IŞIK DOLGUSU

25 Mart 2015

Cildin nemi yeterli ise stratum corneum tabakası pürüzsüz bir görünüm kazanır ve ışığı yansıtma özelliğine sahiptir. Eğer stratum corneum tabakası kuru , nemsiz ise içindeki hücrelerin düzen yapısı bozulur , ışığı deriden düzgün olmayan açılarla yansıtacağından cildimiz daha donuk ve mat bir şekilde gözükebilir. Anlaşılan şu ki parlaklık ışıltılı bir görünüm canlı bir cilt dokusu için cildin nemi çok önemlidir. bu nemi kaybetmemize sebep olan faktörler güneş ,sigara, beslenme şeklimiz,çevre kirliliği, toksinler olabilir. Bu kaybettiğimiz nemi nemlendirici ürünler bakım ürünleriyle kazanmamız mümkün değildir. Çünkü bu ürünler bu nemi kaybetmeden önce etkilidir. Ciltteki bu nemi sağlamak için dermis içerisine dışarıdan bir ürün vermemiz gerekmektedir. Işık dolgusu da işte burada devreye girer. Işık dolgusu 3 hafta aralarla, 3 seansta yapılan bir uygulamadan ibarettir. İçerdiği hyaluronik asit, antioksidan, vitamin ve mineraller ile cildin dış uyarılara karşı savunmasını arttırıyor , cildin nemini geri veriyor, hücre yenilenmesini uyaran bir etki sağlayarak parlak bir görünüm elde ediliyor. Böylece nemli olan cilt ışıltılı bir görünüme kavuşmuş oluyor

Işık dolgusu; cildin ışığı yansıtma kapasitesini artırmak için yapılan çok tercih edilen bir uygulamadır. Cildin kalitesini arttıran ve ışık yansıtıcı özelliği olan, dolgunun anti-aging bakımlarının istenilen bir tamamlayıcısıdır. Cildin nemlenmesine ve onarılmasına yardımcı olur. Ciltte sıkılaşma, parlama ve nemlendirme sağlar.

Amacı, cilde, ışığı yansıtma kapasitesini tekrar kazandırmak.Işık dolgusunun içeriği; hyalüronik asit ve yeniden yapılandırma kompleksinden oluşuyor. Hyalüronik asitin yaşla birlikte vücuttaki üretimi de azalıyor. Böylece yaşlanma belirtileri olan ciltte matlık, kuruluk, cansızlık ve kırışıklıklar ortaya çıkıyor. Bu yüzden hyalüronik asit dışardan verilmesi gerekmektedir. Işık dolgusu, hem içeriğindeki hyalüronik asit hem de yeniden yapılandırma kompleksi sayesinde, derinin kalitesini olumlu yönde değiştirir.

Op.Dr.Eser Aydoğdu

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanıhttp://www.eseraydogdu.com.trFacebook: Op.Dr.Eser Aydoğduİnstagram : @OPDRESERAYDOGDUTwitter : @OPDRESERAYDOGDU

Işık dolgusu; cildin ışığı yansıtma kapasitesini artırmak için yapılan çok tercih edilen bir uygulamadır. Cildin kalitesini arttıran ve ışık yansıtıcı özelliği olan, dolgunun anti-aging bakımlarının istenilen bir tamamlayıcısıdır. Cildin nemlenmesine ve onarılmasına yardımcı olur. Ciltte sıkılaşma, parlama ve nemlendirme sağlar.

Işık dolgusu; cildin ışığı yansıtma kapasitesini artırmak için yapılan çok tercih edilen bir uygulamadır. Cildin kalitesini arttıran ve ışık yansıtıcı özelliği olan, dolgunun anti-aging bakımlarının istenilen bir tamamlayıcısıdır. Cildin nemlenmesine ve onarılmasına yardımcı olur. Ciltte sıkılaşma, parlama ve nemlendirme sağlar.

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı

http://www.eseraydogdu.com.tr

Facebook: Op.Dr.Eser Aydoğdu

İnstagram : @OPDRESERAYDOGDU

Twitter : @OPDRESERAYDOGDU

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı

http://www.eseraydogdu.com.tr

Facebook: Op.Dr.Eser Aydoğdu

İnstagram : @OPDRESERAYDOGDU

Yazının devamı...

FİBROCELL KÖK HÜCRE İLE GENÇLEŞME

7 Mart 2015

Gençlik aşısı da denilen doku yenileme yöntemi son yıllarda başarılı sonuçları nedeniyle talep gören bir uygulama olmuştur. Hücresel tedaviler doku mühendisliğinin parçalarından biridir. Hücre, doku mühendisliğinin temel unsuru olup bozulan bir dokunun rejenerasyonundan sorumludur. Hücresel tedaviler özellikle sağlık alanında yüzgüldürücü sonuçlar vermekte ve tercih edilerek kullanılmaktadır.

FibroCell hastanın kendi hücrelerinden elde edilen, zamanın etkilerini geriye çeviren Otolog Fibroblast Hücresel Tedavi yöntemidir. Bir ameliyatsız yüz gençleştirme yöntemidir.Otolog fibroblast hücre tedavisi son dönemde estetik cerrahi ve dermatoloji alanında oldukça önem kazanan uygulamalardan bir tanesidir. Dermal ve subkütanöz defektler örneğin kırışıklar, çatlaklar, akne skarları, yara izleri tedavilerinde otolog fibroblast kullanımı estetik cerrahlar için yeni bir pencere açmıştır.Fibrocell’in Avantajları:Toksik değildir.Kalıcı ve uzun etkilidir.Karsinojenik değildir.Teratojenik değildir.Allerjik değildir.Hayvansal hastalık oluşturma riski yoktur.Yeterince elastiktir.Enjekte edildiği yerden başka yerlere kaymaz.Herkeste aynı etkilidirGüvenlidir.Uygulamanın Etki Süresi:Otolog fibroblast enjeksiyonu iyileşmenin dereceli olarak 12 aya kadar arttığı dinamik ve canlı bir protein tamir sistemi sunar. Bu iyileşme uzun sürelidir ve bilim adamlarının araştırmalarına göre 4,5 yıldan sonra bile iyileşmede bir bozulmaya rastlanmaz.Diğer yöntemlerden farkları nelerdir?Dolgu enjeksiyonu ve fibroblast tedavisi iki farklı uygulamadır. Dolgu malzemeleri özellikle cilt kırışıklıklarında kısa vadede geçici bir dolgunluk sağlarken, otolog fibroblast enjeksiyonu bir tedavi yöntemi olarak cilt kırışıklıklarının yok edilmesinde etkili fakat dolgu malzemelerine nazaran daha uzun vadede etki gösteren bir yöntemdir. Otolog fibroblast hücre tedavisi uygulaması dolgu malzemeleri ile karıştırılmamalıdır.Operasyon gerektirmeksizin bu teknik yüzdeki çevresel defektlerde kalıcı iyileşme gösteren, güvenilir şekilde kullanılan ve nerdeyse % 0 hipersensitif (allerjik) reaksiyon gösteren bir yöntemdir.Bu yöntem, özel bir kültür yöntemi ile otolog canlı fibroblast hücre hattı oluşturmak için hastanın kulak arkasından punch ile alınan küçük bir biyopsi gerektirir. Sayısal olarak çoğaltılan bu canlı otolog fibroblastlar hastanın direk olarak dermisine enjekte edilerek burada sürekli bir protein tamir sistemi oluştururlar. Son bulgular; cilt gençleştirmede 12 aydan 48 aya kadar ölçülebilir bir iyileşme olduğunu göstermektedir. Bu çalışmalardaki histolojik analizler fibroblast enjeksiyonunun kolajen artışını sağladığını ve bununla birlikte dermal kolajenin kalınlığını ve yoğunluğunu da artırdığını kanıtlamaktadır. Bu yöntem herhangi bir alerjik tepki vermez.Yıpranan dokuda canlılığını kaybeden hücrelerle birlikte kollajen ve elastin üretimi azalır. Artık bu durum, doku mühendisliği teknikleriyle önlenebilmektedir. Bu bölgeye nakledilen fibroblast hücreleri dokunun eski canlılığını kazanmasını sağlar. Uygulama, yaşayan, dinamik bir protein tamir sistemi ile tedavi ardından 12-24 ay boyunca kademeli olarak düzeltme sağlar. Bu düzelme uzun sürelidir, araştırmacılara göre, dağılmadan 4,5 yıl boyunca sürer.

FibroCell hastanın kendi hücrelerinden elde edilen, zamanın etkilerini geriye çeviren Otolog Fibroblast Hücresel Tedavi yöntemidir. Bir ameliyatsız yüz gençleştirme yöntemidir.

Otolog fibroblast hücre tedavisi son dönemde estetik cerrahi ve dermatoloji alanında oldukça önem kazanan uygulamalardan bir tanesidir. Dermal ve subkütanöz defektler örneğin kırışıklar, çatlaklar, akne skarları, yara izleri tedavilerinde otolog fibroblast kullanımı estetik cerrahlar için yeni bir pencere açmıştır.

Fibrocell’in Avantajları:Toksik değildir.Kalıcı ve uzun etkilidir.Karsinojenik değildir.Teratojenik değildir.Allerjik değildir.Hayvansal hastalık oluşturma riski yoktur.Yeterince elastiktir.Enjekte edildiği yerden başka yerlere kaymaz.Herkeste aynı etkilidirGüvenlidir.

Uygulamanın Etki Süresi:Otolog fibroblast enjeksiyonu iyileşmenin dereceli olarak 12 aya kadar arttığı dinamik ve canlı bir protein tamir sistemi sunar. Bu iyileşme uzun sürelidir ve bilim adamlarının araştırmalarına göre 4,5 yıldan sonra bile iyileşmede bir bozulmaya rastlanmaz.

Diğer yöntemlerden farkları nelerdir?Dolgu enjeksiyonu ve fibroblast tedavisi iki farklı uygulamadır. Dolgu malzemeleri özellikle cilt kırışıklıklarında kısa vadede geçici bir dolgunluk sağlarken, otolog fibroblast enjeksiyonu bir tedavi yöntemi olarak cilt kırışıklıklarının yok edilmesinde etkili fakat dolgu malzemelerine nazaran daha uzun vadede etki gösteren bir yöntemdir. Otolog fibroblast hücre tedavisi uygulaması dolgu malzemeleri ile karıştırılmamalıdır.Operasyon gerektirmeksizin bu teknik yüzdeki çevresel defektlerde kalıcı iyileşme gösteren, güvenilir şekilde kullanılan ve nerdeyse % 0 hipersensitif (allerjik) reaksiyon gösteren bir yöntemdir.Bu yöntem, özel bir kültür yöntemi ile otolog canlı fibroblast hücre hattı oluşturmak için hastanın kulak arkasından punch ile alınan küçük bir biyopsi gerektirir. Sayısal olarak çoğaltılan bu canlı otolog fibroblastlar hastanın direk olarak dermisine enjekte edilerek burada sürekli bir protein tamir sistemi oluştururlar. Son bulgular; cilt gençleştirmede 12 aydan 48 aya kadar ölçülebilir bir iyileşme olduğunu göstermektedir. Bu çalışmalardaki histolojik analizler fibroblast enjeksiyonunun kolajen artışını sağladığını ve bununla birlikte dermal kolajenin kalınlığını ve yoğunluğunu da artırdığını kanıtlamaktadır. Bu yöntem herhangi bir alerjik tepki vermez.

Yıpranan dokuda canlılığını kaybeden hücrelerle birlikte kollajen ve elastin üretimi azalır. Artık bu durum, doku mühendisliği teknikleriyle önlenebilmektedir. Bu bölgeye nakledilen fibroblast hücreleri dokunun eski canlılığını kazanmasını sağlar. Uygulama, yaşayan, dinamik bir protein tamir sistemi ile tedavi ardından 12-24 ay boyunca kademeli olarak düzeltme sağlar. Bu düzelme uzun sürelidir, araştırmacılara göre, dağılmadan 4,5 yıl boyunca sürer.

FibroCell hastanın kendi hücrelerinden elde edilen, zamanın etkilerini geriye çeviren Otolog Fibroblast Hücresel Tedavi yöntemidir. Bir ameliyatsız yüz gençleştirme yöntemidir.

Otolog fibroblast hücre tedavisi son dönemde estetik cerrahi ve dermatoloji alanında oldukça önem kazanan uygulamalardan bir tanesidir. Dermal ve subkütanöz defektler örneğin kırışıklar, çatlaklar, akne skarları, yara izleri tedavilerinde otolog fibroblast kullanımı estetik cerrahlar için yeni bir pencere açmıştır.

Fibrocell’in Avantajları:
Toksik değildir.
Kalıcı ve uzun etkilidir.

Yazının devamı...

GÖĞÜS ESTETİĞİ SONRASI SÜTYEN SEÇİMİ

21 Şubat 2015

Güzel göğüsler ve sütyenler kadınların gündeminden çıkmayan, neredeyse her gün bahsi geçen konulardandır. En iyi sütyen diye birşey var mı? Doğru sütyen takılırsa hiç göğüsler sarkmaz mı? Eğer uygun sütyen takılırsa büyük göğüsler küçük görünür mü? Estetik ameliyat sonrası yanlış sütyen takılırsa estetiğin ömrü değişir mi?

Estetik ameliyat sonrası hastalarımıza 1 ay boyunca balensiz, demirsiz sporcu sütyeni dediğimiz sütyenler öneriyoruz. Sütyenin göğüs dokusuna bası, iz yapmaması gerekir. Dikiş yerinin üzerinde baskı oluşturmamasını tercih etmekteyiz.

Ameliyattan 1 ay sonra ise balenli sütyen kullanılabilinir. Fakat dolgulu ve push – up denilen göğsü ortada birleştirip yukarı çıkaran tarz sütyenleri pek tercih etmiyoruz çünkü meme protezinin ( silikonun ) yer değiştirmesine sebep olabiliyor. Ve uzun süre kullanılmasıyla meme dokusuna basarak, doku kaybı, dokunun ezilmesi gibi simetri bozukluklarına sebep olabiliyor.

Göğüs estetiği olan kişilerin bize en çok sorduğu sorulardan biri de sütyensiz gezebilir miyim. Sütyen takmasam göğüslerim bozulur mu, sarkar mı? Tabi ki sütyen oldukça faydalı bir giysi, göğüs dokusunun sarkmasında önleyici etkisi vardır. Doğru sütyen kullanıldığı sürece sütyeni önermekteyiz. Fakat ameliyat sonrası istediğiniz zaman da sütyen takmadığınız günler olabilir.

Ameliyat sonrası sütyen alacağınız zaman olarak göğüs büyütme ve göğüs küçültme ameliyatlarından yaklaşık 2 ay sonra, gerçek göğüs ölçünüz ortaya çıkacağı için yeni sütyenlerinizi almak için biraz beklemeniz gerekmektedir.

Op.Dr.Eser Aydoğdu

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı

Yazının devamı...

YÜZ ESTETİĞİNDE DEVRİM, 3D DOLGULAR

7 Şubat 2015

YÜZ ESTETİĞİNDE DEVRİM, 3D DOLGULAR

Gün geçmiyor ki estetikte yeni birşey bulunmasın. Her yeni kongrede, her yeni tanıtımda yeni bir üstün teknolojiye sahip dolgu maddeleri, cihazlar, estetik ameliyatlar gündeme düşmektedirler.

Yeni nesil dolgu adı altında “3D hyalüronik asitli dolgular ” yüz estetiğinde devrim niteliği taşımaktadır. Yeni nesil dolgular, yani 3 boyutlu hyalüronik asit dolguların en önemli 3 özelliği; az hacimli ürün ile yeterince doku gelişimini sağlaması, hacim bozulmasına karşı direnç gelişimi ve uzun ömürlü olmasıdır. E-Brid teknolojisi eşsiz bir çapraz bağlama yöntemidir. Hyalüronik asit partikülleri içindeki ve arasındaki kovalent bağların oluşumunu teşvik eder. Yeniden form kazandırmadaki elastikiyet, dirençlilik kapasitesi yüksektir. Çapraz bağlar üzerinde bütünlüğü, sabitliği sağlama özelliği, uygun yumuşaklıkla şekil verebilme kolaylığı, yeniden yapılanmayı tamamlama özelliği ile farklı bir teknolojiye sahiptir. E-BRİD teknolojisi ile 3D dolgu ürünlerinde %90 çapraz bağlı ve %10 çapraz bağsız hyaluronik asit mevcuttur. Böylelikle çapraz bağlı hyaluronik asit ile dokuda istenen dolgu etkisi sağlanırken, %10 çapraz bağsız üründe cildin nemini sağlar.

Peki bu kadar komplike özelliklerin faydası ne? kişi açısından artısı ne? Hem yüz bölgesinde dolgunluk sağlarken ödem ve aşırı şişme gözükmez. 3 boyut etkisi ile daha yüz kolay şekillenir. Dolguya istediğimiz şekli vermemiz kolaylaşır. Ve dolgunun yüzde kalma süresi uzar.

” 3D dolgu maddeleri” en çok hangi bölgelerde tercih edilir?

– Dudak dolgunlaştırma

– Nazolabial çizgiler (burundan dudak yan taraflarına uzanan çizgiler)

– Dudak kenarlarından aşağıya inen çizgiler (marionette çizgiler)

Yazının devamı...

Estetik Cerrahlara Neden Başvurulur ?

30 Ocak 2015

Estetik Cerrahlara Neden Başvurulur ?

- Gençleşmek? Güzelleşmek? Değişim?

Evet biz estetik cerrahlara en çok başvurma sebebi nedir? Bu konuda küçük çaplı bir araştırma yapmak istedim. İnteraktif bir çalışma ile facebook, instagram ve twitter sayfalarımda bu soruyu sordum; “Sizce Estetik Cerrahlara En Çok Başvurma Sebebi Nedir? -Gençleşmek? – Güzelleşmek? – Değişim? ” Yüzlerce gelen cevapları özet olarak yorumladım ve aşağıdaki yazı ortaya çıktı.

En orjinal cevaplardan birisi “bence yaşa göre değişir” yorumuydu. Çünkü gençken amaç daha güzelleşmek iken, orta yaşlarda değişim en çok başvuru sebeplerinden olmaktaydı. Yaş ilerledikçe ise gençleşmek estetik olma sebeplerindendi.

Güzel bir diğer yorum ise estetik olma sebeplerini “kendini iyi hissetmek, kendine güven” şeklinde açıklamaktaydı.

Birçok yorum en önemlisinin sağlıklı olmak olduğunu sonrasında ise gençliğin ve güzelliğin geldiğini açıklamaktaydı.

Gençleşme; ise hem erkek hem kadınların estetik cerrahide oldukça talep ettiği konulardan birisidir. Botoks, dolgu, yağ enjeksiyonu, kök hücreler, vitaminler, örümcek ağı estetiği, cihazlar, peeling, leke tedavileri, mezolifting, yüz germe ameliyatı, göz kapağı estetiği, kaş estetiği gençleştirmede en çok kullandığımız yöntemlerdir.

Bir diğer ilginç cevap “aynaya bakınca mutlu olmak, aynalarla barışmak ” oldu bence…kişinin psikolojisi, hayattan beklentisi…

Yazının devamı...

BOTOKS İFADENİZİ DEĞİŞTİRİR Mİ ?

5 Ocak 2015

Bu makalemde biz estettik cerrahlara botoks ile ilgili en çok sorulan soruları cevapladım. Botoks uygulaması geçici bir tedavi tekniğidir. Tedavi hastaya uygulandıktan sonra 3 ve 7 gün arasında etkisini gösterir. Devam eden 4-6 ay boyunca tedavi etkisini gösterir. 4- 6 ayın sonunda Botoks etkisini kaybeder. Kas çalışmaları normale döndüğü için kırışıklıklar eski haline döner, hatta bir süre sonra eski halinden daha iyi hale gelir. Çünkü kişi o bölgedeki mimiklerini kullanmadığı için eskisi gibi kırışıklıklar derinleşmez. Tedavinin etkisi kaybolduktan sonra yine Botoks uygulanabilmektedir. Bu tedavi tekniğinde herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Eğer kişi tekrar Botoks yaptırmazsa, Botoks yaptırmadığı için kırışıklıkları artmaz.

İşlem süresi de kısadır. 15- 20 dk sürer. Herhangi bir bilinen tehlikesi yoktur. Bazı yanlış bilgilendirmeler sonucunda Botoks yapıldığında felç olunduğu gibi inanışlar vardır. Nadir olarak tedavi görüldükten sonra birkaç saat baş ağrısı görülebilmektedir. Ayrıca hamile ya da süt emziren annelere bu tedavi uygulanmamaktadır.

Antikor oluşması ise çok nadir görülür, bu durum ise kişide Botoks etkisini göstermemesiyle sonuçlanır. Eğer kişide Botoksne karşı antikor oluşmuşsa kırışıklıkları açılmaz.

Bölge seçimi ve dozun düzgün bir biçimde ayarlanmasıyla ifadenin kontrol edilmesi mümkün olur. Bazı kişiler kaşlarının kalkmasını istemezken bazı kişiler ister. Öte yandan bazı kişiler kaş arasında ki kırışıklıklardan veya göz etrafı çizgilerinden kurtulmayı önemli bulurken bazı durumlarda de alın bölgesindeki kırışıklıklar önemli hale gelir.

Botoks yapıldığında yüz ifadesi değişir mi? Botoks zannedildiği gibi bir dolgu maddesi değildir. Yapılan Botoks uygulaması yüzü şişirmez. Dudakları ya da yanakları dolgunlaştırmak için yapılan estetik operasyonları da vardır. Bu tür operasyonlarda dolgu maddeleri bulunur. Ülkemizde sık sık, hyaluronik maddeler, kişiden alınan yağlar ya da kolajen dokular enjeksiyonda kullanılır. Şişliğe neden olan bu maddelerin aşırı miktarda yapılmasıdır. Botoks yüzde şişliğe neden olmaz. Kırışıklıkları gideren bir tür ilaçtır. Serum ile enjekte edilir. Enjekte edildikten sonra kaslara dağılır. Dolgunlaştırma amaçlı kullanılmaz.

Botoks sonrası şaşkın ifade olur mu? Botoks yapıldığında yüz ifadesi değişir mi? Bu tamamen doktorunuzun yaptığı dozla ilgilidir. Doz sizin beklentinize göre ayarlanabilir. Tekrar 1 hafta sonra rötuş dozu ile de istenilen düzeltmeler yapılabilir. Eğer kaşınız eğer çok kalkmışsa veya istediğiniz gibi kalkmamışsa bu kontrolde düzeltilebilecek bir durumdur, herhangi bir panik yapmayınız.

Op.Dr.Eser Aydoğdu

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı

Yazının devamı...

LAZER LİPOLİZ ZAYIFLATIR MI ?

29 Aralık 2014

LAZER LİPOLİZ ZAYIFLATIR MI?

Estetik cerrahi’de gelişen yöntemler ve teknolojiler; her geçen gün yağ alma işleminde farklı seçenekleri sunmaktadır. İnsanlar son yüzyılda zayıflamak, daha fit gözükmek ve daha sağlıklı olmak için farklı yollar denemektedir. Bu yöntemler içinde; zayıflama ilaçları, zayıflama çayları, şok diyetler, diyetisyenler, psikologlar, hipnoz ile zayıflama, akupunktur, yoga ve pilates, spor salonları, Awt, klasik liposuction, lazer lipoliz, smart lipo, vaser liposuction, lazer liposuction gibi bir çok seçenek vardır.

Lazer Lipoliz ise ameliyathane ortamı olmadan uyguladığımız bir yağ alma işlemidir. Kullanım alanları sınırlıdır. Çok fazla miktarda yağ alınacaksa lazer liposuction yöntemini tercih etmekteyiz. Ama ne lazer lipoliz ne de lazer liposuction; bir kilo verme veya zayıflama yöntemi değildir. Lazer lipoliz ile zayıflama tercih edilen bir yöntem değildir. Lazerle yağ alma daha çok vücut şekillendirme, bölgesel yağlardan kurtulma yöntemidir. Genelde ben kliniğimize gelen, kilo problemi olan kişilerde öncelikle diyetisyen ile beraber bir yeni bir beslenme alışkanlığının oluşturulmasını istiyorum, ondan sonra eğer yeme bağımlılığı gibi problemleri varsa psikoterapi öneriyorum. Ve destek olarak ya spor ya da AWT gibi sıkılaştırmaya yönelik ek uygulamalar gerektiğini anlatıyorum. Ve eğer kişi bu yaşam tarzını benimseyecekse lazer yöntemi ile yağ almayı kabul ediyorum. Çünkü bu yöntemlerin hiçbiri kalıcı değildir. Liposuction yaptırayım her istediğimi yiyebilirim gibi bir düşünce kesinlikle yanlıştır. Ve sonrasında da diyetisyenimizle beraber kişinin vücuduna uygun bir beslenme programı oluşturuyoruz.

Lazer ile yağ almanın en uygun olduğu problemler bölgesel yağlanmalardır. Kişinin kilo problemi olmadan, spora rağmen, diyete rağmen erimeyen yağlar için en uygun yöntemlerden birisidir. Örneğin basen bölgesi, diz içi yağlanma veya düşük bel pantolona bağlı oluşan bel bölgesindeki yağlanmaları azaltmak spor veya rejim ile mümkün olmamaktadır. Özellikle bu bölgelerde başarılı sonuçlar elde etmekteyiz.

Sonuçta lazer lipoliz yöntemi diyet ya da egzersizlerle verilemeyen bölgesel yağlanma ve bölgesel kilolara etkili çözüm getirmektedir. Lazer lipoliz ile zayıflama mümkün değildir, lazerle yağ alarak daha çok vücut şekillendirme işlemi yapmaktayız. Beden olarak inceltir. Vücudun istenilmeyen bölgelerindeki yağ ve kilo fazlalıklarını alınarak vücudun olması gereken normal hatlarına ulaşması sağlamaktadır.

Yeni yılda, yeni bir senle, yeni başlangıçlara...

Op.Dr.Eser Aydoğdu

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı

Yazının devamı...