Melek mi şeytan mı?

Kız arkadaşının ölümünden sorumlu tutulan ve “şeytan” olarak damgalanan bir gencin boynuzlarının çıkması üzerinden ilerleyen film, fantastikle korkuyu bir araya getiriyor

Fransız yönetmen Alexandre Aja, korku sineması sevenlerin en yakından takip ettiği isimlerden. Ne de olsa vahşet açısından elini korkak alıştırmadığı “Haute Tension”la başlayan kariyerini “Tepenin Gözleri / The Hills Have Eyes”ın beğenilen yeniden çevrimi takip etmişti. Aja, başrolünde Harry Potter etiketinden kurtulmak için canhıraş çalışan Daniel Radcliffe’ın olduğu fantastik korku “Boynuzlar / Horns”da birçok öğeyi bir araya getirme ve buradan tutarlı bir yapım çıkarma gayretinde.

Ig’in çok sevdiği kız arkadaşı Merrin vahşice öldürülür. Ig bu cinayetin baş şüphelisi. Kendisine yakıştırılan “şeytan” benzetmesine bir gün çıkan gerçek boynuzların büyümesi de ekleniyor. Boynuzlardan sonra karşılaştığı insanlar ona en derin kötücül düşüncelerini dile getirmeye başlıyorlar. Ig bu gücünü Merrin’in katilini bulmak için kullanıyor.

“Boynuzlar / Horns”

Yön.: Alexandre Aja Oyn.: Daniel Radcliffe (Ig Perrish), Max Minghella (Lee Tourneau), Joe Anderson (Terry Perrish), Juno Temple (Merrin Williams), Kelli Garner (Glenna Shepherd) Sen.: Keith Bunin (Joe Hill’in romanından) Gör.: Frederick Elmes Müz.: Robin Coudert

Garip bir karışım

Bu özetten de anlaşılabileceği gibi filmin bir araya getirdiği birçok yön var: “Sıradan çocuk, dedektifliğe soyunuyor” izleğine özel bir gücün getirdikleri, Aja’nın kanlı sahne çekme hevesleri, romans, hatta ailevi konular da ekleniyor. Hepsinin üzerinde bir de melek/şeytan kalıplarıyla oynayan dini bir ters yüz etme çabasını eklemeyi unutmayalım. Komedi ile korku arasında gidip gelen tonu da dahil edersek izleyicinin ne düşünüp ne hissedeceğini bilemediği bir karışım çıkıyor.

İlginç deyip kafa çevirmek de, anlam yüklemeye çalışmak da mümkün. Anlam çabasına değecek bir durum ise pek yok. Sinemacılara bazen basitliğin çok daha etkili olduğunu hatırlatmak gerekiyor.

İşitme engeline iki yaklaşım

İlginç bir tesadüfle işitme engelli karakterlerin merkezinde yer aldığı iki film gösterime giriyor: Miroslav Slaboshpitsky’nin yönettiği Ukrayna yapımı “Kabile / Plemya”ve Fransa yapımı “Hayatımın Şarkısı / La famille Belier”. “Kabile” yaratıcı bir sinema dilini kullanırken, “Hayatımın Şarkısı” ticari sinema anlatımlarına başvuruyor. Ayrıca rahatsız edici esprileri ve abartılı oyunculuklarıyla karakterlerini karikatürleştiriyor.

İşaret dilinde geçip altyazısız olmasıyla izleyicisini dikkate davet eden “Kabile”, işitme engellilerin okuduğu bir okulda geçiyor. Yeni gelen öğrencinin okulun şiddete eğilimli sert çocuklardan oluşan grubunda yer edinme çabalarını özenle oluşturulmuş kadrajlarla veren film, girdiği zorluğun altından kalkabilen bir yapım. “Hayatımın Şarkısı” ise çiftçilik yapan işitme engelli ailenin duyan tek üyesi Paula’nın (Louane Emera) sesinin güzelliğinin ortaya çıkmasıyla gelişen “komik” olayları anlatıyor.

Antalya’nın ödüllüsü

Kutluğ Ataman’ın yönettiği, geçen yılki Antalya Film Festivali’nin ulusal yarışmasından En İyi Film ve En İyi Kadın Oyuncu (Nesrin Cavadzade), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Nursel Köse), SİYAD Ödülü ve Behlül Dal Özel Ödülü alarak dönen “Kuzu”, bir köyde geçiyor. Köyün en fakir ailesinin sünnet düğününde kesmek için kurbanlık alma mücadelesini mizahı ihmal etmeden anlatan filmin en kuvvetli yönü Cavadzade’nin performansı. Film dini hikayelerden yola çıkarken Türkiye ve köy gerçekleri üzerine ciddi bir sosyolojik analiz yapmaya çalışmasa da performansları ve mizahi yaklaşımıyla dikkat çekici.

Haftanın diğerleri

-James McTeigue’nin yönettiği “Survivor / Ölümcül Takip”, başrollerini Milla Jovovich ve Pierce Brosnan’ın paylaştığı bir casus gerilimi. Yönetmeni ve oyuncularına rağmen sınırlı dağıtımın ardından DVD formatında piyasaya çıkması düzeyi hakkında bir fikir veriyor.

-Her yeni filmi heyecanla beklenen Pixar’ın yeni animasyonu “Ters Yüz / Inside Out”, Riley adlı bir çocuğun duygularının çatışması üzerine. Yeni bir yere taşınan Riley’nin duyguları Neşe, Korku, Öfke, Tiksinti ve Üzüntü filmin ana karakterleri. Pixar’ın yeni yaratıcı işinin yönetmeni Pete Docter.

-Fransa yapımı Rose Bosch’un yönettiği dram “Dedemle Bu Yaz / Avis de mistral”, yaz tatilini o güne kadar görmedikleri dedelerinin (Jean Reno) yanında geçiren çocukların öyküsü.

-Ayhan Sonyürek’in yönettiği “İyi Biri”, başrollerini Cengiz Bozkurt ve Macit Sonkan’ın paylaştığı bir yapım. Geçen yıl Antalya Film Festivali’nde ulusal yarışmada yer almıştı.

DVD

HAFTANIN YENİSİ

NEBRASKA

Bağımsız sinemanın önemli yönetmenlerinden Alexander Payne’in yönettiği siyah-beyaz film, demanslı bir baba ve oğlunun dramatik ilişkisi üzerine. Başroldeki Bruce Dern’in Cannes’dan ödüllü performansı bir yana, vizyonu ıskalayan filmi DVD’de kaçırmamanızı öneririz.