ABD neden Yunanistan’ı seçti?

ABD Dışişleri Bakanı iki hafta önce Güney Kıbrıs’a gitti, normalde bayıla bayıla görüşeceği, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’ya sadece bir telefon konuşması teklif etti, o da kabul edilmedi.

Aynı ABD Dışişleri Bakanı şimdi Atina’ya gidecek, orada da Türkiye karşıtı cümleler kuracak.

Sadece Dedeağaç ve Girit’te ABD’ye verilen üsler değil bu tavrın sebebi.

ABD neden Yunanistan’ı seçti

Maalesef Yunanistan’ın ABD’deki lobi gücü bizden fazla.

Atina adına lobi faaliyetlerini yöneten American Hellenic Institute adlı kuruluş, seçimlerde Demokrat Başkan adayı Joe Biden’ı destekleyeceklerini açıkladı uzunca bir süre önce.

ABD’deki Yunanistan kökenli oy oranı öyle seçim sonucu değiştirecek kadar fazla değil ama Ermeni lobisi de tamamen Yunanistan lobisinin arkasında duruyor.

Hemen her konuda Türkiye’ye karşı yaptırım çağrısında bulunuyor, Türkiye’den ithal edilen ürünleri kalem kalem listeleyerek boykot çağrısında bulunuyorlar.

ABD’de Türkiye adına Turkish Heritage Organization çalışmalar yapıyor ama karşılarında sadece Yunanistan, Ermeni ve Yahudi lobileri değil bir de FETÖ lobisi var.

Belli ki seçimlere kadar Trump yönetimi Yunanistan’ın tarafında olduğunu gösteren başka açıklamalar da yapacak.

Keşke, ABD’li siyasetçilerin ve ABD medyasının olumsuz haberlerine karşı, sosyal medyada Türkçe küfür mesajları yerine, İngilizce “Yanlış biliyorsunuz, hata yapıyorsunuz” mesajları    atmayı becersek de etkimiz daha fazla olsa...

 Türkiye’de ‘Üçüncü Cumhuriyet’ zamanı

“İkinci Cumhuriyet” Türkiye’de liberallerin kavramı olarak bilinir.

Kendisini sol ya da Atatürkçü çizgide tanımlayanlar içinse “İkinci Cumhuriyetçi” bir eleştiri ya da hakaret tanımlamasıdır.

Fakat bu kavram, siyasi hayatımıza, liberaller tarafından değil, ilk olarak 27 Mayıs darbesini destekleyenlerce sokulmuş.

ABD neden Yunanistan’ı seçti

Darbeyi destekleyen o zamanın Akşam gazetesi, “İkinci Cumhuriyet” tanımını kullandığı birden fazla manşet atmış.

Bugün “İkinci Cumhuriyetçi” lafını eleştiri için kullananların çoğu, 27 Mayıs’a sempatiyle yaklaşan isimlerden oluşuyor.

Peki, şimdi olacak? Ya liberaller “Üçüncü Cumhuriyet” gibi bir kavram üretecekler  ya da 27 Mayıs’a destek  veren İkinci Cumhuriyet manşetleri yok sayılacak.

“İkinci Cumhuriyet”, ileride o tanımlamayı kullananın da, karşı çıkanın da yakın tarihi pek bilmediğini gösteren bir örnek olacak sanki...  

Ölme eşşeğim ölme...

Türkiye’nin dolar ihtiyacının en fazla olduğu zaman dilimlerinden birini yaşıyoruz ya, hikâyeye bakın lütfen:

Kültür balıkçılığı tesisleri, Bodrum Milas’a 5 kilometre mesafede üretim yapıyor.

Sektör, 2019’da  1 milyar dolardan fazla ihracat yaptı, üç kıtada 29 ülkeye balık yolladı.

İhraç edilecek balıklar, önce 220 kilometre karayoluyla İzmir’e, oradan uçakla İstanbul’a, oradan da ihraç edilecekleri ülkeye yollanıyor.

Bu yolculuk hem maliyeti artırıp, rekabet şansını azaltıyor hem de balığın raf ömrünü kısaltıyor.

2012’den beri Bodrum-Milas’tan ihracat yapmak isteyen üreticiler, ilgili taraflarla buluştular bu hafta bir kez daha.

Uygun depolama binası yapımı ve XR cihazı olan geçici depolama alanının maliyetini kim karşılayacak sorusuyla beraber toplantı sona erdi.

Atıyorum, bir milyon dolar harcayıp, on milyon dolar daha fazla gelir elde etme şansımız varsa, neden bunu kullanmıyoruz?

Hayat felsefesi dediğimiz şey...

“Biz sevmekle yükümlüyüz. Kavuşmak mı? Onu Allah bilir...” Halk ozanı Neşet Ertaş’ın en sevdiğim cümlelerinden biri bu.“Ya benimsin, ya toprağın” saçmalığını Anadolu’ya mal edenlerin ilk öğrenmesi gereken söz de bu...