Ah bu mülteciler

Ülke gündemini zaman zaman meşgul eden bir konu mülteciler. Ülkelerinde yaşadıkları sıkıntılardan dolayı Türkiye’ye gelen ve artık ülkemizi seçen bu insanlar özellikle muhalefetin hedefindeler. Muhalefet partileri genel başkanları sıklıkla iktidara gelirlerse Suriyelileri ülkelerine geri göndermekten bahsediyorlar. Türkiye’ye yerleşen bu insanların artık geri dönme ihtimalleri yok. Evleri, yurtları, vatanları paramparça olmuş bu insanlar artık bu toprakların insanı, bundan geri dönüş yok. Bu insanlar arasındaki sanatçıların bir kısmı ise burada varolma mücadelesi veriyorlar. Zaten kendi içinde kliklerle dolu olan Türkiye sanat dünyası, göçmen sanatçılara kapılarını kapatıyorlar. Özgürlüğe, diyaloğa, iletişime en açık olması gereken sanat dünyasının bu halini görünce gerçekten çok üzülüyorum. Önümüzdeki imkânın farkında olmadığımız için de üzülüyorum. Bundan 100 yıl önce 1919-1921 yılları arasında Ukrayna doğumlu ressam Alexis Gritchenko, Sovyet devriminden kaçıp İstanbul’da kaldı.

Gritchenko, bu dönemde büyük sıkıntılar çekti, dayak yedi, dışlandı. Ama iletişim halinde olduğu İbrahim Çallı’ya geleneksel motiflerden kaçınmaması gerektiğini aktardı. Gritchenko’nun halk tasvirleri ve mezar taşlarının sanatsal kaynak olarak göstermesi Çallı’yı etkiledi, Çallı da benzer yaklaşımı Bedri Rahmi Eyüboğlu’na aktardı. Eyüboğlu, “Türk kilimlerinde sanat kudretine ilk defa gözümü açan hocam Çallı İbrahim’dir” diyerek bu durumu işaret eder. Şu anda da Türk sanat dünyasının içinde bulunduğu tıkanmışlığa göçmen sanatçıların getireceği yeniliklerin, farklı bakış açılarının büyük katkısı olacağını düşünüyorum.

Ah bu mülteciler

Nereler açık?

 

Kısıtlamaların olmadığı uzun bir tatil geçridik. Bu süre zarfında başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerden sahil beldelerine ve diğer şehirlere önemli bir hareketkilik oldu. İstanbul uzun zamandır görmediğim kadar boştu.

Bu boşluğu değerlendirmek isteyen sanatseverlerin karşılaştığı bir problemden bahsetmek istiyorum. Müzelerin, galerilerin bayram süresince hangi günlerde çalıştığını öğrenebilmek için büyük bir çaba harcamak gerekti. Web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında bu kurumların hangi gün açık, hangi gün kapalı olduğuna dair bilgi bulmak son derece zordu. İletişimin bu kadar ilerlediği bir dönemde bu kadar basit bir bilgiyi bulmak zor olmamalı diye düşünüyorum.

Ünlü esere yapay zekâ dokunuşu

Hollandalı ressam Rembrand van Rijn’in en bilinen eserlerinden “Yüzbaşı Franz Banning Cocq ve Milis Birliği” ya da daha çok bilinen adıyla “Gece Nöbeti (Devriyesi)” isimli tablosu yapıldıktan yaklaşık 75 yıl sonra Amsterdam Şehir Meclisi’nin duvarına asılır.

Şehir meclisinde bu tabloya ayrılan duvar tablonun ebatından küçüktür. Bunun üzerine tablo dört tarafndan kesilir ve bu şekilde yerleştirilir. Kesilen kısımlarda bazı figürler vardır. Eserin başına gelenler bu kadar da değil; 1911 yılında eser “bıçaklandı”, Nazi işgalinden kurtarılmak için bir tuz deposunda saklandı, 1990 yılında tabloya asit atıldı. Bu kadar yıpranan ve filmlere, şarkılara ilham olan bu eser yapay zekâ kullanılarak eski haline getirildi. Rekonstrüksiyon için 17. yüzyıl ressamlarından Gerrit Ludens’in yaptığı bir kopya temel alındı. Rembrandt’ın bu tablosunun yeni halini görmek Amsterdam’a gitmek için güzel bir neden.