Gülere mektup...

Bu "şok iddia"nın sahibi öyle sıradan bir kişi değil; Türkiye Cumhuriyetinin Enerji Bakanı Hilmi Güler... Sayın Bakanı bu asil ve dürüst davranışından ötürü candan kutluyoruz...Ve hemen madalyonun öteki yüzüne, Hilmi Gülerden şimdi beklenenlere geliyoruz...Sayın Güler...Bu rüşveti size kim ya da kimler, nerede ve nasıl teklif etti? Teklifi duyunca tepkiniz sadece reddetmek mi oldu? Durumu ilgili savcılığa bildirdiniz, teklifi yapanların ve yaptıranların hakkında soruşturma açılmasını istediniz mi? İstediyseniz bunları da açıklar mısınız? İstemediyseniz bunun sebebi nedir? İstememek, dolaylı da olsa rüşvetçileri korumak anlamına gelmez mi? Haydi Sayın Güler! Bir yiğitlik daha yapın, koskoca bir bakana dahi rüşvet teklif etme küstahlığını gösterenlerin isimlerini açıklayın. Yoksa kafalarda rüşvetçilerden korktuğunuz... Bu nedenle onları koruduğunuz... Ya da aslı astarı olmayan bir iddia ortaya atarak kendi kendinizi "çok dürüst" gibi gösterme türünden basit hesaplara tevessül ettiğiniz şeklinde kuşkular oluşur ki... Bunu herhalde siz de istemezsiniz. Mavi Akım projesiyle ilgili bana hayal dahi edilemeyecek rüşvetler önerdiler. Miktarını duysanız şok olursunuz, dudağınız uçuklar." TIME dergisi Tayyip Erdoğanı "dünyanın en etkili 100 kişisi" listesine almış. Dergiyi hazırlayanlar bizim kimi köşe yazarlarından etkilenmiş olmalı. Haldun Ertem Bülent Arınç Manisada mesir şenliklerinde mesir toplamış... Şeyin şeyini iyice şey eder artık... Arif Ayhan Zaman geçer derler, fakat heyhat... zaman durur, geçen biziz. Austin Dobson İspanyanın yeni Başbakanı Zapatero (ayakkabıcı anlamına geliyor) Iraktaki askerlerini geri çekeceğini yineledi. Zapatero askerleri çekeceğini 11 Martta İspanyayı sarsan El Kaide terör eyleminden önce açıklamıştı. O yüzden terörden çekinmiş olması söz konusu değil. Peki askerlerini neden çekiyor? Gerekçesini şöyle açıklıyor:- Terörizmle en ciddi biçimde mücadele...Amerikalı düşünür Naom Chomskynin tespitini buraya ekleyelim:- Dünyanın bir numaralı teröristi Amerikadır... Viva Zapatero... Özürlüler, engelliler, görmezler vs. toplantı düzenler. Kendilerinden başka kimse gitmez. Bu bir kural değil ama vakıadır. Nazmiye Güçlü "BİA" sitesinde bu konuya değiniyor. İlham veriyor...- Sakatların düzenlediği toplantılara sakatlardan başka kimse gelmez; eşcinselllerin düzenlediklerine de öyle, diyor Nazmiye Güçlü..Peki ne yapmalı?Sakatlar dert mi anlatacak... Bu dertlerini kalabalık toplayan bir başka ortamda, araya girerek kısaca anlatsınlar. Bir konser arası veya ünlü bir yazarın konferansı içine sıkıştırılan 10 dakikada mesela... İyi fikir değil mi? Sakatlara fikir... Hafta sonu Kıbrısta referandum, İnönü stadında Beşiktaş - Fener derbisi var. Muhtemelen "derbi" bu hafta daha çok konuşulacak. Bu haftadan sonra ise yıllar yılı (eğer yürürlüğe girerse) Annan Planının sonuçları tartışılacak..Kıbrıs Türklerinin okuyup anlamadan, getireceği tehlikeleri bilip öğrenmeden oylayacakları Annan Planı, önümüzdeki yıllarda hayli acılı sonuçlar verecek... Gelecek nesiller bu planın nasıl olup da günümüz iktidarı tarafından kabul edilip Kıbrıs halkına onaylatıldığını birbirlerine hayret ve acıyla soracak...Ne var ki o zaman vakit çok geç olacak...Anayasa Profesörü Süheyl Batum, Vatanda dünkü yazısında Annan Planına değiniyor... Diyor ki: ... Anayasaların kalıcı olabilmesi için, "çatışmalara çözüm getirmesi" gereklidir. Bir Anayasa değişik çatışmalara çözüm getirebildiği oranda geçerli ve kalıcı olur. Hele, "iki farklı toplumu", "iki farklı devleti" bağlayan anayasaların, mutlaka, "bu iki toplum, iki devlet" arasındaki "çatışmaları çözmesi" zorunludur. Anayasanın başarısı, kalıcılığı buna bağlıdır. ... Oysa, Kıbrıs Anayasası, maalesef, bu iki toplum arasındaki "çatışma alanına", hukuksal ve kalıcı çözümler getirecek biçimde düzenlenmemiş. Bırakın mülkiyeti, yerleşim konusunu, "derogasyonların" durumunu... Sadece Anayasanın, Kıbrıs Federal Meclisini düzenlediği bölüme bakın, 25. maddeyi bir okuyun, yeter. "İki devlet", iki devletin, mecliste temsilcileri var. Ancak bir devletin temsilcilerinin istedikleri bir tek alanda bile, bir defalık olsun, yasa yapma güçleri yok. Sadece sınırlı alanda "engelleme yapabilme" yetkileri var. O da, maddenin yorumuna bağlı."Annan Planının nasıl bir gelecek getirdiği ne kadar açık görülüyor... Annan Meclisi... AKPli 50 milletvekili arasında yapılan ankette Başbakan Erdoğanı "demokratik" bulan milletvekili sayısı 5 olmuş. O 5 kişi de muhtemelen seçimde Tayyip Bey tarafından liste başına yerleştirilen 5 kişidir. Amerikan polisi yasalara bağlıdır. Ancak ara sıra! garip olaylar da olur... Kol kırılır yen içinde... Bir süre önce Louisianada gözaltındaki bir zencinin cesedi bulunmuş. Delik deşikmiş ceset. Savcı cesedi uzun uzun inceledikten sonra mırıldanmış:- Tüm meslek yaşamımda bu kadar başarılı bir intihar görmedim. m.asik@milliyet.com.tr Haldun Ertem