Hapis korkusu!

Kızının gözü önünde eski kocası tarafından vahşice öldürülen Emine Bulut bütün ülkeyi acıya boğdu. Sosyal medyada “Katile en ağır ceza verilsin, sakın indirim uygulanmasın” mesajları çoğunlukta...

Acaba hapis cezalarının artırılması bu vicdansız katilleri etkiler mi? Hiç sanmıyoruz...  Eskiden hapse düşmek utandırıcı bir şeydi. Adalete güven vardı. İnsanların boşuna hapis yatmadığı düşünülürdü. Hapse giren adam çevresine, eşine, dostuna rezil olurdu. Ancak son yıllarda tablo değişti...

Hapishane suçlu suçsuz herkesin neredeyse ikinci adresi oldu.

Hapishane yolgeçen hanı olunca caydırıcılığı da ortadan kalktı. İçerdeki koşullar da eskiye göre daha iyi. O yüzden en azılı katillerin bile ağzında şu nane:

- Aslanlar gibi yatar çıkarım. Aynı şeyi tekrar yaparım...

Bu vahşet ortamını düzeltmek için daha kapsamlı düşünmeliyiz. Öncelikle, toplum kuralı haline getirilen “Kadın erkeğe emanettir” zihniyeti değişmeli.

Kadın tüm bireyler gibi neden anayasaya, yasalara, bireysel haklara değil de erkeğe emanet?

Erkeklerin emanete sadakat ve adalet duygusu yasalardan daha mı güçlü?

Kadın emanetse erkeğin onu kafasına göre kullanma, gerekirse yok etme hakkı doğmuyor mu?

Siperler sökülüyor!

Bizim gazetelere ABD tarafından servis edilen fotoğrafın altında:

“Terörist mevzilerinin tahribine başlandı” yazıyor.

Fotoğrafta bir PKK/YPG mevzisi iş makineleriyle kapatılırken görülüyor.

Hatırlarsanız... Çözüm sürecinde birkaç manga PKK’lı terörist dağa çıkarken resimlenmiş, altına da:

“PKK Türkiye topraklarını terk ediyor” yazılmıştı.

PKK’nın hiç gitmediği, bu resimlerin halkı uyutmak için mizansen olarak düzenlendiği çok sonra anlaşıldı...

İki... Geçen yıl kasım ayında “Menbiç’te ortak devriyeler başladı” diye resimli haberler yayımlandı. Fotoğraflarda Türk ve ABD bayraklı zırhlı araçlar yan yana devriye gezerken görülüyordu. Aylar sonra ABD’nin bizi Menbiç’e hiç sokmadığı bizim yetkililerce açıklandı.

Ve şimdi de PKK/YPG siperleri sökülüyor haberi...

Bu son haber de ABD’nin güvenli bölge adı altında PKK/YPG’yi güvenceye aldığı gerçeğini gizlemeye dönük bir mizansen olmasın!

YİĞİT

Değerli yazar arkadaşımız Ali Sirmen’in eşini geçen hafta sonsuzluğa uğurladık. Her konuşmamızda: “Melih Bey ne olacak bu memleketin hali” diye dertlenen, sorumluluk sahibi, aydın, yiğit bir kadındı Mine Sirmen. Ardından çok güzel satırlar yazıldı. Şu birkaç satır da eksik kalmasın.

Ali, bir ara sık sık televizyon tartışmalarına çağırılıyor, o tartışmalarda çok sert konuşmalar yapıyordu. Etraftan “Aman Ali dikkat et, çenene hakim ol” gibi tavsiyeler gelirken, Mine Hanım derdi ki:

- Tam tersine, ağzına gelen her şeyi söyle... Sana hapiste yıllarca baktım, gerekirse ömrümün sonuna kadar da bakarım...

Böylesine cesur ve eşsiz bir eş idi... Anısı akıllardan silinmeyecek.

KUTSAL

İstanbul’un kutsal yapıları hangileridir?

Camiler, mescitler, türbeler, cemevleri, kiliseler, havralar, meyhaneler, birahaneler...

Hepsini anladık da meyhane ve birahaneler nereden çıktı diye sorabilirsiniz...

Çevrenize dikkatle bakınız...

Bu mekânlar kaldırımlarda kendilerine ayrılan yerden fazlasını işgal eder...

Körlere ayrılan şeritlerin üzerine masa yerleştirir...

Vatandaşa yürüyecek kaldırım bırakmazlar.

Bu açık ihlallere rağmen belediyeler onlara hiçbir şey yapamaz...

Belediye zabıtaları ayaklarına takılan masaları adeta görmezden gelir.

Kimse kıllarına dokunamaz. Demek ki bu mekânların bir kutsallığı, dokunulmazlığı mevcuttur.

Var mı başka izahı!

Ve acaba nedir sebebi?

SEFİL

Ülke yönetenler fakir fukarayı çeşitli şekillerde sever hatta aşık olur. Örneğin Senatör Edward Kennedy, yıllar önce ABD Başkanı Ronald Reagan için:

- O sefalet içinde yaşayan insanlara aşık biri, demişti...

- Nereden anladınız?

- Sefalet içindeki insan sayısını sürekli arttırmasından...