Yara saran galibiyet!

27 Ocak 2020

Galatasaray çok sıkıntılı bir hafta geçirdi. Gerçekten bu şampiyonluk yarışında olmaması gereken olaylar yaşadık. Ne yalan söyleyeyim, Konyaspor maçı öncesi tedirgindim. Ama taraftarın, camianın korktuğu başına gelmedi.
Sarı-kırmızılılar çok zor bir deplasmandan 3 gol atarak, iyi futbol oynayarak, galip geldi. Önce eminim Konyaspor’un oynadığı futbolu eleştirenler olacak. Ben buna katılmıyorum. Neden? İlk 45 dakika ve ikinci yarıda 20 dakika sahanın tek hakimi Galatasaray’dı...
Ömer Bayram’ın, Feghouli’nin, Falcao’nun kaçırdığı goller vardı. Bu gol pozisyonlarını zaten dikkatli vuruşlar yapsalardı ilk yarı skor daha farklı olurdu. Konyaspor, Skubic’le, Alper’le, Jevtovic’le, Hadziahmetovic’le ve hücumda da Thuram’la ne kadar direnmeye kalksa da Galatasaray’ın tekniği yüksek futbolcuları oyunun hakimiyetini son 20 dakikaya kadar hiç bırakmadı. Emre Akbaba’nın sahalara dönüşü, takımına kazandırdığı enerji, goller, Falcao’ya destek olması bilhassa hücum yollarında takımı müthiş rahatlattı.
Falcao’nun attığı golde başlangıç Emre Akbaba’dan geldi. Emre’nin attığı ikinci gol sahalarda ender görülecek kalitedeydi. Sol ayağını raket gibi kullanıp müthiş sert-isabetli topa vuran ligimizde çok az futbolcu var.
Aynı şekilde Galatasaray’ın sol tarafı Saracchi ve Ömer’in temposuyla, mücadele gücüyle rakibi resmen çökertiyor. Skubic ve Ömer Ali, bu isimleri durduramadı. Seri ile Lemina’nın özellikle ligin ikinci yarısına iyi başlamaları, tempolarını artırmaları Galatasaray’ın orta sahadaki sorununu bir nebze de olsa bitirdi.
Feghouli de gayretliydi. En azından ayağına top istemedi, iyi mücadele etti, rakipten topu kapmak için de ilk kez bu kadar istekli ve arzuluydu. Defans kurgusunda sorun var; Ahmet-Donk.. Ne kadar iyi mücadele ederlerse etsinler yine hatalar yapıyorlar. Bilhassa son 20 dakika Seri ve Lemina yorulunca kalede Muslera devleşmese belki de Konyaspor gol bulacaktı.
Ama sonuçta Konyaspor gibi puana ihtiyacı olan bir takımı net bir skorla deplasmanda yenmek büyük başarıdır.

Yazının devamı...

Sorunlar bitmezse şampiyonluk hayal!

24 Ocak 2020

Galatasaray’da yaşananlara bir bakın. Takım devre arası transferleriyle güçlendirilmiş. Denizlispor maçında tempolu, bol gol pozisyonlu bir maç oynamış. Onyekuru hastalanmasına rağmen düzeldi ve iki hafta sonra sahada olacak. Baktığınız zaman her şey iyiye gidecek diye düşünülürken karşımıza bir sürü sorun çıkıyor.
En başta Arda Turan krizi var. İnanın kulübe o kadar çok zarar veriyor ki. Yönetim ya da Fatih Terim eski oyuncusunu isteyebilir. Buna hiç itirazım yok. Ama tartışmalar yönetimi de, taraftarı da, camiayı da resmen böldü. Arda’yı isteyen de var, istemeyen de var... Ama bunun kararını taraftar ya da camia vermeyecek. Teknik direktör ve yönetim son sözü söyleyecek. Hem de net olarak. Ya ‘alacağız’ diyecekler, ya da ‘kadroda düşünmüyoruz’ diye deklare edecekler.
Gazetelere bakıyorum, ‘Üç gün sonra Arda Florya’ya gelecek’ manşetleri atılıyor. Taraftara bakıyorum birçoğu, ‘Arda gelirse kombinelerimizi iptal edeceğiz’ yorumunda bulunuyor. Bir kısmı da ‘Arda camianın çocuğu. Neden Galatasaray’a geri dönmesin’ diyor. Bunu da geçelim. Ya Galatasaray camiasındaki insanlara ne demeli. Başkan Mustafa Cengiz ile konuşmadım. Ama benim yanıma gelenler, “Arda gelirse kesinlikle marttaki mali kongrede Başkan Cengiz’i ibra etmeyiz” diyorlar. İş bu boyutlara geldi. Bunu söyleyen camiadaki insanların kesinlikle samimi olduklarına inanmıyorum. Geçen sene martta Arda mı takımdaydı. Peki o zaman Mustafa Cengiz’i neden idari konularda ibra etmediniz, kulübü mahkeme kapılarına düşürdünüz.
Esasında bu grubun konuşmaya hiç hakkı yok. Galatasaray’ı mali yönden yerle bir edenlere, Galatasaray Adası’nı yıktıranlara, Florya’yı satanlara hiçbir şey demediler. Şimdi de olayı Arda Turan’a bağlayıp, güya Başkan Cengiz’e mesaj yollamak istiyorlar. Benim tanıdığım Mustafa Cengiz her konuda dik duran bir insan. Bu tür tehditlere de boyun eğmez. Arda konusunda kararı da kendi verecek. Başkanlık, kulübün en üst kademesidir. Başkan ne derse bütün kulüplerde o olur. O zaman bir an önce Başkan Cengiz’in bu sorunu olumlu ya da olumsuz karar verip gündemden kaldırması lazım.
Eğer bu konu daha da uzarsa, Florya etkilenecek, takım etkilenecek... Her şeyden önemlisi çok daha büyük patırtılar çıkacak.

Genç hakemler umut veriyor
Her zaman söylüyorum. MHK’nin genç hakemlere daha çok görev vermesi lazım diye. Son haftalarda hakikaten Süper Lig’de maç yöneten hakemlerin çoğu genç isimler. Ve hepsi de başarılılar. Ufak tefek hatalar tabii ki oluyor. Ama kafalarında kesinlikle hiç kötü düşünce yok. Hatalar da yapsalar, bunlar masum hatalar. En azından VAR’ı doğru kullanıyorlar.

Yazının devamı...

Galatasaray geri döndü

20 Ocak 2020

Bu sezon ilk defa sahada savaşan, kazanma hırsı en üst seviyede olan, mükemmel yardımlaşan ve en önemlisi de çok gol pozisyonuna giren bir Galatasaray seyrettik.
Hep ‘tempoda sorun var’ diyorduk. Saracchi, Emre Akbaba ve Linnes’in takıma girmesi tempoyu çok artırmış. Saracchi ilk resmi maçını oynadı. Adam sonradan olmamış, futbolcu doğmuş. 65 dakika sahada basılmadık yer bırakmadı, temposundan ben bile yoruldum. Galatasaray’ın yediği golde hatası var bunu kabul ediyorum. Ben bunu kondisyon eksikliğine bağlıyorum. Bir iki maç sonra defansif anlamda daha çok katkı verecek takımına.
Aynı sorun Linnes’te de var. Yarım sezon oynamadı. Ne kadar antrenman yaparsa yapsın, maç eksiği onda da görüldü. O da toparlayacak. Emre Akbaba da Belhanda’nın pozisyonunda oynuyor. Yıllardır Faslı futbolcunun her kaptırdığı top Galatasaray’ın kalesinde gol tehlikesi oldu. Emre’yle Galatasaray orta alanda top kaybetmiyor. Kaybetse bile rakibe hemen baskı yaparak topu kazanıyor. Emre de maç eksiğini giderdiği zaman katkısı daha fazla olacak.
Falcao’yu bu kez sahanın bütününde gördük. Evet, bazı pozisyonları değerlendiremedi. Ama harika bir takım oyuncusu olduğunu gösterdi. Oyunun son dakikalarında kendi kalesine gelip rakip atağı önlemek için çaba gösterdi ve maç bitiminde 35 bin taraftar gerçek Falcao’yu seyretmenin keyfini çıkardı. Taraftar da değişmiş. Tribündeki herkes mutlu. Çünkü sahada basan, koşan, pozisyona giren bir takım vardı.
Eksikler tabii ki var. Feghouli tam klasını, gücünü sahaya koyamıyor. Ya temposunu artıracak ya da formasını Sekidika’ya kaptıracak. Görüntü bu. Lemina tam bir beyin. Olağanüstü mücadele ediyor. Tekniği tek kelime ile mükemmel. Seri de eski maçlarına göre temposunu artırmış. Falcao’nun attığı golde de pası Seri verdi.
Maç Galatasaray’ın lehine çok farklı da bitebilirdi, ama berabere de sona erebilirdi. Muslera klasını gösterdi ve Denizlispor’a ikinci gol fırsatını vermedi. Denizlispor’u hiç kimse küçümsemesin bilhassa orta sahası ve forveti çok etkili. Rodallega, Aissati ve Sacko çok süratli futbolcular. Zaman zaman bunların yanına yeni transfer Onazi girdi. Her takımın canını yakabilirler kalan haftalarda. Mehmet Özdilek’in oynattığı futbola herkes saygı göstermeli.
Anadolu takımı İstanbul’a geldiği zaman önce maçı berabere bitirmeye uğraşır, Denizlispor ise kazanmak için sahaya çıkıyor. Bu mücadeleyi Galatasaray karşısında da ortaya koydular. Ancak karşılarında sezonun en iyi mücadelesini veren bir Galatasaray vardı.

Yazının devamı...

Rekabet saha içinde kalmalı

17 Ocak 2020

Ne kadar iyi niyetimizi kullansak da bazı şeyleri değiştirmeye bizim gücümüz yetmiyor. Hakem hataları, başkanların demeçleri futbolumuza zarar veriyor. Önceki gün oynanan Çaykur Rizespor-Galatasaray maçı. Müsabakanın hakemi Halis Özkahya.
Devre arasında seminerde yapılan konuşmaları izledik ‘Hakemler ikinci yarıya iyi başlar’ dedik. Ama gördük ki değişen hiçbir şey olmayacak. Maçı hangi takım kazanırsa kazansın bu benim için farketmez. Fakat futbolumuza huzur gelmesi için orta ve VAR hakemlerinin adalet dağıtması lazım. Bunu hep söylüyoruz... MHK’de hakem tayinlerini kim yapıyor bilmiyorum. Halis Özkahya her yönettiği maçı yüzüne gözüne bulaştıran bir hakem. Ve ısrarla ona hâlâ görev veriliyor.
İlk yarıdaki Gençlerbirliği-Sivasspor maçını yönetiyor, Sivas’ın canını yakıyor. Ödül olarak kendisine Çaykur Rize-Galatasaray maçı veriliyor. Çık adaletli bir maç yönet. Ama ben Özkahya’nın kötü niyetli değil, yetersiz bir hakem olduğunu düşünmek istiyorum. Emre Akbaba’nın pozisyonuna (ayağına basılıyor) nasıl penaltı verilmez buna aklım ermiyor.
Daha ikinci yarı start almadan hatalı kararlarla Halis Özkahya tartışmaları başlattı. Sonra diyoruz ki hakemler adalet dağıtsın. Bu durumda nasıl dağıtacaklar. Sakın bana VAR’ın başındaki hakemi suçlu göstermeyin. Artık ciddi ciddi inanıyorum ki Özkahya masum hatalar yapmıyor. Düdüğünü asma zamanı geldi, geçiyor.
Kulüp başkanlarına gelelim... Üç büyük takıma da bakıyorum, hiçbiri futbol adına sahaya en ufak bir güzellik koyamıyorlar. Ama biz bunları konuşamıyoruz. Başkanlar, olayı saha dışına çıkarıyor. Herhalde oynanan kötü futbolu değerlendirmeyelim diye. Bütün başkanlara saygılıyım. Hepsi aklı başında insanlar, büyük kitleleri yönetiyorlar. Ama artık ‘yeter’ diyorum. Tribünlere oynamayı bıraksınlar. Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu üç büyük takımın taraftarı. Bu taraftarlar yarın protestoya başlarsa bunun altından hiçbir başkan kalkamaz. Bizler futbolumuza huzur gelsin istiyoruz. Bu insanlara birinin dur demesi lazım.

Kahraman kızlarımız
Hafta sonunda Filenin Sultanları’nın destanını izledim. İnanın A Milli Futbol Takımımız’ın nasıl Avrupa Şampiyonası’na gitmesine sevindiysek, kızlarımız Tokyo Olimpiyat Oyunları’nın biletini alırken de aynı duyguları yaşadık. Ay-yıldızlı sporcular 80 milyon Türk insanının kalbine girdi. Sağolsunlar, varolsunlar. Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın da bu başarıda çok büyük emekleri var.

Yüreğimiz cızladı

Yazının devamı...

G.Saray’ın çocuğu Onyekuru

10 Ocak 2020

Herhangi bir futbolcu saygıyı kendi hakeder. Onyekuru’ya da taraftar beste yapıyorsa, ‘karaoğlan’ diyorsa demek ki bunu Nijeryalı futbolcu hak etmiştir.
Geçen sezon Everton’dan, 15 milyon euro bonservis bedeliyle Fransız kulübü Monaco’ya gitti. Bu kadar yüksek bir rakama transfer olmasının tek sebebi kiralık olarak forma giydiği Galatasaray’da üst düzey performans ortaya koyması. Monaco’da hocasıyla sorun yaşamış olabilir. Bu gayet normal bir durum. Her futbolcunun başına gelebilir.
Birçok kulüp Onyekuru’ya altı aylık dönemde Galatasaray’da alacağının üç mislini teklif etti. Fransız kulübüne de 1,5 senelik 5 milyon euro kiralama bedeli önerildi. Hem de 4 takımdan... Fakat Onyekuru, ‘Ben Galatasaray’da oynayacağım’ dedi ve dimdik ayakta durdu. Monaco yöneticileri de futbolcusuna saygı gösterdi, sarı-kırmızılı takıma gitmesine izin verdi.
Eminim sarı-kırmızılı kulübe çok büyük katkı sağlayacak. Ligin ilk yarısında Babel ile işlemeyen sol kanat, Onyekuru ile hayat bulacak. Bilhassa takım hücuma çıkarken daha süratli, daha etkili rakip kaleye gidecek. Falcao yalnız kalmayacak. Her şeyden önemlisi de arkasında oynayacak olan Saracchi ile sol çizgide büyük bir tempo yaratacaklar. Onyekuru’nun defansif anlamda da Uruguaylı futbolcuya önemli katkı yapacağını düşünüyorum.
Daha önce Nagatomo ve Babel’in toplam yaşları 66... Onyekuru ile Saracchi’nin ise 43... Arada 23 yıl fark var. Galatasaray’ın sol kanadı toplamda 23 yaş gençleşti. Bu da ikinci yarıda fark yaratacak.
Sağ tarafa alınan Sekidika da 23 yaşında... Tempolu oyunu seven çok hızlı bir futbolcu. En önemlisi de çıkış arıyor, daha iyi yerlere gelmek istiyor. Gelişime açık bir oyuncu. Ama hiç kimseyi yanıltmasın. Şu anda oranın futbolcusu Feghouli... Tecrübesiyle, tekniğiyle Sekidika’dan daha iyi. O mevkiinin birinci ismi Cezayirli futbolcu, ikincisi ise yeni transfer Sekidika... Ama zaman içinde hepimiz göreceğiz. Yaşı itibariyle uzun seneler sağ çizgide Galatasaray’a büyük katkı sağlayacak Nijeryalı oyuncu.
Bu transferlerin takıma yararı şöyle oldu. Ömer Bayram sol çizgiden orta sahaya geçecek, Taylan da orta sahada daha rahat ve başarılı olacak. Lemina ikinci bölgede en kilit oyuncu görevini üstlenecek. Seri şayet kalırsa o da farklı bir kimliğe bürünecek. İşin özeti, ligin ikinci yarısında Galatasaray sorun yaşadığı bölgeleri bu transferlerle çok güçlendirdi. Bir taşla, iki kuş vurdu.

Milyonları dağıtma zamanı sona erdi

Yazının devamı...

G.Saray’ın önünde engeller var

3 Ocak 2020

Antalyaspor maçındaki iyi futbol, bol gol ligin ikinci yarısı için Galatasaray taraftarlarını ümitlendirdi. Hep aynı şeyi söylüyorum yine söyleyeceğim. Bugün Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın, Başakşehir’in, Trabzonspor’un, Sivasspor’un ne kadar şampiyonluk şansı varsa Galatasaray’ın da o kadar var. Kaybedilmiş hiçbir şey yok.
Ama transfer için öyle baskılar var ki bunları gördükçe inanın benim de inanasım geliyor. Evet, Eskişehirspor’dan gelecek olan Sekidika ve Muslera’nın arkadaşı Uruguaylı Saracchi’de sorun yok. Linnes de bu takıma katılacak. Buraya kadar herhangi bir problem yok. Şimdi geçelim öteki sayfaya. Duyduklarımı söylüyorum; Babel’i İtalya’dan üç takım istiyor. Bunları okudukça şaşkına dönüyorum. Babel nasıl gidecek? Her şeyden önce Fatih Terim’in Babel’i göndermek gibi bir niyeti var mı? Ben şimdiye kadar Terim’in ağzından öyle bir laf duymadım.
Aynı durum Belhanda için de geçerli. “Arabistan’a gidiyor, her konuda anlaşıldı. Galatasaray sekiz milyon euroya ‘evet’ diyecek.” Bunları hepimiz okuyoruz. Belhanda Türkiye’de gayet mutlu. Hiçbir yerde kazanamayacağı parayı alıyor. Ailesi, çocukları buradaki yaşamdan gayet memnun. Bu tür haberlere, konuşmalara hiç kimse inanmasın. Onyekuru gelmiş, Florya’da ev tutmuş, cumartesi günü idmanlara çıkacakmış. Bu işler o kadar kolay mı? Monaco’ya yeni bir hoca geldi. Yeni çalıştırıcı, ‘Ben Onyekuru’yu göndermiyorum’ derse nasıl gelecek?
İnsanların biraz frene basması lazım. Futbolcu göndermek, almak kolay işler değil. Onyekuru 15 milyon euroya Monaco’ya gitti. Kovulan antrenörle sorunlar yaşadı. Böyle futbolcuları bedelsiz kiralık kadrona katmak zor. Diagne için de görüşlerim aynı. Brugge, parasını verdiği futbolcuyu göndermez. Hepsinden daha önemlisi iki aydır; “Arda geldi, anlaştı. Hiçbir sorun yok. Florya’da idmanlara çıkacak” gibi yorumlar yapılıyor. Gerçekten çok araştırdım, ama hiç kimseye bunu doğrulatamadım. Fatih Terim, Arda’yı gerçekten almak isterse de iki dudağının arasında. ‘Gel oğlum’ der Arda da gelir. Buna da kimse itiraz edemez, herkes saygı gösterir. Ama böyle bir şey benim kulağıma gelmedi.
Evet, Arda’nın özel hocalarla günde 4 saat iki aydır idman yaptığını ve 8 kilo verdiğini biliyorum. Ama Arda, Galatasaray’a gelecek diye kimseye söyleyemiyorum. Öyle bir ışık ya da görüntü şimdiye kadar görmedim. Ama bilhassa sosyal medya, bir kısım taraftar Arda’ya, Fatih Terim’e hakaret ediyorlar. Bu çok ayıp. Bakın bu insanlara bir sözüm var. Fatih Terim istemedikten sonra Florya’ya hiç kimse giremez. Ama Terim de isterse buna hiç kimse itiraz edemez. Bu böyle bilinmeli. Ve Galatasaray’ın taraftarları, camiası, bundan sonra gelecek ve gidecek isimlere saygı duymalı. Şu anda kulübün birlik beraberliğe ihtiyacı var.

Genç hakemlere güvenilmeli

Yazının devamı...

Galatasaray mesajı verdi

29 Aralık 2019

Koca bir yarım sezon geçti...Galatasaray, dün geceki futbolu Şampiyonlar Ligi maçları dahil ilk defa ortaya koydu... Takım bütünlüğü, yardımlaşma, hırsları, birbirlerinin kademesine geçmeleri, her şey mükemmeldi. Zaten takımın sorunu da buydu. Antalya maçı hariç şimdiye kadar hiç bir karşılaşmada futbolcular birbirleriyle bütünleşmedi. Demek ki bütünleşince ortaya iyi futbol çıkıyor. Rakibine korku veriyorsun...
Orta saha yol geçen hanı gibiydi koca bir yarım sezon... Lemina’nın, Taylan’ın, Ömer’in ve ilk yarı Seri’nin o muhteşem performansları ortaya zor gol yiyen, çok gol pozisyonuna giren bir Galatasaray çıkardı. İlk yarı Feghouli gününde olmuş olsaydı Falcao’nun maç eksiği, kondisyon eksiği olmasaydı tarihi bir skor olabilirdi. Bu kadrodan kaç futbolcu bir daha yanyana oynayacak orasını bilmiyorum. Ama önemli olan devre arasına girerken takımın “ben de şampiyonluk yarışında varım” mesajı 30 milyon Galatasaray taraftarına hem ilerisi için umut verdi, hem de keyifli bir maç seyrettirdiler.
Her şey bir yana Taylan Antalyalı’nın ikinci yarı için en büyük transfer olduğunu gördük. Bir gol attı bu çocuk, penaltı yaptırdı, sahada basmadık yer bırakmadı, defansına yardım etti, rakibine olağanüstü pres yaptı. Bir futbolcuda ne ararsanız bu Taylan’da var. İkinci yarı performansının daha da artacağını düşünüyorum.
Aynı şekil Falcao... Devamlı gol kokluyor... Fiziki sorunu olmasa her maç bir kaç gol atar... Ama burada en önemli faktör Galatasaraylı futbolcular. Bu maça kadar yardımlaşmıyorlardı. Hücumda Falcao’yu topla buluşturamıyorlardı. Antalya maçında bunların aşılmış olduğunu gördüm.
Mariano yahut Nagatomo bunların hangisi gönderilecek bilmiyorum... İkisinin de yaşı 33... Bir devre iyi mücadele ediyorlar, ikinci yarı kondisyon olarak oyundan düşüyorlar. Buraya Linnes gelecek... Duyduğuma göre bir futbolcu daha transfer edilecekmiş... Şayet Galatasaray’ın iki bekinin de tempoları iyi olursa ikinci yarıya takım olarak damga vurabilirler... Donk’ta da sorun var... Bilmiyorum bu ilerlemiş yaşıyla her maç oynayabilir mi?
Antalya’ya gelince... Tabi ki Galatasaray ayarında bir takım değil... İyi mücadele ettiler. Hele Chico, Nazım Sangare, Celustka ve sonradan oyuna giren genç Mukairu gerçekten çok iyi futbolcular. Zaman zaman Galatasaray’ı da çok zorladılar. Ama tekniği çok iyi, dün de koşan bir Galatasaray olunca teknik direktör Tomas’ın fazla yapacak bir şeyi yoktu.

Yazının devamı...

Hepsi gider, Terim kalır!

27 Aralık 2019

Futbolumuza maalesef bir türlü huzur gelmiyor, gelecek gibi de gözükmüyor. Fatih Terim’in Galatasaray’daki konumunu insanlar iyi analiz edemiyor. Kısaca şöyle söyleyeyim; Süper Lig’deki bütün teknik direktörler (Terim hariç) üç maç arka arkaya kaybetsinler sözleşmeleri fesih edilip gönderilirler.
Fatih hocaya başka gözle bakmak lazım. Her şeyden önce Galatasaray’daki mazisini, kazandığı 21 kupayı ve kulübün evladı olduğunu çoğu kişi hesaba katmıyor. Tabii ki o da bu sene başarısız bir sezon geçiriyor. Yaptığı transferlerin neredeyse hepsi takıma uyum sağlayamadı. Forvette, orta sahada, defansta sorun yaşanıyor. Her şeye rağmen şampiyonluk için Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın, Trabzonspor’un, Başakşehir’in ve Sivas’ın ne kadar şansı varsa sarı-kırmızılı takımın da o kadar şansı var.
Neden hiçbir teknik direktör için gitmeli, gitsin diye yaygara koparılmıyor. Cımbızla sadece ve sadece ‘Fatih Terim gönderilmeli’ diye naralar atılıyor. Ne kadar saçma değil mi? Terim, Disiplin Kuruluna sevk ediliyor. Ne söylemiş, “60. dakikada Gassama ikinci sarı karttan atılmalıydı. Hakem, oyunu çok durdurdu. Bu yüzden de Türkiye’de daha hızlı futbol oynanmıyor.”
Bu sözlerin daha fazlasını bütün teknik direktörler ve kulüp başkanları söylüyor, onlar ceza kuruluna sevk edilmiyor. Sadece kurallar, talimatlar sanki Fatih Terim için uygulanıyor. İşin kolayı var. Disiplin kurulu bir bildiri yayınlasın Terim’e konuşma yasağı getirsin, ‘Sen ne zaman konuşursan biz sana ceza vereceğiz’ desin. Hatta maç sonlarındaki basın toplantılarına çıkmayı bile yasaklasın.
Hiç kusura bakmasınlar. Dışarıdan, olanlar böyle görülüyor. 30 milyon Galatasaray taraftarının çoğu Fatih Terim’i kulübün bir parçası olarak görüyor. Bazı yeni yetmeler var. Onlar ise bilhassa sosyal medyada Terim’i hırpalamak için her şeyi yapıyorlar. Bunların sayısı da çok az. Zaten bu kişilerin Galatasaraylı olduğuna bile ben inanmıyorum. Terim, “Yeter artık, çok yoruldum. Herkes üstüme çok geliyor. Kafamı dinleyeceğim. Teknik direktörlüğü bırakıyorum’ dese yer yerinden oynayacak. Hele Galatasaray, öyle bir çıkmazın içine girer ki, ardından daha büyük sorunlar yaşar.
Evet, takım iyi futbol oynamıyor. En azından oynadığı futboldan kimse keyif almıyor. Ama devre arasında hoca her şeyin değişeceğini söylüyor. İnsanların buna saygı göstermesi lazım. Bekleyin, görün ondan sonra eleştirin. Bakın birçok futbolcu gidecek. Bilhassa Nzonzi gibi koca bir devre 1,5 milyon euro para almasına rağmen ne bir asist, ne bir gol şutu çekmeyen, ruhunu kaybetmiş isimlerin hepsi temizlenecek. Biraz sabır ve saygı diyorum.

Yazının devamı...