Kenan Evren’in Türkiye’ye Ege maliyeti

Türkiye Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yaptıktan sonra Yunanistan NATO’nun askeri kanadından çekildi.

1978’den sonra Atina geri dönmek istedi ama bu kez Türkiye, hem Ecevit hem de Demirel hükümetleri Yunanistan’ın dönüşünü veto etti.

Düşmanlık adına yapılan bir adım değildi bu, aramızda kara suları problemi vardı ve 1976’da Hora araştırma gemisi Ege’ye çıktığında yine sert şekilde karşı karşıya gelmiştik Yunanistan’la.

12 Eylül askeri darbesinden 5 hafta sonra Türkiye, Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüş vetosunu kaldırdı.

NATO’da başkomutanlık yapmış olan General Haig ve General Rogers ile Kenan Evren arasında yürütüldü bu süreç.

Rogers Planı adı verilen bir takvim üzerinde anlaşıldığı açıklandı kamuoyuna.

Kenan Evren’in Türkiye’ye Ege maliyeti



O takvime göre Yunanistan, koşulsuz olarak NATO’ya dönecek, iki ülke arasında sorunların çözümü için diyalog başlatılacak ve Atina, Larissa’da kara ve hava karargâhları kurulmayacaktı.

Yunanistan bu anlaşma maddelerinin tekine bile uymadı.

“Asker sözü” gibi diplomaside anlamı olmayan bir söz dışında, Rogers Planı’na uymamanın bir yaptırımı olmadığı ortaya çıktı.

Atina’da iktidara gelen PASOK, “Kıbrıs’ta Türk askerinin kalmasına göz yumuyoruz, başka da taviz veremeyiz” deyip işin içinden çıktı, ardından ilk NATO Zirvesi’nde “İttifaka katkı sağlamak için Türkiye’ye karşı sınırlarımı koruyun” çağrısı yaptı.

O dönem ABD Başkanı olan Jimmy Carter, anılarında kendisini çok zorlayan Yunanistan’ın NATO’ya dönüşünün çok kolay halledildiğini söyledi.

Tek bir taviz, yazılı tek bir güvence, almadan, Türkiye Yunanistan’a karşı elindeki en büyük kozu harcayıverdi.

Askeri darbe dediğimiz şeyin 40 sene sonra bile ülkeye nasıl bir bedel ödettiğini görüyor musunuz?

Ha Musa ha Tuma

Cinsel saldırı suçlamalarında kadının beyanının esas alınması gerektiğine dair Yargıtay’ın onlarca, yüzlerce kararı var.

Türkiye’nin dört bir yanında mahkemeler bu içtihada göre karar verirken, Siirt’teki ağır ceza mahkemeleri ikidir bu içtihadı yok sayıyor.

Tecavüzle suçlanan Musa Orhan, önce Adli Tıp delilleri gelinceye kadar serbest bırakıldı, ancak o deliller gelince hakkında tutuklama karar çıktı.

Ardından sanığın avukatları karara itiraz etti, Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi, ilişki gönüllü mü değil mi belirlenemedi diye sanığı yine serbest bıraktı.

Arkadaş ortada bir kadın beyanı var, buna karşı sanık tarafı somut delil olarak sunduğu ne var?

Kenan Evren’in Türkiye’ye Ege maliyeti


Mağdureyle sanık arasında bir ilişki olduğunu gösteren fotoğraf, yazışma vs. yetmez durumu anlatmaya.

Diyelim ki genç kız, evini terk edip bu sanığın yanına kaçtı.

Eşler arasında bile rıza olmadan cinsel ilişkinin suç sayıldığı bir dünyada yaşıyoruz, farkında mıyız?

Yani mağdurenin sanığın evine gitmesi yeterli olmaz tecavüz olayının yaşanıp yaşanmadığını anlamaya.

Bir adım ötesi, “Evlenme vaadiyle cinsel ilişki kurmak” da yasalarımızda cezalandırıl- ması gereken bir suç olarak tanımlanıyor.

Farkında mıyız olup bitenin...

Gelelim HDP’nin tavrına...

İstifa eden milletvekilleri Tuma Çelik bir kadına tecavüzle suçlandığında konuyu parti meselesi yapıp, yargıyı bilgilendirmeyen HDP, şimdi sanık sevmediği bir siyasi düşünceye mensup diye elinden gelen tüm propaganda gücünü kullanıyor.

Hukuken de vicdanen de, Musa ile Tuma arasında zerre fark yok, farkında mısınız?

Mesele iç çamaşırı değil ki...

Ankara Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Gürsel Bilmiş’in sanatçılara attığı bir Whatsapp mesajı var.

İçinde iç çamaşırı kelimesi de geçtiği için herkes çok üzerinde durdu o mesajın.

Oysa asıl mesele başka.

Gürsel Bilmiş, üniversitede tarih okumuş, bilinen bir müzik eğitimi yok.

Aldığı eğitime bakarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda çalışması normal ama bir koronun müdürlüğünü yapması anormal bir durum.

Masal gibi Cumhurbaşkanı

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan Doğu Akdeniz gerilimine dair tek bir ses çıkmıyor.KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan Doğu Akdeniz gerilimine dair tek bir ses çıkmıyor.Mesela, 1960 Kurucu Antlaşması’na aykırı olarak Fransız savaş uçakları Güney Kıbrıs’a iniyor ama Akıncı’dan tık yok.Fransa yine Kıbrıs’ta deniz üssü kurmak için görüşmeler yapıyor, Ada’ya barış geldiğinde o üsse, evet mi hayır mı diyecek, Akıncı’dan yine ses yok.Bugüne kadar Avrupa Birliği’yle ilgili her olumlu gelişmede var olan Akıncı,Şimdi yokmuş gibi davranıyor.Bir varmış, bir yokmuş, masal gibi Cumhurbaşkanı yani...