Karşılıksız çekte çözüm beklentisi

17 Nisan 2021

Borcunu ödemek için ‘söz’ verip de ödeyemeyene hapis cezası yok, borcu karşılığı çek verip de çek karşılıksız çıkınca var! Binlerce esnaf, pandemide hapis tehdidiyle karşı karşıya... Beklenti büyük, şimdi çözüm zamanı! Yasal düzenleme ile mağduriyet önlenir

Ülke ekonomimiz vadeli bir ekonomik sistem üzerine kurulu olduğu için, ticarette veresiye alım satım çok yaygın. Bu sadece, tüketici kredileri, kredi katına taksitle satış gibi bize özel tüketicilere geniş ve bol çeşitli sunulan taksitle alış veriş olanakları bakımından değil, ticarette de öyle... İş insanları, esnaflar da vadeli alım satım yaparlar.

Kovid-19 pandemisinin, ağır aksak ilerleyen tüm aşılama çalışmalarına rağmen, dünya ölçeğinde ekonomilere olumsuz etkisi devam ediyor.

Hayatımız, yaşantımız kısıtlandı. Böyle olunca da bazı şeylerin tüketimi azaldı, bazı şeylerin ise arttı. Tüketimi azalan sektöre faaliyet gösterenlerin işyerleri kapandı, kiralarını ödeyemez hale geldiler. Böyle olunca, onlar alacaklarını tahsil edemediler. Kendi alacaklarını tahsil edemeyince, borçlarını ödeyemez hale geldiler. Doğal olarak da verdikleri çekler dönmeye, karşılıksız çıkmaya başladı.

Şundan emin olabilirsiniz, piyasada ödenmeyen, karşılıksız çıkan çeklerin meblağları küçük esnafların çoğunlukla 100 bin TL’ye kadar olan alış veriş meblağlarıdır. 1 milyon TL bedelli olup da karşılıksız çıkan çek sayısı çok azdır. Zaten 1 milyon TL tutarlı alım yapan da kanunen esnaf değildir. Yıllık alış tutarı 360 bin TL’den, satış tutarı 504 bin TL’den fazla olanlar Vergi Usul Kanunu md 177/1 gereği çıkarılan 522 Sıra Numaralı VUK Genel Tebliği gereğince bilanço esasına geçerler ve bunlar tacir sayılır. Bunlar her ne kadar tacir sayılsalar da, geçimleri bakımından esnaftan da bir farkları yoktur aslında. Zaten o yüzden 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu bu limitleri 6 katına kadar aşıncaya kadar, isteyenin esnaf sicilinde kayıtlı olmaya devam etmesine olanak veriyor.

Borçluya güvenilir

Sonuçta yüzbinlerce esnaf kendi alacağını tahsil edemediği için, verdiği çekler karşılıksız çıkıyor. Çeki karşılıksız çıkınca da hapis tehdidiyle karşı karşıya kalıyor.

Ne için? Aldığı 50 bin TL tutarındaki kumaşın parasını ödeyemediği için!

Yazının devamı...

Atta doping çıkarsa ikramiye ne olacak?

10 Nisan 2021

Bir yarışsever altılı ganyan oynar... 5 koşuyu doğru bilir, sonuncuda takılır. Ama son koşuyu kazanan at dopingli çıkar. Kendi oynadığı at birinci ilan edilince yarışsever ikramiye için başvurur. Ancak alamayınca yargıya gider. Bakın neler olur... 

At yarışlarına ilgi duyan çok. Öyle olunca da büyük bir sektör haline gelmiş. Sadece bizde mi? Dünyada at yarışı deyince akla ilk akla gelenler, Kentucky Derbisi, Dubai Dünya Kupası, İngiliz Kraliyet Koşusu.

Büyük ve ünlü at yarışları ‘görmek ve görünmek’ isteyenler için de ziyaret edilen etkinlikler. Pistlerde atlar yarışırken, pist dışında da ziyaretçiler neredeyse şıklık yarışına girerler.

Yarış olunca, bahis de olur. Yarışı kazanan organizatörlerin koyduğu ödülü alır, hangi atın kazanacağını bilen de yarış oyunu oynatan kurumun koyduğu ödülü alır. At, yarışı kazanmakla sadece sahibine ve jokeyine kazandırmaz, kazanacağını tahmin edip o at üzerine bahis oynayana da kazandırır. Rekabet büyük... Öyle olunca ‘şeytana uyup’ hileli yollara başvuran da olur.

Şans tekrar güler

Yarışı kazanan at dopingli çıkarsa, atın dopingli olduğunu bilmeleri mümkün olmayan yarışseverlerin ikramiyeleri de mi dopingli olacak?

Bir yarışsever, Veliefendi Hipodromu’nda yapılan yarışlara gider ve heyecanına yenik düşüp, altılı ganyan oynar. İlk beş ayaktaki birincilerin hepsini bilir. Altıncı koşuda heyecan doruktadır. Yarış başlar. Ama maalesef son koşuyu bilememiştir, o ikinci gelen Pagan Beyi isimli ata oynamıştır.

Yazının devamı...

Ticareti terk suçu

3 Nisan 2021

Bir şirket veya ticari işletme kapatılınca Vergi Dairesi, SGK kayıtlarının silinmesi gibi işlemler yapılmalı. İşlemleri eksik yapanların, ‘ticareti terk suçu’ işleme riski var. Ticareti terk etmenin kendisi suç değil, işletmesini kapatan kişinin beyanname vermemesi suç

Kovid-16 pandemisi başta sağlık olmak üzere her alanda olumsuz sonuçlara neden oldu. Bütün dünya çıkış yolu arıyor. Elbette gelişmiş ekonomilerde pandeminin olumsuz sonuçları daha fazla. Milyar dolarlık yardım paketleriyle sonucu savuşturmaya çalışıyorlar.

Ekonomik yardım paketlerinin temel mantığı, işletmeleri ayakta tutmaktır. Eğer pandemi veya başka bir nedenle işletme kapanmışsa, doğaldır ki hiçbir ekonomik yardım söz konusu olmaz.

TOBB tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtları esas alınarak yayımlanan istatistiklere göre 2021 Ocak ayında 11.428, şubatta ise 10.001 şirket kurulmuş. Kapanan şirket sayısı ise ocakta 428, şubatta 775. Şubatta kurulan şirketlerin 3.453 tanesi toptan ve perakende ticaret, motorlu kara taşıtlarının ve motorsikletlerin onarımı alınanda faaliyet göstermeyi amaçlıyor. İşin ilginç tarafı, 266 adet ile en fazla bu alanda faaliyet gösteren şirket kapanmış. Aynı alanda faaliyet göstermek üzere gerçek kişiler tarafından açılan ticari işletme sayısı 1.042, kapanan ise 1.262.

Sizlere daha ilginç bir bilgi daha vereyim; pandemiden en çok etkilenen ve ilk kapatılan işyerlerinden olan konaklama ve yiyecek hizmeti alanında faaliyet göstermek üzere kurulan şirket sayısı kapanan sayısının neredeyse 8 katı, 383 şirket kurulmuş, 53 şirket kapanmış. Bu bize reel piyasalarda ekonominin geleceğine olan, bilhassa turizm sektörüne olan güveni gösteriyor. Hemen söyleyim, aynı dönemde açılan ve kapanan esnaf işletmeleri bu rakamlara dahil değil.

Kapatılınca ne yapılacak?

Bir şirket veya ticari işletme kapatılınca, yapılacak aslında birçok usul işlem var. Vergi Dairesi, SGK kayıtlarının silinmesi, şirketse tasfiye sürecinin başlatılması gibi...

Ama bir işlem daha var ki, yapılmaması halinde İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) suç olarak düzenlenmiş. Bu suça yargı kararlarında ve doktrinde “ticareti terk suçu” deniliyor.

Yazının devamı...

Riskli binayı yıkarken DASK devreye girer mi?

20 Mart 2021

DASK, deprem sonucu meydana gelen hasar ile dolaylı hasarları teminat altına alır. Riskli bina kararı verildiği için yıktırılan binaların da DASK teminatı altına alınırsa birçok vatandaş rahatlar.Deprem sigortası kısaca DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) diye biliniyor... 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu’nun 10. maddesine göre, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya sağlanan kredi ile yapılan meskenler zorunlu deprem sigortasına tabi.

DASK, yani deprem sigortası yaptırmayan bağımsız bölümler, bankalarca krediye konu edilmezler, elektrik, su, doğalgaz aboneliği yapılmaz. Kısaca DASK deprem sigortası, zorunlu sigortalar arasında yer alır.

Sigortalanmış bağımsız bölüm veya binalarda öncelikle deprem sonucu meydana gelebilecek maddi zararları tazmin eder.

İkincisi de, deprem nedeniyle ortaya çıkan yangın, infilak, dev dalga (tsunami) ve yer kayması sonucu oluşan maddi zararları öder.

Deprem teminatı

Kısaca DASK ile sigortalanan risk, bağımsız bölüm ve binalarda doğrudan depremin nedeniyle hasar meydana gelmesi ile depreme bağlı olarak çıkan, örneğin elektrik kablolarının birbirine sürtmesi veya doğal gaz, tüp gaz patlaması sonucu çıkan yangın sonucu hasar meydana gelmesi, tsunami sonucu doğacak hasar, yer kayması sonucu binanın yan yatması, duvarlarının çatlaması gibi hasarlardır.

Doğrudan deprem sonucu meydana gelen hasar ile dolaylı hasarlar teminat altındadır.

Yazının devamı...

Araca dizel yerine benzin konursa

13 Mart 2021

Akaryakıt istasyonundaki görevli, araca yanlış yakıt doldurursa ne olur? Olay mahkemeye taşınır. Mahkeme, akaryakıt istasyonunu ve akaryakıt sağlayıcısı petrol şirketini müteselsilen sorumlu tutar, yanlış akaryakıt nedeniyle yapılanın ayıplı bir hizmet olduğuna karar verir

Benim çok eskiden başıma gelmişti. Akaryakıt görevlisi dizel aracımın deposuna benzin doldurmuştu. Motoru çalıştırmadan fark ettiğimiz için büyük bir sorun olmamıştı.

Benzer olayı herkes yaşayabilir. Bizler Almanya, Hollanda gibi ülkelerdeki gibi değiliz, pompayı alıp, kendi akaryakıtımızı kendimiz doldurmuyoruz. Öyle olsaydı, yanlış akaryakıtı kendimiz doldurduğumuzdan, kimseyi sorumlu tutamazdık.

Olay ayniyle vakidir... Bir vatandaş, akaryakıt istasyonundan aracına yakıt aldığını, ancak pompa görevlisinin araca dizel cinsi yakıt yerine benzin tahliyesi yaptığını, bu şekilde araçta arıza oluştuğunu iddia ederek tazminat davası açar. Akaryakıt istasyonu aslında hemen aracı bir servise götürtmüş, serviste aracın yakıt filtresi değiştirilip depodaki benzin temizlenmiştir. Ancak takip eden günde araç tekrar arıza verir, neticede araçta büyük çaplı hasar oluşur. Araç sahibi, servisi de dava eder. Bununla da yetinmez, akaryakıt istasyonunun bayiliğini yaptığı akaryakıt sağlayıcı petrol şirketini de davalı olarak gösterir.

Hem petrol şirketinden ve bayisi olan akaryakıt istasyonundan, hem de servisten 27.256 TL hasarlı parça, hasarlı parçaların onarım ve işçilik gider bedeli taleplerinin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini ister.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/3188 E., 020/4776 K. sayılı kararı ile, akaryakıt sağlayıcısı petrol şirketi tarafından bildirilen reklam ve ilanlarda tespit edilen yararlanma amacı bakımından tüketicinin beklediği faydaları ortadan kaldıran maddi eksiklikler içeren, akaryakıt istasyonu çalışanları tarafından araca yanlış yakıt konulması şeklinde ayıplı bir hizmet bulunduğuna karar verir.

Karara göre, akaryakıt sağlayıcısı petrol şirketi ve bayi, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan dolayı tüketiciye karşı müteselsilen sorumludur.

Sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi dahi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Yazının devamı...

Yetkisiz arabulucu mağdur yaratıyor

6 Mart 2021

Arabuluculuk, her zaman savunduğum bir sistem. Ancak yetki konusunda bazı hatalar içerdiğini, mağdurlar yarattığını bizzat gördüm. Olması gereken, yetkisiz arabuluculuk merkezinin, mahkeme kararında yazdığı gibi, dosyayı yetkili merkeze kendiliğinden göndermesidir

Arabuluculuk, uzlaşma kültürünü yayması ve mahkemelerin iş yükünü azaltması bakımından benim her zaman savunduğum bir sistem. Ama bizzat yaşadığım bir olayda, arabuluculukta yetki konusunun bir dizi hatalar içerdiğini ve mağdurlar yarattığını yaşayınca, gündeme almak istedim.

Arabuluculuk Kanunu md 18A, arabulucuya başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. Uyuşmazlığın çözümünde neredeki mahkeme yetkili ise yetkili arabulucu da oradadır. Örneğin, uyuşmazlığın çözümünde İstanbul mahkemeleri yetkiliyse, başvurulacak yetkili arabuluculuk merkezi de İstanbul’dur.

Adalete erişim gecikmemeli

Elbette şu veya bu sebepten dolayı yetkisiz yerdeki arabulucuya başvurulmuş olabilir. Bu durumda, karşı tarafın en geç ilk toplantıda, arabulucunun neden yetkisiz olduğunu gösteren belgelerle yetki itirazında bulunması gerekir. İlk toplantıdan sonraki yetki itirazları dinlenmez.

Yetki itirazında bulunulmuşsa arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere arabuluculuk merkezine teslim eder. Neden derhal? Çünkü arabuluculuk sürecinin uzayıp da adalete erişimin gecikmemesi için...

Ama bu durum uygulamada başka sorunlara neden oluyor. Çünkü, arabulucuya başvuranın, karşı tarafın yetki itirazına yönelik hiçbir beyanı alınmadan karar veriliyor. Yasa öyle, yetki itirazı üzerine dosya “derhal” arabuluculuk merkezine teslim edildiğinden, arabulucuya başvuran tarafın karşı beyanda bulunma ve belge sunma olanağı yok. Bazen yetki itirazından haberi bile olmuyor.

Sonra bir bakıyor, sulh hukuk mahkemesi demiş ki, İstanbul Arabuluculuk Merkezi yetkisiz, Ankara yetkili. Karar kesin, itiraz etme olanağı yok.

Yazının devamı...