Sanatın Yükselen Şehri Brüksel


Yerel halka göre Hristiyanlık ile kurulduğu bilinse de Brüksel ile ilk kayıtlar 695 yılına dayanmaktadır. Dük Karl tarafında o zamanlar bataklık olan bir bölgenin kurutulması ile inşa edilen şehre “Bataklık Şehir” anlamına gelen “Bruocsella” adı verilmiş. En sonunda da hepimizin bildiği isim Brüksel ismini almış.

Brüj ve Gent sayesinde Avrupa ticaretinin göbeğine oturmuş hatta 11. Yüzyıl ile 14. Yüzyıl arasında Kutsal Roma İmparatorluğu’nun merkezi olmuştur. Hem ticari hem de siyasi merkez haline dönüşmüştür. Bu dönemin bitmesinde en büyük rolü başta Osmanlı İmparatorluğu üstlenmiştir. Daha sonra Fransa ve İngiltere’ye karşı yapılan savaşları kaybederek bütün gücünü kaybetmiştir. Özellikle Fransızların yaptığı ağır bombardıman yüzünden şehir neredeyse bütün tarihi yapılarını kaybetmiştir ki gezerken çok fazla eski yapı görmemenizin sebebi budur. Fransa’dan sonra Hollanda’nın hâkimiyeti altına giren Brüksel en son Belçika himayesine girmiş ve yeniden bir yapılanmayla başkent ilan edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası nedeni bilinmemekle AB’nin ve NATO’nun başkenti kabul edilmiştir.

 

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

Brüksel hakkında ilginç bulduğumuz bilgiler ise;

Brüksel’de geçmiş dönemlerin de etkisinde kalarak bölgelere göre Felemenkçe, Almanca ve Fransızca konuşulmaktadır.

Hepimizce “French Fries” olarak bilinen patates kızartması aslında Belçika’ya aittir. Bütün kaynaklar ilk tarifin Brüksel’den çıktığını gösteriyor.

Brüksel dünya üzerinde ki en büyük vergileri alan şehirdir. Bazı ürünlerde vergi %57’ye kadar çıkıyor.

Brüksel büyük Avrupa şehirlerinden sıyrılarak Dünyanın en büyük waffle, çikolata ve bira ihracatı yapan şehri haline dönüşmüştür. Sadece kendi üretimleri olan bira sayısı 800’dür.

 

Brüksel’de iki adet havalimanı bulunmaktadır. Bunlar Zaventam ve Charleroi. Zaventam şehir merkezine 15-20 dakika uzaklıkta ve büyük bir havalimanı. Büyük firmaların tercih ettiği ve fiyatı azda olsa biraz daha pahalı olan havalimanıdır. Charleroi ise şehre 1 saat uzaklıkta ekonomik havayolu firmalarının tercih ettiği havalimanıdır. Bilet aratırken havalimanı isimlerini kontrol etmeyi unutmayın. Genellikle ülkemizde THY Zaventam’ı, Pegasus ise Charleroi’yi tercih etmektedir. Biz şehre yakınlığından Zaventam’ı tercih ettik. Hemen havalimanının önünde kolaylıkla bulabileceğiniz otobüs durağından 7/24 hizmet veren şehir otobüsleri ile kişi başı 3 Euro karşılığında şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Bildiğimiz kadarıyla Charleroi’den şehir merkezine otobüs ile ulaşım 17 Euro.

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

Hemen otelimize yerleşip kısa bir mola verdikten sonra ilk durağımız;

Grand Place ya da Grote Markt

Avrupa’nın en güzel meydanı olarak seçilen Grand Place, ihtişamlı tarihi yapılarla çevrilmiş oldukça geniş bir meydandır. Tarihi bölgenin de tam kalbinde yer almaktadır. Meydanın özelliği Barok, Gotik ve Rönesans mimarilerini aynı anda görebiliyor olmanız. Sabah akşam demeden günün her saati kalabalık olan meydan tabi ki bütün kutlamalarında ana merkezi. Meydanın en büyük ve en gösterişli yapısı Belediye Binasıdır. 1455’te inşa edilmesine rağmen ilk gün ki gibi ihtişamını koruyor. Şanslı bir şekilde girilen savaşlarda ve uçak bombardımanlarında hiçbir zarar almamış bu binanın tam karşında Kraliyet Sarayı yer almaktadır. Kraliyet Sarayı şimdilerde müze olarak kullanıyor. Ücreti kişi başı 3 Euro. Müzede Belçika tarihine ışık tutan birçok eseri görebilirsiniz.

 

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

Bu meydanda eskiden büyük yiyecek pazarı kurulduğu için meydana çıkan bütün sokakların isimleri, tavuk sokağı, kasaplar sokağı, peynirciler gibi isimlere sahip. Şuan bütün bu sokaklar birbirinden farklı kültürlerde hizmet veren kafe ve barlarla dolu.

 

Galeries Royales Saint-Hubert

Grand Place’in hemen arkasında, Milano’da ki Vittorio Emanuele’den sonra dünyanın en eski ikinci tarihi alışveriş merkezi olan bu yapı yerel halk tarafından “Koninginnegalerij” olarak bilinir. Yönlendirme ve turist tabelalarında da bu isimle bulabilirsiniz.

 

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

İçerisi göz alabildiğine lüks çikolatacılar ve butik kıyafet mağazaları ile dolu. Bize daha çok turist tuzağı gibi geldi. Yine de özellikle çikolatacıların vitrinlerine bakarken içerde ki her şeyi satın almak istiyorsunuz. Bu galeriyi aramanıza gerek yok çünkü Grand Place etrafında dolanırken mutlaka buraya denk geleceksiniz.

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

Aziz Michael ve Aziz Gudula Katedrali

Aziz Michael ve Aziz Gudula’ya adanan bu Gotik kilisenin yapımına 1225’te başlanmış, ancak tamamlanması 15. yüzyılda gerçekleşmiştir. Etkileyici ön cephesi görkemli bir şekilde yükselen 69 metre yüksekliğindeki ikiz kulelerle taçlanan kilise, Jan van Ruysbroeck tarafından tasarlanmıştır. İçi güzel bir şekilde orantılanmış (108-50 metre), cömert bir şekilde mobilyalarla döşenmiş ve Bernard van Orley tarafından tasarlanan olağanüstü vitray camlara ev sahipliği yapmaktadır. Kilisenin kanatlarının tepesi, Portekiz’den Charles V ve Isabella’nın (güney kanat) ve Macar kraliyet çiftinin Louis II ve Mary (kuzey kanat) en güzel tasvirleri ve şapelin içine doğru koronun solunda Kutsal Sacrament, kutsal mucize camlarda tasvir ediliyor.

 

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

Palais Royal de Bruxelles / Brüksel Kraliyet Sarayı

Resmi olarak Brüksel’in merkezi kabul edilen bu saray günün her saati ziyaretçi akınına uğruyor. Kraliyet Ailesi, Laeken Kraliyet Sarayı’nda yaşadıkları için burada konaklamıyorlar. Burada sadece kral ve kraliçenin devlet işlerini yürütmek için kullandığı ofisleri varmış. Gün içerisinde rahat kalabalıktan rahat fotoğraf çekmenize izin vermeyecek kalabalıktan kaçabilmek için sabah erken saatlerde gelmenizi tavsiye ediyoruz.

Hemen önünde bulunan kraliyet bahçesi ise birbirinden renkli çiçekler ve özenle seçilmiş heykellerle dolu. Mutlaka saraydan sonra bahçede bir tur atıp bir banka doğayı dinleyin.

 

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

Mont de Arts / Sanat Tepesi

Bütün şehri tepeden görebileceğiniz bu tepe tarihi binalar, müzeler, sanat eserleri, çeşitli sanatsal aktiviteler ve bahçelerle çevrilidir. Bizim tavsiyemiz gün batımında gitmeniz böylece güneşin batışının bahçede yarattığı ışık oyunlarına tanık olabilirsiniz. Biz yılbaşı döneminde ziyaret ettiğimiz için bütün yerli ve yabancıları bir araya toplayacak ışıklar ile süslenmişti bu tepe. Bizce Brüksel’in en güzel noktası bu tepe.

 

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

Belediye Binası

Meydanın en eski yapısı bu bina üzücü bir hikâyeye sahip. 1402 yılında yapılan binanın mimarı binayı yaparken bir şeyleri gözünden kaçırmış ve bina tamamlandıktan sonra fark etmiş. Binanın sol tarafında 10 adet varken sağ tarafında 9 adet cam bulunuyor. Bunu gururuna yedirememiş ve binanın tepesinden atlayarak intihar etmiş. Binanın heykel süslemeleri ve gotik mimarisi oldukça ihtişamlı ve dikkat çekici. Binanın en tepesinde ise baş melek Mikail’in bir ejderhayı öldürürken heykeli bulunuyor.

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

Manneken Pis / Meşhur İşeyen Çocuk

Belçika’nın ve Brüksel’in sembolü haline dönüşen bu heykel birçok turist için hayal kırıklığına dönüşebiliyor. Bunun birinci sebebi heykelin sadece 90 cm olması ve ufak bir çeşmeden ibaret olması. Rue de l’Etuv ile Rue du Chene’nin köşesinde bulabileceğiniz heykelin herkes tarafından farklı anlatılan bir hikâyesi var.

Asıl kaynaklara göre eski çağlarda dericiler derilerin daha sağlam olması için etraftaki çocukları toplayıp derilerin üstüne işettikleri için hem deriler daha sağlam olurdu hem de çocuklar harçlık kazanırdı. Bu gelenek bir süre sonra heykele dönüştü. Zamanla insanlar gerçeği unutup daha ilginç hikayeler anlatmaya başlamışlar. Kimine göre çok zengin Fransız bir ailenin kayıp olan çocukları bu bahçede işerken bulunmuş bunun üzerine babası hediye olarak yaptırmış. Kimine göre de şehri kurtaran küçük çocuk hikayesi; Efsaneye Brüksel düşmanlar tarafından sarılmıştır şehrin her yerine yerleştirilen bombalar bir fitil ile ateşlenmiştir. O sırada fitile işeyen çocuk şehri kurtarmıştır. Heykel bugüne kadar 6 defa çalındı ve 6 defa yenisi yapılarak aynı yere yerleştirildi. Turistlerin yoğun ziyareti üzerine çocuğa kıyafetleri giydirilmeye başlandı ve şuan 1900’den fazla kıyafeti var. Özel günlerde mutlaka o günü simgeleyen bir kıyafet giydiriliyor.

 

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

Aslında bu heykelin daha az rağbet gören bir kız kardeşi bir de köpeği var. Üçü de birbirine yürüme mesafesi yakınlıkta. Bizim favorimiz köpek heykeli oldu. Bu kadar anlatılan hikâyesi olmamasına rağmen çok tatlı bir köpek.

Yılbaşı zamanı gelme şansınız olursa eğer şehir yılbaşı ruhunu size hissettirecektir. Kurulan yılbaşı pazarları, dönme dolaplar, sıcak şarap, patates kızartması ve tabi ki çikolataya doyacağınıza eminiz.

Sanatın Yükselen Şehri Brüksel

 

instagram.com/resfebercouple/