Uzaktan çalışma masrafları

30 Ocak 2021

Uzaktan çalışma sisteminin hayatımıza yerleşmesiyle birlikte şirket çalışanlarının da kafasını kurcaladığını düşündüğüm bazı konular vardı. Bunlardan biri de evden çalışma sürecinde çalışanca katlanılan masraflar ve bunlar için işverence ödenek oluşturulması gerekliliğiydi.

Gerçekten de çalışan evdeyken, kendi finanse ettiği elektrik, internet, not kağıdı, kalem, su ve benzeri ihtiyaçları kullanıyor. Bunlar başta kulağa küçük ve önemsiz gelse de hepsi toplandığında, uzun vadede kayda değer bir miktarı buluyor – ki miktar ne olursa olsun her halükarda çalışana bir ödenek verilmesi gerektiğine hemfikir olacağımıza eminim.

Ülkemizde bu konuyla ilgili yerleşmiş uygulamaların olmadığı açıkken (bazı şirketlerin kendi özelindeki uygulamaları hariç olmakla birlikte) yurtdışında durum nasıl diye bakmak, Hollanda, İspanya ve İsviçre özelindeki notlarımı aktarmak adına bu yazımı kaleme almak istedim.

Hollanda hükümetine bağlı aile finansmanı kurumu NIBUD, uzaktan-evden çalışmanın masraflarını hesaplayarak çalışana günde 2 EUR ödenmesi konusunda açıklama yapmıştı. NIBUD, bu noktada çok detaycı; tuvalet kağıdından, çay-kahveye, doğalgaz, elektrik, su, internet tüketiminden, masa-sandalyenin aşınmasına kadar birçok dinamiği göz önünde tutuyor. Ve ayrıca çalışanlar için gerçekten gerekli ise başkaca masraflarının da işveren tarafından karşılanması gerektiğini belirtiyor. Örneğin, çalışanın müzik aranjesi veya podcast masteringi yaptığını düşünürsek evindeki odaya yalıtım için yapacağı masrafların karşılanması gerekebiliyor veya evden çalışan bir avukat için eve yazıcı ve kırtasiye malzemeleri alınması gerekebiliyor.

İspanya’da da haberlerde gördüğüm kadarıyla işverenlere çalışanın evinin işyeri olarak kullanılmasının ve cihazlarla donatılmasının masraflarını ödeme zorunluluğuyla ilgili yasa tasarısı hazırlı mevcut. İspanya başbakan yardımcısı Pablo Iglesias, bu tasarıyla, çalışanların evden çalışma kaynaklı tüm masraflarının şirketler tarafından ödenmesinin öngörüldüğünü açıklamıştı.

Harikalar ülkesi İsviçre’de ise emsal bir karar çıktığını okudum. Bu karar evden çalışan bir muhasebe şirketi çalışanının ev kirasının bir bölümünü işverenden talep etmesiyle ilgiliydi. Bu davada, şirket, iş sözleşmesinde evde çalışmayla ilgili bir madde yer almadığı gerekçesiyle kiradan sorumlu olmadığı şeklinde savunma yapmıştı. Ancak mahkemeden çalışan lehine karar çıkması ve işveren şirketin kendi evinde iş gören çalışanına bir miktar kira desteğinde bulunması gerektiğine işaret etmesi, İsviçre hukukun etkisi altındaki ülkemizi de etkileyen bir gelişme olarak gözüme çarpıyor. Burada ayrıca şunu da söylemek isterim, mahkemece kiranın tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi şeklinde karar veriliyor.

Bakalım bu konuda ülkemizde yasal altyapı nasıl şekillenecek ve uygulama ne yönde ilerleyecek…

Av. Oğuz Kara

Yazının devamı...

Çalışan üretimleri ve telif

25 Ocak 2021

Uzun zaman sonra köşeme geri döndüm ve bu ayın ilk yazısıyla sizlerle birlikteyim.

Bu aralar takip ettiğim bazı dosyalar sebebiyle çalışanların işyerinde çalışırken ortaya çıkardıkları eserler ve bu eserlerin sahipliği konusuna biraz kafa yordum ve yazımda bu konuya değinmek istiyorum. Zira, birçok şirket çalışanı fikri haklara (telif) konu üretimler yapıyor. Örneğin; grafik tasarım, yazılım, fotoğraf, metin yazarlığı vb. Ama gelin görün ki uygulamada işverenin de çalışanın da bu eserlerin sahibinin kim olduğu ve bu eserler üzerindeki hakları kimin kullanabileceği konusunda tereddütleri var.

Bu konuyu hem İş Kanunu hem de Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında ele almak gerekiyor. İş Kanunu bilindiği üzere işçi ve işveren arasındaki ilişkiyi düzenlerken FSEK’te işveren nezdinde yaratılan eserlerin durumu özellikle açıklanıyor.

FSEK madde 18’de eserin mali haklarını kullanma yetkisinin eseri ortaya çıkartan kişiye ait olduğu belirtiliyor. Ancak bu maddede çalışanların işlerini görürken meydana getirdikleri eserler istisnai bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

FSEK kapsamında, işçi ve işveren arasındaki sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmıyorsa, çalışanın ürettiği eserler üzerindeki fikri hakların sahibi çalışan olacaktır ancak bu eserlerin fikri hakları (telif hakkı) işverence kullanılabiliyor.

Yargıtay uygulamasına baktığımızda çalışan eseri üreten kişi olarak “eser sahibi” olarak karşımıza çıkıyor, ancak eser üzerinde mali hak sahibi ise “işveren” olarak karşımıza çıkıyor. Yargıtay birçok kararında eserlerin işveren tarafından kullanılması için işçi ve işveren arasında yazılı bir devir sözleşmesi gerekmediğinin veya işçinin işverene önceden yazılı bir devir muvafakati vermesine ihtiyaç olmadığının altını çiziyor.

Diğer yandan şunun altını çizmek doğru olacaktır: işveren çalışanın yarattığı eserin sadece mali hakları üzerinde söz sahibi olabiliyor. Bu ne demek? Bu hakkın manevi niteliği de mevcut.

Eser üzerindeki mali haklar şu şekilde karşımıza çıkıyor: İşleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı, halka iletim hakkı. Örneğin, XYZ Gazetecilik Ltd. Şti. çalışanı K’nın çektiği fotoğrafı ilgili haberde kullanması ve haberin çıktığı gazetenin ertesi gün tüm Türkiye’ye dağıtılması.

Yazının devamı...

Dijital varlık miras kalır mı?

28 Aralık 2020

Hayatımız tamamen dijitalleşmişken dijital varlıklarımızı düşünmenin de vakti geldi diyor ve bu yazıda dijital varlıkları miras bakımından ele alalım istiyorum.

Bu konuda beni motive eden iki önemli kaynak var: ilki bir yargı kararı; ikincisi ise yargı kararında alıntı yapılan öğretim görevlisi Yasemin Maraşlı Dinç'in makalesi.

Bu yargı kararı çok önemli; ülkemizde dijital varlıkların miras yoluyla bırakılması konusunda yasal bir düzenleme yokken mahkeme yorum metoduyla önemli bir karar verdi. Kararı bu yazımda özetlemek istiyorum.

Öncelikle miras kalan malları kısaca özetlemek gerekir. Kişinin malvarlığında aktif ve pasif varlıklar vardır. Kişi vefat ettiği zaman mirasçılarına hem aktifler (gayrimenkuller, taşınır varlıklar, para, alacaklar vb.) hem de pasifler (ödemeler, borçlar vb.) intikal eder. Peki tamamen dijitalleştiğimiz bu süreçte bize miras kalan değerler sadece alışılagelen varlık, değerler, borçlar mı? Hayır.

Düne kadar mülkiyet kavramı menkul ve gayrimenkul mülkiyeti ile bir kısım sınırlı ayni haklar etrafında şekillenirken, son dönemde fikri mülkiyet kavramının gelişimi üzerinde duruyorduk.

Kararda da yer aldığı üzere, yakın zamana kadar elektronik posta hesapları, sosyal medya hesapları ve benzeri dijital uygulamalar yalnızca kişisel kullanıma yönelikti, maddi bir değer taşımıyordu. Günümüzde bu hesaplar reklam geliri sağlayan, maddi bir karşılığı olan hesaplar halini aldı. Yine sosyal medya hesaplarının ve dijital para cüzdanlarının bağlı olduğu e posta hesapları kişisel kullanımı aştı ve ticari değeri olan dijital mal varlığı kapsamına girmeye başladı.

Ancak çağımızın kaçınılmaz şekilde dijitalleşen hayat tarzı karşısında dijital mal varlığına dair dijital mülkiyet ile ilgili henüz yasal bir düzenleme yapılmadığını görüyoruz. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Yasemin Maraşlı Dinç, dijital malvarlığı kavramını ve dijital mirası şu şekilde açıklıyor:

“Dijital malvarlığı kavramı, videolar, fotoğraflar, e-postalar, kişisel sosyal medya hesapları gibi elektronik olarak depolanan ve yalnızca dijital formda bulunan diğer varlıklar anlamına gelmektedir. Ancak dijital dünyanın sürekli değişmesine bağlı olarak dijital malvarlığının nelerden oluştuğu net olarak belirlenememektedir."

Yazının devamı...

Kampanya iletileri ve İYS

5 Aralık 2020

Bu yazımda hayatımızı kabusa çeviren bir konudan bahsedeceğim: Kampanya mesajları ve mailleri.

E-ticaret olsun olmasın yaptığımız birçok alışverişte iletişim bilgilerimizi alan hizmet sağlayıcılar sürekli olarak bize bilgilendirme mesajları ve mailleri gönderiyor ve hatta ısrarlı ve taciz niteliğinde süreklilik taşıyan aramalara maruz kalıyoruz.

Bu konuda hukuki düzenlemeler ve sınırlamalar yapılmasına ve cezalar öngörülmesine rağmen hizmet sağlayıcıların ileti gönderimleri hızla devam ediyor.

İleti gönderimine ilişkin hizmet sağlayıcılara verdiğimiz herhangi bir izin yoksa iletişim bilgilerimizin hukuka aykırı olarak elde edilmesine ve yaratılan rahatsızlık üzerine idari, hukuki ve cezai şikayet haklarımızı kullanabiliyoruz.

Ben bu yazıda şikayet süreçlerinden ziyade, bu konuda yapılan başka bir düzenlemeden bahsetmek istiyorum: İYS.

İYS, “ileti yönetim sistemi”nin kısaltması, Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik’te düzenleniyor.

Ticari ileti göndermek isteyen hizmet sağlayıcıların belli şartlar dahilinde İYS sistemine kaydolması şartı getirilmişti. Ancak İYS’nin ne olduğunu açıklamanın yararlı olduğunu düşünüyorum.

(1) İYS, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından kurulmuş bir sistem olarak kabul ediliyor. Ticari elektronik ileti gönderen hizmet sağlayıcılar açısından, biz ileti alıcılarının onaylarının alınması, reddetme hakkının kullanılması ve şikâyet süreçlerinin yönetilmesi İYS üzerinden yapılıyor.

Yazının devamı...

Big Bang 2020

29 Kasım 2020

İTÜ Çekirdek’i duymuşsunuzdur. İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren, girişimcilere birçok alanda destek sağlayan bu kuluçka merkezi, şimdiye kadar 2.991 girişime ve 6.544 girişimciye destek oldu. Toplamda 147 girişim 196 milyon TL’yi aşkın yatırım aldı ve değerlemeleri 1.8 milyar TL’ye ulaştı. Oldukça etkileyici değil mi?

En etkileyici olan ise dünya sıralamasında şu an üçüncü kuluçka merkezi olan İTÜ Çekirdek’in dünya birinciliğine doğru emin adımlarla ilerliyor olması…

Peki bu kuluçka merkezi neler yapıyor? Girişimcilere açık ofis desteği sağlıyor, girişimcilerin alanlarında uzman birçok iş insanı tarafından mentörlük desteği almasına imkan yaratıyor, üyelerine eğitim destekleri sağlıyor ve yatırımcılarla görüşme olanakları yaratıyor.

İTÜ Çekirdek’in destekçi mentörlerinden biri olarak, birçok girişimciye mentörlük yapmak ve bu girişim atmosferine katkı sağlamak beni çok memnun ediyor. Gerçekten de Kültür Üniversitesi’nde girişimcilik bölümüne verdiğim start-up derslerinin pratiğini bu platformda ticari hayatta gözlemlemek ve gençlere katkı sağlamak kadar mutluluk verici bir şey yok.

Bu yazımda size özellikle bahsetmek istediğim çok heyecan verici bir etkinlik var; Big Bang 2020.

Big Bang 2020 nedir dediğinizi duyar gibiyim. Türkiye’nin en büyük girişimcilik etkinliklerinden biri olan Big Bang'te, girişimciler yatırımcıları etkilemek ve 52 Milyon TL’yi geçen ödül ve yatırımlardan pay almak için sahne alıyorlar.

Bu sene 3 Aralık 2020’de online olarak yapılacak bu etkinlikte finale kalan 20 girişim çok özel sunumlar yapacaklar. Pandemi sebebiyle online yapılacak etkinliğe bulunduğumuz yerden ücretsiz kaydolarak, sunumları izleyebilecek olmamız ayrıca bir güzellik.

Finansal teknolojilerden, sağlık teknolojilerine, arttırılmış gerçeklik uygulamalarından donanım projelerine kadar birçok farklı alanda yarışacak bu girişimler birçoğumuza ilhan kaynağı olacak diye düşünüyorum.

Yazının devamı...

Aidat borcunun ilanı

26 Kasım 2020

Hepimizin alışık olduğu bir uygulamadır, asansörlerin aynalarına veya bina girişindeki panolara asılır. Bilin bakalım nedir? Cevabınızı duyar gibiyim. Evet, aidatını ödemeyenlerin listesi ve yanında borç miktarı.

Malum bunun amacı ödeme yapmayanları toplum önünde rencide ederek ödemeye zorlamak oluyor genellikle.

Bu uygulama hala var olmakla birlikte kişisel veri koruması bakımından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Binanın giderlerine katılmak, aidat borçlarını ödemek apartmandaki bağımsız bölümü sakininin bir yükümlülüğü olmakla birlikte bu yükümlülüğün ve diğer yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde Kat Mülkiyeti Kanunu’nun koyduğu temel kurallar var. Kanun, apartman sakinlerince ödenmeyen aidatlar bakımından, yöneticiye dava ve icra takibi yolunu açmaktadır. Ancak borçluların isimlerini ve borç miktarlarını ilanen duyurma yöntemine kanunda yer verilmemiştir.

İlanen duyurma yönetiminin kişisel veri ihlali uygulamasının bir örneği olduğu çok açık olmakla birlikte kişisel verinin ne olduğunun altını çizmekte fayda var.

Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Kişinin isim ve borç bilgisi, genel nitelikli bir kişisel veridir. Genel nitelikli kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmadan kanunda sayılan özel durumlar haricinde aktarılamaz.

Aidat borçlarını ödemeyen apartman sakinlerinin borçlarının panoya asılarak ilanen duyurulması, kişisel verilerin üçüncü kişilerle paylaşımıdır. Kişinin açık rızasının bulunmuyorsa, kişisel verinin hukuka aykırı olarak aktarımı söz konusu olacaktır. Bu durumda kişi zarar görüyorsa somut olayın durumuna göre maddi ve manevi tazminat talep edebileceği gibi, KVKK’ya idari ve savcılığa cezai şikayet haklarını kullanabilecektir.

Av. Oğuz Kara

Yazının devamı...

Sosyal ağ temsilcileri

26 Ekim 2020

Sosyal medya üzerine hukuki düzenlemeler hız kazandı. 02.10.2020 tarihinde BTK (Bilgi Teknolojileri Kurumu) “Sosyal Ağ Sağlayıcı Hakkında Usul ve Esaslar” konulu bir karar yayınladı.

Bu kararda en çok dikkat çeken hususlarda biri, sosyal ağ sağlayıcılarının “temsilci belirleme zorunluluğu” idi. Bu yazıda temsilci belirleme yükümlülüğüne değinmek istiyorum.

Bu konu benim için çok önemli. Neden dersek; sosyal sağ sağlayıcılarının çoğunun merkezi yurtdışında olduğu için hukuksal ve idari soruşturmalarda ve davalarda, kimlik tespiti, veri ve belge temini açısından çok zorlanıyoruz.

Hatta veri temin edilmediği için birçok mağduriyet giderilemiyor. Çünkü tüm deliller sosyal ağ platformu üzerinde olabiliyor. Bu verilere her zaman erişilemediği gibi erişildiği durumda dahi ekran görüntüsü karşı taraf kabul etmiyorsa geçerliliği şaibeli oluyor. Zira, teknolojik imkanlarda yapay bir sohbet vs. görseli veya fotoğraf üretmek mümkün.

Dahası işlemi gerçekleştiren kişilerin kimlikleri tespit edilemiyor – nitekim sanal ortamda birçok kişi takma ad kullanarak kimliklerini deşifre etmiyor.

Birçok kişi mağdur olduğu ile kalıyordu. Buna bir yerde dur denilmesi gerekiyordu ve bu aşamada medyada Sosyal Medya Düzenlemesi olarak tabir edilen yasal düzenleme yapıldı ve akabinde BTK’nın söz konusu kararı yayınlandı.

Artık sosyal ağ sağlayıcılarının veri temini konusunda elini taşın altına koyması gerekiyor.

Peki, sosyal ağ sağlayıcıları kimler?

Yazının devamı...