor.

CHP’nin sistemle kavgası yoktur. Sadece AKP’nin pürüzlerini düzeltmeye çalışır.

Bütün çabası, genel başkanı koltukta tutmaktan ibarettir.

SALAKO

Türk televizyonlarında bazı filmler onlarca yüzlerce kez gösteriliyor. Gazeteci Savaş Süzal, en çok gösterilen yerli filmlerin listesini yapmış:

“Çöpçüler Kıralı, Şabanoğlu Şaban, Kibar Feyzo, Davaro, Kapıcılar Kıralı, Sakar Şakir, İnek Şaban, Hanzo, Köşeyi Dönen Adam, Avanak Abdi, Üçkâğıtçı, Bekçiler Kıralı, Tokatçı, Postacı, Davacı, Hababam Sınıfı vs... Bunlara Recep İvedik filmleri eklenebilir...”

Bu filmlerin ortak yanı kahramanlarının salak olması veya salak görünmesi ancak filmin sonunda akıllı görünenleri alt etmesidir.

Peki, ama Türk halkı neden kendini bu tiplerle özdeşleştiriyor?

Neden salakların sonunda galip gelmesi onu bu kadar mutlu ediyor.

Tarih boyunca aptal ve salak yerine konulmak bu kadar mı içimize işlemiş?

İnsan merak etmekten kendini alamıyor.

FREUD

Almanya’da 1933 yılı mayısında kitapları yakıldığında Sigmund Freud:

- Ne ilerleme, demişti, Orta Çağ’da olsa beni yakarlardı, bugün sadece kitaplarımı yakıyorlar...

Aradan 90 yıl geçti...

Artık hukuk var, insan hakları var.

Ne kitapları, ne yazarları yakıyorlar.

Sadece hapse atıyorlar.

Bunun için uygun kanun bulmakta zorlansalar da...

Uygun yargı adamı bulmakta pek zorlanmıyorlar.

ÖVÜNÇ

Siyasetçilerin özellikle yurt dışına seslenirken sık sık “Türkiye” ile övündüğünü duyuyoruz: Türkiye şöyle büyüktür, Türkiye böyle büyüktür.

Sayın politikacılar,

Türkiye ile övünürken,

Halkın yarısını yok saymıyorsunuz,

Bir bütünden söz ediyorsunuz.

İçeri seslenirken neden sizden olmayanları yok sayıyorsunuz?

Eğer Türkiye’yi eşit hak ve niteliklere sahip 84 milyondan ibaret görmüyorsanız, Türkiye ile değil sadece kendi partinizle övünmeniz gerekmez mi?

BENZİN

Benzine 5 kuruş zam gelmiş. Bu da haber mi diyeceksiniz. Benzin zammı her zaman haberdir. Bir tarihte Orhan Erinç yazmıştı. Cimriliğiyle ünlü gazete patronu Halil Lütfü Dördüncü benzine her zam geldiğinde “Yine mi?” diye havalara sıçrarmış.

- Yahu patron senin kamyonun yok otomobilin yok, zamdan
sana ne?

Cevap vermiş:

- Biz de çakmak kullanıyoruz birader.

Eskiden çakmaklar benzinliydi malum...

IMF GÜNDEMDE Mİ?

Dolar aldı başını gidiyor, 7.15 duvarını da aştı.

Geçmişte, bugünkünden daha hafif ekonomik krizlerde ilk akla gelen kurtarıcı! IMF olurdu. Çaresiz kalınırsa yine IMF’ye gidilir mi? Ekonomi yazarı dostumuz Alaattin Aktaş’a kulak veriyoruz.

“Yüzde 5-6 ile dünyada dolara en yüksek faizi vererek borç bulabiliyoruz. IMF’ye gidilse daha elverişli koşullarla dolar bulmak mümkün. Ama bu iktidar kendisini IMF karşıtlığına o kadar bağladı ki şimdilik bu ihtimali mümkün görmüyorum. IMF, malumunuz, kemer sıkma programlarıyla gelir bizim gibi ülkelere. Ancak çalışanların artık sıkacak kemerleri kalmadı. IMF başka şeyler dikte edebilir ki bence iktidarın asıl razı olmayacağı şeyler onlar.”

BERBER

Sahillerde yürümek yasak ama AVM’ler önümüzdeki hafta açılıyor. Belli ki ekonomik zaruret sağlık tedbirlerine ağır basıyor.

11 Mayıs’tan itibaren özellikle berber ve kuaförlere yoğun bir talep olacağı kesin. Berber ve kuaförler saç keserken ve yaparken insanlara çok yakın çalışırlar. Müşteri de berbere yakındır.

Okurumuz uyarıyor:

- Bu nedenlerle, berber ve kuaför çalışanlarının hızlı bir şekilde koronavirüs testinden geçirilmesi hayati önemdedir. Hatta berber koltuğuna oturanların ateşi bile ölçülebilir.