Rinoplasti fiyatlarında neler etkilidir?

26 Şubat 2021

Burun estetiği son yıllarda estetik dünyasında en çok rağbet gören operasyonların başında gelmektedir. Kemerli, fazla uzun, büyük veya eğri bir burun pek çok kişi için aynaya baktıklarında mutsuzluk sebebi olabilir. Bunun yanı sıra burunun yapısından kaynaklanan sorunlar nedeniyle nefes almakta güçlük çeken hastalar da rinoplastiye başvurmaktadır. Uzman doktorların güvencesiyle gerçekleştirilen iyi bir rinoplasti ameliyatı ise tüm bu sorunları kökten çözmektedir.

Kişinin özgüvenini arttıran ve hayat kalitesini yükselten burun estetiği fiyatlarında birçok farklı etken olabilir. Bu nedenle sabit bir fiyat arayışında olmak doğru değildir. Tek bir ideal burun şekli yoktur. Bu her hasta için yüz şekline ve beklentilerine göre farklılık gösterecektir. Kimi hastalar daha küçük ve kalkık bir burun isterken, kimileri daha doğal duran bir burun isteyebilir. Bu nedenle, rinoplasti kişiye özel bir değerlendirme ve uygulama gerektirmektedir. Operasyonun zorluk derecesi hastadan hastaya değişeceği için aynı doktor için bile sabit tek bir fiyattan söz etmek olası değildir.

Ameliyat Öncesi İyi Bir Araştırma Yapın

Hastalar ameliyat öncesinde iyi bir araştırma yapmalıdır. Fiyattan ziyade operasyonu gerçekleştirecek olan doktorun burun estetiği konusunda deneyimi ve başarısı en önemli ölçüt olmalıdır. Doktorun revizyon istatistikleri, hasta memnuniyeti, kullandığı teknoloji ve ekipmanlar, ameliyatın yapılacağı hastane ve hastanenin donanımı, doktorun ekibi gibi birçok belirleyici faktör bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki amacınız tek bir ameliyatla hayalinizdeki buruna kavuşmak ve hiçbir aksilikle karşılaşmamaktır. Dolayısıyla fiyat araştırması yaparken tüm bu ölçütleri göz önünde bulundurarak alanında en iyi doktorlarla görüşmek sizin için en iyisi olacaktır.

Doktorunuzu Ücretine Göre Değil Başarısına Göre Seçin

Doktorunuzla ameliyat öncesi ve sonrasında uzun bir süre iletişim içerisinde olacağınızı ve rutin kontroller için bir araya geleceğinizi aklınızda bulundurun. Doktorunuz hem sizin sağlık geçmişinize, hem burun yapınıza hem de beklentilerinize göre bir değerlendirme yapacak ve size bir fiyat sunacaktır.

Ameliyatınızı gerçekleştirecek olan doktorun estetik algısının ve kullandığı tekniklerin sizin için uygun olduğundan emin olun. Uygulama sonrası burnunuzda geri dönülmez değişikler olacaktır. Sonrasında yapılacak revizyon ameliyatları ise ancak küçük değişikler sağlayabilir.

Çok düşük ücretlerle gerçekleştirilen operasyonlarda kullanılan malzemelere ve hijyen şartlarına güvenilemez. Hastalar önceliklerini belirleyip kendi bütçelerine göre bir doktor seçimi yapmalıdır. Eğer operasyon tamamen estetik kaygısıyla yapılıyorsa ve hastanın bütçesi yeterli değilse bir süre beklemeyi düşünebilir. Burnunuzun yüzünüzün en dikkat çeken ve karakteristik organı olduğunu unutmayın. Beklediğiniz gibi sonuçlanmayan bir rinoplasti cerrahisi sizi tam tersine daha mutsuz edebilir. Bu kez burnunuzu düzelttirmek için daha fazla para harcamanız gerekeceği gibi bu süreç sizin için yıpratıcı olacaktır.

Yazının devamı...

Revizyon burun estetiği

19 Şubat 2021

Burun, insan yüzünün en dikkat çekici bölümlerinden biridir. Düz bir buruna sahip olmak herkesin hayalidir. Bu nedenle günümüzde, çeşitli estetik ya da sağlıksal kaygılarla gerçekleştirilen burun estetiği operasyonları oldukça yaygındır. Doğru doktor ile pek çok hasta hayal ettikleri buruna kavuşabilmektedir.

Revizyon Burun Estetiğinden Korkmalı mısınız?

Ancak bazı durumlarda, ilk burun ameliyatından sonra ikinci bir düzeltme gerekebilmektedir. İlk operasyonun ardından hayal ettikleri buruna kavuşamayan ya da başka bir sorun nedeniyle revizyon rinoplasti olmaları gereken hastalar genellikle ikinci ameliyattan korkar. Ancak literatürde her dört hastadan birinde yapılan revizyon burun estetiği daha zor bir operasyon süreci olmakla birlikte, büyük bir oranda başarılı sonuç vermektedir.

Revizyon ameliyatlarını, ilk ameliyatı gerçekleştiren doktorun uygulaması tavsiye edilir. Hem yaptığı işlemi en iyi bileceği için, hem de hastayı tanıdığı için böyle olması tercih edilmektedir. Doktor hastanın psikolojik olarak ikinci operasyona hazırlanmasına, korkularını gidermesine ve operasyonun gerekliliğini anlamasına yardımcı olacaktır. Ancak doktor kaynaklı bir hata ya da hasta ile anlaşmazlıklar varsa başka bir doktora yönlenilebilir. Bu durumda yeni doktorun ilk ameliyatla ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olması ve işinde ehil olması şarttır.

Bazı durumlarda ise hastalar ilk ameliyat üzerinden yeterli süre geçmeden revizyon rinoplasti talep etmektedir. Ancak hastanın memnuniyetsizliği fonksiyonel bir sorundan değil, yeni burun şekliyle ilgiliyse ilk ameliyatın kesin sonuçlarının görmek ve başarılı olup olmadığına karar vermek için 6 ay ile 1 yıl arası bir süre geçmesi gerekmektedir. Bu süreden önce yapılan düzeltme ameliyatlarının başarı oranı daha düşüktür. Fakat yeni burunda eğrilik ya da düşüklük gibi şekilsek bozukluklar söz konusuyla, revizyon üç ay sonra gerçekleştirilebilir.

Revizyon (Düzeltme) Rinoplasti Hangi Durumlarda Gereklidir?

Yapılan araştırmalara göre burun ameliyatı geçiren hastaların %25’inde ikinci bir düzeltme operasyonu karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz gibi revizyon rinoplastiye daha çok estetik amaçlarla ihtiyaç duyulmaktadır. Hastaların rinoplastiden en büyük beklentisi orantılı ve düzgün, fakat doğal bir burundur. Bu anlamda doktor ile hasta iletişimi çok önemlidir. Revizyon burun estetiği en çok yeni burunlarını doğallıktan uzak bulan ya da yüz şekillerine yakıştırmayan hastalar tarafından talep edilmektedir. Burun estetiğinin en büyük amacı hastalara mutlu olacakları bir burun yapmak olduğundan, ikinci ameliyat için de sağlık sorunları dışında en önemli ölçüt hastanın tercihleridir.

Revizyon Burun Estetiğinde Doktor Seçiminin Önemi

Yazının devamı...

Neden rinoplasti yapılmalıdır?

18 Şubat 2021

Rinoplasti kimler için uygundur?

Günümüzde (Rinoplasti) burun ameliyatı, tıp alanında kaydedilen teknolojik gelişmeler sayesinde başarı oranı en yüksek operasyonlar arasında nitelendirilmektedir. Sağlık açısından önemli bir operasyon olan Rinoplasti, burnun estetik görünümünü de etkiler. Kişi burnunu görsel açıdan beğenmiyorsa burun ameliyatı olmak isteyebilir. Bu durumda kişi, alanında uzman olan bir hekimden yardım istemelidir.

Rinoplasti Nedir?

Rinoplasti genel olarak Nazoplasti adı ile de bilinmektedir. Estetik operasyonlar arasında en çok uygulanan operasyon burun estetiği operasyonu olmaktadır. Doğuştan burunda var olan, ya da herhangi bir şekilde sonradan oluşum gösteren biçimsel bozuklukların giderilmesi için burun ameliyatı yapılmaktadır.. Solunum bozukluğu ile alakalı bazı rahatsızlıklar sonucunda ya da bireyin görsel bakımdan burnunu beğenmemesi sonucunda bu ameliyat gerçekleştirilebilmektedir. Burun ameliyatı hangi neden ile yaptırılmış olursa olsun ilk amaç solunum yolunun ameliyat sonrasında sorunsuz bir şekilde işleyişine devam etmesidir.

Rinoplasti Neden Yapılır?

Rinoplasti ameliyatının gerçekleştirilmesinin en önemli sebebi nefes problemleridir. Kişinin burnunda, doğuştan ya da daha sonra ortaya çıkan herhangi bir biçimsel bozukluk sebebiyle birlikte nefes alıp vermesinde sorunlar meydana gelmesidir. Diğer bir neden ise bireyin estetik kaygılarıdır. Burunda oluşan yamukluklar, kıkırdak kısmında meydana gelen şekilsel bozulmalar, burnun olması gerekenden daha büyük olması, asimetrik görünümü gibi bazı durumlar sonucunda da burun ameliyatı yapılmaktadır.

Burun Ameliyatı Kimler İçin Uygundur?

Peki Rinoplasti nedir ve kimler için uygundur? Rinoplasti, erkek çocuklarında 18 yaşından sonra yapılması uygun olurken, kız çocuklarında 16 yaşından sonra yapılması daha uygun olan bir ameliyattır. Bunda etkin olan sebep ise erkek ve kadın fizyolojisinin birbirinden farklı olması ile alakalı olmaktadır.

Yazının devamı...

Burun estetiği sonrası şişlikler ne zaman iner?

16 Şubat 2021

Burun estetiği operasyonunda belki de hastaların en çok endişelendiği ve merak ettiği kısım ameliyat sonrası süreçtir. Hastaların akıllarına gelen ilk soru ameliyat sonrası şişliklerin ve morlukların ne zaman geçeceğidir. Ancak ne yazık ki ameliyattan sonra aynaya bakar bakmaz hayal edilen burunla karşılaşılacağının düşünülmesi gerçek dışıdır. Burun estetiği operasyonu geçiren hastaların yeni burunlarının tam şeklini görebilmek için bir süre beklemeleri gerekir.

Burun Ameliyatı Sonrası Şişlikleri ve Morlukları Önlemek Mümkün müdür?

Öncelikle belirtmek gerekir ki burun estetiği kişiye özel uygulanan bir cerrahi operasyondur. Ameliyat öncesinde doktor titizlikle yürüttüğü değerlendirmeler sonucu uygun tekniğe karar kılar ve hastayı en memnun edecek sonuç için özenle çalışır. Her hastaya aynı uygulama yapılmadığı gibi buna bağlı olarak hastaların ameliyat sonrası deneyimleri de farklılık gösterebilir. Ancak her ne olursa olsun miktarı değişmekle birlikte, burun ameliyatından sonra tüm hastalarda morluk ve şişlik gözleneceği kesindir. Uygulanan cerrahi işlem ne kadar profesyonel bir şekilde yapılsa ve sonrasında da çeşitli ilaçlar ve yöntemler kullanılsa da bunlar ancak şişliğin bir miktar azalmasını sağlayabilir, tamamen ortadan kaldırmaz.

Ameliyattan Sonraki Süreç

Burun estetiği ameliyatından sonra ilk saatlerde şişlik miktarı azken, zaman ilerledikçe artar. Genel olarak ameliyat sonrası göz çevresinde meydana gelen şişlikler 3-4 gün içinde azalır. Burun etrafındaki ödemin tamamen dağılması ise hızlı bir süreç olmayacaktır. Ameliyattan sonraki 6 ay içinde şişlikler çok büyük ölçüde azalır, 1 yıl içinde ise tam anlamıyla yok olmaları beklenir. Ancak bahsedilen şişliklerin dışarıdan bakıldığında anlaşılması oldukça güçtür. Çünkü ameliyat sonrası büyük şişlikler ilk ayda büyük bir oranda kaybolmaktadır. Hatta ilk haftanın sonunda bile şişliklerde gözle görülen bir azalma olur. Geri kalan 6 ay-1 yıllık süreçte ise daha çok hastanın hissedeceği şişlikler yavaşça dağılır. Hastalar ilk zamanlarda burunlarında bu şişliklerden dolayı bir ağırlık hissedebilir, ancak ilk haftalardan sonra bu his geçecektir.

İyileşme Süreci

Yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden burun estetiği operasyonu sonrası iyileşme süreci de hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Genel olarak ilk bir haftadan sonra hasta toparlanmaya başlar. İlk zamanlar hafif bir ağrı ya da şişliklerden dolayı burun tıkanıklığı olabilir. Ancak kısa süre sonra bu sıkıntılar yok olacaktır. Hastalar birçoğu iyileştikten sonra ameliyat öncesine göre çok daha rahat bir şekilde nefes aldıklarını belirtmektedir.

Ameliyat sonrası şişlik ve morlukların azalması için düzenli olarak soğuk uygulama yapılır. Hiloterapi adı verilen uygulama ameliyat esnasında başlayıp hasta odaya çıkana kadar özel olarak tasarlanmış cihaz ve maskelerle yapılmaktadır. Bu yöntem 15 derecede kontrollü bir uygulama ile gerçekleşmektedir. Buz uygulaması kontrollü bir şekilde yapılmazsa dokulara hasar vererek istenenin tam aksi, olumsuz bir reaksiyona neden olabilir.

Yazının devamı...

Göz kapağı estetiği

10 Şubat 2021

Göz kapakları, göz şeklini ve bakışlarınızın güzelliğini etkileyen, yüzünüzün önemli bir parçasıdır. Kırışık ve düşük göz kapakları ya da göz torbaları sizi yorgun ve yaşlı gösterebilir. Ancak küçük bir cerrahi işlemle daha genç bir göz kapağı görüntüsüne sahip olmanız mümkün.

Kimlere Uygulanabilir?

Göz kapağı estetiği, üst göz kapağına, alt göz kapağına ya da her iki kapağa da uygulanabilen ve bunların görünümü daha estetik hale getiren bir cerrahi işlemdir. Operasyon için herhangi bir yaş sınırlaması yoktur. Daha çok orta yaşlı ve yaşa bağlı olarak sarkma sorunu yaşayan hastaların tercih ettiği bir yöntem olmakla birlikte, özellikle düşük göz kapağına sahip olan daha genç hastalara da uygulanabilen bir ameliyattır.

Ameliyat Öncesi Süreç

Ameliyat öncesinde hastalarımızla detaylı bir ön değerlendirme yapmakta ve operasyon süreci konusunda onları bilgilendirmekteyiz. Göz kapağı estetiği için alın, kaşlar, yanaklar ve şakaklar olmak üzere yüzün geri kalanının da incelenmesi hastaya en uygun olan yöntemin çizilmesi için çok önemlidir. Hastaların gereksiz korkuları varsa bunlar giderilmekte, bu işlemin gerekli olup olmadığı, sonuçları, dikkat edilmesi gerekenler ve herhangi riskli bir durum varsa bunlar açıklanmaktadır.

Ameliyat Sonrası İz Kalır mı?

Bu ameliyatı olmak isteyen hastaların akıllarına ilk gelen sorulardan biri de operasyon sonrası bir iz kalıp kalmayacağıdır. Özellikle yüz bölgesinde gerçekleştirilen operasyonların ardından belirgin iz veya yaralar kalması hastalar için endişelendirici bir durum olabilir. Ancak bu korku yersizdir. Göz kapağı estetiğinden sonra kısa bir süre, diğer tüm cerrahi operasyonlarda olduğu gibi iz kalmaktadır. Fakat bu ameliyatta uygulama alanı çok küçük ve hassas olduğu için bahsedilen iz son derece küçük, hatta çok yakından bakılmadığı sürece gözle görülemeyecek boyuttadır. Göz kapağı vücudumuzun en ince derisine sahip olan bölgesidir ve kan dolaşımı çok hızlıdır, bu sayede iyileşme kısa sürede gerçekleşir. İlk altı aydan sonra ise çoğu hastada ameliyat izleri tamamen kaybolmaktadır. Çok nadir rastlanan durumlarda hastalarda iyileşme süreci düzgün ilerlemeyebilir. Ancak bu da önceden yapılan tetkiklerle saptanabilmekte ve varsa alternatif bir yöntem bulunmakta, yoksa ameliyattan vazgeçilmektedir.

Ameliyat Süreci ve Sonrası

Yazının devamı...

Meniere hastalığı nedir, tedavisi nasıldır?

27 Ocak 2021

Meniere hastalığı kişide baş dönmesi yaratan, aralıklı işitme kayıpları yaşatan ve kulak çınlamasına neden olan bir iç kulak rahatsızlığıdır. En büyük belirtisi belirli periyodlar halinde kendini gösteren baş dönmesi ataklarıdır. 40’lı yaşlarda kendini göstermeye başlayan bu Meniere hastalığının en büyük nedeni iç kulakta bulunan ve dengeden sorumlu sıvılardaki artışıyla yaşanan basınç artışıdır. Atılan sıvıdan daha fazla sıvı kalması ya da sıvı boşaltılan kanallarda tıkanık olması halinde bu durum ortaya çıkabilmektedir. Yine de Meniere rahatsızlığına neden olan bu basınç artışının sebebi çoğu zaman bilinmemektedir.

Meniere rahatsızlığının başlangıç döneminde kişi ilk olarak sadece baş dönmesi probleminden şikayetçi olmaya başlar. 20 dakika ile 24 saat arası sürebilen baş dönmesi kusma ve bulantıya neden olabilir. Bu bulantıya kulakta oluşan dolgunluk hissi eşlik eder. Bu baş dönmesi atakları ile hafif denge kayıpları ortaya çıkabilir. Hastalığın ilk seyrettiği yıllarda işitme kaybı az görülse de ilerleyen dönemde işitme kaybında artış görülebilmektedir. Bu durum nistagmus adı verilen istemsiz göz hareketlerine neden olabilir. Tüm belirtiler ayrı ayrı görülebileceği gibi ne yazık ki bazen aynı anda görülebilmektedir. Kişiler gerginlik ve stres yaşadığında veya aşırı tuz alması baş dönmesi ataklarını başlatabilir. Meniere kronik bir rahatsızlık olarak kabul edilse de çeşitli tedaviler semptomları hafifletmeye ve yaşamınızdaki uzun vadeli etkiyi en aza indirmeye yardımcı olabilirken aynı zamanda cerrahi girişim alternatif bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Meniere Hastalığının Tanısı Nasıl Konulur?

Meniere hastalığı olan hastaların kulak fizik muayenesi normaldir. Hele bir de hasta baş dönmesi olmayan bir dönemde muayene ediliyorsa hiçbir bulguya rastlanmayabilir. Bu nedenle çok yönlü tetkiklerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Bu tetkiklerden biri işitme testidir. Meniere rahatsızlığında sensörinöral tipte yani sinirlere bağlı işitme kaybı görülür. Atakların yaşandığı dönemlerde ve dönem arasında yapılmış başka işitme testleri varsa bunların incelenmesi hastalığın seyri açısından çok önemli bilgiler verir. Bu rahatsızlıkta denge kaybı görüldüğü için denge testler ile iç kulağın denge fonksiyonları incelenebilir. Çoğunlukla hastalığın olduğu kulakta denge fonksiyonları yavaşlamış bulunur. Elektrokokleografi ile iç kulaktaki basınç artışını görülebilir. Her zaman ihtiyaç duyulmasa da son olarak Beyin sapı işitsel potansiyelleri testine ihtiyaç duyulabilir. Bu testte sesin beyinde işitme merkezine ulaştırılmasını sağlayan sinirlere ait başka bir sorun olmadığını anlamak amacıyla yapılır.

Meniere Tedavisi

Meniere hastalığının kesin bir tedavisi yoktur. Ancak hastalığın seyrine göre uzmanların hem fikir olduğu bazı tavsiyeler işe yarayabilir ancak en tatmin edici sonuçlar için Meniere ameliyatı gerçekleştirilebilir.

Bu tavsiyelere geldiğimizde şu şekilde sıralayabiliriz;

Yazının devamı...

Hangi alın germe yöntemi sizin için daha uygun?

18 Ocak 2021

Gözler ve kaş bölgesi kişinin diğer insanlarla iletişiminde dış dünyaya açılan ilk penceresidir. Kişilerin duygularını ifade etmesinde kaş ve göz şekli en az sözler kadar etkilidir. Kişinin bakışlarını ve kaş yapısının temelinde bulunan alın bölgesi ister doğuştan gelen faktörlerle isterse yıllar için oluşan yaşlanma belirtileriyle, kişinin daha yorgun ve yaşlı görünmesine neden olabilir. Sarkmış ve kırışıklarla dolu bir alın kişinin mutsuz olmasına neden olabilir. İşte bu tarz durumlarda alın germe operasyonu ile çok kısa sürede yaşlanmanın olumsuz etkilerini tersine çevirmek mümkündür.

Alın germe operasyonu temel amacı kişinin daha genç ve dinç bakışlar elde etmesini sağlamaktır. Kişinin alın bölgesinde sarkma varsa alın derisi gerilerek kaşlar yukarıya doğru kaldırılır. Bazı durumlarda bu işlem göz kapaklarındaki düşüklüğün giderilmesinde için bile o kadar etkilidir ki ekstra bir göz kapağı ameliyatı ihtiyacının önüne geçilebilir. Ancak çoğu zaman alın germe operasyonları göz kapağı operasyonu ile kombine edilerek daha iyi sonuçlar alınması sağlanabilir. 40 yaş üstü kadın erkek fark etmeksizin herkes için gerçekleştirilebilen alın germe her türlü yüz ve alın şekli için uygundur.

Estetik alın germe ameliyatları iki farklı yöntemiyle yapılmaktadır. İlki klasik alın germe ameliyatı diğeri ise endoskopik alın germe ameliyatı şeklinde gerçekleştirilir.

Klasik alın germe ameliyatında her iki şakak arasında saçlı deri içerisinde yapılan ince bir kesi ile alın derisi kaldırılarak yukarı çekilir. Alında kırışıklık yaratan ve kaşların aşağı düşmesine neden olan kaslar yine yukarı doğru gerdirilir. Alın derisi göz çukurunun üst kemik kemerinden serbestleştirilir ve fazla deri çıkarılarak atılır. Birçok hasta alnında yara izi görüneceğinden korkmaktadır ancak yapılan ince kesi, saçlı derinin altına gizleneceği için gönül rahatlığı ile hasta içi rahat bir şekilde yeni alnının yeni görüntüsünün tadını çıkarır.

Diğer bir yöntem olan endoskopik alın germe ameliyatı ise teknolojik yöntemler ile klasik yöntemin birlikte uygulandığı bir tekniktir. Bu yöntemde saçlı deri içerisinde 4-5 tane ve 2 cm uzunlukta dikey kesiler uygulanır. İşleme adını veren Endoskop mikro kameraları ile alın bölgesi rahatlatılır ve daha gergin bir hale getirilir. Endoskop cihazları ve özel cerrahi araçlar ile gerçekleştirilen bu yöntemde alın ve kaş dokusu altındaki kemik yapısı da tespit edilir. Endoskopik alın germe ameliyatı saç çizgisi düşük ve alın mesafesi 5 CM’den daha dar olan hastalar için uygundur. Endoskopik alın germe tekniği alın yaşlanmasının erken dönemlerindeki hastalar için çok daha uygun bir seçenektir.

Genetik olarak kaşların alındaki üst kemik kemeri seviyesinde konumlandığı hastalarda alın sarkması nedeniyle olan kaş düşmesi çok bariz hale gelir. Bu hastalarda erken dönemde endoskopik alın germe ile iyi sonuçlar elde edilebilir. Fakat herhangi bir cerrahi girişim geçirmeyen hastalarda 40’lı yaşların sonuna doğru gelindiğinde alındaki çizgilerde derinleşmeye başlar ve alın derisi bollaşarak sarkar. Bu durumda endoskopik alın germe ile yeterli sonuç alınamayabilir çünkü alından bir miktar deri çıkartılmasına ihtiyaç duyulur. O zaman klasik alın germe yöntemi ile alın gerilir.

Alın germe ameliyatı en fazla 3 saat içerisinde tamamlanır. Operasyon genel anestezi altında gerçekleştirilir. Alın germe ameliyatından sonraki 3 ile 4 gün boyunca alın bölgesinde şişlik ve morluk görülebilir. Hasta ağrı kesiciler ile önüne geçilebilen hafif ağrılar yaşayabilir. Bir haftadan kısa süren iyileşme dönemi tamamlandığında hasta sahip olduğu yenilenmiş ve gençleşmiş görüntüsü ile birlikte, duygularını çok daha dinç bakışlar ile ifade etmeye başlar.

Yazının devamı...

Hangi durumlarda revizyon rinoplasti estetiğine ihtiyaç duyulur?

4 Ocak 2021

Daha önce gerçekleştirilmiş olan burun ameliyatının olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılması adına gerçekleştirilen rinoplasti ameliyatına revizyon rinoplasti estetiği ya da sekonder rinoplasti denilmektedir. Düzeltme burun estetiği olarak da adlandırılan bu operasyonda hastanın genel görünümünü ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen rinoplasti sonuçları gerek küçük dokunuşlarla gerek ise daha ciddi teknikleri düzeltilir.

Genel literatüre göre, yapılmış olan rinoplasti ameliyatlarının sonrasına %5 ile %10 oranları arasında tekrar bir Burun Düzeltme Ameliyatı ihtiyacı duyulmaktadır. Her bir burun estetiği kişinin sahip olduğu nefes problemleri gibi rahatsızlıkların yanında kişinin yüz şekline vücut tipine ve burun kondisyonuna göre planlanır. Bazı hastalar için kemik törpüleme ihtiyaç duyulurken bazı hastalara kıkırdak nakli gerekebilir bu nedenle her bir rinoplasti kişiye özeldir. Ve sonuç olarak burun içinde bulunan kemik ve kıkırdak dokusunda kalıcı değişiklikler yapılarak, burun şekli ve fonksiyonlarında iyileştirmeler gerçekleştirilir. Ancak operasyon sonrasında hastaların dörtte biri, rahatsızlıklarının devam ettiğinden veya istedikleri estetik görüme sahip olamadıklarından ötürü şikayetçi olabilmektedir. Bu durumda revizyon rinoplasti ile hastanın şikayetçi olduğu problemlerin düzeltilmesi yoluna başvurulur.

Tipik bir rinoplasti ameliyatının nihai sonuçlarına ulaşması için operasyondan sonra yaklaşık bir yıl geçmesi gereklidir. Bu nedenle rinoplasti sonuçlarından memnun olmayan hastaların revizyon rinoplasti ameliyatına başvurmaları için en 6 ay ile 1 yıl arasında beklemeleri gerekmektedir. Cerrah tarafından yapılan muayene sonrasında kişinin revizyon rinoplasti operasyonu yaptırıp yaptıramayacağı bir uzman tarafından değerlendirilir. Eğer hasta bu süreden daha kısa zamanda sekonder rinoplasti yaptırmak istiyorsa elde edeceği sonuçlar yeterince verimli olmayacaktır. Ancak bazı durumlarda ciddi anlamda şekilsel bozukluklar ve burun ucu düşmesi gibi problemler yaşanmaya başlandıysa 3. Aydan itibaren sekonder rinoplasti ameliyatının uygulanması uygun görülebilir.

Rinoplasti sonrasında burun ucu istenilenden daha dar veya daha geniş olabilir. Burun delikleri asimetrik bir görünüm alabilir veya burun ucu beklenenden daha sarkık veya daha dik olabilir. Burun ile dudak arasındaki bölgenin uzunluğu yüz şekline uygun olmadığı için yapay bir görüntü elde edilebilir. Bazen de burnun yan duvarlarında çökme oluşur ve buna bağlı olarak nefes alma güçlüğü ortaya çıkabilir. Burun sırtındaki kemerli görünüm devam ediyor olabilir ya da tam tersi burun sırtında çökme olabilir.

Tüm bunların yanında daha önce var olan septum deviasyonu probleminin devam etmesi, burun içinde veya dışında aşırı skar dokusunun gelişimi, yumuşak doku problemleri olabilir. İşte yukarıda saydığımız tüm bu nedenler ve daha fazlası için revizyon rinoplasti ameliyatına ihtiyaç duyulabilir.

Revizyon rinoplasti estetiği major ve minör olmak üzere ikiye ayrılır. Minör operasyonlar hafif bir törpüleme işlemi gibi daha ufak dokunuşları içinde barındırırken majör operasyonlarda çok daha kapsamlı işlemler gerçekleştirilir.

Revizyon burun estetiği yaptırmak isteyen bir hastaya ilk operasyonundan sonra iyileşme sürecinde büyük bir problemle karşılaşmadıysa ve dokuların iyileşmesi sorunsuz bir şekilde gerçekleştiyse, primer rinoplasti operasyonu nu yani ilk operasyonunu gerçekleştirilen doktorun başvurması tavsiye edilir. Ancak burada önemli olan hastanın, doktoruna olan güvenidir. Hasta, doktoru tarafından gerçekleştirilecek ikinci operasyonunda başarısız sonuçlar getireceğini düşünüyorsa o zaman sekonder rinoplasti alanında uzman başka bir uzmanın yardımına başvurmalıdır. Revizyon rinoplasti operasyonları ilk defa uygulanan rinoplasti operasyonlarına göre daha meşakkatlidir. Cerrahın ilk ameliyata bağlı olarak oluşmuş değişikleri tespit edip ona göre ilerlemesi gerekmektedir. Bu durum bazen operasyon sürelerinin beklenenden uzun sürmesine neden olabilir.

Her ne kadar zor bir karar olsa da önemli olan kişinin kendini mutlu ve özgüvenli hissedeceği görünüme sahip olabilmesidir. Bu uğurda gerçekleştirilen ilk operasyon, istenen sonuçları vermediyse hasta muhakkak doktoru ile görüşmeli ve zaman kaybetmeden yeni bir rota çizilmelidir.

Yazının devamı...