Kartal fişi erken çekti

12 Eylül 2021

Süper Lig’e verilen aradan sonra milli takımlardan gelen yorgun oyuncular nedeniyle, ilk maçlar aslında zor geçer. Larin ve Atiba bu nedenle kadroda yer almazken, sahada olanlar ise sanki ara verilmemiş bir Beşiktaş görüntüsü sergiledi. Elbette kağıt üzerinde Beşiktaş, Yeni Malatya karşısında favoriydi lakin maçın fişinin bu kadar erken çekileceğini kimse tahmin etmiyordu.
Batshuayi’nin 7. dakikada attığı gol ve hemen akabinde N’Koudou’nun 10. dakikada farkı ikiye çıkarmasından sonra, Yeni Malatyaspor’dan bu maçı çevirmesini beklemek çok büyük hayal olurdu. Evet konuk ekip elinden geleni sahaya yansıtmaya çalıştı fakat hala Barcelona standartında olan bir Pjanic, sadece maçın değil ligin de dengelerini bozacak gibi.
İkinci yarıya da golle başlayan Batshuayi sanırım kariyerinin en ilginç golünü attı. 52. dakikada atılan bu garip gol nedeniyle Batshuayi sevinmek yerine sanki bir şaşkınlık içerisindeydi. Kaleci Abdulsamed için ise şanssız bir andı elbette. Fakat Abdulsamed, Batshuayi’nin uzatmalarda çektiği sert şutunda ise çok başarılıydı.
Maçı burada bir kenara bırakacak olursak kazanılan üç puanın yanında önemli oyuncular sakatlıkları nedeniyle kenara gelmek zorunda kaldı. Vida, N’Koudou ve Alex’in sakatlıkları Borussia Dortmund maçı öncesinde Beşiktaş’ın en önemli sıkıntıları haline geldi. Ligde 10 puana ulaşan siyah-beyazlı takımın Şampiyonlar Ligi’ndeki performansı da çok merak ediliyor. Maça damga vuran isimler ise Alex Teixeira, Pjanic, Batshuayi ve Ghezzal oldu. Yani transfer Can ise sanki hocası Sergen Yalçın’ı utandırmayacak gibi.

Yazının devamı...

Sistem çöktü, dibe vurduk

8 Eylül 2021

İngiltere’den 8 gol yediğimiz dönemlerde bile bu kadar kötü bir savunma görmemiştik. Hollanda’nın daha 55. saniyede Klaassen ile bulduğu gol öncesinde, topu rastgele vuruşlarla uzaklaştırma hamlelerimiz maçın özeti gibiydi. Grubun ilk iki maçı olan Hollanda ve Norveç karşısındaki Türkiye’ye ne oldu kimse akıl sır erdiremiyor. Hadi 2020 Avrupa Şampiyonası’nda motive olamadık peki dün akşamki oyun neydi?
16. dakikada Depay skoru 2-0 yaptığında ‘tarihi fark mı geliyor’ dedik. Yine Depay 38’deki penaltı vuruşunu gole çevirdiğinde, ‘inşallah bir de kırmızı kart görmeyiz’ derken 44. dakikada Çağlar ikinci sarıdan kırmızıyla oyundan atıldı. ‘Yok yok... Bu çocuklar bu kadar kötü oyuncu değiller’ diyoruz kendi kendimize. Sistemde bir sorun var belli ki. Ne maç öncesi çalışılan analizleri görebiliyorduk ne de futbol adına bir hayat belirtisi. İkinci yarı da ilk yarının kopyası gibi. Kimi sokarsan sok oyuna fayda etmiyor. VAR bile yanımızda değil. Her golden sonra hakemin kulağına gelenleri sahadaki millilerimizle birlikte bekliyorduk.
54. dakikada Depay attığı golle farkı 4’e yükseltirken kendisi de hat-trick yapmış oluyordu. Tüm Türkiye ‘şu maç bir an önce bitsin’ diyordu. 80. dakikada Til’in golünden sonra, statta bulunan taraftarlarımız, evlerinin yolunu çoktan tutmuştu. Ancak Malen durmadı 90’da skoru 6-0 yaptı. Kabus gecesinde şeref sayımızı 90+2’de Cengiz Ünder attı. Şenol Güneş’in her maçtan sonra oyuncularına dediği gibi bu maçı istiyorduk ama gel de unut unutabilirsen.

Yazının devamı...

Böyle mi olacaktı!

2 Eylül 2021

Maç öncesi, “Milli Takımımız acaba EURO 2020’deki gibi mi oynar” endişesini hepimiz taşıdık içimizde. Fakat “Bizim Çocuklar” maça çok hızlı başladı. Hoş, Letonya karşısında da çok hızlı başlamışlardı ama dünkü tablo o maçtan farklı olur diye düşünüyorduk. Fakat yine olmadı. Yine öne geçtiğimiz bir maçta iki puan kaybettik. Oysa ki Cengiz Ünder’in 9. dakikada attığı golü ayakta alkışladık. Millilerin golden sonra Şenol Güneş’e gitmesini ise Avrupa Şampiyonası’na çekilen sünger gibi değerlendirdik.

Yusuf Yazıcı’nın 30. dakikadaki golünü ise ilk gole göre daha fazla alkışladık. Çünkü gol öncesindeki pas trafiği ve herkesin doğru zamanda doğru herde olmasındaki çabukluk, sadece bizim değil kenardaki Şenol Güneş’in de coşturdu. 40’da yediğimiz golde, golü atan Marusic’e daha fazla önlem almamanın cezasını o an değil maçın son dakikalarında ödedik. İkinci yarıda da tempomuz oyunun gerektiği yerlerinde yüksekti. İlk yarıya göre skor avantajı nedeniyle biraz daha kontrollü oynamaya çalıştık.

İkinci yarının tehlikeli anlarına bakacak olursak 63’te Cengiz’in şutu kaleci Mijatovic’te kaldı. 68. dakikada Djurdjevic’in şutu Kaan Ayhan araya girdi ve top kornere çıktı. Burak Yılmaz’ın 77. dakikada kullandığı serbest vuruş öncesi hepimiz sanki gol olacak gibi bekliyorduk fakat kaleci Mijatovic yine topu kontrol eden isim oldu.

İkinci yarının en net pozisyonu ise bizim açımızdan 90. dakikada yaşandı. Oyuna sonradan giren Kerem’in içeriye çıkardığı topa Burak son anda dokunmak istedi fakat meşin yuvarlak teğet geçti. 90+7’de Radunovic’in serbest vuruştan attığı gol gelir gelmez tribünler bir anda boşalmıştı, geriye hüzün kaldı.

Yazının devamı...

Kayıp daha büyük olabilirdi

22 Ağustos 2021

Maçın ilk yarısında ne geçen sezonki şampiyon Beşiktaş’tan izler vardı ne de futbol adına bizleri yerimizden zıplatacak pozisyonlar... Erol Bulut’un Gaziantep’i, top Beşiktaş’ta olduğu zaman tüm takımı topun arkasında tutmaya çalıştı. Ortaya çıkan beşli savunma görüntüsü, Beşiktaş’ın üçüncü bölge oyuncularının boş alan bulmasını engelliyordu. Uzaktan şutlarlarla bu duvarı yıkmak isteyen Beşiktaş’ta, Ghezzal’in 22. dakikadaki şutu Günay’da kaldı. Bu şut da ilk yarıda yazabileceğimiz tek dakika.
İkinci yarıya, Larin’i oyuna sokarak başlayan Sergen Yalçın, N’Koudou’yu kenara çekti. Bu değişiklik anından itibaren oyun Beşiktaş lehine gelişmeye başladı. Larin-Kenan ikilisinin arkasında Salih-Ghezzal ikilisinin savunma arkası pasları, Beşiktaş’ı ilk yarıdan daha farklı bir yere getirdi. 51. dakikada Ghezzal’in ortasında, arka direkteki Larin dokundu ama top Günay’da kaldı. 55. dakikada Rosier’in hiç bekletmeden kestiği topu, Larin ıskalamasa, o dakika tüm takım gol sevinci yaşıyor olacaktı. 66. dakikada Atiba’nın da değerlendiremediği pozisyon bir o kadar net pozisyondu.
Karşılaşmanın 71. dakikasında bir anda yere yığıldıktan sonra ambulansla hastaneye kaldırılan N’Sakala’nın bu durumu yürekleri ağızlara getirdi. Sahadaki futbolcuların gözü topta ama kulakları ambulanstan gelen ilk haberlerdeydi. 67’de Batshuayi, Gökhan ve Teixeira, Beşiktaş’ta aynı anda oyuna giren isimler oldu. Bu isimler de oyunun kaderini değiştiremedi. Üç puan kovalayan Beşiktaş aksine sahada üç puan bırakabilirdi. 90+3’te Jefferson topu ağlara atmak yerine auta gönderdi. 90+9’da Furkan’ın şutunu kurtaran Ersin ise sanki “ben birinci kaleciyim” der gibiydi. Ligin ikinci haftasında bir puan kazanan Beşiktaş, daha fazlasını da kaybedebilirdi.

Yazının devamı...

Hazır değil ama havalı

14 Ağustos 2021

Beşiktaş ligin ilk haftasında Çaykur Rizespor’u geçerek hanesine üç puan yazdırdı. Peki Beşiktaş hazır mı? Bence cevap net bir şekilde hayır! En önemli eksikliği ise 9 numara. Yani Aboubakar’ın yerini dolduracak kalitede bir golcü. Hazır 9 demişken, ilk 11’e baktığımızda kadrodaki 9 oyuncu, geçen sezonun şampiyon ekibinden. En önemli nokta işte burası. Son şampiyon, kadrosunu koruyarak yeni sezona başladı.
Hazır olmamasına ve 9 numara eksiğine rağmen Beşiktaş maçtaki ilk golünü 9. dakikada N’Koudou ile buldu. Kenan Karaman’ın inatla topu takip etmesi neticesinde gelişen atakta jeneriklik bir gol atan N’Koudou, takımın en hazır oyuncularından biri olduğunu gösterdi. Beşiktaş’ın eksik yanları yok muydu? Elbette vardı. Özellikle soldan rahatlıkla ceza sahasına giren Alper’e önlem alma konusunda ciddi sıkıntılar yaşandı. 6. dakikada Alper’in içeriye çıkardığı topu son anda N’Sakala kesti. 40. dakikadaki pozisyonda ise Ersin tehlikeyi önleyen isim oldu.
Beşiktaş ikinci yarıya da hızlı başladı. N’Koudou’nun 52. dakikadaki akıl dolu pasıyla buluşan Rosier, Atiba’ya çıkardı. Önünde sadece bir iğne deliği boşluk olan Atiba, işte topu o boşluktan ağlara gönderdi. Farkı ikiye çıkartan Beşiktaş, kalan dakikaları çok daha rahat oynadı. 54. dakikada Salih’in üst üste çektiği iki şuttan gol çıkmadı. 90+3’te kapanışı Cyle Larin yaptı.
Özetleyecek olursak, Beşiktaş oynadığı futbolla daha ilk haftadan taraftarına umut verdi.

Yazının devamı...

Bu veda bize yakışmadı

21 Haziran 2021

Elbette iki sene arayla böylesine büyük turnuvalara katılmıyoruz. Elbette her turnuvada kupaların favorisi olmuyoruz... Ve elbette ki futbolda dünya devi bir ülke değiliz. Fakat biz turnuvayı tek bir golle kapatacak kadar, turnuvanın en kötü dördüncüsü olacak kadar ve turnuvanın en kötü futbolunu oynayacak kadar da küçük bir ülke değiliz!
Seferovic’in attığı golün santrası yapılmadan önce Şenol Güneş kale arkasındaki dev ekranda golün tekrarını seyrederken aklıma geldi bu sözler. Hocanın o ekrana bakışını kelimelerle anlatmak çok zor ama aklından geçeni tahmin edebiliyordum. Keşke zamanı bir dakika geriye çevirebilse de o gole engel olabilseydi! Ama böylesine imkansız bir mucizeyi Allah ona verseydi, Şenol Güneş zamanı birinci gol öncesine değil bence Antalya kampına kadar çekmek isterdi.
Baştan bakmak lazım... Yanlış giden neydi acaba? Çok mu erken toplandık? Çok mu havaya girdik? Çok mu yoğun antrenman yaptık? Çok mu yanlış analizler yaptık? Tüm bunların cevabını bulmak isterdi Güneş. 62’de İrfan Can’ın attığı gol bizi o kadar umutlandırmıştı ki, Shaqiri’nin 26’daki golüne kadar arkamda, “Türkiye, Türkiye” diye bağıran Azerbaycan Türk’ü çocuk yine bağırmaya başlamıştı. Hem de yürekten bağırıyordu. Ta ki Shaqiri 68’de farkı üçe çıkarana kadar... Bakü Olimpiyat Stadı’nın tribünleri de tıpkı o küçük çocuk gibi sessizliğe bürünmüştü. Tıpkı benim gibi. Tıpkı senin gibi. Tıpkı tüm Türkiye gibi.
Fakat sahadakilerin ve kenar yönetiminin bu kadar sessiz kalmaması gerekiyordu. Onlardan beklediğimiz, bu sessizliği bozacak ve içlerindeki isyanı sahaya yansıtacak bir oyundu. Onlardan beklediğimiz, bir refleksti. Onlardan beklediğimiz aslında çok şey değildi. Bu veda bize yakışmadı, böyle bitmemeliydi.

Yazının devamı...