Bu veda bize yakışmadı

21 Haziran 2021

Elbette iki sene arayla böylesine büyük turnuvalara katılmıyoruz. Elbette her turnuvada kupaların favorisi olmuyoruz... Ve elbette ki futbolda dünya devi bir ülke değiliz. Fakat biz turnuvayı tek bir golle kapatacak kadar, turnuvanın en kötü dördüncüsü olacak kadar ve turnuvanın en kötü futbolunu oynayacak kadar da küçük bir ülke değiliz!
Seferovic’in attığı golün santrası yapılmadan önce Şenol Güneş kale arkasındaki dev ekranda golün tekrarını seyrederken aklıma geldi bu sözler. Hocanın o ekrana bakışını kelimelerle anlatmak çok zor ama aklından geçeni tahmin edebiliyordum. Keşke zamanı bir dakika geriye çevirebilse de o gole engel olabilseydi! Ama böylesine imkansız bir mucizeyi Allah ona verseydi, Şenol Güneş zamanı birinci gol öncesine değil bence Antalya kampına kadar çekmek isterdi.
Baştan bakmak lazım... Yanlış giden neydi acaba? Çok mu erken toplandık? Çok mu havaya girdik? Çok mu yoğun antrenman yaptık? Çok mu yanlış analizler yaptık? Tüm bunların cevabını bulmak isterdi Güneş. 62’de İrfan Can’ın attığı gol bizi o kadar umutlandırmıştı ki, Shaqiri’nin 26’daki golüne kadar arkamda, “Türkiye, Türkiye” diye bağıran Azerbaycan Türk’ü çocuk yine bağırmaya başlamıştı. Hem de yürekten bağırıyordu. Ta ki Shaqiri 68’de farkı üçe çıkarana kadar... Bakü Olimpiyat Stadı’nın tribünleri de tıpkı o küçük çocuk gibi sessizliğe bürünmüştü. Tıpkı benim gibi. Tıpkı senin gibi. Tıpkı tüm Türkiye gibi.
Fakat sahadakilerin ve kenar yönetiminin bu kadar sessiz kalmaması gerekiyordu. Onlardan beklediğimiz, bu sessizliği bozacak ve içlerindeki isyanı sahaya yansıtacak bir oyundu. Onlardan beklediğimiz, bir refleksti. Onlardan beklediğimiz aslında çok şey değildi. Bu veda bize yakışmadı, böyle bitmemeliydi.

Yazının devamı...

Güneş tutulması!

17 Haziran 2021

Maçın öyküsüne nereden başlamalı diyorum, aklım Milli Takım’ın oyunu gibi oluyor! Acaba “beklentilerimiz çok mu fazlaydı” diyorum, o zaman Dünya Kupası grup maçlarında o oyun nasıl oynandı diyerek işin içerisinden çıkamıyorum. Var bu işte bir iş... Kötü oynayıp gruptan çıkmaya dünden razıyım da fakat yarınlar için hiç umut yok sanki.
42. dakikada Ramsey’in attığı gol maçın özetiydi zaten. Bale, o topu o mesafeden o kadar adamın arasından Ramsey ile buluşturdu ya, geriye söyleyecek hiç bir şey kalmıyordu. Ramsey 24. dakikada da topla böyle buluşmuştu. Uğurcan sağlam durmasa belki skor daha farklı olacaktı. Yine Ramsey’in 6. dakikadaki gol arayışında Uğurcan çok başarılıydı. Ramsey, nasıl olur da sahada bu kadar rahat dolaştı, anlaşılacak gibi değil.
Şenol Güneş, ikinci yarının başında sahaya Yusuf ve Merih’i sürdü Ozan ile Okay’ı kenara aldı. Bu hamle Kaan Ayhan’ın daha öne çıkmasını sağladı. Etkili oldu mu? Biraz... Lakin Bale’nin 61. dakikadaki kötü penaltı vuruşu, oyunumuza daha fazla etki sağladı. Belki ikinci yarının 54. dakikasın Burak Yılmaz o topu ağlarla buluştursa çok daha sevindirici bir skor olabilirdi. Fakat oynanan oyun yine mutlu etmezdi. Bu oyun yarınlarda bize bir şey getirmez. Uzatmalarda atılan gol de sanki bunu anlatır gibiydi. Puanı geçtim turnuvada golümüz bile yok. Bir mucize olursa gruptan çıkarız belki ama bu oyun gruptan çıkamadı.

Yazının devamı...

Isınma turu

1 Haziran 2021

Ay-yıldızlı ekibimiz, Gine mücadelesinin ilk yarısında neredeyse pozisyona giremedi. İkinci yarıda yapılan değişiklikler takımımıza hareket getirdi. Millilerimiz, özellikle son 15 dakikada rakip kaleye yüklendi, Mert Müldür’ün kafası direğe takılırken galibiyet golü gelmedi.

2020 Avrupa Şampiyonası öncesinde oynanacak olan hazırlık maçlarından ikincisini Gine karşısında oynayan A Milli Takımda, Teknik Direktör Şenol Güneş, dünkü maçta da bazı taktiksel varyasyonları denedi ayrıca kadroya son şeklini verme konusundaki bazı soru işaretlerini gidermeye çalıştı.
Almanya kampı öncesinde, takımı Antalya’da bir aile ortamı içerisinde, EURO 2020’e motive etmeye çalışan Şenol Güneş, dün geceki maçtan sonra, cebinde sadece eksiler değil artılarla da Avrupa Şampiyonası’na gidecektir.
Son iki hazırlık maçı elbette kriter değil. 10. dakikada Kante o golü çevirmiş olsa da kriter değildi. Antalya kampı ve oynanan hazırlık maçları, tüm futbolcuların kendi liglerinden kaynaklanan mental yorgunluğu atma üzerine planlanmıştı. Elbette oyunun güzel taraflarını da görmek isterdik. Örneğin Cengiz Ünder’in 17. dakikada topla birlikte dışarı çıkmasını değil de, o topu ağlara göndermesini görmek isterdik. Lakin adı üzerinde.. Bir hazırlık maçı. Kim hazır kim değil çok net görülmüştür.
İkinci yarıda Şenol Güneş oyunu Orkun ve Kenan’ı sokarak başlattı. Kenan’ın 83 ve Orkun’un 89. dakikadaki şutları gol olmasa da bu iki isim oyuna hareketlilik getirdi. Mert’in 80. dakikada direkten dönen vuruşu gol olsa belki daha başka goller gelebilirdi. Hem dünkü maçı hem de Antalya kampını özetleyecek olursak Gine Teknik Direktörü Didier Six’in maçtan önce dediği gibi bu takım güçlü bir takım, bu takım çok iyi oyunculara sahip.

Yazının devamı...

Yok böyle bir sezon!

16 Mayıs 2021

Gerçekten yok böyle bir sezon. ..Türk futbol tarihinin en unutulmaz gecesine şahit olduk. Matematiğin izin verdiği çerçevede Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe son düdüğü kadar şanslarını zorlamak istiyordu. Beşiktaş, Karagümrük maçına göre daha sakin daha stressiz bir görüntü ortaya koydu. Ama ilk yarı hiç açıcı değildi. Ortada oyun yok ama ilk golü yine de Beşiktaş buldu.
Kullanılan köşe vuruşunda Vida’nın 10. dakikada attığı gol umutlandırmaya yetti mi, hayır lakin yine gecenin ilk golünü Beşiktaş atınca işin psikolojik üstünlüğü ele geçirildi. Alpaslan beraberliği 24’te sağladı ama Beşiktaş zerre panik olmadı.
Biliyordu... Panik olsa ikinci bir Karagümrük hadisesi yaşanabilirdi. Devreye eşitlikle girildi fakat kim bilir o soyunma odasında Sergen Yalçın futbolcularına ne dedi?
Belki “İnanın Çocuklar” dedi, belki “vazgeçmeyin” dedi. Ghezzal’in 69. dakikada attığı penaltı golünden sonra, hiç riske girilmedi. Takım halinde savunmaya geçildi. Artık kredisi kalmamıştı. Üstelik Galatasaray’ın daha fazla atacak kadar süresi vardı. Kalan dakikaları çok akıllı kullandı siyah - beyazlı oyuncular... Fırtına gibi bir sezon yaşadı ama kapanışı çok yavaş yaptı.
Maç sonunda ise Sergen Yalçın’ın gözyaşları sezonun özeti gibiydi. Kim bilir o göz yaşlarını kaç haftadır tutuyordu. Ağlayacağı zamanlar da oldu ama o hep gülmeyi tercih etti. Göreceksiniz dedi, tüm Türkiye’ye Beşiktaş’ın şampiyonluğunu gösterdi. Hem de ilk senesinde.
Hem de kısıtlı kadroyla. Hem de sakat oyuncularıyla. Sezonun ilk kupasını aldı, lakin daha Ziraat Türkiye Kupası var. Eğer onu da kazanırsa, Sergen Yalçın, Mustafa Denizli’den sonra çifte kupayı kazanan ilk teknik adam olacak. Saygıyla eğiliyorum. Tebrikler Sergen Yalçın, tebrikler Beşiktaş.

Yazının devamı...

Vuruldu ama yıkılmadı

12 Mayıs 2021

Ligin ikinci yarısında zaten kıldan ince bir köprü üzerinde ilerliyor gibiydi. Beşiktaş’ın oynadığı futbol, Sergen Yalçın’ın kısıtlı imkanlar çerveçesinde başardıkları takdir ediliyordu.
Oğuzhan, Cenk, Aboubakar ve Hasic’in sakatlıklarına rağmen bu dakikaya kadar yarışta liderliği sürdürebilmek elbette kolay değildi.
Mensah ve Ljajic’ten yeteri kadar verim alamadığı için ofansif orta sahada başrolünü hep Atiba’ya veren ve son olarak Gökhan Töre’den santrafor verimi alan Sergen Yalçın şimdiden yılın teknik adamı olmuştur. İşin matematik tarafında çok zorlanmasının nedeni ise kadrodaki genişliğin yeteri kadar olmamasıdır.
Karagümrük ilk yarıda Beşiktaş’ın ayağa oynamasını engellemek için olağanüstü bir baskı yaptı. Özellikle top Ghezzal’e gelir gelmez başında üç dört oyuncu birden oluyordu. Bertolacci’nin 39’da attığı gol Beşiktaş’ı paniğe soktu mu? Evet! Fakat Welinton’un 41. dakikadaki top kaleye giderken o müthiş hamlesi, belki de şampiyonluğu getirecek.
Karşılaşmanın ikinci yarısında aslında şartlar Beşiktaş lehine gelişti. Ghezzal’in 54. dakikada attığı beraberlik golü Fenerbahçe - Sivasspor maçından gelen haberler Kartal’ı daha da umutlandırdı. Üstüne 77’de Zukanovic kırmızı kartla oyun dışı kalmıştı. Fakat 81. dakikada Borini’nin Karagümrük adına attığı ikinci gol, her şeyi ligin son haftasına taşıdı. Üstelik Galatasaray’ın kazandığı haftada Beşiktaş’ın işi çok mu kolay elbette değil. Fakat şampiyon olmak istiyorsan bu zor maçları kazanmak zorundasın.

Yazının devamı...

Keşke taraftar da olsaydı

2 Mayıs 2021

Çok zor maçlardır bunlar. Yanlış anlaşılmasın, oynanması değil yazması zordur. Golün dakikasını not alırsın daha noktayı koymadan ikincisi gelir! Bir kurgu yaparsın daha noktalı virgüle gelmeden, parmakların ünleme gider! Zordur böyle maçları yazmak. Akintola 2. dakikada kendi kalesine attığı için, yazıyı buna göre kurgularsın fakat Larin, 11, 14, 55 ve 65. dakikalarda attığı gollerle ‘başlığa beni al’ der.
Sergen Yalçın sanki bugünü biliyordu. Çaykur Rize maçından sonra “Cumartesi göreceğiz” demişti. Demişti ama ben böyle bir şey hiç görmedim. Bu kadar aç bir Beşiktaş’ı yıllardır izlememiştim. Lig tarihinde ilk yarıda ilk kez beş gol atan bir Beşiktaş seyretmeyi kimse beklemiyordu.
38’de gol atan N’Koudou’nun yerine giren Rıdvan, daha duasını bitirmeden 44’te golünü attı. Belki Beşiktaş için en anlamlı goldü. Vida sanki takım arkadaşını değil oğlunu öpüyordu! Rıdvan’a sarılan Atiba, Beşiktaş’a geldiğinde Rıdvan daha 12 yaşındaydı.
Hep söylendi; Beşiktaş’ın oyunu çoktan şampiyon olmuştu. Sadece işin matematik tarafı bekleniyor gibiydi. Ligin bitimine üç hafta kaldı. Matematik ‘beni bekle’ diyor ama taraftarın bekleyecek zamanı kalmadı. Sergen Yalçın çok mutlu ama şuna çok eminim. Böyle bir futbolun oynandığı sezonda, tribünlerde taraftarın olmasını çok isterdi. Hele dünkü maçı o statta kim izlemek istemezdi ki?
Son paragrafı Sergen Yalçın’a ayıralım. Tıpkı futbolculuğundaki gibi soğukkanlıydı. Bu kadar eksiğin olduğu bir dönemde sadece üst üste kazanılan puanlar değil oynanan oyun da ayakta alkışlandı. Galatasaray ile oynayacağı derbi öncesi, taraflı tarafsız herkesin favorisi haline geldi.

Yazının devamı...

Sergen Yalçın’ın eseri

29 Nisan 2021

Önce evinde Kayserispor’u iyi oyunla geçti, ardından Çaykur Rizespor deplasmanından eli boş dönmedi. Üstelik yine ortada iyi oyun vardı. Elbette bu haftalarda kazanılan puanlar önemli lakin Beşiktaş taraftarı gelecek adına umutlanmak istiyordu. İşte son iki maçta oynanan oyun, şampiyonluk adına umut veriyordu. Sadece kazanılan puanlar değil...

Golcüsü olmadan oynanan bu oyun sanki rakip savunmaların kafasını karıştırıyordu. Beşiktaş’ın ileri beşlisi maça öyle hızlı başladı ki, pozisyonlar peş peşe geliyordu. N’Koudou’nun 16. dakikada attığı gol değil de Ghezzal’in asisti daha çok konuşuluyordu. 76. dakikadaki golü ise tam duvara asılacak cinstendi.

Maçın ilk yarısında çok önemli fırsatlar bulmasına rağmen, maçın fişini çekemeyen Beşiktaş, Gökhan Töre’nin 57. dakikada attığı golden sonra rahat nefes alabilmişti. Hiç şüphesiz maça bu kadar iyi başladığınızda, rakip iyi oyun karşısında psikolojik olarak etkileniyor. Ama bulduğunuz fırsatları değerlendirmezseniz, Ankaragücü beraberliği gibi hüsran sonuçlar yaşayabilirsiniz. Belki de Ersin, 58’de Samudio’nun vuruşunda o kurtarışı yapmasa, maçın öyküsü çok daha farklı olabilirdi. İsmail’in 87’de ve Dokovic’in 89. dakikalarda attığı goller, akla yine ister istemez Ankaragücü beraberliğini getiriyordu.

Neticede Beşiktaş bu kritik virajı kayıpsız dönmeyi başardı. Bu kadar eksiğin olduğu yerde takımına son 2 maçta 6 puanı iyi oyunla getiren Sergen Yalçın’ı da ayrı bir yere koymak lazım.

Yazının devamı...