Elektrik krizine nihayet doğru teşhis

Medya ve sivil toplum, bakanlığın krizin nedenini geçiştirme çabalarına karşın başarılı sınav verdi

Gördüğünüz gibi ortada doğal afet olmadan da, doğal afet durumundakine benzer kıtlıklar yaratılabiliyor, üstelik de arz eksikliği olmadığı halde... Güler'in, "acil yatırım ihtiyacından" bahseden ilk açıklamalarının aksine "arz eksikliği olmadığını" itiraf etmiş olması önemlidir. Ve çerçeveletip duvarlara asılmalıdır ki, "Toplum nasıl olsa hafızasız" diyerek 3 - 5 ay sonra yeniden arz eksikliğinden ve "acil yatırım gerekliliğinden" söz edecek olanların gözlerine sokulsun! 1999 Körfez Depremi gibi büyük bir doğal afetten bu yana Türkiye'nin yaşadığı en büyük elektrik kesintisine nihayet doğru teşhis kondu. Enerji Bakanı Hilmi Güler, dün Milliyet'te yer alan "Sistemde elektrik eksiği yoktu, tarife sorunu vardı" açıklamasıyla 13 ilde 17 milyon kişinin 11 saat boyunca neden karanlıkta kaldığına da açıklık getirmiş oldu. İbrahim Ekinci yönetimindeki ekonomi servisimizin sıkı takibinin de, Oymapınar Hidroelektrik Santrali'nin günah keçisi olarak seçilip sorunun geçiştirilmesinin engellenmesinde önemli katkısı oldu. Flaş haberi ise Ankara büromuzdan Gülçin Üstün arkadaşımız yakalamış: Otoprodüktörler, kesintinin yaşandığı 1 temmuz gecesinin 24 saat öncesinde, 30 haziran günü EPDK, TEİAŞ ve BOTAŞ'a uyarı mektubu yazarak, bu fiyatlarla elektrik üretmeye devam edemeyeceklerini ve faaliyetlerine son verme noktasına geldiklerini bildirmişler.Elektrik Mühendisleri Odası baştan beri krizin nedeninin, Danıştay'dan Yap İşlet'çiler aleyhine çıkan kararı hükümetin by pass etmesine karşı otoprodüktörlerin yaptığı misilleme olduğuna dikkat çekti. Bu etkeni de mutlaka hesaba katmak lazım.Başbakan Erdoğan'ın krize bizzat el koyması da, Enerji Bakanlığı yetkililerince baştan beri malum olanın ilamını kaçınılmaz hale getirmiştir. 24 saat önceki mektup Elektrik kesintisinden bir sonraki gece Habertürk'teki Basın Kulübü'nde Sayın Bakan, "Bir musibet, bin nasihatten iyidir" demişti. Gerçekten de öyle...Milliyet kadar olmasa da diğer gazeteler de krizden bu yana iyi gazetecilik yaptılar. Bundan sonrası için de takip ve denetim görevimiz var. Tabii dersimizi de iyi çalışmalı, sektörün inceliklerini öğrenmeliyiz. Örneğin ben bu krizde elektrik dağıtımındaki lupları öğrenmiş bulunmaktayım.Bu meslekte 30 yılı devirmiş bir gazeteci olarak çoğu gazetenin son dönemde okurdan ziyade reklamveren için çıkar hale geldiğini düşünüyordum. Gazete sayfalarının haber kılığına bürünmüş reklamların istilası altında kaldıklarını, köşe yazarlarının da halkın sorunlarından çok kendi patronları, rakip köşe yazarları için yazı yazdıklarını görüyor ve üzülüyordum.Bu elektrik krizi, istisnasız hepimizi etkilediği için medyanın, sokaktaki vatandaşın gerçek sorunlarına can - ı gönülden sahip çıkması açısından iyi örnek olmuştur. mtamer@milliyet.com.tr Bir musibet...