Sanatçının 40 yılı: “Ten, Beden, Ben”

İpek Duben’in sanat üretiminin 40 yılını kapsayan “Ten, Beden, Ben” sergisi sayesinde sanatçının sanat serüvenini görmek, anlamak daha kolay. Sergi mekânına girişte sizi karşılayan “duvar” sanatçının adeta bir özeti, serginin tanıtımı gibi düşünülmüş.

Sanatçının 40 yılı: “Ten, Beden, Ben”

İpek Duben’in sanatına baktığımızda bazı temalar ön plana çıkıyor. Göç, toplumsal cinsiyet eşitliği, tüketim kültürü bu temaların başında geliyor.

İpek Duben’in Amerika’dan döndükten sonra Türkiye’de yaptığı ilk seri olan “Şerifeler” 1980-1981 yılları arasına üretilir. Bu erken dönem işlerinde sanatçı figüratif resim yapmak ister. Lakin kendisine poz verecek bir model bulamaz. Ablasının evine temizliğe gelen Şerife isimli kadına kendisine rol vermesini teklif eder ama Şerife bunu kabul etmez. Bunun üzerine Duben pazardan aldığı elbiseleri doldurup canlı model yerine kullanır. Böylece vücudu olmayan sadece bir elbiseyle temsil edilen bir Şerife çıkar karşımıza. Ötekileştirilmenin, kadının görünmezliğini vurgular. Bu seriyle İpek Duben büyük beğeni toplar, 1980’de Resim ve Heykel Müzeleri Derneği’nin düzenlediği 1. Günümüz İstanbul Sanatçıları Açık Hava Sergisi’nde başarılı olur. Serginin jürisinde bulunan sanat eleştirmeni Sezer Tansuğ, daha sonra bu seriye sert bir eleştiri yazar. Mübarek Giysi Takımı başlığını taşıyan yazıda Tansuğ bunları “hortlaklar”a benzetirken “bu içi boş giysilere hiçbir kadın gerçeği uymaz” der. Lakin Sezer Tansuğ yanılmaktadır. Bu içi boş giysiler bugün bile ülkemizdeki kadın gerçeğine uymakta.

Doğu-Batı ayrımı

Şerife’den sonra İpek Duben “Adele Adam” serisini yapar. Bu kez merkezde bir erkek vardır. Bu üçlemeyi gazete kupüründe gördüğü figürlerden yapan Duben, çıplak ve kaslı gövdesiyle gösteriş yapan adamları resmeder. Bunlar Şerife’nin negatifi gibidir.

Benim İpek Duben’in en sevdiğim serilerinden biri olan “Manuscript 1994” de sergide yer alıyor. Geleneksel minyatür, hat, tezhip yani kısaca kitap sanatlarının çağdaş bir yorumu olan “Manuscript 1994”le sanatçı Doğu-Batı ayrımını kadın üzerinden okumaya çalışır.

“LoveBook [AşkKitabı]” (1998-2000) ve “LoveGame [AşkOyunu]” (1998-2001) ise Amerika’da yaşadığı dönemde ürettiği eserlerindendir. Bu iki enstalasyonda da gene kadın merkezdir. Bu kez kadınların uğradığı şiddeti ele alır sanatçı. Ve tüm açıklığıyla kadınların maruz kaldıkları şiddetin sadece Doğu toplumlarında değil en “gelişmiş” Batı toplumlarında da olduğunu gösterir.

“Ten, Beden, Ben” Salt’tan Amira Akbıyıkoğlu, Farah Aksoy, Sezin Romi ve Vasıf Kortun tarafından programlandı. 3 Nisan 2022’ye kadar devam edecek sergiyi bütün sanatseverlere tavsiye ederim.