Botoks çeşitleri nelerdir?

12 Ekim 2021

Botulinum toksini ya da kısaca botoks, Clostridium botulinum adı verilen bir bakteriden elde edilen, saflaştırılmış protein içerikli bir toksindir. Sinir uçlarının hareketini ve diğer organlara iletimini engelleyen botoks, medikal estetik işlemlerinde en çok kullanılan maddedir. Sinir uçlarının geçici olarak bloke edilmesi kas hareketlerini belli ölçüde sınırlayarak ciltteki mimik çizgilerinin ve kırışıklıkların görünümünün azaltılmasını ve yok edilmesini sağlar.

Botoks Yüzde Hangi Bölgelere Uygulanabilir?

Botoks işlemi günümüzde terleme tedavisi ve kronik migren ağrılarının önlenmesinde de kullanılmakla birlikte en yaygın kullanım alanı yüz bölgesidir.

Botoks, alın bölgesindeki kırışıklıklar, göz çevresindeki ince çizgiler ve kırışıklıklar, iki kaş arasında bulunan çizgiler ve dudak ve çene bölgesindeki kırışıklıklar için etkili bir işlemdir. Botoks uygulaması zaman zaman dolgu işlemi ile karıştırılsa da ikisi çok farklı işlemlerdir. Botoks işleminin herhangi bir dolgunlaştırma etkisi yoktur.

Botoks İşlemi Nasıl Yapılır?

Uygulama sırasında ilk olarak cilt yüzeyi temizlenir ve anestezik bir krem uygulanır. Uygulama yapılacak bölgenin uyuştuğundan emin olunduktan sonra bu bölgelerde belirlenen noktalara botulinum toksini enjekte edilir. Botoks ağrılı ya da acılı bir uygulama değildir. Uzman bir doktor tarafından uygulandığı sürece tamamen güvenli ve risksiz bir tedavidir. İşlem etkisini 3-4 gün içinde gösterir ve bu etkiyi 6 aya kadar sürdürür. Hasta daha sonra dilerse botoksunu yeniletebilir.

Botoks Çeşitleri

Psiko botoks: Standart botoks uygulamasıdır. Aşırı mimik kullanımından dolayı ortaya çıkan çizgi ve kırışıklıkların giderilmesini sağlar. Özellikle orta yaşlı kişiler tarafından tercih edilmektedir.

Yazının devamı...

Burun deliği asimetrisi nasıl düzeltilir?

11 Ekim 2021

Estetik ve sağlıklı bir burun şeklini tarif ederken eşit ve düzgün burun deliklerinin önemini göz ardı etmek imkânsızdır. Sağlıklı solunum yapabilmek için burun delikleri oval bir görünümde ve eşit derecede açık olmalıdır. Birbirinden bariz şekilde farklı, yani asimetrik burun delikleri dışarıdan bakıldığında kolayca fark edilir. Bu nedenle asimetrik burun deliklerine sahip olan hastalar özellikle estetik açıdan şikâyetçilerdir.

Burun Deliği Estetiği Nasıl Yapılır?

Asimetri, bir şeyin simetrik olmaması, yani tıpatıp aynı olmaması demektir. Hemen hemen hepimizin burun deliklerinde asimetri söz konudur. Fakat bu asimetri kimilerinde minimalken, kimilerinde çok daha belirgindir. İkinci durumda, kişinin burun delikleri yüz hatlarına ve burun şekline göre orantısız görünür. İşte bu belirgin burun deliği asimetrisini düzeltmek için cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyuyoruz.

Burun deliği estetiği çoğunlukla rinoplasti (burun estetiği ameliyatı) ve septorinoplasti (fonksiyonel burun ameliyatı) işlemlerinin bir parçası olarak gerçekleştirilmektedir. Ameliyat, her hastanın burun yapısına ve gereksinimine göre planlanır ve uygulanır. Örneğin geniş burun deliklerine sahip olan hastalarda izlenen prosedür burun deliklerinin yanakla birleştiği kısımdan doku alınmasıyla daraltma yoluna gidilmesidir. Burun kanatlarının genişliği, burun ucu yüksekliğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, bazı durumlarda yalnızca burun ucu yükseltilerek burun deliklerinin daraltılması da mümkün olmaktadır.

Geniş burun delikleri sıkça karşılaştığımız bir problemdir. Ancak nadiren de olsa, doğuştan küçük veya ameliyat sonrası daralmış burun delikleriyle karşılaşabiliyoruz. Gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra burun delikleri genişletilebilir. Bu işlem, burun deliği küçültmeye göre daha zordur ve operasyondan sonra hastadan genişletici burun aparatları kullanması istenir.

Ameliyattan Sonra İz Kalır mı?

Burun deliği estetiği yaptırmayı düşünen hastaların en çok merak ettiği konu ameliyattan sonra dikiş izi kalıp kalmayacağıdır. Elbette, hiçbir hasta burnunun tam ortasında ameliyat izi kalsın istemez. İşinin ehli bir cerrah tarafından gerçekleştirildiği sürece burun deliği estetiğinden sonra dikiş izi kalmaz. Ameliyat kesisi burnun alt köşesinde, burun deliklerinin tam ortasından açılır. İşlem tamamlandıktan sonra dikiş izi burun derisinin doğal kat yerlerine gizlenecek şekilde kapatılır. Bu noktada cerrahın becerisi önemlidir; hatalı dikiş yapılırsa kalıcı bir ameliyat izi ortaya çıkabilir. Her şey yolunda giderse dikiş izi zamanla iyice silikleşerek, gözle görülmez bir hale gelecektir.

Yazının devamı...

Burun estetiği öncesi planlama

16 Ağustos 2021

Burun estetiği, kişinin hayatını olumlu yönde değiştirecek ve yaşam kalitesini arttıracak bir operasyondur. Ancak böyle büyük bir ameliyata karar vermek sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Doğru doktor tarafından uygulanan iyi bir rinoplasti (burun estetiği) ameliyatı her ne kadar güzel sonuçlar doğursa da, ameliyat ve sonrasında gelen iyileşme süreci bazı hastaları kaygılandırmaktadır. İşte bu noktada burun estetiği öncesinde yapılması gereken planlamanın önemi ortaya çıkmaktadır.

Her cerrahi uygulamada olduğu gibi rinoplastide de iyi bir planlama başarılı bir sonuç için olmazsa olmazdır. Bunun için doktor ve hasta arasında güzel bir iletişim kurulmalı ve kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Hastayı psikolojik anlamda rahatlatmak ve motive etmek konusunda doktora büyük iş düşmektedir.

Rinoplasti operasyonunun planlanmasında ilk basamak burnun iç ve dış yapısının detaylı bir şekilde incelenmesidir. Rinoplasti cerrahisinde burun bir bütün olarak ele alınır; dolayısıyla tek bir operasyonla hem estetik hem de fonksiyonel sorunların düzeltilmesi amaçlanır. Ayrıntılı bir değerlendirme için bilgisayarlı tomografi görüntüleme tekniklerinden yararlanılır. Bunun yanı sıra, bugün sahip olduğumuz teknolojik imkanlar sayesinde hastalarımızın yüzlerini dijital görüntüleme teknikleri ile analiz ederek, operasyon sonrası sahip olacakları burun şeklini onlara gösterebiliyoruz. Estetik amaçlı gerçekleştirilen operasyonlarda ortaya çıkan sonuç hastayı tatmin etmediği sürece, bu operasyonları başarılı kabul edemeyiz. Bu anlamda, hastaların gerçekçi beklentilerle ameliyata girmelerini sağlayan dijital görüntüleme teknikleri ameliyat planlamasında önemli rol oynamaktadır. Bu durum, dolaylı olarak ameliyat başarısını da yükseltmektedir.

Burun Estetiği Ameliyatının Amacı Nedir?

Burun estetiği ameliyatı açık ve kapalı olmak üzere iki farklı teknikle gerçekleştirilebilir. Kullanılacak teknik doktorun seçimine bağlı olarak değişkenlik gösterse de tüm rinoplasti ameliyatlarında amaç doğal görünümlü, düzgün, simetrik, hastanın yüz hatlarıyla uyumlu ve fonksiyonel bakımdan sorunsuz bir burun yapısı elde etmektir. Rinoplasti cerrahisinin temel amacı çoğu zaman yalnızca güzel bir burun şekli elde etmek gibi düşünülse de, aslında en temel amaç yapay görünümden uzak bir sonuç elde etmektir. Burada en önemli nokta, her hastaya özel planlama ve uygulama yapmaktır.

Son olarak, burun estetiği ameliyatlarında başarıyı etkileyen pek çok faktör olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. Bu faktörler arasında kişinin burun şekli, burnun fonksiyonel problemleri ve içyapısı, cilt tipi ve dokusu ve en önemlisi hastanın beklentileri yer almaktadır. Mükemmel bir sonuç için, tüm bu etkenleri en iyi şekilde değerlendirip harmanlayabilecek, deneyimli ve uzman bir cerrah seçimi yapılmalıdır.

Yazının devamı...

Yüz dolgusu ile ameliyatsız estetik

6 Ağustos 2021

Dolgu maddeleri uygulamaları medikal estetikte en çok kullanılan yöntemdir. Yaş aldıkça, cildimizde kollajen, hyalüronik asit ve elastik dokularda azalmalar yaşanır. İşte, içerdiği hyaluronik asit sayesinde dolgu uygulaması cildi gençleştirir, tazeler ve cildin su tutma kapasitesini arttırır. Yüz dolgusu, özellikle ameliyattan korkan ama estetik yaptırmak isteyen hastalar için çok avantajlı bir seçenektir.

Dolgu tedavisi başarı oranı son derece yüksek ve emin ellerde gerçekleştirildiği sürece gayet güvenli bir uygulamadır. Dolgu tedavisi, önceden hazırlanmış olan dolgu maddesinin küçük iğneler yardımıyla cilt altına enjekte edilmesi şeklinde gerçekleşir. Oldukça basit ve acısız bir prosedürdür. İşlem öncesinde, hastanın uygulama sırasında herhangi bir ağrı sızı hissetmemesi için uygulama bölgesine lokal anestezik kremler sürülür.

Vücudun çeşitli yerlerine uygulanabilen dolgu tedavisi en çok yüz bölgesinde tercih edilmektedir. Yüz dolgusu, yüzdeki kırışıklıklar, sivilce izleri ve lekelerin giderilmesinin yanı sıra, dudak, yanaklar ve elmacık kemiklerinin; kısacası yüz kontürünün dolgunlaştırılmasında oldukça başarılıdır. Dolgunun en çok uygulandığı alanlar elmacık kemikleri, iki kaş ortası, gülme çizgisi denen nazolabial bölge, dudak ve göz çevresidir.

Hyalüronik Asit Faydaları

En yaygın olarak kullanılan dolgu maddesi Hyalüronik asittir. Daha önceden kullanılan bazı dolgu maddeler nadiren de olsa bazı hastalarda alerjik reaksiyona sebep olabilmekteydi. Hyalüronik asit ise cildin zaten ihtiyaç duyduğu bir madde olarak en popüler dolgu maddesi olarak hayatımıza girmiştir.

Peki, nedir bu Hyalüronik asit faydaları?

-Su tutma özelliği sayesinde cilde hacim verir,

Yazının devamı...

Estetik burun ameliyatı sonrası normal hayata dönüş

2 Ağustos 2021

Burun estetiği yaptırmayı düşünen hastaların kaygılandığı konular arasında iyileşme sürecinin nasıl işleyeceği ve ameliyat sonrası sosyal yaşama ne zaman dönebilecekleri yer almaktadır.

Estetik bir burun şekline kavuşmak ve/veya fonksiyonel problemleri ortadan kaldırmak için uygulanan burun ameliyatları sonrasında hastaların toparlanmak için biraz süreye ihtiyaçları vardır. Bu süre ortalama 10-15 gün kadar sürmekte ve hastalara bu iyileşme sürecini evlerinde dinlenerek geçirmeleri tavsiye edilmektedir. Bunun için çalışan ya da okuyan hastalar ameliyat için izin alabilecekleri bir dönemi seçmelidir. Unutmayın ki rinoplasti (estetik burun ameliyatı) yılın her mevsiminde uygulanabilen bir cerrahidir, burada önemli olan hasta için en uygun zaman diliminin seçilmesidir.

Burun Estetiği Sonrası Neler Yaşanır?

Hastalarımızın en çok sorduğu soru ameliyat sonrası sürecin nasıl ilerlediği ve bu süreçte onları nelerin beklediğidir. Bilindiği gibi rinoplasti cerrahisi genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir, bu nedenle operasyondan sonra hastalar birkaç saat gözetim altında tutulmakta ve herhangi bir komplikasyonla karşılaşılmazsa taburcu edilmektedirler.

Hastalar ilk 1-2 gün sıvı gıdalarla beslenmeli ve bir süre acı ve baharatlı gıdalardan uzak durmalıdır. 4.günden itibaren yumuşak gıdalara, birin haftanın ardından ise katı ve sıvı gıdaların birlikte tüketimine geçilebilir. Tamamen katı gıdalara geçmek için ise iki hafta beklemek yararlı olacaktır çünkü bu iyileşme sürecinde sert gıdaların çiğnenmesi sırasında burun etkilenebilir ve ufak tefek de olsa komplikasyonlar oluşabilir.

Açık teknik ile gerçekleştirilen rinoplasti ameliyatlarından sonra hastaların yüzlerinde az ya da çok morluklar ve şişlikler meydana gelmektedir. Tamamen normal olan bu morluk ve şişlikler en geç bir hafta içinde azalarak yok olmaktadır. Bu ödem ve morlukların daha hızlı geçmesi için soğuk buz tedavisi uygulanabilir. Hastalar özellikle ilk bir haftayı yatarak geçirirlerse iyileşme sürecini hızlandırabilirler; çift yastıkla yatmak kafayı yüksekte tutarak ödemin azalmasına yardımcı olacağı için önerilmektedir.

Ödemin yanı sıra ameliyat sonrası hafif bir ağrı sızı bekleyebilirsiniz. Genellikle bizim verdiğimiz ağrı kesiciler hastalarımız için yeterli olmakta ve ekstra bir ilaç ihtiyaç duymamaktadırlar. Acı eşiği daha düşük olan hastalara gerekli olursa takviye ağrı kesici verilebilir. Ameliyat sonrası verilen ilaçlar ağrı kesiciler, enfeksiyon riskine karşı antibiyotik ve olası alerjik reaksiyonlara karşı antihistaminiktir. Bu ilaçlar aynen reçete edildiği şekilde kullanılmalı ve doktor bilgisi dışında hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Hafif yürüyüşler ve egzersizler ameliyattan bir hafta sonra yapılmaya başlanabilir fakat ağır ve yorucu egzersizlerden en az 1 ay uzak durulması çok önemlidir.

Yazının devamı...

Göz kapağı sarkmalarına etkili çözüm

18 Temmuz 2021

Gözlerimiz yalnızca görmemizi sağlayan organlarımız değil, ayrıca ifademizi belirleyen, bakışlarımıza derinlik katan, yüzümüzün en önemli parçalarındandır. Yaşlanma ve yer çekiminin etkisiyle birlikte, yıllar içinde göz kapağımızda değişimler gözlemleyebiliriz. Bu süreçte göz kapaklarında sarkmalar, torbalar, kırışıklıklar, gevşeme, renk eşitsizlikleri, koyulaşma gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir. Özellikle kırışıklık ve sarkmalar, kişiyi olduğundan yaşlı ve yorgun bir görünüm vermektedir. Göz kapağı estetiği (blefaroplasti), alt ve üst göz kapağındaki bu sorunları ortadan kaldıran plastik cerrahi prosedürüne verilen addır.

Göz kapaklarındaki sarkmalar yaşlı bir cildin göstergesidir. Cildin yaşlanma sürecini hızlandıran etkenler olarak: hava kirliliği, güneş ışınları gibi dış faktörlerin yanı sıra; düzenli bir cilt bakımı yapmamak, yeterli miktarda su tüketmemek, sigara ve alkol kullanımı, düzensiz uyku uyumak gibi kişisel sebepler de sayılabilir.

İnsan cildi normalde elastik bir yapıdadır, fakat yaşlanma etkisiyle bu elastikiyet yavaş yavaş azalır. Bunun sonucunda göz kapaklarındaki deri bollaşır ve sarkar. Bu durum kişiye yalnızca donuk ve yaşlı bir ifade vermekle kalmayıp, kişinin görme yetisini kısıtlayacak ölçüde ciddi olabilir. Bu da göz kapağı estetiği ameliyatının her zaman estetik kaygılarla değil, bazen de fonksiyonel sebeplerle yapılmasını gerektirmektedir. Göz kapağı estetiği, hastanın ihtiyacına göre alt veya üst göz kapağına ya da her ikisine de uygulanabilmektedir. İfadelerinde bütün bir değişiklik elde etmek isteyen hastalar, göz kapağı estetiğini genellikle kaş kaldırma ve yüz germe işlemleri ile kombine şekilde tercih etmektedir.

Göz Kapağı Estetiği Kaç Yaşında Yapılır?

Göz kapağı estetiği yaptırmak için herhangi bir yaş sınırı yoktur. İşlem, 45 yaş üstü hastalar tarafından daha çok tercih edilse de, genetik olarak düşük göz kapaklarına sahip olan daha genç hastalar da göz kapağı estetiğine yönelmektedir. Göz kapağı estetiği, cerrahi bir prosedür olduğundan, göz kapağı problemleri için en etkili ve en kalıcı çözümdür. Ameliyatın sonuçları ortalama 5-10 yıl kadar etkisini sürdürür; fakat şu unutulmamalıdır ki hiçbir cerrahi ya da medikal işlem yaşlanmayı durduramaz.

Göz Kapağı Estetiği İçin İyi Bir Aday mısınız?

Göz kapağı cerrahisi yaptırmak istiyor fakat ameliyat için uygun bir aday olup olmadığınızı bilmiyorsanız, kendinize birkaç soru sormanız gerekmektedir.

-Herhangi bir kronik rahatsızlığım var mı?

Yazının devamı...

Dudak dolgusu ne kadar kalıcı?

16 Temmuz 2021

Dudaklar yüzümüzün en dikkat çekici kısımlarından biridir. Kadınlar ruj sürdüklerinde hatta sürmediklerinde bile dolgun ve pürüzsüz dudaklara sahip olmak isterler. Ne yazık ki herkes doğuştan dolgun ve kusursuz şekilli dudaklara sahip olamıyor. Bazı kişilerde yaşlandıkça dudakların inceldiğini görmek dahi mümkün olabiliyor. Hal böyleyken günümüzde pek çok kişinin dudak dolgusuna yönelmeleri şaşırtıcı değil.

Dudak dolgusu, ince dudaklı kişilerde daha kalın, dolgun ve pürüzsüz dudaklar elde etmek amacıyla yapılan bir medikal estetik uygulamasıdır. En popüler dolgu maddesi hyalüronik asittir. Hyalüronik asit dudakları dolgunlaştırırken aynı zamanda yenilemekte ve pürüzsüz bir görünüm vermektedir. İnsan vücudunda doğal olarak bulunan hyalüronik asit dudaklarla tamamen uyumludur. Profesyonel bir doktor tarafından steril bir ortamda gerçekleştirilen dudak dolgusunda korkulacak bir şey yoktur. Ancak bu konuyu ciddiye almak gerekir. Merdiven altı yerlerde, bilinçsiz kişiler tarafından uygulanan bir dudak dolgusu ciddi enfeksiyona ve sağlık problemlerine yol açabilir.

Hekimler tarafından en çok tercih edilen ve önerilen dolgu maddesi, insan derisinde kendiliğinden bulunduğundan ve kapasitesinde onlarca kat fazla su tutma özelliğine sahip olduğundan dolayı hyalüronik asittir. Hyalüronik asit hiçbir yan etkiye sebebiyet vermez ve zaman içerisinde kendiliğinden yok olur. Elbette, burada da kullanılan ürünün kalitesi ve uygulama yapan kişinin önemi ön plana çıkıyor.

Dudak dolgusu herkese aynı şekilde yapılmaz. Bazı kişilerde üst dudak çok inceyken, bazılarında her iki dudakta sıkıntılı olabilir. Herkesin ihtiyacı ve zevkine göre sağlıklı bir uygulama yapmak mümkündür. Dudak dolgusunda benim dikkat ettiğim şey hem güzel hem de doğal duran bir sonuç almaktır. Dolgu uygulaması 5 dakika içinde yapılabilen oldukça pratik bir prosedürdür. İşlem öncesinde anestezik krem yardımıyla dudak uyuşturulur böylece acı riski minimuma indirgenmiş olur. İşlem öncesi ve sonrasında buz uygulaması ve ardından masaj yapılması şişlik oluşumunu önler. Dudak dolgusu etkisini işlemden hemen sonra gösterir.

Dudak dolgusunun kalıcılığı kişiden kişiye göre değişkenlik gösterebilir. Burada, kullanılan madde ve kişinin bünyesi önemlidir. Yukarıda söylediğim gibi benim tercih ettiğim hyalüronik asit dolgusu zaman içinde kendiliğinden erimektedir. Bu süre zarfı 6-12 ay kadar sürmektedir. Dilerseniz sonrasındaki tekrar dolgunuzu yeniletebilirsiniz. Yılda iki kez dudak dolgusu yaptırılabilir.

Kalıcı dudak dolguları da piyasada bulunmaktadır. Ancak bu dolguların yaygın olarak çeşitli alerjik reaksiyona sebebiyet vermesi ve enfeksiyon riski olması nedeniyle günümüzde pek fazla tercih edilmemektedir. Ayrıca bu kalıcı dolgular kendilerinden erimedikleri için sonuçtan memnun kalınmadığı takdirde dolgunun cerrahi müdahale ile alınması gerekmektedir. Ben bu gibi nedenlerden dolayı hastalarıma kalıcı olmayan dudak dolgularını öneriyorum.

Yazının devamı...