E-ticaret yaparken kaçakçı olmayın

26 Aralık 2020

Pandemi döneminde elektronik mağazacılık fırsata dönüştü. Ama dikkat etmek gerekiyor. Yurt dışından ‘ithal etmek’ yerine ‘temin etmek’ gümrük kaçakçılığı suçu olabiliyor. Bir bilene danışın Her değişen şart kendi fırsatını da getirir. Fiziki mağazacılık yerine elektronik mağazacılığı keşfettik. Mağaza mağaza gezmektense, oturuyoruz bilgisayarın başına, internete bağlanıyoruz, bir saatte 10-15 elektronik mağazayı geziyoruz. Ürünleri kıyaslıyoruz. Bir fare tıklaması ile ürün satın alıyoruz.

Elektronik mağazacılık bir fırsata dönüştüğünden daha önceden bu işle ilgilenmemiş birçok girişimci, yurt dışından temin ettikleri ürünleri, Türkiye’de internet üzerinden alışveriş sitelerinde satışa sunuyor. Burada üzerinde duracağım konu, “yurt dışından ithal etme” yerine “temin etme”. Gümrük kaçakçılığı suçu olabilir, dikkat! Genç bir girişimci, pandemi dolayısıyla elektronik ticaretteki yükselişten payını almak ister.
Hemen tek kişilik bir limited şirket kurar. Yurt dışındaki “e-bay” sitesindeki sanal mağazadan çoğunluğu dijital kamera olmak üzere 485 adet muhtelif elektronik eşya sipariş eder. Bu elektronik eşyalardan sadece birisinin bedeli 22 euro’nun üzerinde olduğu için sadece onun için gümrük vergisi, KDV, ÖTV dahil diğer vergi ve harçları öder. Diğer 484 adet elektronik eşyanın teker teker değeri 22 euro’nun altında olduğu için sadece maktu % 18 vergi öder. Çünkü 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 45’inci maddesi aynen, “Türkiye Gümrük Bölgesi’ndeki bir tüzel kişiye posta ya da hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen, bedeli gönderi başına toplam 22 euro’yu geçmeyen ve ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen eşyanın değeri üzerinden, 62’nci maddede belirtilen esaslar çerçevesinde tek ve maktu bir vergi tahsil edilir.” demektedir.
Bir bilene danışalım
Ancak bu kapsamda yurt dışından getirtilen ve serbest dolaşıma sokulan her türlü eşya, Gümrük İdaresinden izin alınmaksızın muafiyetten faydalanamayan kişi, kurum ve kuruluşlara belli bir para karşılığı veya karşılıksız olarak ödünç verilemez, teminat olarak gösterilemez, kiralanamaz, devredilemez, satılamaz veya muafiyetin amacı dışında kullanılamaz.

Yazının devamı...

Ortak bilet alırken neye dikkat etmeli?

19 Aralık 2020

Hayal kurmak herkesin hakkı. Milli Piyango’nun 100 milyon TL’lik ikramiyesinin hayalini kurarken, hayali hukuken garanti altına alın. İşte ortak bilette dikkat edilmesi gerekenler

Bu sene talih kuşu yüksekten uçuyor. Yılbaşı büyük ikramiyesi tam 100 milyon TL... Hayal kurmak herkesin hakkı. Ama 100 milyon TL ikramiyenin hayalini kurarken, hayalinizi hukuken de garanti altına almalısınız. Güven ayrı, önlem ayrıdır. Arkadaşınıza, kardeşinize, kim olursa olsun güveniniz çok yüksek olabilir, karşı taraf güveninizi sonuna kadar da hak ediyordur.

Ama Allah muhafaza, ya bir şey olur da vefat ederse, mirasçıları da aynı güvene layık hareket edecekler midir?

Bizzat bildiğim birçok dava var, iki kardeşin, iki arkadaşın güven içinde yürüttükleri ilişki, birisi vefat ettikten sonra nasıl vefat edenin çocukları tarafından kötüye kullanılmıştır. İki kardeş, iki ortak arkadaş arasında alınan verilen şeyler, vefat edenin mirasçıları tarafından inkar edilmiştir.

Şansı artırmak için

İkramiye büyük, hayaller daha büyük… Birçok vatandaş, şansını artırmak için ortak bilet alma yolunu seçer. Öyle ya, tek başıma 100 TL’ye bir bilete 100 milyon yerine, ortak 10 bilet alayım, 10 milyona razı olayım, diye düşünür. Böylece 10 milyon ikramiye kazanma şansını 10 katına çıkarmış olur.

Bilet ortaklığına mahkeme ne diyor?

Online bileti değil de klasik usulde, “biletlerin arasından şansıma denk geleni seçeyim” diyenler de olabilir. Eğer fiziki ortamda bir Milli Piyango biletini ortak olarak alacaksanız, burada ortaklığın ispatında sıkıntı çıkabilir.

Yazının devamı...

Süresiz nafaka reforma dahil mi?

5 Aralık 2020

Süresiz nafakanın istisnai olarak, yoksulluğa düşmeye evliliğin sebep olması ve eşin hayatını idame ettirememesi halinde söz konusu olması gerektiğini düşünüyorum. Birçok süresiz nafaka bağlanması olayında boşanan erkeği ve yeni kurduğu ailesini mağdur ediyor. Ekonomi ve hukuk reformu da gündemdeyken bazı önerilerde bulunacağımSüresiz nafaka sorununu 3 yıldır bilmeyen kalmadı. Aslında, temelde eşinin ve ailesinin telkini ile mesleğini icra edememiş ve mesleğinden yıllarca uzak kalmış kadınlarla, Anadolu’nun bilhassa kırsal kesiminde yaşayan ve eğitimi ve şahsi geliri olmayan ev kadınlarının boşanmaları halinde yaşayacakları toplumsal zorluklardan dolayı mağdur olmamaları için süresiz nafaka getirilmiş.

1988’de Türk Medeni Kanunu’na bu saiklerle konulmuş ve 2002’de yürürlüğe giren yeni TMK md 175 ile bugüne gelmiş. 32 yıllık uygulama gösterdi ki, boşanan mağdur olmasın diye kabul edilen bir düzenleme, birçok süresiz nafaka bağlanması olayında olduğu gibi boşanan erkeği ve yeni kurduğu ailesini mağdur ediyor. Ortaya çıktı ki, her boşanmada kadın mağdur olmuyor ama süresiz ve ömür boyu olacak şekilde nafaka ödeme borcu altına sokulan erkek mağdur oluyor.

Mağdur olunmasın

Temennimiz odur ki, ne kadın ne de erkek mağdur olsun. Bizler hukukçuyuz. Eğitimizi adaleti ve hakkaniyeti tesis etmek için aldık. Öğretim üyesi olarak derslerde, avukat olarak da mahkemelerde bu uğurda çalışıp mücadele ediyoruz. Bir kimseyi aile hukukundan dolayı ömür boyu borç altına sokan statü sadece boşanmada var. Yoksulluk nafakası dışında, velayeti altındaki çocukları dahil, aile hukukunda ömür boyu borç doğuran hiçbir düzenleme yok.
TMK 364’te düzenlenen, kişinin yardım etmemesi halinde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine ödeyeceği yardım nafakası dahil; yardım nafakasının süresine de hakim karar verir.

Yazının devamı...

VUK 359 mağdurlarına umut doğdu

28 Kasım 2020

Naylon fatura, cezalandırılmalı. Ancak mevcut kanuna göre bir suça iki kat ceza veriliyor. Bu, ıslah edici değil, imha edici! Adalet Bakanlığı’na sunulan yasa tasarısı taslağının, bu mağduriyeti gidermesi bekleniyor

Vergi Usul Kanunu (VUK) madde 359, vergi kaybı ve kaçağını önleme amacıyla getirilmiş. Vergi kaybına neden olmak, vergi kaçakçılığı bütün ülkelerde suçtur. Çoğu ülkede hapis ile cezalandırılır.

VUK 359’a göre, defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya içeriği itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, 18 aydan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılırlar.

İçeriği, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeye, vatandaşımız “fiş” de olsa “naylon fatura” adını vermiş. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele ve durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir, naylon faturadır. 100 TL’ye satılan bir ürünün fiyatının faturada 200 TL gösterilmesinde durum böyledir.

Başka? Hiçbir mal veya hizmet satışı olmadığı halde düzenlenen faturadır. Buraya kadar adalet duygusunu zedeleyici bir düzenlemeden söz edilemez.

Fakat hükmün uygulanmasında yapılan yorum sonucu birden bire TCK’daki en ağır suçlara verilen hapis cezalarından daha fazla hapis cezası verilebiliyor.

Zincirleme

Sebebi, “sahte belge düzenleyen veya kullanan” denildiği için aynı eyleme iki kere ceza verilmesi. Bir de Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun belirli bir zaman dilimi içerisinde bütünlük ve eylem birliği göstermesine, teknik deyimiyle zincirleme suç oluşturmasına rağmen, zamansal olarak her bir hesap dönemi ayrı işlenmiş suç olarak görüp, her hesap dönemi için ayrı ayrı cezalandırması.

Yazının devamı...

Reformun ilk adımı uzman arabuluculuk

21 Kasım 2020

Ekonomi ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıldı. Uzman arabuluculuk, ekonomi ve hukuk reformunu aynı anda gerçekleştiriyor. Ekonomiyle doğrudan bağlantılı olan enerji, sağlık, inşaat, bankacılık, borsa ve sigorta gibi alanlarında uzman arabulucular görev alacak.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 13 Kasım’da AK Parti Tekirdağ İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, ekonomi ve hukukta yeni bir reform döneminin başlatıldığını müjdeledi. Yargı Reformu Strateji Belgesi de böylece planlandığı gibi adım adım hayata geçmeye başladı.

Aslında atılan her adım birbiriyle uyum içinde ve ekonomi ile hukuk reformunun bir parçası. Örneğin 13 Kasım’da yürürlüğe giren 7256 sayılı torba kanunun getirdiği Varlık Barışı da ekonomi ve hukuk reformunun bütünlüğü içerisinde. Yurt dışındaki varlıkların vergisiz olarak transferini bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

Yurt içindeki varlıklardan muhasebe kayıtlarında işletmeye dahil gözükmeyenlerin yine vergisiz olarak işletme kayıtlarına alınıp sermayeye eklenmesi hususu da ekonomi reformunun güçlü bir ayağını oluşturuyor. Bu olanak tüm gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, şirketlerin yararlanacağı müthiş bir olanak. Artık yastık altındaki altınınızı, dolarınızı rahatlıkla ve hiçbir vergisel incelemeye tabi olmadan işletmenize sermaye olarak koyabileceksiniz.

Hukuk ve ekonomi

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ekonomik reform yönüyle, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de hukuk reformu yönüyle yoğun bir çalışma içine girdiler. Haftaya somut görüşmeler yapacaklar.

Ne sadece ekonomi reformu, ne de sadece hukuk reformu tek başına beklenen olumlu etkiyi gösterebilir. Benim yaşıtım olan okuyucularım çok iyi hatırlar, ANAP ve DYP hükümetleri zamanında genellikle sadece “ekonomik” reformlardan bahsedilir, hukuk reformu hep ihmal edilirdi. Sonuç, 2001 yılındaki büyük banka krizi. İstediğiniz kadar iyi bir iş insanı olun, hep doğru yatırımları doğru zamanda yapın, çok karşı bağlantılar ve sözleşmeler yapın! Ekonomik sistem sizin bütün ticari faaliyetlerinizi desteklesin, teşvikler versin, her türlü kolaylığı göstersin!

Yabancı yatırımlar

Yazının devamı...

Ortaklık şekline göre karşılıksız çek

1 Kasım 2020

Karşılıksız çek keşide edenlere, önce adli para cezası, ödenmemesi halinde hapis cezasının verilmesi dışında, Çek Kanunu’nun 5’inci maddesine göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da getirilir.

Bir kişi eğer şahıs firması ise hukuken firmasını işletmeye devam etmesinde bir engel yok. Firmasının başında yine kendisi durabilir, mal alıp, satabilir. Yani şahıs firması olanlara çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı getirilmesi, onların borçlarını ödemek için ticari faaliyetlerine bizzat devam etmelerine engel teşkil etmiyor.

Ama iş, şahıs firması değil de şirket olarak ticari faaliyette bulunanlara gelince, durum tamamen değişiyor.

Şöyle ki, eğer yazdığı çeki karşılıksız çıkan bir şirket ise, örneğin bir anonim veya limited şirket ise, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı hem şirketin tüzel kişiliğine hem de bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilerin hepsi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı veriliyor.

Çek Kanunu’nun 5’inci maddesi, hakkında çek düzenleme ve hesabı açma yasağı verilen anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve limited şirket müdürlerinin, görev süreleri bittikten sonra, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev almalarını da yasaklıyor.

Tek kişilik AŞ

Bilindiği gibi, artık tek kişilik anonim veya limited şirket kurulabiliyor. Eğer şahıs firması yerine tek kişilik anonim veya limited şirket olarak ticari faaliyette bulunuyorsanız, karşılıksız çekin hukuki sonucu olarak farklı yaptırıma tabisiniz demektir.

Şahıs firması değilseniz, tek kişilik anonim şirketinizin tek yönetim kurulu üyesi veya tek ortaklı limited şirketinizin tek müdürü iseniz, alacağınız bir çek yasağı kararı, siz şirketinizin başından uzaklaştıracaktır.

Yazının devamı...