‘SIRÇA KÜMES’TEKİ DELİKANLI

20 Aralık 2019

Derslerden kaytarmak, okulun o saatlerde kimsenin uğramadığı tiyatro salonunda, oldukça sert Fransız marka sigarasından 2-3 nefes çekmek, sonra da o dönemin popüler şarkısı ‘Olmasa Mektubun’ eşliğinde delikanlılık hayallerine dalmaktı yaptığımız.Derslerden kaytarmak, okulun o saatlerde kimsenin uğramadığı tiyatro salonunda, oldukça sert Fransız marka sigarasından 2-3 nefes çekmek, sonra da o dönemin popüler şarkısı ‘Olmasa Mektubun’ eşliğinde delikanlılık hayallerine dalmaktı yaptığımız.Tennessee Williams’ın ünlü oyunu ‘Sırça Kümes’ için prova yapıyorduk hesapta, Emre ve Yalçın, oyunun müziğini yapıyorlar, ben Tom’u oynuyordum.Bu anlattığım sahnenin üzerinden 32 yıl geçti, o projenin müziğini yapan Emre Altuğ, ‘20’nci Sanat Yılı’nı kutladı, pazartesi gecesi.Laf olsun diye yazmadım ‘Sırça Kümes’i, Emre konservatuvar sınavlarını o oyunun final sahnesiyle kazanmıştı, Tom’u en iyi anlayan kişiydi.Tom, kendilerini terk ettiği için çok tepkili olduğu babasının izinden gitti bir süre sonra, Emre hayatındaki kimseyi terk etmedi.Tom, babasından en son haberi Meksika’da, Mazatlan diye bir yerden attığı karttan almıştı, Emre’nin hayatta en büyük önceliği oğullları...Oyunun finalinde Tom, annesiyle beraber terk ettiği sakat kız kardeşi Laura’ya uzaktan sesleniyordu, Emre, şarkılarını oğulları ve ayrıldığı eşinin gözlerine bakarak söyledi.Emre’nin ‘20’nci Sanat Yılı’ mesleki başarısıdır ama asıl başarısı kimseye kötülük yapmadan, hakkında kimseye tek kötü söz söyletmeden hayatına devam etmesidir.Ve en önemlisi, tıpkı 32 yıl önce olduğu gibi hayata sıcak ve sevecen gözlerle bakmayı başarabilmesidir.‘Sırça Kümes’teki o delikanlı, arkadaşınız olduğu zaman, kendinizi zengin hissettiren nadir adamlardan biridir, nice 20 yıllara Emre...

‘Uçurtmayı Vurmasınlar’

‘Uçurtmayı Vurmasınlar’, seyreden herkesi ağlatan eski bir Türk filmi olarak kalmamalı hafızamızda...‘Uçurtmayı Vurmasınlar’, seyreden herkesi ağlatan eski bir Türk filmi olarak kalmamalı hafızamızda...Hayatımıza “Ben yapmadım, Miki yaptı” sözünü sokan filmdir aynı zamanda, duymuşsunuzdur belki bir yerlerde...Üzerinden çok uzun zaman geçmiş olmasına, ülkenin ceza ve cezaevi sosyolojisi tamamen değişmiş olmasına rağmen, mutlaka seyretmenizi öneririm.Çünkü o sonsuz ve gri kasvete rağmen, ümit her zaman değiştirir insanın hayatını...Ekonomik kriz ve geçim sıkıntısı gibi gerekçelerle intihar edenlerin, neredeyse kahraman ilan edileceği bir dönemde, önceki gün aramızdan ayrılan Tunç Başaran’ın bize mirasıdır bu mesaj...

Hediye seçiminde yeni bir dönem

Eşi, doğum gününde Süreyya Yalçın’a helikopter hediye etmiş. Yalçın da geçtiğimiz sene eşine, nasıl oluyorsa artık, el yapımı bir TIR hediye etmişmiş...
Tamam, “İki çıplak bir hamama yakışır” sözünü biliyoruz da, bu ikilinin hediye anlayışı da başka bir söz ihtiyacı duyuruyor insana. Tevazu içermeyen, haliyle hacimli bir cümle... 

Kurtulmuş olabilir miyiz acaba?

Hanife, bugüne kadar hep ‘Fenomen gelin adayı’ olarak haber olmayı başarmış biri...Hanife, bugüne kadar hep ‘Fenomen gelin adayı’ olarak haber olmayı başarmış biri...Şimdi evlenmiş, Allah mesut etsin.Yine de insan bundan sonrasını merak ediyor.Umarım gelecekte ‘Bir zamanların fenomen gelin adayı, şimdi evinin hanımı Hanife’ diye başlayan haberler okutmaz medyamız bize...

Yazının devamı...

BEREN AMA DEĞİL!

18 Aralık 2019

Bir sürü insan merak etmiş,
Beren Saat’in sosyal medyada paylaştığı bu fotoğraf çekilirken altında çamaşır var mıydı, yok muydu diye...
Önce ‘neleri merak ediyoruz ve neden bu kadar bacak arası takıntılıyız?’ diye düşündüm.
Sonra oyuncunun yetenek eksikliğini beden sergileyerek gidermeye çalışanlardan olmadığını da unutmuşuz diye hayıflandım. Fotoğrafta gördüğümüz kadın da aslında Saat ama değil. Netflix’te 27 Aralık’ta gösterime girecek ‘Atiye’ dizisi için yapılmış röportaj sırasında çekilmiş bir kare o. Sayfaya koyduğum fotoğraflara bakacak olursanız, zaten iki karede de aynı elbise var üzerinde. BBC’nin aralıkta izlenmesi tavsiyesinde bulunduğu 10 yapımdan birisi ‘Atiye’ ve senaryodan dışarı sızanlara bakacak olursak, Göbeklitepe’de bulunan bir sembolün ruhunda fırtınalar yarattığı bir ressamı oynayacak Saat... O yüzden sosyal medya hesaplarında gördüğümüz her fotoğrafın üzerine atlamamak ve fahri çamaşır müfettişi rolüne bürünmemek lazım.

Kim bu çocuklar biliyor musunuz?

A Milli Buz Hokeyi Takımı oyuncularının yaptıklarını gördünüz mü? Bulgaristan’ı yendikleri maçın ardından çalınan İstiklal Marşı yarıda kesilince, kendi sesleriyle tamamladılar marşı. Hırvatistan’da yaşanan bu ayıba takılıp, asıl meseleyi görmezden gelmeyelim. Zeytinburnu Belediyesi başlattı bu buz hokeyi işini. Malzeme alabilecek varlıklı çocuklardan bir takım oluşturmadı, aksine bir umuda ihtiyacı olan çocuklarla
çıktılar yola.

Yazının devamı...