Klas bir golcü olmayınca...

29 Ekim 2020

Ne Paris Saint Germain böyle bir ekip, ne de Başakşehir gol yollarında bu kadar tutuk...
Avrupa’nın milyon euroluk ekibi karşısında bizim mütevazı ekibimiz, ne ezildi ne de büzüldü. Başa baş, çata çat bir maç çıkardı. Ama yine her zamanki baş belamız bir duran top, bizi esir etti.
4-1-4-1 düzeniyle sahaya çıkan turuncu-lacivertliler için tabii ki ilk düşünce gol yememekti. Ancak PSG’nin ilk 45 dakika içerisinde hiç de niyeti yoktu. Silik, isimlerinin hakkını vermeyen yıldızlar karşısında açıkçası Başakşehir çok da zorlanmadı. Böylece Okan Buruk’un kadro tercihi de sorgulanmadı. Elindeki malzemeye göre ne yapar derseniz, aslında çok fazla tercihinin bulunmadığı da kabul edilmeli... Ancak Caiçara’nın yokluğunun takımı etkilediği de çok belli...
İkinci yarıya hızlı başlayan Başakşehir, gol için yüklendiğinde, Mehmet Topal’ın da savunma içerisine girmesiyle üçlü savunmayı seçti. Ancak kanatlar iyi çalışmayınca istenen bir türlü olmadı. Yenilen ilk golün ardından eski düzene dönen Başakşehir için kaybedecek bir şeyi olmayınca, kısmi bir baskı oluşturdu. O sırada gol gelebilse her şey değişecekti, Navas engelledi.
Hani ilk yarıda silik dediğimiz yıldızlar var ya, son yarım saatte sahnedeydi. Biri kornerden iki asist yapan Mbappe, golleri sıralayan da Kean oldu. Sıklet farkının ne kadar baskın durumda olduğu bir kez daha ortaya kondu. Başakşehir çabaladı, mücadele etti, ancak top PSG Germain defansı arasında eridi gitti. Özellikle Kimpembe formda, takım savunması etkindi. Son dakikalarda yaşanan pozisyonlar, sadece teselliydi.
Başakşehir ikinci maçında ikinci yenilgisini alırken, pozisyonları ağızda buruk bir tat bıraktı. Fakat, golcü olarak sahada yer alan Crivelli’nin bir şutunun bile olmaması, golün neden bulunamadığının bir kanıtıydı. Başakşehir, kaliteli bir golcüye gereksinimi olduğunu bas bas bağırıyor.

Yazının devamı...

Cesarete karşı tecrübe farkı

20 Haziran 2020

Başakşehir’in formasının rengi gibi griydi maç... İlk 45 dakikanın merkezindeki Ankaragücü, ikinci devreyle birlikte yerini rakibine teslim etti. Tecrübe faktörünün ne kadar önem taşıdığı, yedek kulübesinin neden bu kadar mühim olduğu bu karşılaşmada bir kez daha gözler önüne serildi.
Maçın başlamasıyla birlikte Başakşehir’in hareket kabiliyetini kısıtlayan, hatta bozan, ceza sahası önünde rakibini presle boğan Ankaragücü pozisyonlar bulurken, gole ulaşmak ancak penaltıyla gerçekleşti. Şampiyonluk için mücadele veren bir rakip karşısında, üstelik küme düşme hattının tam ortasında yer alan bir takım için böyle bir futbol, fazlaca bir cesaret gösterisi miydi acaba?
Ama buna sebep hazırlayanın sadece Ankaragücü’nün oyunu değil, Başakşehir’in hiç de alışık olmadığımız tutukluğu idi. Savunmadaki Epureanu-Skrtel uyumu kaybolmuş, kanatlarda rakibi karşılamak zorunda kalan beklerin akına katkısı kısmen yok olmuş, her şeyin ötesinde orta saha dengesi bozulmuştu. Forvette zaten Demba Ba’nın yokluğunu anlatmaya bile gerek yoktu.
Buna rağmen Edin Visca’nın çabasıyla Aleksiç neredeyse eşitliği buluyordu. Ancak kaleci Friedrich’in hakkını teslim etmek gerek... İyi, hatta çok iyiydi. Zaten Ankaragücü’ne ara transferde katılanların çoğu, başta Gerson Rodrigues olmak üzere Lobzhanidze, Michalak ve Atilla Turan olumlu katkı vermişti.
Ama başta da dedik ya, ikinci yarı çok daha başka oldu. Özellikle Robinho’nun girer girmez kendini bu kadar fark ettirdiği başka bir maç olmamıştı nerdeyse... Müthiş arzusu ve çabası beraberliği getirirken, Başakşehir de kendine geldi. “Şampiyonluğa oynayan benim” diyerek galibiyet için ümitlendi.
Her zaman diyoruz ya, Edin Visca şu Başakşehir’de bir başka... Galibiyet golü de ona yakışırdı, öyle de oldu.
Ligin boyu kısaldıkça, stres katsayısının da artması doğal... Hele böyle nefes nefese geçen bir yarışta artık futbola değil sonuca odaklanmak da çok doğal... Başakşehir için gerçek sınav şimdi başlıyor. Hele bu haftaki Galatasaray maçı hem sahadakiler hem de Okan Buruk için turnusol kağıdı olacak. Ya bir dev doğacak ya da Terim karşısında yok olacak. Bilmem; boynuz kulağı geçer mi?

Yazının devamı...

Analar neler doğuruyor?

8 Mart 2020

Kadınlar, kadınlarımız, analarımız...
Bu özel günde onları anarken, Demba Ba’yı seyredip, “Analar neler doğuruyor?” diye söylememek mümkün değildi. Çok özel bir insan, çok karakterli bir isim, futbolcu olarak da mükemmel bir oyuncu...
Attığı golün, yaptığı iki asistin Başakşehir açısından ne kadar önemli olduğunu zaten herkes biliyor ama Beto’ya yaptığı faulün sonrasındaki özrü, sahalarda çok az görülecek bir centilmenlikti. Golündeki müthiş volesi de ender rastlanan güzellikteydi. Aslında maçın geneline bakıldığında, ilk 45 dakika için söylenecek tek şey, Demba Ba’nın golü oldu. Fakat Başakşehir geleneği yine ortaya kondu, ikinci yarıda lider ağırlığını olduğu gibi ortaya koydu.
Crivelli gerçekten müthiş bir savaşçı... Nerede yer alırsa alsın, ne oynarsa oynasın, motivasyonu yüzde 100, katkısı yüzde 100... Bunu bir de golle süsleyince, Okan Buruk’un Demba Ba-Crivelli ikilisinden neden vazgeçmediği bir kez daha ortaya çıkıyor.
Üçüncü golün sahibi İrfan, ilk yarıda fazla görünmedi, ikinci devrede de sahneden inmedi. Öyle yetenekli ki... Oynadığında seyretmek bir zevk, rakipseniz bir dert!
Başakşehir olur da Mert’siz olur mu? Öyle kritik bir kurtarış yaptı ki, takımını ipten aldı. Göztepe ise, özellikle rakibin 10 kişi kaldığı dönemde Başakşehir’i köşeye sıkıştırdı, risk aldı ama aradığı golü bulamadı. İzmir ekibi öyle bir takıma boyun eğdi ki, mayıstan sonra “Yenildik ama şampiyona yenildik” bile diyebilir.

Yazının devamı...

Sahte kabadayılık!

3 Mart 2020

Rahmetli Vedat Okyar, “Dünyanın hiçbir ülkesinde saldırı bakanlığı yoktur ama hepsinde savunma bakanlığı vardır” diyerek defansın futbolda ne kadar önemli olduğunu tarif ederdi.
Başakşehir belki bu ligin en az gol yiyen takımı değil ama savunmasını hücumsal anlamda en iyi kullanan takım... Dün Skrtel ortaya çıktı, bugün Clichy... Epureanu zaten hazır kıta... Kısacası hepsi iki kişilik sahada...
Ev sahibinin Gaziantep karşısında ilk yarıda golü bulamamasının temel nedeni de, o bildiğimiz kanat akınlarını yeterince gerçekleştirememesinden oldu. Kırmızı-siyahlılar ne zaman bekleriyle geriye yaslandı, ya da geriye gitmek zorunda kaldı, fırsatlar da aynı ölçüde fazlalaştı.
Avrupa yorgunluğunu fırsata çevirmek isteyen Gaziantep, hem üçlü savunma gibi görünüp kabadayılık yapmak istedi, hem de beşleyip Başakşehir korkusunu fazla belli etti.
Başakşehir’in ışıl ışıl parlayan ismi Okan Buruk, takım içindeki dengeyi o kadar güzel kuruyor ki... Vazgeçemediği 5-6 oyuncusu dışında rotasyonu çok iyi başarıyor. Nitekim Demba Ba oyuna girdi, şampiyon adayına bir kalite geldi. Zaten gol de beraberinde geldi.
İki takım için de farkı engelleyen diğer faktör de direkler oldu. Bunlar bile oyun içi dengelerin nasıl gelgitler yaşattığının en büyük göstergesi... Mert, İrfan Can, Clichy, Demba Ba, Crivelli ve ille de Visca’yı başa koyarak, tüm Başakşehir’in ne kadar arzulu olduğunu görmek için maçı baştan sona izlemek gerek...
Avrupa’da gururumuz olan bu takım, geçen sezon da son dönemi hariç iyiydi, kaliteliydi. Ama bugün, Okan Buruk’un ellerinde sınıf atladı.

Yazının devamı...

Kayıp mı kazanç mı?

10 Şubat 2020

Ligin ilk yarısındaki Sivasspor ile bugünkü arasındaki temel fark, eldeki malzemenin kıtlığı... Rıza Çalımbay için ideali yakalamak o kadar zor ki... Çaykur Rize maçında da böyleydi, Gaziantep karşısında da... Başakşehir’in maçındaki Yiğido ise çok daha eksikti.
Skuletic ameliyat oldu, Kone, Emre Kılınç, Erdoğan Yeşilyurt ve Goiano ise sakat... Gel de bunların yokluğundan bir takım çıkar...
Hele sağ bek... Rıza Hoca, neler neler yapıyor? Rize karşısında Goiano’nun yokluğunda Papp ile başlamıştı, Fatih Aksoy ile devam etti. Başakşehir karşısında da, “Elimde orijinal sağ bek varken onunla çıkayım” dedi ki, Barış Yardımcı sahadaydı. Kısmet ona 10 dakika izin verdi. Fatih yeniden sağ savunmaya geçti. Olmadı, ikinci yarıda Papp girdi, Fatih yeniden orta sahaya döndü.
İkinci kritik eksiklik Emre Kılınç’tı. Sakatlığı Sivasspor’un hücum gücünü önemli oranda etkiledi. Yiğido, eksi 12 derecede, özellikle golü yemesi sonrasında çok çalıştı, çabaladı. Ancak Mert Hakan dışında kalanlar, o kadar da istemedi.
Evet karşılarında Başakşehir vardı; evet ligin en etkili takımlarından biriyle oynadılar. Ancak Sivasspor, saha içi kurgusunda çok değişiklik yapmadı. Durdurmak için değil, oynamak için sahaya çıktı. Fakat takımların oyunu dengede tutma içgüdüsü bu skora zemin hazırladı.
Lider takipçisi Başakşehir’in ise diğer maçlarından farkı, böyle bir sahada, böyle bir ortamda oynamaya çok alışkın olunmamasıydı. Rakibe daha net pozisyonlar verdi ancak yakaladığı kontratakları daha verimli kullanabilse sonuç farklı olabilecekti.
İstanbul ekibindeki hücum gücü birçok takımda yok. Ancak her zaman hırsına alıştığımız Crivelli, sonuç değiştiren Edin Visca ve klas hareketlerini izlediğimiz İrfan Can da dün sahada pek yoktu.

Yazının devamı...

Ruhu kayboldu takım yok oldu

3 Şubat 2020

Evdeki hesap çarşıya uymuyor. Gaziantep’ten üç puanla dönmeyi bekleyen lider, 5 golle evine geldi.
Goiano’su sağ beke, Uğur’u sol beke dönen Sivasspor, ideal savunmasıyla 5 yedi! Gaziantep FK attı desek daha mı doğru acaba?
Lider için Çaykur Rizespor karşısında “eksik” demiştik, halt etmişiz! Keşke o takım sahada olsaydı! Bir Maxim, Sivasspor’a yetti de arttı...
Ne Mert Hakan ayaktaydı ne de tek golün sahibi Hakan Arslan... “Maşallah” dediğimiz Fatih Aksoy, bizi tekzip etti. “Kedi kaleci” diye söylenen Samarra, Sivas’ı iki haftada yerle bir etti. Bulunan pozisyonları da hepsi birden iç etti! Emre Kılınç da kendisi hakkındaki tüm iyi düşüncelere bu maçlık bir çarpı çekti.
Keseden yeme konusunda Başakşehir hiç olmazsa son haftalara kadar idareciydi, Yiğido’ya sanki ligin ilk yarısı yetti. Ruhu vardı kayboldu, takım vardı yok oldu.
Gaziantep kalecisi Günay, 6 kritik kurtarışla kariyer rekoruna imza attı. Ama ev sahibinde kahraman, Alexandru Maxim idi. Herhangi bir tartışma olmaması için Rumen transferler konusunda hassas davranan Sumudica’nın garantisindeki Maxim, iki gol attı, diğer ikisinde de gollerin kahramanıydı. Sahada kalsa beşinciye de imza koyardı!
Bu yenilgi, daha doğrusu hezimet sanırım Sivasspor açısından iyi bir uyarı oldu. Gaziantep FK ise marka olma, Gaziantepspor’un yerini alma yolunda kocaman bir adım attı. Haddini bilen Sumudica, takımına da bunu iyice öğretmiş. Ama yakaladığında affetmemeleri gerektiğini de göstermiş.

Yazının devamı...