KRİZ BİTMEDİ

İklim krizinin ağır sonuçlarını bu yıl daha yakından görmeye başladık.

Almanya’yı seller götürdü. Akdeniz’de yangınlar patlak verdi. Sinop, Bartın, Kastamonu illerini sel aldı.

Öte yanda göller kuruyor. Van, Beyşehir, Akşehir, Muğla göllerinde suların korkutucu ölçüde çekildiği haber veriliyor.

Belli ki önümüzdeki yıllarda çok daha ağır felaketler kapımızı çalacak. Sellere, fırtınalara, doğa olaylarına ek olarak ağır bir susuzluk, kuraklık, gıda krizi, pahalılık fırtınası yaşayacağız. Peki, bu yaklaşan fırtınaya karşı alınan yeterli önlem var mı?

Doğrusu biz görmüyoruz.

Dünya çapında iklim krizinin getireceği sorunlara karşı önlemler alınıyor.

Örneğin havayı suya dönüştüren cihazlar üzerinde çalışmalar yapılıyor. Bilim adamları topraksız alanda ya da tuzlu suda yetişen ürünler üzerinde çalışıyorlar. Yangın söndürmede yeni ve daha etkili teknolojiler üzerinde duruluyor.  Türkiye’de uzmanlar bazı önerilerde bulundu. Nehirlerin denize akan sularının biriktirileceği depolardan söz edildi. Yağmur sularının toplanması için projeler önerildi. Tarımda yeni bir planlamayla daha az su isteyen bitkilerin üretimi öneriliyor. Ne var ki Türkiye’de bunlar değil sadece siyaset koltuğuyla ilgili konular konuşuluyor.

Sonuçta, geleceğimizi biraz daha belirsiz hale getiriyoruz.

YEŞİL ORDU! 

TEMA Vakfı, Ordu iline ilişkin madencilik araştırma raporunu açıkladı.

Rapora göre, fındık üretim merkezi Yeşil Ordu’nun yüzde 74’ü maden şirketlerine ruhsatlanmış.  Varılan sonuçlar şu şekilde:

“8 ilçede ruhsatlılık oranı %90’ın üzerindedir.

Fatsa, Çatalpınar, Çamaş, Gülyalı, Gürgentepe, Kabadüz, Karataş, Ulubey ruhsat oranlarının yüzde 100’e yaklaştığı ilçelerdir.  Orman alanlarının yüzde 65’i,

Önemli doğa alanlarından biri olan Giresun Dağları’nın tamamı,

Tarım alanlarının yüzde 76’sı, meralarının yüzde 64’ü madenler için ruhsatlandırılmıştır.

Tabiatı koruma alanı, milli park gibi statülerle koruma altına alınmış alanlarının yüzde 91’i, arkeolojik sit alanlarının yüzde 94’ü madenlere ruhsatlıdır.”

Ordu’da kazma vurulmayacak yer kalmamış durumda.

ZİYARET

Liderler esnaf ziyareti yapmakta adeta birbiriyle yarışıyor. Esnafla karşılıklı olarak iktidardan yakınıyorlar. Ancak kendileri iktidara geldiğinde ne yapacak? Açık ve tutarlı vaatler duymuyoruz ağızlarından.

Örneğin, 10 yıl önce CHP’den duyduğumuz kimi vaatler vardı: “Zincir marketleri şehir dışına alacağız, şehir içindeki küçük marketleri pazar günleri tatile sokacağız” gibi. Şimdilerde ise böyle net vaatleri pek duymuyoruz. Programlarında ne yazılı? Onu da bilmiyoruz. Çünkü örneğin CHP’nin parti programı mevcut değil. Baykal döneminin programı rafa kaldırıldı, yenisi yapılmadı. Kemal Bey’in “Ben şöyle yapacağım, ben böyle yapacağım” yollu vaatleri de pek inandırıcı değil. Çünkü malum, iktidara koalisyonla gelinince seçim öncesi yapılan vaatler suya düşer, bu da halkça bilinir.

Partilerin somut, yazılı programları olmalı. Kendilerini bu programla bağlamalılar.

VALS!

Siyasi İslamcıların baleye karşı olduğu biliniyordu. İşi ilerlettiler.

Vals de yasaklar listesine girdi.

DEVA Partisi lideri Ali Babacan 30 Ağustos’ta İBB’nin vals gösterisi düzenlemesine tepki göstererek dedi ki:

“Milli günlerimiz üzerinden, bu ülkenin dindar vatandaşlarına göndermeler yapılmasına izin vermeyiz. Bu zihniyete pabuç bırakmayız. Kimse boşuna heveslenmesin.”

Birkaç gencin vals yapması neden dindar vatandaşlara gönderme olsun?

Valsin dine karşı bir anlamı mı var? Nedir o? Birileri hacca giden vatandaşların ya da camilerin önünde mi vals yaptı? O da değil kuşkusuz. Peki, ilgisiz bir salonda yapılan vals kimi neden rahatsız eder? Vals Cumhuriyet kutlamalarının sembolik dansıdır. Rahatsız edici olan, Cumhuriyet’in kutlanması mıdır?
Bu soruları sorduk ama mantıklı cevabını bulamadık.

Son soru: Bu zihniyet bu ülkenin derdine ‘deva’ olur mu?

KIZLAR

Dünya 18 yaş altı kızlar voleybol şampiyonası Meksika’da devam ediyor. Milli Takımımız ilk iki maçını kazandı, iyi gidiyor.  Voleybolda 18 yaş üstü takımlardan “kadın voleybol takımı” diye söz ediliyor.

18 yaş altındaki kategorilere ise “kız takımı” deniyor.

Gelin görün ki Meksika’daki dünya şampiyonası haberlerini veren bazı gazeteler 18 yaş altı takımımızdan “kadın milli takımımız” diye söz etmekte.  18 yaşından küçük kızlara kadın demek hem yanlış hem ayıp.

ÇİN

Kitabın adı: Bilmediğimiz ÇİN. Yazarı, Çin’de uzun yıllar gazetecilik yapan Kamil Erdoğdu. Diyor ki kitapta:

“Çin’i hem biliyor ama hem de bilmiyoruz; çünkü Çin bize Batı medyası üzerinden haberlerle tanıtılıyor. Türk basınındaki Çin haberlerinin çoğunluğu Batı ajanslarının servis ettiği haberler. Haliyle, bu da Çin’in taraflı bilgilerle öğrenilmesine ve yanlış değerlendirilmesine neden oluyor.”

Kitapta entrikalı haberler örneklerle anlatılıyor.