Kim kazandı?

Kim kazandı?

Sami KOHEN

KÖRFEZ'de "şimdilik" kaydı ile çatışmanın önlendiğini ve krizin aşıldığını söyleyebiliriz. Bunun "kalıcı" olup olmayacağına karar vermek için, önümüzdeki günleri beklemek gerek.
Eğer Irak'ta "toplu imha silahlarının kontrolü" konusunda yeni bir pürüz çıkmazsa ve dün Bağdat'a dönen BM deneticilerinin çalışmaları yeniden engellenmezse, durum normalleşecek, hatta ambargo da hafifleştirilecektir.
Eğer Saddam yönetimi dehşet silahlarını üretmeye veya bunları gizlemeye kalkışırsa, ya da Irak'a karşı uygulanan yaptırımların tedricen kaldırılacağına dair verilen söz yerine getirilmezse, kriz ve çatışma tehlikesi yeniden belirecektir...
Ancak, 10 gün boyunca Körfez'de esen savaş rüzgarlarının dinmesine ve Cenevre'de varılan mutabakatla bunalıma diplomatik bir çözüm bulunmasına sevinmek lazım.
Kuşkusuz bu uzlaşma, tarafların bazı şeyler vermesi ve karşılığında bazı şeyler alması sayesinde mümkün oldu. Bundan kim daha karlı çıktı?
* * *
IRAK'
ın kazanımlarını şöyle özetleyebiliriz:
* Son krizi Saddam çıkarttı, Saddam bitirdi! Yani bu işte Bağdat inisiyatifi elinde tuttu. Irak lideri, doğrusu bu oyunu iyi oynadı: Önce Amerikan deneticilerini kovarak Washington'u Körfez'e tekrar kuvvet göndermeye sevketti. ABD'nin tehditlerine meydan okudu. Ardından BM ile diyalog önerdi ve Rusya'nın aracılığı ile bunu sağladı. Pazarlıkta ise, çoktandır istediği bir sözü kopardı: Yaptırımların hafifletilmesi...
* Saddam bu oyunda ABD'ye karşı özellikle kendi halkını etrafında topladığı ve desteğini tazelediği gibi, Arap dünyasının sempatisini de kazanmayı başardı. Bu kez ABD, sadece Araplar değil, Rusya ve başta Fransa olmak üzere daha önce "Koalisyon"da yer alan dostları tarafından kendi başına bırakıldı.
* Bağdat şimdi Rusya'nın ve Fransa'nın da çabası ile, ambargonun kaldırılmasını bekliyor. Verilen söz tutulmazsa, Saddam herhalde "denetim" konusunu gene bir koz olarak kullanacak.
* * *
ABD'
nin başlıca kazancı da şudur:
* ABD gücünü göstermek suretiyle, Saddam'ı Amerikan deneticilerinin Irak'a dönmesi konusunda geri adım atmaya zorlamıştır. Washington Saddam'ın "vallahi - billahi yok" demesine güvenmeyerek, Irak'ta gizlice üretilen (ve varlığı kanıtlanan) toplu imha silahlarının denetimine ve ortadan kaldırılmasına büyük önem veriyor. ABD şimdi bu kontrol olanağına yeniden kavuşmuş oluyor.
* Saddam artık yaptırımların kalkmasını bekliyor ve bunun için özellikle Rusya'ya güveniyor, ama ABD, Irak BM kararlarına ve özellikle silah kontrolüne boyun eğmedikçe ambargonun hafifletilmesine izin vermeyecek. Bunun için ABD'nin veto hakkını kullanması da mümkün. Dolayısıyla Amerikalılar da, "yaptırım" konusunu Saddam'a karşı bir koz olarak kullanmak imkanına sahip...
* * *
BU işten esas karlı çıkan taraf, RUSYA.
* Arabulucu olarak devreye giren Rusya, Cenevre mutabakatını sağlamakla diplomatik bir başarı elde etti.
* Bu sayede Körfez'de ve Ortadoğu'da varlığını ve etkinliğini sergiledi.
Ortadoğu'da yeni denge oluşumunda artık ABD'nin yanı sıra Rusya da var. Bu olay Moskova'nın bölgede esas oyunculardan biri olmak şansını artırmış bulunuyor...
* * *
TÜRKİYE
savaş tehlikesinin uzaklaşmasına ve krizin yatışmasına sevinen ülkelerin başında geliyor.
Ankara için bunalım, özellikle İncirlik nedeni ile, büyük sıkıntı kaynağı oluyordu. Türkiye şimdi (durumu tamamen normalleştirmesi umudu ile) rahatlamış oluyor.
Türkiye açısından önemli bir diğer gelişme, ambargonun kalkması ihtimalinin belirmesidir.
Bu, Türkiye'nin Irak'la ticari ve ekonomik ilişkilerini yeniden geliştirmesine yol açacaktır. Ayrıca Bağdat ile siyasal ilişkilerin de düzelmesi mümkün olacaktır...
Dediğimiz gibi, yeter ki yeni bir pürüz çıkmasın. Bunda da esas sorumluluk Saddam'a düşüyor...





Yazara EmailS.Kohen@milliyet.com.tr