Elif baskılı kupa olmalı aslında

Enkazın altından çıktığında kurtarıcısının parmağını bırakmayan Elif çizimli kupanın satışa sürülmesine çok kızdı herkes.

Elif’in yaşadıkları, “En zor durumda bile ümidini kaybetme” fikrini taşıyor, ortak bir sevinci anlatıyor.

O fikrin ve sevincin yayılması, kupa ve hediyelik eşyalara basılması kötü değil.

Elif baskılı kupa olmalı aslında

Kötü olan, bu işi akıl eden firmanın “Hepsini ben kazanayım” tavrı.

Eğer “Aldığınız her kupadan şu kadar lira, Elif ve diğer depremzede çocuklar için harcanacak” deselerdi kriz çıkmazdı.

Yine de bu krizi fırsata çevirmek mümkün.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, geliri deprem yaralarının sarılmasında kullanılacak şekilde “bırakılmayan parmak”’lı hediyelik eşyalar yaptırmalı, internetten satışa sunmalı.

Bu sayede hem “En zor durumda bile ümidini kaybetme” mesajı yayılmış olur hem de İzmir’e destek için hepimize bir fırsat daha yaratılmış olur.

Genel başkanlar teşekkür etmezmiş

“Genel başkanlar partililerine teşekkür etmez ama ben edeceğim.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu cümleyle başladı grup toplantısı konuşmasına.

Sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde, seçim kazanan her genel başkan ve her aday partililerine teşekkür eder.

“Kemal Bey hiç seçim kazanamadı ki...” diye haksızlık etmeyelim, seçim kazanamadı ama altı kere parti kurultayı kazandı.

Ülkeyi yönetmeye aday olmadığı için hiç Cumhurbaşkanlığı seçimi de kaybetmedi.

Mustafa Kemal Atatürk, Sivas Kongresi’nde “ABD mandası” isteyenlere karşı zorlu bir mücadele vermiş, “Kongre Başkanı” seçilmemesi için uğraşan grubu etkisiz kılmış, Türkiye’nin kurtuluş yolu da öyle açılmıştı.

Hedefleri ve hayallerine ulaşmak için liderler doğal olarak iddialı oluyorlar.

Anladık ki genel başkan olmak ya da kalmak için iddialı olmak gerekmiyormuş.

‘İzmir güzellemesi’

İzmir bir garip şehir. Ayda bebek için hastaneyi köfte-ayrana boğdular.

Pandemi yüzünden uzun zamandır kapalı olan Alaçatı Erkek Öğrenci Yurdu, depremde evi yıkılan ya da hasar gören ailelere ev eşyası ve mobilya yardımında bulunuyor. Seferihisar köylüleri kamyonet dolusu mandalina, İzmir’in en havalı iki pastanesi, Reyhan ve Sevinç, tabaklar dolusu tatlı dağıtıyor. Bölüşmek yerine paylaştı İzmirliler.

İzmir’de markalar, sivil toplum kuruluşları çadırlar kurdular, ücretsiz ürünler dağıttılar. Kimse hak ettiğinden fazlasını almaya çalışmadı, izdiham olmadı, itiş kakış yaşanmadı.

Devlet de oldukça başarılı bir sınav verdi. Her enkazdan çıkarılanlar ayrı bir yerde toplandı, insanlar eşyalarını arayabildiler. AFAD çalışma yapılan alanlara 3’er çadır kurdu. Birinci çadırda ilk müdahaleler yapıldı, 2. çadırda ekipler için tek kullanımlık uyku setleri vardı. Üçüncü çadırda da 24 saat yiyecek-içecek dağıtıldı.

Enkazdan, 1 tavşan, 2 muhabbet kuşu,4 köpek, 8 kedi çıkarıldı. Hayvan ambulanslarında veterinerler tarafından yapıldı müdahaleler. Yine enkazdan çıkan albüm, bilgisayar, fotoğraf ve manevi değeri olabilecek her eşya kayıt altına alındı.

Küçük çocuklar dev bir çadırda pedagoglar eşliğinde oyunlar oynuyor, daha büyükler, otobüslerle salonlara götürülüyor, basketbol, voleybol, futbol oynuyorlar. Yaşam devam ettiriliyor çocuklar için.

Bayraklı, Manavkuyu’da görev yapan isimsiz bir kahramanın yazdıklarından çıkardım bu bilgileri. İzmir’de verilen başarılı sınava sevinsem de, İzmir’de yıkılan bina sayısının yüzlerce katı bina yıkılacak Marmara depreminde ve aynı ortamı sağlamak imkânsız olacak.

Her para aynı  değerde değildir

Pazartesi sabaha karşı, Pekin ile müzakere yanlısı, Başkan adayı Biden önde gidiyorken Çin’in para birimi değer kazandı.

Yaklaşık 2 saat sonra tablo değişti, Trump’ın oyu yükselince yuan yine değer kaybetti.

Üretim, emek söz konusu olmadığı için o kısa saat aralığında da kazananlar ve kaybedenler oldu.

Ertesi sabah Anadolu Kaplanları dizimizde Sakarya’yı okudum.

Sakarya’nın ihracatı ithalatından 2.3 milyar dolar daha fazla.

Fabrikaların yanına 22 adet Ar-Ge, 3 tasarım merkezi, 2 teknoloji transfer ofisi kurarak başarmış bunu Sakarya.

Peyzaj ve süs bitkisi üretiminden kazandıklarıyla şimdi de Doku Kültürü Laboratuvarı kuruyorlar.

Kurdaki oynamalarla kazanılan bin dolar ile tohumdan hasada emek vererek kazanılan bin dolar arasında fark var.

Rakam aynı olsa bile, kaynağı, üretim, bilim, emek, olan bin dolar elbette daha kıymetli.