Küfür bağımlısı değilim ama aşıyı savunmaya devam

30 Mayıs 2021

Çok acı ama aşı meselesini bile siyasi kamplara göre tartışan bir ülke Türkiye.

1885’te kuduz aşısını bulan Pasteur’e 10 bin frank ile Mecidiye Nişanı hediye eden, eğitmesi için öğrenciler yollayan, 1867’de çocuklara aşı yapılmasını mecbur kılan Padişah Abdülhamid de tarihimiz, 1 Mart 1923’te Latife Hanım’ın Meclis’i ilk ziyaret eden kadın unvanı aldığı gün, kürsüden, Sivas Kurumu’nun Kurtuluş Savaşı devam ederken ürettiği aşı miktarlarını açıklayan, 1928’de Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü kurduran Mustafa Kemal Atatürk de...

Bu topraklarda 1721’de çiçek aşısı yapılıyordu ve aşı Avrupa’ya Osmanlı’dan, bir İngiliz büyükelçinin eşinin mektubu sayesinde ulaştı.

Aşı siyasi kamplara göre tartışılamayacak bir konu aslında.

***

“Aşılarda alüminyum ve cıva var” argümanı çok fazla konuşuluyor.

Evet, aşılarda, thimerosal diye tanımlanan etil cıvalardan var ama vücutta biriken metil cıva türünden tamamen farklı bu.

Thimerosal dediğimiz etil cıva aşıya 1930’larda eklendi; sebebi de 1928’de Avustralya’daki bir kasabada difteri aşısı olan çocukların ölmesiydi. O zaman büyük şişelerde üretilen aşı açıldıktan sonra, kullanan doktor şişeyi iyi koruyamadığı için enfekte olmuş ve ölümler meydana gelmişti. Tek kullanımlık dozların üretilmesi ve ABD’de 2000 yılında alınan karar sonrası artık bileşik aşılar dışındaki aşılarda thimerosal kullanılmıyor.

Yazının devamı...

Koronavirüsten çıkış yolumuz

21 Mayıs 2021

Dün vaka sayısı 10 binin altında geldi ama çarşamba günü gelen vaka artışı dikkatinizi çekti mi?

Virüsün kuluçka ve belirti gösterme süresine bakacak olursak, tam kapanma döneminin sonunda hasta sayımızı arttırdık. Dün gelen sayı dahil hepsi tam kapanma döneminin vakaları, kademeli normalleşmenin tablosunu gelecek hafta alacağız.

Yaz geldi, dışarıda virüsün bulaşma imkanı azalır tezi doğru ama yeterli değil.

Yine çarşamba günü İstiklal Caddesi’ni hatta birden fazla ailenin aynı masada buluştuğu Belgrad Ormanı pikniklerini görünce insan daha fazla endişe ediyor.

Koronavirüs sürecinden en az hasarla çıkmamız için bir haftalık daha kapanmaya ve her gün 800-900 bin kişiye aşı yapmaya ihtiyacımız var.

Şu an nüfusun ancak yüzde 13’ü aşı korumasında, bu oranı hızla arttırmadığımız sürece, şimdi ya da sonbaharda kapanmalarla geçecek hayatımız.

Sağlık Bakanlığı, toplumun en hareketli kesimlerine hemen, ardından yaş kriterini bir anda 40’lara kadar düşürüp, bir haftalık kapanma sırasında milyonlarca aşı yapabildiği takdirde sonbahara rahat gireceğiz. Kaldı ki, aşılama takvimine bakacak olursak sonbaharda, daha önce aşılanan sağlık emekçilerinin, tekrar aşı olma zamanı geliyor.

Evet çok çektik, çok sıkıldık ama eylülde okulları açmanın, insanları ofislere döndürmenin yani normalleşmenin tek yolu maalesef bu...

Yazının devamı...