Uzaktan çalışma riskleri

4 Mayıs 2021

Gündemimde bu aralar uzaktan çalışmanın doğurabileceği riskler var.

“Uzaktan çalışma uygulamalarında karşılaşılacak riskler neler olabilir?” diye sorduğumda muhtemelen kafanızda bir takım senaryolar canlanacaktır. Örneğin, çalışanın üzerine kahve dökülmesi, elektrik çarpması, ayağı takılması ve düşmesi gibi.

Benim de kafamda benzer olaylar canlanıyor. Diğer yandan, uzaktan çalışma sürecinde evde geçirdiğimiz kazaların ne kadarı iş kazası? Bunu bir düşünmek lazım. Bir yandan tüm riskler bu bahsettiğimiz iş kazalarıyla mı sınırlı? Bu yazıda bu konuları masaya yatırmak istiyorum.

İş kazası, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay olarak tanımlanıyor. Aslında uzaktan çalışmada iş, işyerinde yürütülmüyor. Uzaktan çalışmada kaza işin yürütülmesi esnasında meydana geldiği için iş kazası olarak nitelendiriliyor.

Çalışanların uzaktan çalışmada meydana gelebilecek iş kazalarından korunması; işverenlerin uzaktan çalışan personelinin yaşayacağı kazalardan sorumluluğunun en aza indirgenmesi için ne yapılması gerekir?

Bu noktada karşımıza risk analizi ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri çıkıyor.

Uzaktan çalışma sözleşmelerinde uzaktan çalışmanın yapılacağı yerin net olarak belirlenmesi gerektiğini önceki yazılarımızda belirtmiştik. Uzaktan çalışmanın yapılacağı yerle ilgili olarak iş sağlığı ve güvenliği uzmanı yerinde denetimle risk analizi yapmalı, çalışanı ilgili çalışma alanıyla ilgili eğitmeli, gerekli uyarıları yapmalı, eksik unsur veya tadili gereken bir husus varsa kesinlikle belirtmeli ve düzeltilmesi gereken hususlar yazılı ve sözlü olarak ifade edilmelidir. Alınması gereken tedbirler alınmadan uzaktan çalışma için belirlenen o yerde çalışma başlatılmamalıdır. Örneğin, uzaktan çalışma için çalışanın salonundaki köşe belirlenmişse ve o köşedeki masanın prizi topraklı değilse veya elektrik kaçağına sebebiyet verecek bir olasılık varsa bu durum düzeltilmeden çalışma başlatılmamalıdır.

Bunun yanında iş sağlığı ve güvenliği uzmanları, uzaktan çalışacak personele, uzaktan çalışma mahaline özgü hususlarda ve genel kapsamda uzaktan çalışmada dikkat edilecek hususlar konusunda eğitim vermeli ve eğitim belgesini de personele sunmalıdır.

Yazının devamı...

Uzaktan çalışmada veri güvenliği

3 Nisan 2021

Uzaktan çalışmada dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan birisi de veri güvenliği... Bu yazımda özellikle veri güvenliği tedbirleri üzerinde durmak istiyorum.

Data terimiyle de ifade edilen veri, her türlü bilgi ve belge anlamına geliyor. Veri, iki farklı şekilde karşımıza çıkıyor: (1) kişisel veri, (2) ticari veri.

Kişisel veri kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ait her türlü veri olarak tanımlanıyor. Örneklemek gerekirse, çalışanların, yöneticilerin, gerçek kişi müşterilerin isimleri, iletişim bilgileri, adresleri, kimlik numaraları gibi bilgilerin tamamı kişisel veri… Yani şirketlerin verileri kişisel veri olarak değerlendirilmiyor; kişisel veriyi salt gerçek kişiye ait veriler olarak anlamamız gerekiyor. Kişisel verilerin korunması 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun’da düzenleniyor. Kişi aydınlatılmadan ve rızası alınmadan verileri işlenemiyor, paylaşılamıyor.

Ticari veri ise bir şirketin, ticari işletmenin finansal, operasyonel, teknik, hukuki ve bunlarla sınırlı olmaksızın muhtelif verileri olarak tanımlanabilir. İş geliştirme stratejileri, müşteri portföyü, tedarikçi bilgileri, fatura ve muhasebe kayıtları, cari hesaplar, teklifler gibi ticari yaşamda kullanılan araçları ticari verilere örnek olarak verilebilir. Bu verilerin hukuka aykırı olarak ifşası ve sızdırılması haksız rekabete yol açabileceği gibi sözleşme ihlallerine, itibar kaybına, maddi ve manevi birçok zarara yol açabilir.

Asıl sorun bu verilerin uzaktan çalışmada nasıl korunacağı konusunda yoğunlaşıyor.

(1) Çalışan verileri fiziki olarak korumak zorundadır. Çünkü çalışırken fiziki materyal veya dosya kullanması muhtemeldir ve en basitinden bilgisayarın kendisini güvende tutulmalıdır.

(2) Diğer yandan uzaktan çalışmanın yapıldığı yerdeki riskler en aza indirilmelidir. İşveren tarafından uzaktan çalışma için çalışana verilen elektronik cihazlar üzerinde siber güvenlik önlemleri alınmalı, gerekli yazılımlar ve virüs koruma programları yüklenmelidir. Çalışana bu yazılım ve programların nasıl kullanılacağı öğretilmelidir. Özellikle belirtmek istediğim notları aşağıda sıralamak istiyorum:

-uzaktan çalışma yapılacak lokasyon(lar) net olarak belirlenmelidir;

Yazının devamı...

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği – Dr. Ender Demir ile Röportaj

3 Nisan 2021

Uzaktan çalışma yazı dizisinin dördüncü bölümünde uzaktan çalışma ve iş hukukunu değerlendirmeyi tercih ettim. Önceki yazılarımda değindiğim konuları bu sefer iş hukuku konusunda uzman bir akademisyenle konuşmanın iyi olacağını düşünüyordum. Aklıma gelen isim Dr. Ender Demir oldu.

Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku kürsüsünde öğretim üyesi olan Dr. Ender Demir iş hukukunda önemli çalışmalar yapıyor. Pandemi sonrasında iş hukukunda yoğun uygulama bulan kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin, fesih yasakları gibi konularda aydınlatıcı açıklamalar yapan Dr. Demir’e uzaktan çalışma uygulaması hakkında merak edilenleri ve Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’ni sordum.

OK:Hocam İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen uzaktan çalışmayı Yargıtay kararlarında da sıkça görmüştük. Gördüğümüz kararlar daha çok ofis bünyesinde çalışmayan tıbbi mümessillerle ilgiliydi. Diğer yandan, pandemiyle birlikte yaklaşık 1 yıldır birçok meslekten uzaktan çalışanları gördük. Yasakların hafifletilmesiyle birçok çalışan artık ofislerine döndü ve ofis içerisinde çalışmaya başladı. Uzaktan Çalışma Yönetmeliği yeni çıkan bir yönetmelikken fiilen işyerinde çalışanların uzaktan çalışmaya geçişi nasıl olmalıdır?

ED:Uzaktan çalışma tamamen tarafların iradelerine bırakılmış durumda; tehlikeli kimyasal maddeler içeren işler dışında, diğer tüm işlerde uzaktan çalışma yapılabilir. 10 Mart’ta, uzun süreden beri beklenen Uzaktan Çalışma Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmeliğin beklentileri karşılamadığını ifade etmek gerekir. Yönetmelikte uzaktan çalışmanın temel unsuru olan birçok husus düzenlenmemiş; iş sözleşmesine atıf yapılmakla yetinilmiştir.

OK:Çalışma mekanının düzenlenmesi gerekli midir? Malzeme ve iş araçlarının temini ve kullanımı ile üretim maliyetleri nasıl karşılanacak?

ED:Uzaktan çalışmayla birlikte, bu çalışmaya özgü maliyetlerin kim tarafından nasıl karşılanacağı sorusu sık sık karşımıza çıkmakta. Yönetmelikte bu konuda maalesef açık düzenleme yok. Genel ifadelerle bu hususların iş sözleşmesinde kararlaştırılacağı ifade edilmiş.

Halbuki uzaktan çalışma durumunda birçok maliyet kalemiyle karşı karşıya kalabiliriz. Küçük bir evde oturan çalışan, daha rahat çalışmak için daha büyük bir eve tanışabilir; bu halde kira farkı oluşacaktır; mesai saatlerini evde geçiren kimse bakımından doğal gaz, elektrik, su, internet faturaları farkı oluşabilir. Yine uzaktan çalışmaya bağlı olarak araç ve gereçlerin temini gerekecektir.

Uzaktan çalışanın mal ve hizmet üretimi için gerekli malzeme ve iş araçlarının iş sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa işveren tarafından sağlanacağı isabetli olarak Yönetmelikte hüküm altına alınmış; ancak yukarıda ifade ettiğim diğer hususlar bakımından özel bir düzenleme bulunmamakta.

Yazının devamı...

Uzaktan çalışma uygulamaları

25 Mart 2021

Beş bölümden oluşan uzaktan çalışma yazı dizimizin ikinci bölümüyle devam ediyoruz.

Geçtiğimiz yazıda “uzaktan çalışma sözleşmesi”ne değinmiştim. Bu yazıda ise “uzaktan çalışma uygulamaları” başlığı altında (i) iletişim yöntemleri, (ii) fazla mesai, (iii) çalışanın kullanacağı ekipmanlar üzerinde duracağım.

Uzaktan çalışmada iletişimin yöntemi ve zaman aralığı uzaktan çalışan ile işveren tarafından belirleniyor. Genellikle telefon, e-posta gibi iletişim araçları kullanılırken bazı işyerlerinde ekip içi iletişime ve veri paylaşımına özel yazılımların ve uygulamaların kullanıldığını gözlemliyorum. Ekip iletişiminin nasıl olacağı ve çalışan ve işveren arasındaki iş teslim süreçlerinin hangi platformlar üzerinden yürütüleceğinin sözleşmede net olarak belirlenmesi gerekiyor.

En önemli konulardan biri ise uzaktan çalışmada mesai konusu… Uzaktan çalışmanın yapılacağı zaman aralığı ve süresinin taraflar arasındaki sözleşmesinde açıkça belirlenmesi gerekiyor. Ayrık hükümler hariç olmak üzere, İş Kanunu’nda belirlenen haftalık 45 saatlik mesai sınırlamasına bağlı kalmak koşuluyla çalışma saatlerinde değişiklik yapılması her iki tarafın mutabakatıyla mümkün.

Fazla çalışma yapılabilir mi? İşverenin yazılı talebi ve çalışanın kabulü ile mevzuat hükümlerine uygun olarak yapılabilir. Diğer yandan, usulüne göre alınan fazla çalışma muvafakati yılda en fazla 270 saate kadar yapılan fazla çalışmalar için geçerli olacaktır.

Fazla mesaiye ilişkin muvafakat alınmaması veya muvafakattaki saat limitinin üstünde çalışma olması halinde fazla çalışma ücreti söz konusu olacaktır. Uzaktan çalışma uygulamasında çalışanın fazla mesaisini ispat yükü işyerinde çalışmaya oranla daha fazla. Yargıtay çalışma saatlerinin çalışan tarafından belirlenebilir olmasından dolayı ayrıca işçinin sahip olduğu esnek çalışma düzeni ve işverenin gözetimi ve denetimi dışında çalışılması nedeniyle uzaktan çalışmada fazla mesainin ispatında daha net kanıtlara dayanılmasını özellikle arıyor. Bu kapsamda uzaktan çalışmada fazla çalışmanın tespitinde yazışmalar, işin niteliği, aynı işyerindeki diğer çalışanların mesaileri dikkate alınarak bir hesaplama yapılması da mümkün…

Uzaktan çalışmada yol ve yemek ücretleri konusunda Yönetmelik’te herhangi bir düzenleme bulunmuyor. Bu noktada yol ve yemek ücretine ilişkin sorular sıkça geliyor.

İşverenin, çalışana normal şartlarda ödediği yemek ücretini uzaktan çalışma ile sonlandırması çalışma şartlarında esaslı değişiklik olarak nitelendirilebilecektir. Çalışma şartlarında esaslı değişiklik yapılması İş Kanunu’nun 22 maddesi gereği her iki tarafın hemfikir olması ile mümkündür. Bu maddeyle işverenin iş sözleşmesinde tek taraflı değişiklik yapması yasaklanmıştır. Değişikliğin geçerli olması için işverenin çalışana değişiklik teklifini yazılı olarak iletmesi ve işçinin de altı iş günü içerisinde yazılı olarak kabul etmesi gereklidir. Çalışanın teklifi kabul etmemesi veya altı iş günü içerisinde teklife olumlu dönüş yapmaması halinde işverenin teklifi veya değişiklik önerisi çalışan için bağlayıcı olmayacaktır.

Yazının devamı...

Uzaktan çalışma sözleşmesi

22 Mart 2021

Bol kanun değişikliği yaşanan, Resmi Gazete’nin yoğun okunduğu günlerden geçiyoruz.

İçinde bulunduğumuz ay içerisinde çıkarılan “Uzaktan Çalışma Yönetmeliği” bu yoğun gündem arasında ilgi görmeyi hak eden bir düzenleme… Bu sebeple Uzaktan Çalışma Yönetmeliği (Yönetmelik) ile ilgili beş bölümden oluşan bir yazı dizisine başlıyorum.

Yazı dizisinin ilk bölümü, yani bugünkü yazım, “uzaktan çalışma sözleşmesi” hakkında olacak.

Kendisiyle yeni tanışacağımız uzaktan çalışma sözleşmesinin geçerlilik şartları ve içermesi gereken hususları detaylıca incelemek gerekiyor.

10.03.2021 tarihi itibariyle yürürlüğe giren Yönetmelik uyarınca, sözleşmenin kesinlikle yazılı yapılması, işçi ve işverenin imzalarını taşıması gerekiyor. Bu imza ıslak imza olabileceği gibi elektronik imza da olabilir. Diğer yandan uygulamada çalışanlarda elektronik imza kullanımı yaygın olmadığı için ıslak imzalı sözleşmeleri daha sık göreceğimiz kanaatindeyim.

Yazılı yapılacak bu sözleşmede işçi ve işverenin bazı konuları kararlaştırmaları gerekiyor. Bunlar neler? Sözleşmede, işin tanımı, yapılma şekli, işin süresi ve yeri, ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar, işveren tarafından sağlanan iş araçları, ekipman ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülükler, işverenin işçiyle iletişim kurması ile genel ve özel çalışma şartlarına ilişkin hükümlere ilişkin başlıklar ve mutabakatların yer alması gerekiyor.

Sözleşmenin geçerlilik şartını ve içermesi gereken hususları belirttik. Peki uzaktan çalışma istihdamına geçiş nasıl olacak?

(1) Yeni istihdam edilecek çalışanla başlayacak iş ilişkisi doğrudan uzaktan çalışma sözleşmesi ile kurulabilir; diğer yandan iş sözleşmesi yanında uzaktan çalışma sözleşmesi de ayrıca imzalanabilir.

Yazının devamı...

Ses kaydı alan kameralar

7 Mart 2021

KVKK kararlarını yakından takip ediyorum. Kişisel Verilerin Korunması Kurumu'nun (Kurum) internet sitesinde de yayımlanan kararlar, Kurum'a yapılan başvuruların Kişisel Verilerin Korunması Kurulu (Kurul) tarafından değerlendirilmesiyle oluşuyor ve Kurul ihlal halinde idari para cezalarına da hükmedebiliyor.

Kurul'un geçtiğimiz ay yayımlanan kararlarından biri "ses kaydı alan güvenlik kameralarının" görsel ve işitsel veri depolaması ve bunun kişisel veri ihlali olup olmadığı hakkında idi. 2020/212 numaralı bu kararı yazımda incelemek istiyorum.

Karara konu olan olay bir kamu kurumunda ses kayıt özelliği olan güvenlik kameralarının kullanılması ve bu konuyla ilgili Kurum'a gelen şikayetlerdi. Veri sorumlusu niteliğinde olan bu kamu kurumunun veri ihlali yapıp yapmadığı konusunda Kurul bir takım değerlendirmeler yaparak 12.03.2020 tarihli ilke karara imza attı.

Kurul, sesli kamera kaydının hukuka uygun bir kişisel veri işleme faaliyeti olarak değerlendirilebilmesi için Anayasa’da belirtilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında gözetilmesi gereken ilkelere uygun olması gerektiğini belirtti. Bu noktada amaca uygunluk ve ölçülülük ilkesi önemine değinen Kurul, ses kaydı alınmadan sadece görüntü ile elde edilecek bir faydanın (ulaşılacak amacın) söz konusu olması halinde, bu ses kaydının ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil edeceğini belirtti.

Ölçülülük ilkesinin üstünde duran Kurul, temel hak ve özgürlükler noktasında serbestinin esas, sınırlandırmanın ise istisna olabileceğini, sınırlandırma halinde bile keyfi bir tutumun sergilenemeyeceğini, meşru bir amacın olması gerektiğinin altını çizdi.

Ses kayıtları alınan kişilerin hissettiği sürekli gözetim altında tutuldukları endişesine de değinen Kurul, Anayasa’nın temel hak ve özgürlükler başlıklı 13. maddesi ile özel hayatın gizliliği başlıklı 20. maddesini konuyla bağdaştıracak şekilde inceledi. Kurul, bireylerin kamusal alanda dahi özel hayat kapsamında giren bir takım diyaloglarının olabileceği ve bu diyalogların kayıt altına alınmasının kişisel verilerin işlenme amacına aykırılık teşkil edeceğini belirtti.

Kurul, bu kararıyla, demokratik bir toplum düzeninde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması noktasında devletin ve herkesin Anayasal güvence altına alınan ilkelerle bağlı olduğuna, ölçülülük ilkesinin önemine değinerek, devletin temel hak ve özgürlükleri koruma noktasındaki yükümlülüklerini ortaya koydu. Kararın bir diğer önemli yanı ise kamu kurumlarının keyfi tutum takınamayacaklarına, şeffaf ve hesap verilebilirlik ilkeleri uygun hareket etmeleri gerektiğine işaret etti. Bu açıdan Kurul’un ilke kararı temel hak ve özgürlükler bağlamında ayrı bir önem taşıyor.

Av. Oğuz Kara

Yazının devamı...

Eczaneler ve VERBİS

10 Şubat 2021

Kişisel verilerin önemine sık sık değiniyoruz. Bu anlamada yasal düzenlemeler ve Kişisel Verilerin Korunması Kurumu’nun faaliyetleri ve yaptırımları hız kazandığını görüyoruz.

Kişisel veri gerçek kişiye ait her türlü veri olarak tanımlarken, karşımıza bir de özel nitelikli kişisel veri kavramı çıkıyor.

Özel nitelikli veriler, öğrenilmesi halinde kişinin mağdur olmasına ve ayrımcılığa uğramasına yol açabilen veriler olup, üst düzey koruma ve denetim mekanizması gerektiriyor.

Sağlık verileri de özel nitelikli kişisel veriler arasında sayılıyor.

Eczaneler sağlık verilerini muhafaza eden, işleyen veri sorumluluları olup, Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemine (VERBİS) kaydolmak zorundalar.

VERBİS, veri sorumlularının veri işleme faaliyetleri ile ilgili bilgileri beyan ettikleri bir kayıt sistemi olarak karşımıza çıkıyor ve eczanelerin 31.03.2021 tarihine kadar VERBİS kayıtlarını tamamlamaları gerekiyor.

Eczanelerin işledikleri kişisel verilere ve özel nitelikli kişisel veriler nedir sorusu akla gelebilir. Eczaneler, hizmet sundukları hastaların isimlerini, adres, T.C. kimlik numaralarını, telefonu numaraları gibi kişisel verilerinin yanı sıra hastalık bilgileri, kullandıkları ilaç bilgileri gibi kişisel sağlık verilerini ve dolayısıyla özel nitelikli kişisel verilerini de işlemektedir.

VERBİS’e kayıt ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen veri sorumluları için 2021 yılında 39.337 Türk lirasından 1.966,862 Türk lirasına kadar idari para cezası öngörülüyor.

Yazının devamı...

Uzaktan çalışma masrafları

30 Ocak 2021

Uzaktan çalışma sisteminin hayatımıza yerleşmesiyle birlikte şirket çalışanlarının da kafasını kurcaladığını düşündüğüm bazı konular vardı. Bunlardan biri de evden çalışma sürecinde çalışanca katlanılan masraflar ve bunlar için işverence ödenek oluşturulması gerekliliğiydi.

Gerçekten de çalışan evdeyken, kendi finanse ettiği elektrik, internet, not kağıdı, kalem, su ve benzeri ihtiyaçları kullanıyor. Bunlar başta kulağa küçük ve önemsiz gelse de hepsi toplandığında, uzun vadede kayda değer bir miktarı buluyor – ki miktar ne olursa olsun her halükarda çalışana bir ödenek verilmesi gerektiğine hemfikir olacağımıza eminim.

Ülkemizde bu konuyla ilgili yerleşmiş uygulamaların olmadığı açıkken (bazı şirketlerin kendi özelindeki uygulamaları hariç olmakla birlikte) yurtdışında durum nasıl diye bakmak, Hollanda, İspanya ve İsviçre özelindeki notlarımı aktarmak adına bu yazımı kaleme almak istedim.

Hollanda hükümetine bağlı aile finansmanı kurumu NIBUD, uzaktan-evden çalışmanın masraflarını hesaplayarak çalışana günde 2 EUR ödenmesi konusunda açıklama yapmıştı. NIBUD, bu noktada çok detaycı; tuvalet kağıdından, çay-kahveye, doğalgaz, elektrik, su, internet tüketiminden, masa-sandalyenin aşınmasına kadar birçok dinamiği göz önünde tutuyor. Ve ayrıca çalışanlar için gerçekten gerekli ise başkaca masraflarının da işveren tarafından karşılanması gerektiğini belirtiyor. Örneğin, çalışanın müzik aranjesi veya podcast masteringi yaptığını düşünürsek evindeki odaya yalıtım için yapacağı masrafların karşılanması gerekebiliyor veya evden çalışan bir avukat için eve yazıcı ve kırtasiye malzemeleri alınması gerekebiliyor.

İspanya’da da haberlerde gördüğüm kadarıyla işverenlere çalışanın evinin işyeri olarak kullanılmasının ve cihazlarla donatılmasının masraflarını ödeme zorunluluğuyla ilgili yasa tasarısı hazırlı mevcut. İspanya başbakan yardımcısı Pablo Iglesias, bu tasarıyla, çalışanların evden çalışma kaynaklı tüm masraflarının şirketler tarafından ödenmesinin öngörüldüğünü açıklamıştı.

Harikalar ülkesi İsviçre’de ise emsal bir karar çıktığını okudum. Bu karar evden çalışan bir muhasebe şirketi çalışanının ev kirasının bir bölümünü işverenden talep etmesiyle ilgiliydi. Bu davada, şirket, iş sözleşmesinde evde çalışmayla ilgili bir madde yer almadığı gerekçesiyle kiradan sorumlu olmadığı şeklinde savunma yapmıştı. Ancak mahkemeden çalışan lehine karar çıkması ve işveren şirketin kendi evinde iş gören çalışanına bir miktar kira desteğinde bulunması gerektiğine işaret etmesi, İsviçre hukukun etkisi altındaki ülkemizi de etkileyen bir gelişme olarak gözüme çarpıyor. Burada ayrıca şunu da söylemek isterim, mahkemece kiranın tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi şeklinde karar veriliyor.

Bakalım bu konuda ülkemizde yasal altyapı nasıl şekillenecek ve uygulama ne yönde ilerleyecek…

Av. Oğuz Kara

Yazının devamı...