Algoritmanın çocukluğu: Psikolojik veri güvenliği

29 Kasım 2025

New York Belediyesi'nin Facebook, Instagram, TikTok ve YouTube’a karşı açtığı 327 sayfalık dava ilk duyulduğunda birçok kişi bunun sıradan bir hukuk savaşından ibaret olduğunu düşündü. Oysa bu dava, yıllardır içinden geçtiğimiz ama henüz tam adını koyamadığımız bir dönemin aynası aslında: Dijital çağda gençliğin nasıl büyüdüğü, nasıl kırıldığı ve nasıl yönlendirildiği gerçeğinin… 

New York’un dava dilekçesinde geçen bir cümle var ki, bugünün gençlerinin ruh hâlini belki de en iyi özetleyen şey o:

“Gençler bu platformlara kitlesel biçimde bağımlı hale getirildi.” 

Bu cümleyi okuduğumda aklıma bir arkadaşımın söyledikleri geldi. “Kızımın telefonunu aldığımda ağlama krizi geçiriyor” demişti. “Sanki dünyası kopuyor.” O an fark ettim: Bu çocuklar telefonlarına değil; görünür olmaya, onaylanmaya, fark edilme hissine bağımlı. “Ben buradayım, beni görün” demenin yeni yolu sosyal medya. Ve platformlar, bu

Yazının Devamı

Sağlıkta 'beğeni' devri kapanıyor mu?

25 Kasım 2025

Genç bir estetik cerrah düşünün. Yıllarca uzmanlık, yan dal, kurs, kongre derken, sonunda kendi kliniğini açıyor. Henüz tabeladaki boyası kurumadan, ilk yaptığı şey ne? Dekorasyonu tamamlamak ya da cihaz almak değil; bir sosyal medya ajansı bulmak. 

Ajansın önerisi tanıdık: “Hocam, önce bir influencer ayarlayalım. Ücretsiz işlem yaparız, o da öncesi–sonrası reels çeker. Bir de çekiliş: ‘Bu postu kaydet, üç arkadaşını etiketle, ücretsiz cilt bakımı kazan’… Göz açıp kapayıncaya kadar randevularınız dolar.” 

Uzun süredir böyle çalışıyor sağlık sektörü. Tabeladan çok Instagram hikâyeleri, diploma panosundan çok TikTok filtreleri konuşuldu. Hastalar hekim seçerken bilimsel yayınlara değil, takipçi sayısına baktı. Mahremiyet, etik, hasta hakları çoğu zaman “satış hedefleri” uğruna arka plana itildi. 

12 Kasım 2025’te Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, tam da bu

Yazının Devamı

Prenses erkekler ve İncel akımı

23 Ekim 2025

Sosyal medyada sık sık karşımıza çıkan bir ifade var: “Prenses erkekler.” İlk bakışta masum bir espri gibi durabilir. Hatta bazı psikoloji danışmanları ya da kişisel gelişim uzmanları, bunu gülümseten bir etiket olarak kullanıyor. Ama biraz derin düşündüğümüzde, bu tabirin erkekliği belirli kalıplara hapsettiğini ve bir grup erkeği açıkça ötekileştirdiğini görmek mümkün... 

Bu deyim beni rahatsız ediyor. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz....

“Erkek dediğin” kalıbı 

“Erkek dediğin hesabı öder”, “erkek dediğin güçlüdür”, “erkek dediğin şöyle davranır” … 

Bu cümleler hepimizin kulağına tanıdık geliyor. Bir erkeğin duygularını göstermesi, partneriyle sorumluluk paylaşması ya da geleneksel kodlara uymaması, hemen “prenses erkek” etiketine malzeme oluyor. 

Bu dil, erkekleri tek tip bir role sıkıştırırken, farklı davranış biçimlerini küçümseyici bir tonda dışlıyor. Böylece toplumsal cinsiyet eşitliği yönünde yıllardır

Yazının Devamı

Evladiyelik eşyaların ölümü: Planlı eskitme çağı

18 Ekim 2025

Eskiden bir ürün alırdık, yıllarca kullanırdık.
Bir çamaşır makinesi, bir tencere, bir ütü… Hatta öyle şeyler olurdu ki “evladiyelik” derdik.
Yani sadece bir eşya değil, adeta miras. 

Bugünse durum bambaşka.
Garanti süresi ne kadarsa, ürünün ömrü de o kadar.
Sanki içine görünmez bir sayaç yerleştirilmiş gibi:
Zaman dolunca, tık, çalışmaz hale geliyor. 

Tupperware gerçeği: Efsane mi, ders mi?

Yazının Devamı

Boykot kültürü, dijital linç ve haksız rekabetin yeni yüzü

15 Ekim 2025

Son yıllarda boykot kavramının, toplumsal vicdanın sesi olmaktan çıkıp dijital çağın en güçlü baskı aracına dönüştüğünü görüyorum. Özellikle Gazze’de yaşanan insani dram sonrasında, markaların sosyal medyada “taraf olmaya” zorlandığı bir gerçek... Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir gerçek var:  

Kurumların dili ile kişilerin dili aynı değil. 

Kurumsal dilin sınavı 

Bir şirketin sosyal medya dili, reklam kampanyaları ve ürün gamı, genellikle uzun yıllar boyunca oluşturulmuş bir kurumsal stratejinin parçasıdır. Bununla birlikte kriz dönemlerinde, özellikle de duygusal ve politik olaylarda, kurumların sessiz kalması ya da temkinli açıklamalar yapması “duyarsızlık” olarak algılanabiliyor. Oysa bu sessizlik çoğu zaman bir duyarsızlık değil, markanın ticari, etik ve uluslararası dengeleri gözetme refleksidir.

Çünkü bir markanın dili, yöneticisinin ya da ortağının kişisel görüşlerinden bağımsızdır.

Bir CEO’nun politik bir duruşu olabilir ama markanın söylemi, &uu

Yazının Devamı

Bir çantanın ardından kopan hukuk fırtınası

24 Eylül 2025

Bazı ürünler vardır ki bir eşya olmanın çok ötesine geçer; adeta bir hayat tarzını, bir sosyal statüyü temsil eder. Hermès’in ikonik Birkin çantası tam da böyle bir sembol. Onu almak için yıllarca bekleyenler, mağaza çalışanlarıyla dostluk kurmaya çalışanlar, sırf o çantaya yaklaşabilmek için binlerce dolarlık alışveriş yapanlar… Birkin, moda dünyasında sadece bir çanta değil, bir “geçiş hakkı” gibi. 

İşte bu hikâyenin göbeğinde, Amerika’da açılan bir dava vardı. Davacılar, Hermès’in Birkin çantayı yalnızca “yeterince değerli” gördüğü müşterilere sattığını iddia ettiler. Yani çantaya ulaşmak isteyenler önce ayakkabı, şal, mücevher ya da kıyafet gibi başka ürünleri almak zorunda bırakılıyordu. Onlara göre bu, hukukun tanıdığı bir kavramla, “bağlama” idi. 

Bağlama Nedir? 

Karmaşık hukuki tanımlara gerek yok, günlük hayattan bir örnek vermemiz yeterli olacaktır.
Çok istediğiniz

Yazının Devamı

Kira bitti, depozito nerede?

22 Eylül 2025

Ev ya da iş yeri kiralarken çoğumuzun başına geliyor: Kiraya girerken “depozito” adı altında birkaç aylık kira peşin alınıyor. Bu para, aslında kiracının kötü niyetine karşı bir güvence. Ancak iş sözleşme bitimine gelince, kiracıların en çok sorduğu soru şu oluyor: “Depozitomu geri alabilecek miyim?” 

Depozito Ne İçin Alınır? 

Depozito (güvence bedeli), kiracının evi hasarsız teslim etmesi ve kira borcunu eksiksiz ödemesi için alınan bir teminat. Türk Borçlar Kanunu bu konuda açık: Konut ve iş yeri kiralarında depozito üç aylık kira bedelini geçemez. Yani sizden 4-5 aylık kira tutarında depozito isteniyorsa, bilin ki bu hukuka aykırı. 

Depozito Kimde Durur? 

Eskiden depozito çoğunlukla ev sahibinin cebinde kalır, kimi zaman da keyfi kesintilere uğrardı. Bugünse Türk Borçlar Kanunu madde 342 aslında bu duruma set çekiyor. Artık depozito, kiracı adına bankada açılan vadeli bir hesapta tutulmalı. Böylece hem kiracının parası güvence altında oluyor hem de ev sahibi gerektiğinde

Yazının Devamı

Gösterişçi erkekler çağı

6 Eylül 2025

Toplumsal cinsiyet tartışmaları uzun zamandır gündemimizde. Ancak özellikle sosyal medyanın yükselişiyle birlikte, kadın-erkek ilişkilerinde yeni tipolojiler de ortaya çıkıyor. Bunlardan biri son dönemin en dikkat çeken kavramı: 'Performative male' yani gösterişçi erkek. 

Rol Yapan Duyarlılık 

“Performative male”, kendi kimliğini sahne arkasına itip, toplumda “duyarlı” ya da “feminen yanıyla barışık” görünmeye çalışan erkekler için kullanılan bir tabir. Bu erkek tipi K-Pop hayranlığından tote bag taşımaya, feminist kitaplardan matcha latte’lere kadar, kadınların ilgisini çekebileceği düşünülen her türlü sembolü sahipleniyor. Ancak mesele gerçekten bu zevklere sahip olmak değil, onları bir maske gibi takmak. 

Sosyal Medyanın Vitrini 

TikTok ve Instagram gibi mecralarda bu tiplemenin hızla yayılması tesadüf değil. Çünkü sosyal medya, samimiyetle performans arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor. Çoğu genç erkek için “duyarlı erkek” imajı, beğeni

Yazının Devamı