Protokol sorunu...

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu dün Kanal İstanbul konusunda kendilerinden önce yapılmış olan protokolden çekildiklerini açıkladı.

Protokol 2018 yılında Mevlüt Uysal tarafından imzalanmıştı. Uysal’ın protokolü meclisten yetki almadan imzaladığı gerekçesiyle açılan dava halen sürüyor. Ve bakın protokol İBB’ye hangi görevleri yüklüyor:

- Proje alanı içerisinde kalan İBB ve İSKİ’ye ait taşınmazların proje için tahsis edilmesi,

- Sazlıdere Barajı’nın içme suyu rezervinden çıkartılmasına ve sınır revizyonuna yönelik ihtiyaç duyulan işlemlerin yapılması,

- Proje alanına ilişkin her ölçekte plan ve imar planlarının 18 ay içinde etaplar halinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onayına sunulması,

- Proje alanında ilgili kurum ve kuruluşlara ait kanalı kesen mevcut altyapı ve ulaşım sistemlerinin deplasesinin (yer değiştirme) yapılması,

- Proje alanında ilgili kurum ve kuruluşlara ait kanalı kesen mevcut altyapı ve ulaşım sistemlerinin yapımının sağlanması.

- İBB ve İSKİ’nin Kanal İstanbul güzergâhı üzerinde bulunan arazilerinin TOKİ’ye devredilmesi...

Görüldüğü gibi... Kanal’ın yapımı için gerekli çalışmaların neredeyse yarıdan çoğu İBB’ye yüklenmiş durumda. İBB’nin protokolden çekilmesiyle kanal inşaatını başlatmak ve yürütmek zor mu zor...

ANKARA

Ekrem İmamoğlu’nun dünkü basın toplantısında dikkatimizi çeken pek çok nokta var elbette. Bunlar arasından birini aktaralım. İstanbul’daki imar uygulamalarında sık sık raslıyoruz. İBB bir planı iptal ediyor. Plan Ankara’ya gidiyor. Ankara’daki bakanlık planı kabul ediyor. Plan İBB’nin itirazına rağmen uygulanıyor.

Bu şekilde İBB’ye rağmen yükselmiş pek çok yapı var İstanbul’da.

Başkan İmamoğlu işte bu duruma artık izin vermeyeceklerini söyledi.

Anlaşılan, Ankara’nın müdahalesine İBB de kendi yetkilerini kullanarak bir biçimde engel olacak, Ankara’yı işe karıştırmayacak.

BANKA

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu BDDK’nın ekim ayı verilerine göre...

Yurt içinde ve dışında yerleşik milyonerlerin toplam sayısı ekim sonu itibarıyla 213 bin 990 kişidir.

Bu milyonerlerin toplam mevduatı ekim sonu itibarıyla 1 trilyon 289 milyar liradır.

Bankalardaki toplam mevduat ise 2 trilyon 420 milyar lira.

Böylece, geri kalan 80 milyon nüfusun toplam mevduatı 1 trilyon 131 milyar lira olarak hesaplanıyor.

Özetle... 213 bin kişinin mevduatı toplam mevduatın yüzde 53’ünü oluşturuyor.

80 milyonun mevduatı ise toplamın yüzde 47’sine ancak ulaşıyor.

Neydi o şarkı? Evet, ‘Adaletin bu mu dünya’...

DEĞER

Bazı köşe yazarları tepkili...

“Değerli konut vergisi Anayasa’ya aykırı” diyorlar.

Demek ki bu verginin bir faydası oldu.

Anayasa’nın varlığı hatırlandı...

BASIN

Basın İlan Kurumu, Cumhuriyet gazetesine 19 gün ilan kesme cezası verdi. Cezanın 17 günü, Işıl Özgentürk’ün köşe yazısına verildi. Cezaya ilişkin şu açıklama yapıldı:

“Köşe yazısında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Barış Pınarı Operasyonu’na karşı çıkılmıştır. Köşe yazısında yer alan ‘sözüm ona bir savaş pardon operasyon’ ifadeleri de bu operasyona karşı çıkıldığının hatta küçümsendiğinin kanıtı olmuştur... Ayrıca köşe yazısının başlığında ‘bok’ kelimesinin yerine ‘b...’ olmadan yazıda yer alması Basın Ahlak Esasları 129 sayılı genel kurul kararının 1’inci maddesini ihlal ettiği görülmüştür.”

Gazetenin internet sitesinde yayınlanan ‘TV5’te Etyen Mahçupyan’ın Pelikan çıkışına RTÜK cezası’ haberine ise RTÜK Başkanlığı şikâyetiyle iki günlük ceza verildi.

Cezanın gerekçesi şöyle açıklandı: “Cumhuriyet gazetesi söz konusu haberde ‘Haberlerde ve olayların yorumunda gerçeklerden saptırma, çarpıtma veya kısaltma yoluyla amaçlı olarak ayrılınamaz’ şeklinde 1’inci maddesi ile aynı maddenin ‘Haber başlıklarında haberin içeriği saptırılamaz ve çelişki yaratılamaz’ şeklindeki bendini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.”

Kesme cezası BirGün ve Evrensel gazetelerine de uygulanıyor.

Bu yeni bir uygulama olup, basın ile ilgili sorunlara bir yenisini ekliyor.

TEMİZ

Yolda eski bir dosta rastladık. ODTÜ mezunudur. Kitap yazmıştır. Ne var ne yok diye sorunca:

- Valla ne olsun, dedi, üniversitede dışardan ders veriyorum, oradan aldığım fındık fıstık parasıyla geçinmeye çalışıyorum.

- Hangi üniversite bu?

- Adını vermeyeyim, hepsi aynı.

- Fındık fıstık parasına mı çalışıyorum dedin?

- Öyle sayılır. Ders başına birisi 65, öteki 70 lira veriyor.

Durakladığımı görünce ekledi:

- Bizim eve temizliğe gelen kadın benden daha çok kazanıyor.

HAŞLAMA

Bir öğrenci okurumuzun gönderisi:

“Titanik batarken sevinip bayram yapanlar da vardı.

Kimler mi? Mutfakta haşlanmayı bekleyen canlı ıstakozlar.”