“O kritik an” önlenebilir mi?

Eğer önümüz-deki birkaç gün içinde İdlib konusunda bir uzlaşma sağlanamazsa, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgede geniş bir harekatâ girişmesi kaçınılmaz gözüküyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki günkü “Artık harekât an meselesi” ifadesi, bunun açık işareti...

Bu, Şam rejimine şubat ayı sonuna kadar Soçi Anlaşması’nda öngörülen ateşkes sınırının gerisine çekilmesi için verdiği süre çerçevesinde yapılan “son uyarı” sayılabilir.

Cumhurbaşkanı Suriye’de girişilen daha önceki askeri operasyonlar için kullandığı “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözünü şimdi İdlib için de tekrarlamaya iten sebep, Moskova’da son yapılan müzakerelerden bir sonuç çıkmamasıdır. Bu, Ankara’yı “askeri opsiyon”u ön plana çekmeye itiyor.

Ne var ki savaş hazırlıklarının ve savaş söyleminin yoğunlaştığı bu ortamda dahi, diplomasiden ve barışçı bir çözümden umut kesilmiş değil. “Son dakika” çabaları devam ediyor. Türk ve Rus heyetlerinin Ankara’da yeniden bir araya gelmesi söz konusu...

Dolayısıyla, “o kritik an”ın, yani bir savaş durumunun önlenmesi için, hâlâ bir şans var...

Son uyarı

Kuşkusuz İdlib ile ilgili ihtilafın savaşla değil, karşılıklı uzlaşmayla çözülmesi herkesin yararına olacaktır. TSK’nın bu bölgede girişeceği bir harekâtın daha önceki operasyonlardan farklı olacağını, bunun konvansiyonel bir Türkiye-Suriye savaşına dönüşebileceğini, İdlib dışındaki “kara ve hava” alanlarını da kapsayabileceğini ve bu kez Türkiye ile Rusya’yı da karşı karşıya getirebileceğini daha önce de yazmıştım.

Bütün bu unsurlar, “askeri opsiyon” konusuna duygusal tepkilerle, hamasetle değil, sağduyuyla, akılcı şekilde yaklaşılmasını gerekli kılıyor.
Kuşkusuz bu değerlen-dirmede en önemli faktörlerden biri, Rusya’nın alacağı tavırdır. Ne de olsa, Esad rejiminin dizginleri Putin’in elindedir. Ama aynı zamanda Putin’in de Suriye’nin geleceği konusunda çıkar hesapları ve bir stratejisi vardır.

Kendi ulusal çıkarı...

Moskova son diplomatik süreçte, İdlib krizinde bir arabulucu rolünü üstlenmiş, Ankara ile Şam arasında bir ortak yol aramaya çalışmıştır. Ancak şimdiye kadar Rusya’nın ortaya koyduğu öneriler ve haritalar, Ankara’nın taleplerini karşılamamaktadır. Türk tarafı, Suriye’nin Soçi Anlaşması’nda belirtilen hatlara çekilmesi ön şartı üzerinde ısrar ediyor. Rusya ise Şam rejiminin son zamanlarda kontrolü altına aldığı bölgelerden tamamen çekilmeden yeni bir statünün kabul edilmesini istiyor.

Yapılması beklenen “son dakika” müzakerelerinde uzlaşıcı bir formül bulunup bulunamayacağını göreceğiz.

Nasıl bir senaryo?

Kremlin sözcüsü, savaşın “en kötü senaryo” olduğunu söyledi. Doğrudur, ancak krizin bu noktaya gelmesinde Rusya’nın büyük sorumluluğu olduğu da açıktır. Büyük insanlık dramına yol açan bombardımanlarda Rusya’nın oynadığı rol malumdur.

Evet, İdlib için savaş dışında daha iyi senaryolar bulmak gerekir.

Bu bakımdan diplomasinin “o kritik an”dan önceki “son şansı” iyi kullanması temenni edilir.