İsrail’e karşı hangi duygu daha değerli?

27 Aralık 2020

Türkiye ile İsrail arasında olası bir yakınlaşma senaryosu konuşuluyor son üç gündür. Bu senaryoyu duygusallıkla yorumlayanlar var ama asıl olması gereken “duygu” ve akıl için önemli olan Türkiye’nin menfaatleri değil mi?

Türkiye ile İsrail arasında imzalanacak olası bir Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması Doğu Akdeniz’de gerginliği büyük ölçüde bitirecek, Türkiye’nin “Biz olmadan olmaz” tezini dönülmez noktaya getirecektir. Böyle bir anlaşma İsrail’e de deniz alanı kazandıracak. Böyle bir anlaşmanın kaybedeni Yunanistan ve Rum Kesimi olacaktır.

ABD’de göreve başlayacak yeni Başkan Biden’ın, Yunanistan lobisiyle 1970’lerden beri devam eden bir ilişkisi var. Doğu Akdeniz’de bitecek olan gerginlik hem ABD-Türkiye hem de AB-Türkiye ilişkilerine yansıyacaktır. ABD ile sorun olan dosyalardan birinin masadan çekilmesi, Suriye gibi çetrefil dosyalarda Türkiye’nin elini rahatlatır.

Washington’da şu an en kuvvetli lobi Yahudi lobisi. Türkiye-İsrail arasındaki yumuşama süreci, Yahudi lobisinin hemen Türkiye’den yana tavır alacağı anlamına gelmez ama en azından Yahudi lobisi, Türkiye karşıtı diğer lobilere güç sunmaktan vazgeçer.

Türkiye’de bir sürü isim ABD’nin Ortadoğu’da İsrail’e dost bir devlet yaratmak için bir “Kürdistan” kurdurmaya çalıştığını düşünür ve tezlerini de bu fikrin üzerine kurar. Bugün Ortadoğu’da, İsrail’e düşman devlet neredeyse kalmadı. Bu yeni duruma, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin düzelmesi tablosu da eklendiğinde “İsrail’e dost olsun diye Kürdistan kurma” tezi anlamanı yitirecektir.

Türkiye ile İsrail arasındaki yakınlaşma senaryolarına, Doğu Akdeniz, Washington ve Brüksel üzerinden bakılması gereken bir zaman dilimindeyiz.

Yazının devamı...

Aşı işinde kafa karıştıran noktalar

25 Aralık 2020

Türkiye, 11 Aralık’tan beri Çin’den aşı bekliyor. Aşılar, pazartesi sabaha karşı Türkiye’de olacak ama yaklaşık 2 hafta sürecek bir onay süreci var. Aşının etkili olması için de 3-4 hafta arayla iki doz uygulanması lazım. Bu da şubat ortasından önce aşıdan fayda sağlayamacağımızı gösteriyor. Çin’deki özel hastanelerde her isteyene yapılacak kadar çok olan bu aşılar neden 2 hafta gecikti? Aşıların eczanelerde satılacak hale geldiği günün KDV oranlarının belirlenmiş olması aşılamanın başlamadığı gerçeğini değiştirmiyor.

Pfizer-BioNTech aşısı Avrupa Birliği içerisinde de dağıtılmaya başladı. Dozu, ABD’ye 19.5 dolara, AB ülkelerine 18.5 dolardan satıldı. BioNTech CEO’su Uğur Şahin, Türkiye için aşı ayırdıklarını ama görüşmelerin sürdüğünü söylüyor. Eğer Türkiye’nin tercihi maliyete göre şekilleniyorsa, hastalık yüzünden kaybettiğimiz her sağlık emekçisinin yetişme maliyetini de, kapatmaların ekonomiye etkisini de hesaba katmak gerekir. 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca dün akşam Türkiye’nin aşılama programının ana hatlarını açıkladı. Ana hatları diyorum zira ikinci parti aşı ne zaman gelir, kaç tane gelir, onların hepsi muamma. Normal zamanda bile engellilerin sokağa çıkmakta güçlük yaşadığı bir ülkeyiz biz. Can kaybı olmasın diye aşılama kararı doğru olsa bile, her dakika herkesle temas halinde olan kolluk kuvvetleri öncelikli grupta olabilirdi.

Çin aşılarının, Brezilya’da yürütülen 3. faz çalışma sonuçlarının açıklanması 3. kez ertelendi. Ertelemeyi isteyen de aşıyı üreten Sinovac firması. Neymiş, tüm ülkelerde sonuçlar birlikte açıklanacakmış. Türkiye açıkladı işte, Endonezya, ocak ortasında açıklayacak. Her gün insanlar ölürken “aynı anda açıklama” ertelemesi  aşıya duyulan güveni azalttı durduk yere.

İngiltere ve ABD gibi ülkeler hamilelerin aşılanıp aşılanmayacağını tartışıyor, Danimarka, insanları arayıp, aşınız ayrıldı, şu tarihte yapılacak diye randevuları oluşturuyor. Türkiye’de aşılama nasıl olacak acaba? Aile hekimleri mi aşı yapacak, hastaneler mi, belirsizlik çok fazla. Aşı kuyrukları 3. dalga yaratır diye endişe ediyor insan.

Çin’den gelecek Sinovac aşısı üretim için canlı hücreye yani hammaddeye ihtiyaç duyuyor, mRNA türü dediğimiz aşılar hammadde ihtiyacı olmayan ve daha kolay üretilen aşılar. Türkiye 50 milyon doz aşı alacağını açıklamıştı. Bu da 25 milyon insanın aşılanması anlamına geliyor. 38 milyon nüfuslu Kanada’nın 246 milyon doz aşı anlaşması yapması haksızlık ama 83 milyonluk Türkiye’nin ihtiyacı da 50 milyon dozun yaklaşık 3 katı. Daha önce 18 yaş altı aşılanmayacak denmişti ama koronavirüsün mutasyon geçirdikten sonra özellikle 18 yaş altına daha çok etkilediğine dair bir sürü haber çıkıyor Avrupa’da. Alınan 50 milyon doz sonrası için yol haritamız ne acaba?

Kim ne derse desin, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca aldığı sorumluluğun altından yüzünün akıyla çıktı. Beğenmediğimiz, erken bulduğumuz kararlar oldu ama o kararlarda da ekonomiyi açık tutma etkisini göz ardı edemeyiz. Ancak aşı meselesi Fahrettin Koca için ciddi bir risk barındırıyor. 89 dakika görevini iyi yapan bir kaleci, 90. dakikada hatalı gol yediğinde nasıl kimse geçen 89 dakikaya bakmazsa, aşı temini ve sürecin yönetimi Fahrettin Koca’nın 90. dakikası haline gelebilir.

Tüm ülkelerin işe yaradığı ispatlanan her aşıyı aldığı bir dönemde, Türkiye neden tek kaynağa muhtaç kalıyor, orası da başka muamma...

Yazının devamı...