Sezaryen Migren Yapar mı?

5 Mayıs 2016

Sezaryen Migreni Başlatır mı?

Baş ağrısı ve migren değerlendirilirken ayrıntılı bir yaşam sorgulamasıyla yapılan zaman çizelgesi çok önemlidir. Bazen hastalar ağrı başlangıç zamanını net ifade eder. Çocuğunun doğumundan sonra başladığını net ifade eden hastaların büyük bir bölümünü sezaryenle doğum yapmıştır.

“Ben baş ağrısı nedir bilmezdim oğlumu doğurana kadar. Onun doğumundan sonra baş ağrılarım başladı. 5 yıldır migrenden çekiyorum."

Sezaryen Sonrası Başlayan Migrenin Özellikleri

Bu hastalarda baş ağrısı tek taraflı ve ısrarla hep aynı taraftaysa farklı nedenler araştırmak gerekir ama tüm başta, alında olan baş ağrılarında jinekolojik bölge akla gelmelidir. Normal doğum hiçbir zaman bozucu alan (olumsuz bioelektriksel bölge) oluşturmaz. Bozucu alanı sezaryen, doğum sonrası takılan spiral gibi müdahaleler yaratır. Jinekolojik bölgedeki bozucu alanın nöral terapi ile düzeltilmesi bu hastalarda önceliklidir.

Baş ağrısı ısrarla tek taraflı ise hasta sezaryenle doğurmuş olsa bile jinekolojik bölge ilk sıradaki bozucu alan değildir. Bu hastaların doğum öncesinde de çok önemsenmeyen migrenleri olabilir. Hamilelik dişleri çürütebildiği için ağrının olduğu taraftaki dişler ön planda değerlendirilmelidir. Bu hastalarda öncelikli diş tedavileri yapılmalı ikinci planda sezaryen bölgesi düzeltilmelidir.

Sezaryen Sonrası Başlayan Migren Öyküsü

Yazının devamı...

Sırt Ağrısı Çekenler İçin Öneriler

25 Nisan 2016

Omurga ağrıları, baş ağrılarından sonra en yaygın olan ağrıdır. Hayatlarının bir döneminde bel, sırt, boyun ağrısı çekenlerin oranı % 80’dir. Yaşamımızı çok olumsuz etkilese de omurga ağrılarının % 95’i ciddi bir nedene bağlı değildir.

Bel, sırt ve boyun ağrıları en belirgin olarak çalışma verimliliğini azaltır. İkinci olarak uyku kalitesini bozar. Hasta rahat uyuyamaz, yatakta dönemez, sabaha yorgun kalkar. Cinsel hayat ve aile hayatı üzerine de olumsuz etkileri vardır. Sırt ağrıları nedeniyle hastalar seyahat planlarını bile değiştirmektedir.

Sırt Ağrıları Neden Olur?

Boyun ve sırt ağrılarında; sürekli bilgisayar ile çalışma, ters pozisyonlar (koltukta uyuma, belli pozisyonda iş yapma), cereyanda kalma, ters hareketler, ağır kaldırma gibi zorlayıcı durumlar neden olarak görülür. Bunlar tek başlarına neden olamazlar. Altta yatan başka nedenler mutlaka vardır. Zorlayıcı fiziksel durumlar problemi açığa çıkarır ya da artırır.

Sırt ağrılarında altta yatan temel nedenler; kişilik özellikleri, kas-iskelet sisteminin bio-elektriksel zayıflığı, vücut balansındaki bozukluktur. Gökmen Yaklaşımı bu nedenleri tanımlar.

Sırt Ağrılarında Tedavi Nasıl Olmalıdır?

Bel, sırt ve boyun ağrısı yaşamımıza girer, günler içinde olumsuz etkisini azaltır. Yıllar içinde geliş sıklığı, şiddeti artar. Fıtıklara dönüşebilir. Bu ağrıları çekenlerin neredeyse yarısı doktora başvurmamaktadır. Doğru olan ise yıllar içinde ilerleyip fıtıklar oluşmasını beklemeden tedavi edilmesidir.

Omurga ağrılarında çeşitli tedaviler uygulanmaktadır. İlaçlar, masaj, fizik tedavi en yaygın uygulananlardır. Bu tedaviler kısmi rahatlatsa da uzun vadeli etkili çözümler sunamazlar. Radikal çözüm nedenlerinden olabilir.

Yazının devamı...

Sürekli Baş Ağrısına 5 Bilimsel Öneri

31 Mart 2016

Ayın yarısında fazlasını baş ağrısı yaşayarak geçiriyorsanız kronik baş ağrınız vardır. Erişkin yaşlardakilerin % 4’ü hemen her gün baş ağrısı yaşamaktadır. İlaçların çaresiz kaldığı bu durumda yapılabilecekler vardır.

1. Neden Sürekli Başımız Ağrır?

    Migren ve Gerilim Baş Ağrısı: Genç yaşlardaki baş ağrıları orta yaşa doğru giderek sıklaşmaya başlar. Artık alınan ağrı kesicilerde ağrıyı geçirmez. Migren ve gerilim baş ağrısı yaşayan her on kişiden biri bu duruma gelebilmektedir. Fazla İlaç Alımına Bağlı Baş Ağrıları (Süregen Günlük Baş Ağrısı): Başlangıçta alınan ağrı kesici ve migren ilaçları genç yaşlarda ağrıyı keser. Ağrı sıklığı arttıkça alınan ilaç sayısı da artar. Günü kurtarmak, çalışmaya devam edebilmek isteyen erişkinler her gün ilaç almaya başlar. Bir süre sonra ilaçlar ağrıyı geçirmez ama alınmazsa daha çok baş ağrısı çekilir.Kronik Küme Baş Ağrısı ve Hemicrania Continua: Başın tek tarafı göz ve şakakta şiddetli ağrı atakları. Her gün belli saatlerde ya da sürekli olabilir.Bir Hastalığın Sonucu Olan Baş Ağrıları: Beyin tümörü, beyin iltihaplanması, beyin kanaması, kafa travması sonrası beyinde hasarlanma gibi durumlarda da baş ağrısı olabilir. Kafatasını çevreleyen yapılardan da kaynaklı baş ağrıları vardır. Sinüzit, şakaktaki damarın iltihaplanması (temporal arterit ileri yaşlarda olur), çene eklemi problemleri, glokom gibi göz hastalıkları da sürekli baş ağrısı yapar.İlaç Kullanımına Bağlı Baş Ağrısı: özellikle ileri yaş grubunda sık kullanılan kalp, tansiyon, KOAH, mide ilaçları ile bazı hormonal ilaçlar baş ağrısı yapabilir.

2. Sürekli Baş Ağrısı Kimlerde Gelişir?

Bazı özellikleri taşıyanların baş ağrıları kronikleşmeye yatkın olur.

    KadınlarÇok hassas yapılı olanlarStres yükü fazla olanlarHorlamaKahve, alkol benzeri uyarıcıları fazla kullananlarDüzensiz uykuFazla ilaç kullanımına yatkın olanlar

3. Sürekli Baş Ağrısı Nelere Yol Açar?

Sürekli baş ağrısı bir hırsız gibi hayatınızdaki maddi manevi her şeyi yavaş yavaş çalar.

    Depresyon ve mutsuzlukSinirlilik, tahammülsüzlükDikkat ve konsantrasyon azalmasıİş veriminin azalmasıUyku bozukluklarıSürekli yorgunlukBedende de sürekli ağrılarAile, iş ve arkadaş ilişkilerinde azalma ve bozulmaCinsel hayata olumsuz etkiler

4. Sürekli Baş Ağrısı Çekenler Ne Yapmalıdır?

Kronik baş ağrınız varsa mutsuz ve umutsuzluk kaçınılmazdır. Öncelikle bu durumun değişebileceğini bilmelisiniz. Sonrasında kendinizi ve hayatınızı değiştirmek için değişiklikler yapmaya başlamalısınız.

    Nörolojiye baş vurarak tanınızı doğrulatın.İlaçları tümden bırakmanız istenecektir. Çok zor olsa da deneyebilirsiniz.Kendiniz için iyi gelecek yoga, pilates, yüzme gibi aktivitelere başlayabilirsiniz.Çevrenizdekilerden destek ve anlayış isteyiniz. Ne yaşadığınızı elinizde olmadan onları kırdığınızı ifade ediniz.Yaşantınızı daha düzenli hale getirmeye çalışınız.

5. Kronik Baş Ağrısı Tedavisi Nasıl Yapılmalıdır?

Klasik tedavide ilaç alımı tamamen yasaklanarak nazı epilepsi ilaçları önerilmektedir. Zor olsa da kısmi faydalanılan bir tedavi yöntemidir. İntegratif tıp ya da alternatif tıp yöntemlerini akupunktur, nöral terapi vd… deneyenler daha fazla faydalanmaktadır. En doğru yaklaşım nedenleri bulup çözerek olabilir. Gökmen Yaklaşımı nedenleri ortaya koyar. Tedavide nöral terapi benzeri otonom sinir sistemini düzenleyen tedavileri kullanır. Böylece sürekli alınan ilaçların oluşturduğu olumsuz etkilerde düzeltilir. Sürekli baş ağrısı çekenlerde diş sıkma gibi diş-çene kompleksine bağlı problemlerde çoğunlukla vardır. Bu alanla ilgili yapılacak profesyonel çalışmanın da katkısıyla baş ağrıları ve ilaçlar tamamen hayatınızdan çıkabilir.

“Sürekli baş ağrısından da kurtulmak mümkündür. Ağrısız bir hayatınız olabilir!...”

Gökmen Yaklaşımı için http://www.emelgokmen.com/gokmen-yaklasimi-nedir/ sayfasını okuaybilirsiniz.

1. Neden Sürekli Başımız Ağrır?

2. Sürekli Baş Ağrısı Kimlerde Gelişir?

Bazı özellikleri taşıyanların baş ağrıları kronikleşmeye yatkın olur.

3. Sürekli Baş Ağrısı Nelere Yol Açar?

Sürekli baş ağrısı bir hırsız gibi hayatınızdaki maddi manevi her şeyi yavaş yavaş çalar.

4. Sürekli Baş Ağrısı Çekenler Ne Yapmalıdır?

Kronik baş ağrınız varsa mutsuz ve umutsuzluk kaçınılmazdır. Öncelikle bu durumun değişebileceğini bilmelisiniz. Sonrasında kendinizi ve hayatınızı değiştirmek için değişiklikler yapmaya başlamalısınız.

Yazının devamı...

Bahar Geldi, Baş Ağrımız Arttı

21 Mart 2016

Baş Ağrısı Baharı Sevmez

Baş ağrıları ve migren bahar aylarında artar. Mevsim geçişleri bir çok hastalığın artmasına neden olur. Özellikle küme baş ağrısı bahar aylarında dönemsel ataklarını gerçekleştirir. Migren ise hava durumundan etkilenen bir hastalıktır. Lodos, basınçlı rüzgarlı havalar migren ağrısını tetikleyebilir. Rüzgar ve hava değişimleri kolayca hava akımlarında kalmamıza neden olarak gerilim baş ağrısını artırır.

Şikayetimizin olmaması, sağlıklı olmamız bedenin dengede olması ile sağlanabilen bir durumdur. Mevsim geçişi çevresel olarak dengenin bozulması anlamına gelir. Dengenin bozulması bedenin kontrol mekanizmasını zorlar ve ağrıyı yapan etkenler kontrol edilemez hale gelir. Böylece migren atakları artar, küme baş ağrısı dönemi başlar.

Mevsim geçişleri baş ağrısı ve migren ataklarının nedeni değildir. Bedendeki bozukluların dengelenmesini güçleştiren dış faktörlerdir. Bu durumda yapılabilecek en uygun yaklaşım bedendeki problemlerin üzerine gitmektir. Baharın gelişini değiştiremeyiz. Ayrıca bahar çok güzel bir dönemdir ve soğuk kıştan sonra -küme baş ağrımız olsa bile- gelmesini isteriz.

Küme baş ağrısı için atak dönemini beklemeden nedenleri çözdürmeyiz. Kaynağı dişlerimizdedir. Ağrılı dönem dışında da dişlerdeki problem devam eder. Sadece beden baskılayabilir. Atakları beklemeden Gökmen Yaklaşımı ile tedavi edilebilir.

Migren için çeşitli tetikleyici faktörler sayılır. Bunlardan kaçınılması öğütlenir. Yediğimize, içtiğimize dikkat etsek bile havadan kaçamayız. Aynı şekilde migren içinde ağrının nedeni bulunursa bahar bizim için keyifli gelecektir.

Bahar aylarında güneşli hafta sonlarında kendimizi açık havaya bırakırız. Akşama başımızda ağırlık, sersem gibi eve döneriz. Açık hava, bol oksijen çarptı diye düşünsek de doğru bir yorum değildir. Aslında hafif rüzgar, serinlik, boyun-ense kaslarımızda kasılmayı artırmıştır. Bu durum sonucunda baş ağrımız gelişir. Gerilim baş ağrısında şiddetli olmayan, ağrılık ve basınç tarzında baş ağrısı vardır. Açık havada çok rüzgarlı yerlerde oturmamak ve fular gibi bazı boynu koruyacak bir şeyler kullanmak yardımcı olacaktır.

Baş ağrısı hakkında daha fazla bilgi için

Yazının devamı...

Hamilelik Migren: Bir Kurtuluş ya da Korkulacak Bir Durum

10 Mart 2016

Hamilelik migren üzerinde farklı etkilere sahiptir. Çoğunlukla ağrılar azalır. Bir kurtuluş gibidir. Ancak ya azalmazsa bu korku yeter. Gerçekten bazen azalmayabilir? Hamilelik böyle olunca dayanılmaz hale gelir.

Hamilelik döneminde baş ağrıları %70 oranında azalır. Özellikle, ilk üç aydan sonraki dönemde ataklar tamamen kaybolabilir. Bazı vakalarda ise migren atakları aynen devam eder. Çok daha azında da artar. Çok nadiren de, migren hamilelikle başlayabilir.

“35yaşıma geldim. Arkadaşlarımın çoğu doğurdu. 7 yıldır evliyim. Eşim de, ben de çocuk istiyoruz. Migrenim çok sık tutuyor. Hamile kalmaya korkuyorum. Hamile kaldığımda ne yaparım? İlaç almadan duramam ki... Önce migrenimi halletmeliyim.”

“6 aylık hamileyim. Başım çok ağrıyor. Haftada 1-2 defa migren atağım tutabiliyor. İlaç alamıyorum. Hastaneye gidiyorum, serum takılıyor. İlk aylardan sonra migren azalır demişlerdi ama olmadı. Migrenim hamilelik öncesindeki gibi devam ediyor. Tek fark ilaç alamadığım için daha çok hastanelik oluyorum. Ben bu hamilelikten hiçbir şey anlamadım.”

“Çok uzun yıllardır migrenim var. En çok hamileliğimde rahat ettim. İlk aylardaki birkaç baş ağrım dışında hamileliğim süresince başım hiç ağrımadı. Doğurduktan sonra regl kanamalarım başlayana kadar… Keşke hep hamile kalsam, diyorum.”

Hamilelikte ilaç alamazsınız ancak tedavi olabilirsiniz. Hamilelik döneminde yapılabilecek en uygun tedavi, nöral terapidir. Kullanılan kısa etkili lokal anestezik, bebeğe zarar vermez. Nöral terapinin segmental tedavisi ile –cilde yapılacak küçük procainli iğneler- genel bir rahatlama sağlanır.

Hamilelikte migren tedavisi yaparken, belli bozucu alanlar ön plana çıkar. Hastanın geçmiş öyküsü ile uyumlu ise tonsil bozucu alanı üzerine birkaç seans çalışmak yeterli olabilir.

En ideali; anne adaylarının hamileliği planlamadan önce -ilaç almadan nasıl duracağım diye kara kara düşünmeyip- migrenlerinin tedavisini, nedenleri bulunarak yaptırmalarıdır. Özellikle kronik migrenli –hemen her gün ilaç kullanan- kadınlarda hamilelik öncesi tedavi daha da önem kazanır.

Yazının devamı...